Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Tarıma bakış açımız…

1 Nisan 2016 Cuma 00:00 Güncelleme : 1 Nisan 2016 Cuma 00:00

Tüm dünya ülkeleri, tarımın önemini kavramış ve politikalarını bu doğrultuda belirlerken, biz yıllardır, tarım topraklarımızı ranta teslim ederek kendi çiftçimiz değil, başka ülke çiftçilerini zengin ediyoruz.

Peki, bu işin sorumlusu kim?

Kim olacak!.. Sözüm ona tarım politikalarımızı belirleyen ve hayata geçiren iktidarlar.

Hâlbuki bir devlet politikası olması gereken tarım politikamız, ne yazık ki bugüne kadar başa geçen iktidarların uyguladığı politikalar yüzünden yazboz tahtasına döndü…

Ülkemizde hayvancılık öldü, tarım öldü diyoruz...

Bakınız, hayvancılığın en ucuz yem ham maddesi olan çayır ve meralarımız, 1950 yılında 50 milyon hektar iken, 1970'de 22 milyona, 2015 yılında ise 14 milyon hektara kadar indi…

Peki, neden?

Nedeni gayet basit…

Tarımın önemli olmadığına inanan, köylünün elinden bu arazileri alacaksın, imara açacaksın diyen bir takım kesimler ve bu anlayışa çanak tutan iktidarlar, bu işin esas sorumlusu.

Ve bu iktidarlar; köyleri yıllardır, bir tarım merkezi olarak değil, orada oturan yaşlılarımızı ve ailelerini, sağladıkları sosyal desteklerle oy potansiyeli olarak görmeye devam etmekte ve sonra kalkıp, geçinemediği için şehre göçen gençleri, köylerine dönmeye çağırmakta…

Çiftçimiz ne yazık ki korumasız… Onu koruyacak olan kooperatifleşme ise sektörümüzde maalesef yaygın ve etkin değil.

İyi ki Tire Süt Kooperatifi gibi işini en iyi bilen, üyesinin hak ve menfaatlerini koruyan, doğru politikalar üretip uygulayan ve bunu her ortamda dile getiren ve hayata geçmesini sağlama adına olağanüstü gayret sarf eden bir kooperatifimiz var…

Tire Süt Kooperatifi Başkanı Sayın Mahmut Eskiyörük’ün sıkça dediği gibi, “Bizi tüm dünya anladı, ama kendi yetkililerimiz bir türlü anlamadı.” sözü ne kadar anlamlı…

Bakınız, ülke olarak elimizde halen 700 bin ton fazla patatesimiz var ve biz ülke olarak bu ürünümüzü bir türlü pazarlayamıyoruz…

Tarım ve gıda sektöründe israf, almış başını gidiyor.

Ülkemiz genelinde halen kullanılmayan 4 milyon hektardan fazla tarım alanı var.

Tarım topraklarımızın büyük kısmı sulanamıyor ve teknolojiyle buluşamıyor.

Sadece Güneydoğu Anadolu Bölgemizde yani GAP’ta 18 milyon dönüm arazinin ancak 4,1 milyon dönümü sulanabilmekte…

Hâlbuki bu arazilerin tamamı sulansa, tarımsal hasılamız en az ikiye katlanacak.

Sözüm ona GAP, 2010 yılında bitecekti…

İktidarlar ne yapıp edip şu GAP’ı bir bitirebilse, en az 4 milyon insana iş imkânı doğacak.

Hep diyoruz ya, tarım en büyük istihdam kaynağı diye…

Bu örnekler o kadar çok ki hangisini yazayım…

Bakınız, Tarım Kanunu gereği; tarıma her yıl, gayri safi yurt içi hasılamızın en az %1’i, destek olarak verilecekken, yarısı bile verilmiyor.

Çiftçi ve kamu ele ele olacak deniliyor, kamu adına çiftçi ile sürekli bir arada olacak olan ziraat, su ürünleri ve gıda mühendisleri ile veteriner hekimlerimiz, Bakanlık tarafından halen yeterli sayıda istihdam edilmiyor.

Doğru tarım politikaları uygulandığı takdirde, tarımsal hasıla miktarımızın kat ve kat artacağı gerçeği bir türlü görülmüyor.

Bugün Konya ilimiz kadar Hollanda bile bizim bir yıllık tarımsal hasıla miktarımızın iki katı kadar tarımsal ürün ihraç ederken, biz oturup seyrediyoruz.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa kurbanlık hayvan ve saman ithal eder hale geldik..

Artık bu yanlışlara bir son vermek gerek.

Gelinen noktaya baktığımızda, yıllardır uyguladığımız yanlış tarım politikaları yüzünden, kendi çiftçimizi değil, elin çiftçisini zengin ediyoruz.

Peki, bu mudur doğru politika!

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün