Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Kozak yaylası gerçeği…

23 Temmuz 2016 Cumartesi 00:00 Güncelleme : 23 Temmuz 2016 Cumartesi 00:00

Bergama Kozak yaylasında yaklaşık 10 milyon civarındaki çam fıstığı ağaçlarındaki kurumalar ve buna bağlı olarak çam fıstığı içi üretimindeki düşüşler, bölgede geçimini çam fıstığından sağlayan köylülerimizi uzunca bir zamandır mağdur etmekte…

Bu konu ile ilgili olarak, İzmir İl Genel Meclisi Tarım ve Hayvancılık Komisyonu ile Çevre ve Sağlık Komisyonu, 2011 yılı Nisan ayında bölgede detaylı bir inceleme yapmıştı.

Yapılan incelemede; bölgedeki bu sorunun, 2009 yılı Ağustos ayında başladığı ve konu hakkında Ege Orman Araştırma Müdürlüğü ile E.Ü. Ziraat Fakültesi uzmanlarının, 2010 ve 2011 yıllarında, bölgedeki çam ağaçlarında incelemeler yaptığı ve kuruma nedenlerinin tespiti için ağaçlardan numuneler alındığı tespit edildi.

Bölge halkı ile yapılan görüşmelerde; çam fıstığı ağaçlarında meydana gelen kurumaların, güneyden esen şiddetli rüzgârlardan ve akabinde gelen yağışlardan sonra ortaya çıktığı belirtildi.

İncelemelerde; bölgede çok sayıda granit taş ocağının işletildiği ve bu işletmelerde taş çıkartılması sırasında dinamit patlatıldığı, patlayıcı olarak çok sayıda kimyasal madde kullanıldığı ve ayrıca taşların kesimi ve işlenmesi sırasında da yoğun toz ve radyoaktif radon gazı çıktığı bilgisi alındı.

Ege Orman Araştırma Müdürlüğü’nün, bölgedeki çam fıstığı ağaçlarından aldığı ibre numunelerinde yapılan analizler sonucunda; ibrelerdeki toplam kükürt değerlerinin, 1514 ppm, klor değerlerinin ise 7000 ppm gibi yüksek değerler olduğu tespit edildi.

Ağaçlarda tespit edilen yüksek orandaki kükürt ve klorun; havanın rutubeti ile birleştiğinde, sülfürik asit ve hidroklorik asit oluşturduğu ve oluşan bu asitlerin, çamfıstığı ağaçlarında kurumaların esas nedeni olabileceği sonucuna varıldı.

Sahada yapılan gözlem ve incelemeler ile kuruyan ağaçlardaki ibrelerde yapılan analiz sonuçları birlikte değerlendirdiğinde; kurumalar üzerinde “havadaki kirlik unsurlarının” etkili olduğu, etkili rüzgâr yönleri dikkate alındığında kirletici kaynakların, başta Aliağa Sanayi Bölgesindeki petrokimya tesisleri olmak üzere, demir çelik tesisleri ile havza içinde yer alan çok sayıdaki granit taşı işleyen maden ocakları olabileceği kanaatine varıldı.

Havzadaki köy muhtarları ve vatandaşlarla yapılan görüşmeler sırasında, 2009 yılından itibaren; asmalarda, domateslerde, ahlat yani yabani armut ağaçlarında ve bölgedeki kızıl çam ağaçlarında da tıpkı çam ağaçlarındaki gibi kurumaların görüldüğünü açıklamaları yapıldı.

Köylüler; ağaç başına 50 ile 100 adet arasında çam kozalağı toplanırken, iki yıldır ağaçlardan hiç kozalak alınmadığı dolayısıyla fıstık ağaçlarından para kazanamadıklarını ifade ettiler.

İncelemeler sırasında; bölgede 1000 – 1500 ton arasında çamfıstığı içi üretimi yapıldığı ve kilosu o tarihlerde 50 - 55 TL arasında satılan bu ürünün, bölge ekonomisine dolayısıyla İzmir’e, 50 – 82,5 milyon TL arasında bir kazanç sağladığı ve bu kazançtan, bölgedeki 17 köyde yaşayan vatandaşlarımızın yararlandığı tespit edildi.

Aradan 5 yıl geçti, şimdi de CHP İzmir Milletvekili Sayın Mustafa Balbay, konuyu TBMM gündemine taşıdı.

Sayın Balbay; keşke bu konu ile ilgili olarak, işin esas sorumlusu Orman ve Su İşleri Bakanı ile Çevre ve Şehircilik Bakanı’ndan da cevaplamaları için meclise bir önerge verseydi…

Zira başta Aliağa olmak üzere bölgedeki tüm sanayi tesislerindeki bacalardan çevreye yayılan gazlar, Çevre ve Şehircilik Bakanı tarafından sıkı bir şekilde kontrol edilmedikçe, bu sorun bölgede daha çok devam eder.

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün