Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün

Zehiri baldan tatlı

İzmir’de 3 bin civarında arı yetiştirici olmasına rağmen kilogramı 500 bin TL’ye satılan arı zehrinin üretimi yapılmıyor neredeyse hiç yapılmaması büyük bir gelir kaybına neden oluyor

Zehiri baldan tatlı

YENİGÜN İzmir'de 3 bin arı yetiştiricisi olmasına rağmen, kilogramı 500 bin TL olan arı zehiri üretimi yok denecek kadar az. İzmir İli Arıcılar Birliği Başkan Hüseyin Şengül, bir an önce üzerinde durulması gereken bir konu olduğunu ve kendisinin bu yıl bir kaç arkadaşı ile üretime başlayacağını ifade etti. 

Bilim insanlarına göre, soylarının tükenmesi halinde insanların yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalacağı belirtilen bal arılarının en bilinen ürünü mucizevi bal. Onun dışında bal mumu, polen, propolis, arı sütü ve arı zehiri bulunuyor. Bunların arasında en değerli ve en bilinmeyenlerinden biri ise  500'e yakın hastalığı tedavi ettiği bilinen arı zehiri yer alıyor. 


ZEHİRDEN MİRAS BIRAKIYOR
Son yıllarda özellikle yaygınlaştırılması gerektiği düşünülen ve piyasa değeri ortalama 500 bin TL'yi bulan bu son mucize 'arı zehiri'. Türkiye'de bu alanda üretim sayıs bir elin parmağını geçmese de elde edilen kar oranı bal ve arı sütü ile kıyaslanmayacak oranda yüksek. Üreticiye devasa bir kar oranı sağlıyor. 
Arıların ölümden hemen önce bıraktıkları son ürün olan zehir, insanlağa bıraktığı en büyük hazine şeklinde yorumlanırken, İzmir İli Arıcılar Birliği Başkanı Hüseyin Şengül, bu ürün üzerinde ciddi şekilde yoğunlaşılması gerektiğini kaydetti. Birlik Başkanı Şengül, "Arı zehrinin bu kadar pahalı olmasının başlıca nedenlerinden biri yok denecek kadar az olması ve bu haliyle de ilaç sanayinde fazla ihtiyaç duyulmasıdır. Çünkü bu zehir, arının ölmeden  önce bıraktığı son sıvıdır. Zehrini bırakan arıların yüzde 80'i ölüyor. Tıpkı insanları soktuklarında öldükleri gibi" dedi.
Nisan ve mayıs aylarında elde edilen arı zehrinin kilosunun yaklaşık 500 bin TL olduğunu vurgulayan ve İzmir Birliği larak bu konuya bu yıl eğileceklerini ifade eden Şengül, ilk etapta  5-10 üyenin bu konuda deneme üretimine başlayacağını bildirdi. Geçtiğimiz yıl  Ege Ünivesitesi'nin bu konuda üyelere yönelik kısa süreli bir eğitim çalışması yaptığını hatırlatan Şengül, "İzmir'de konuyla ilgili tüm kurumların arı zehrinin nasıl üretilir, üretilirken nelere dikkat edilir, gibi konular üzerinde her yönüyde durmalı. Piyasa değeri ve kar marjı,  bal ve arı sütü ile kıyaslanamayacak oranda yüksek" diye konuştu. 


"ÜRETİME ÖNCÜLÜK" 
Bahar aylarında üretime başlayacaklarını kaydeden Şengül, "Ben ve bir kaç arkadaşım üretime başlamayı planlıyoruz. Ömrünün doğal seyrini tamamlayan bu arılar son olarak bu kadar değerli bir ürün bırakıyor. Biz bunu mutlaka bilinçli bir şekilde toplayarak örnek olmalıyız. Sadece İzmir'de 3 bin arıcı var ancak arı zehri üretimi yok denecek kadar az. Üretim gramlar ile ifade ediliyor. Kilograma ulaşmıyor.  Türkiye'de bile toplasan bir kaç kiloyu geçmez" dedi.
Türkiye Mimar ve Mühendisleri Odaları Birliği(TMMOB)'a bağlı Kimya Mühendisleri Ege Bölge Başkanı Fatma Mehlika Koç, uzmanların kaynaklarından edindiği bilgilere göre arı zehiri, dişi arıların karın bölgesindeki iğneyi savunma amaçlı kullandıkları sırada bıraktığı maddedir. Apitoksin olarak da bilinen arı zehri; arının karın boşluğunda yer alan zehir bezlerinde üretilen ve biyolojik etkisi bulunan bir madde olduğunu kaydetti.
Meliha Koç, "Arı zehirinin bileşiminde 18 farklı biyoaktif molekül yer alır. Bunların büyük kısmını bilinen en güçlü antienflamatuar aktiflerden olan melittin oluşturmaktadır. Yapısında ayrıca apamin, MCD-peptidi, histamin, hyaluronidaz, fosfolipaz-A2 gibi bileşenler de bulunur" dedi.


BİR ÇOK HASTALIĞIN İLACI
Uzun yıllar boyunca Avrupa’da; eklem rahatsızlıkları ve romatizmal hastalıklar ile gribal enfeksiyonlar ve ortopedik hastalıklara karşı iltihap kurutucu ve analjezik (ağrı kesici) olarak arı zehri kullanıldığını belirten Oda Başkanı Mehlika Koç, "Günümüzde, Amerikan Apiterapi Birliği tarafından arı zehrinin; mafsal iltihabı (arterit), doku sertleşmesi, deri veremi, yaşlılarda görülen deri sertleşmesi, kronik yorgunluk sendromu, yara izi, deri kanseri, egzema gibi hastalıkların tedavisinde kullanılabileceği bildirilmiştir. Bu rahatsızlıkların dışında epilepsi, birçok artrit çeşidi, bazı kanser çeşitleri, boğaz enfeksiyonları, migren, kolesterol, sinüzit, ülser ve astım gibi hastalıkların tedavisinde de arı zehrinin kullanılabileceği bildirilmiştir" şeklinde belirtti.


KOZMETİK ALANINDA KULLANILIYOR
Koç, "Kozmetik amaçlı olarak ise ciltteki kırışıklıkları gidermek için kullanılmaktadır. Bu amaçla yapılan çalışmalarda arı zehrinin yüz kırışıklıkları üzerine etkisi araştırılmış; çalışmanın 8. haftasından itibaren belirgin bir şekilde kırışıklıklar üzerinde olumlu etkisinin görülmeye başlandığı bildirilmiştir" dedi.


"BAZI KANSER TÜRLERİNDE KULLANILIYOR"
Başkan Koç, arı zehrinin uzun yıllar, Avrupa’da; eklem rahatsızlıkları ve romatizmal hastalıklar ile gribal enfeksiyonlar ve ortopedik hastalıklara karşı iltihap kurutucu ve analjezik (ağrı kesici) olarak arı zehri kullanıldığına dikkat çekerek "Bu rahatsızlıkların dışında epilepsi, birçok artrit çeşidi, bazı kanser çeşitleri, boğaz enfeksiyonları, migren, kolesterol, sinüzit, ülser ve astım gibi hastalıkların tedavisinde de arı zehrinin kullanılabileceği bildirilmiştir" ifadelerini kullandı.


ÜRETİM ARTMALI ALERJİYE DİKKAT EDİLMELİ
Arıcılıkta üretim çeşitliliği ve bu ürünlerin kaliteli üretimleri hem üretici hem de tüketici yönünden önemli olacağına değinen Başkan Koç, Apiterapi ürünlerinden olan arı zehiri uygulamaları Sağlık Bakanlığının izni ile kurulan apiterapi merkezlerinde yapıldığını kaydederek "Arı zehiri ile herhangi bir tedaviye başlamadan önce mutlaka arı zehiri alerji testi yaptırılmalıdır. Apiterapide kullanılacak olan ürünün dozu, kullanım yolu ve tedavi süresi canlıya göre değişir. İçermiş olduğu çok sayıdaki ve değişik etkideki aktif maddeler sebebiyle; arı zehrinin, son derece etkili alternatif bir tedavi seçeneği oluşturduğu kabul edilir. Konu bu yönüyle de değerlendirildiğinde, arı zehrine yönelik çalışmaların daha da artırılması gerekir"
İzmir Eczacılar Odası Başkanı Tuncay Sayılkan, eczacılar odasında bu yönde somut bir bilgi olmadığını kaydetti.

Mehmet Emin AL

 

Next page

Gazete Yenigün