Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Tarımda sömürge düzeni…

15 Temmuz 2016 Cuma 00:00 Güncelleme : 15 Temmuz 2016 Cuma 00:00

Artık şu iyice bilinmektedir ki; geleceğin savaşları, tıpkı tarihte tuz savaşlarında yaşandığı gibi, başta içme ve kullanma suyu olmak üzere, gıda ve enerji kaynaklarının ele geçirilme isteğine bağlı olarak ortaya çıkacak…

Bugün de olduğu gibi gelecekte dünyanın en güçlü ülkeleri, bu kaynakları elinin altında bulunduran ülkeler olacak.

İşte bu nedenle, günümüzde sayıları 41’i bulan güçlü ülke; uzunca bir süreden beri başta Afrika olmak üzere dünyanın birçok yerinde atıl haldeki tarım topraklarını ya satın alarak ya da kiralayarak ele geçirmekte ve bu ülkelerde tarımsal faaliyetler gerçekleştirmekte.

Peki, sözde tarım ülkesi olan biz ne yapıyoruz?

Uzun yıllardır, tarım topraklarının büyük bölümünü işlemeyip atıl halde bulunduruyor, üçte ikisini halen sulayamıyor, bin bir emekle ürettiğimiz tarım ürünlerini iyi koşullarda muhafaza edemiyor, iyi değerlendiremiyor, ürünlerimize katma değer kazandıramıyor, tarımsal ürün ihracatımızı istenen seviyede arttıramıyor, üretmek yerine ithal etmeyi tercih ediyoruz.

Bir zamanların hayvancılık ülkesi olan bizler; halen canlı hayvan, yem ham maddesi, et ve daha birçok tarım ürünü ithal ediyoruz…

Ülke nüfusumuz, son 25 yılda %39,4 artarken, tarım topraklarımız %14 azalarak, 27 milyon 856 bin hektardan, 23 milyon 949 bin hektara geriledi…

Hâlbuki artan nüfusumuzu beslemek ve tarımsal ihracat rakamlarımızı daha üst seviyelere çıkarmak dolayısıyla, GSYH içindeki tarımsal hasıla miktarımızı kat be kat arttırmak için, kendi tarım topraklarımızı, ulusal ve uluslararası şirketlere rant uğruna peş keş çekeceğimize, son yıllarda ekip biçmediğimiz 3 milyon 907 bin hektar tarıma elverişli o güzelim topraklarımızda, çiftçilerimizin tarımsal faaliyet yapmalarını pek ala sağlayabiliriz...

Yeter ki bunu isteyelim.

İstemek için tarıma her zamankinden daha çok önem vermek lazım.

Ama nerede…

Tarımın ne denli önemli bir stratejik sektör olduğunun halen farkına varmayan iktidarlar, ülkemizde tarımı işte bu noktaya getirdi…

Üreten değil, tüketen bir toplum olduk…

Tarımın dilini, çiftçinin derdini ve bu dertlere çözüm önerilerini doğru dürüst bilmeyen, bilenleri de, adam yerine koyup meclislere taşımayan iktidar ve muhalefet partileri, sözüm ona çiftçiyi meclislerde temsil etmekte…  

Eğer bu ülkede başta iktidarlar olmak üzere, tüm muhalefet partileri, tarıma gereken önemi verselerdi, bugün bu millet; tüm tarım ürünlerini, hem üreticiyi hem de vatandaşı mağdur etmeyecek şekilde olabildiğince ucuza tüketebilecek, tarımsal hasıla miktarımız, şu anki gibi 56 milyar dolar değil, bunun en az üç katı kadar olacaktı…

Ama öyle mi?..

Bakınız, bugün gelişmiş ülkeler, başka ülkelerin tarım topraklarını kiralayarak ya da satın alarak, o ülkelerde tarımsal faaliyetlerde bulunmakta.

Bu gelişmiş ülkelerin başka ülkelerde yaptıkları tarımsal faaliyet, dünya genelinde 227 milyon hektarlık alanı kapsamakta.

Yani bu zengin ülkeler; yoksul ülke topraklarını, kiralama ya da satın alma yoluyla, düpedüz sömürmekte…

Zengin ülkeler; bu sayede daha çok para kazanmakta, sömürdükleri ülkelerin topraklarında, verimi arttırmak için yoğun miktarda gübre ve zirai ilaç kullanarak, o ülkelerde çevre kirliliğini had safhaya çıkartmakta, o ülkelerin işgücü ve enerji kaynaklarını en düşük maliyette kullanarak, sömürgecilikte adeta zirve yapmakta…

İşte dünya böyle bir düzene doğru hızlı adımlarla gitmekte…

Biz ise kendi topraklarımızı bile ekip biçemiyoruz...

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün