Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Tarımda geldiğimiz nokta…

14 Haziran 2019 Cuma 07:00 Güncelleme : 14 Haziran 2019 Cuma 07:00

Tarımda geldiğimiz noktanın ne olduğunu anlamak için rakamlara göz atmamız yeterli…
TUİK’ in 2018 yılı verilerine baktığımızda, ülkemizin çayır ve mera alanları hariç tarım alanları toplamının, 231 milyon 999 bin 458 dekar olduğunu görmekteyiz.
Bundan on yıl önce yani 2008 yılında ise bu rakam, 245 milyon 052 bin 225 dekar idi…
Demek ki son 10 yıl içinde ülkemizde 13 milyon 52 bin 767 dekar alan tarım dışı kaldı. Yani tarım topraklarımız ülke genelinde % 5.32 oranında azaldı…
10 yıl önce ülkemiz tarım alanlarının 164 milyon 602 bin 571 dekarında tahıllar ve diğer bitkisel ürünler ekilirken, şu an bu rakam 154 milyon 359 bin 791 dekara düşmüş durumda…
Demek ki tahıl ve diğer bitkisel ürünlerin ekildiği alanlarımız son on yıl içinde, 10 milyon 242 bin 780 dekar azalmış…
Gelelim sebze ekilen alanlarımıza…
Bundan on yıl önce ülkemizde 8 milyon 357 bin 953 dekar alanda sebze ekilirken, şu an itibariyle 7 milyon 836 bin 320 dekar alanda sebze ekimi yapılmakta…
Görüleceği üzere sebze ekimi yapılan bahçelerimiz, son on yılda 521 bin 633 dekar azalmış…
Şimdi de bu rakamları yaşadığımız şehir olan İzmir özelinde ele alalım…
İzmir’de şu an itibariyle tarım alanları toplamı, yine TUİK verilerine göre, 3 milyon 241 bin 526 dekar.
Bunun 1 milyon 480 bin 832 dekarı meyve ve baharat bitkileri alanı…  
1 milyon 333 bin 619 dekarı tahıllar ve diğer bitkisel ürünler alanı, 379 bin 558 dekarı ise sebze bahçeleri alanı…
Peki, on yıl önce İzmir’de bu durum neydi?
On yıl önce İzmir’in tarım alanları toplamı 3 milyon 461 bin 723 dekar idi…
Demek ki İzmir’de tarım alanları, son on yıl içinde 220 bin 197 dekar azaldı… Yani İzmir’de tarım topraklarımız, son on yıl içinde % 6.36 oranında azaldı…
Aynı şekilde sebze ekim alanları son on yıl içinde 39 bin 70 dekar azaldı… Tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerin alanları ise 1 milyon 608 bin 44 dekar iken, 274 bin 425 dekar azalarak şu an ki rakama düştü…
Tüm bunların temelinde yatan tek bir gerçek var…
O da tarımın bu ülkede gelmiş geçmiş tüm iktidarlar tarafından bir devlet politikası olarak değil, hükümet politikası olarak ele alınması…
Velhasıl tarıma bugüne kadar gelmiş geçmiş tüm iktidarlar ve muhalefet partilerinin, gereken önemi ne yazık ki hiç ama hiç vermemesi…
Hâlbuki hangi hükümet gelirse gelsin tarım politikamızın asla değişmemesi gerekir…
İşin en ilginç yanı, tarımla ilgili yürürlükteki yasaya bile uygun hareket edilmemesi…
Çiftçinin tüm üretim girdilerine adeta otomatiğe bağlanmış zamlar gelirken, çiftçiye tarım kanunu gereği bugüne kadar verilmesi gereken desteğin yarısı bile verilmezken,  çiftçi alın terinin karşılığını alamazken, çiftçi kalkıp nasıl üretim yapsın?
Tarımda kooperatifleşmenin ne kadar önemli olduğunun halen farkında olmayan bir ülkeyiz…
Tarımda yaşanan sorunun çözümü için üretimi artıracağımıza, üretim girdilerine gelen zamlara son vereceğimize ve çiftçimizi yasanın emrettiği oranda yani her yıl Gayri Safi Yurtiçi Hasılanın en az % 1’i oranında destekleyeceğimize,  tüm bunları yapmayıp çözümü her ne hikmetse hep ithalatta arıyoruz…
Velhasıl, tarımın bu ülke için ne kadar önemli bir sektör olduğunu halen anlamış değiliz…
Üretimin olmadığı yerde ne artar? Tabi ki fiyatlar ve akabinde ithalat artar…
Sonuçta olan üreticiye, tüketiciye velhasıl ülkeye olur…
Siz üretmez ve bunu yapacak olan çiftçiye gereken desteği vermezseniz, vatandaş elbet kuru soğana da, patatese de muhtaç olur…
Tüm dünya ülkeleri tarımı en stratejik sektör olarak görüp, topraklarını koruyup çiftçisine gereken önemi verirken, biz tam aksini yapıyoruz…
İşte tarımda geldiğimiz nokta özetle bu…

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün