Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Gıdada fiyat karmaşası

4 Mart 2016 Cuma 00:00 Güncelleme : 4 Mart 2016 Cuma 00:00

Son birkaç aydır, ülkenin gündemini meşgul eden konulardan biri de; halkımızın temel gıdası olan ekmekte fiyat konusu…

250 gram ekmeğin gerçek fiyatı acaba neydi derken, gündemi bir anda etteki tavan fiyat konusu meşgul etmeye başladı.

Gıda sektöründe yaklaşık 40 yıldır çalışan ve uzunca zamandır özellikle ekmekte maliyet çalışmaları yapan kişi olarak yapılan açıklamaları okuyunca şaşkınlığım daha da bir arttı.

Bir fırında ekmeğin hangi aşamalardan geçerek yapıldığını bilmeyen, ülkemiz genelinde sayıları 30 bin civarında olan fırıncı esnaf ve sanatkârlarımızın sorunlarından habersiz kişilerin yaptığı aslı astarı olmayan açıklamalar, herkesin kafasını karıştırdı.

 

Ekmeğin; sadece un, su, tuz ve mayanın kazanda karıştırılması ve sonra pişirilmesi ile elde edildiğini zanneden bu zatı-ı muhteremler; una, mayaya, suya, elektriğe, akaryakıta ve işçiliğe gelen zamları bilmeden konuşmakta…

İşin asıl ilginç olanı, bu zat-ı muhteremler; ekmek maliyet hesabının, örneğin İzmir’de, alınan bir mahkeme kararıyla yapıldığından bile haberi yok…

Ortaya attıkları maliyet hesabı ise; tünel tipi bir fırında, günde yüz binden fazla ekmek üreten, unu, mayayı, akaryakıtı büyük miktarlarda toptan alan, çalıştırdığı işçisi belediyenin elemanı olan, belediyenin suyunu, elektriğini, akaryakıtını kullanan velhasıl belediyenin tüm imkânları ile ekmek üreten bir büyükşehir belediyesine ait.

Halkın taze ekmek talebinin karşılanması için bakkala, bayiye neredeyse günde en az 3 defa ekmek servisi yapıldığını, ekmeğin gerek üretim, gerekse dağıtımı için kullanılan akaryakıta adeta otomatiğe bağlanmış zamların yapıldığını, doğalgaz ve elektriğe ha bire zammın geldiğini bu insanlar bilmiyor mu?

Günde 15 çuval un işleyen bir fırında; hamurkâr, pişirici, tezgâhtar, şoför, temizlikçi, yardımcı ve vasıfsız olmak üzere 9 kişinin çalıştığını, bu kişilerin ücretleri ile diğer giderlerinin ne olduğunu, fırının kira ve bina vergisi ile makinelerinin bakım ve onarım giderlerini, amortisman değerlerini ve imalatçı karı ile bayi karının ne olduğunu bilmeden, kalkıp 250 gram ekmek şu fiyata satılması lazım demek açıkçası boş konuşmak demek…

 

Aynı şekilde, kasabın; bir kilo karkas ete 24 TL ödediğini, elektrik ve su giderlerini, kirasını, işçi ücretini, SGK Primini, KDV’yi, diğer işletme giderlerini ve de kar marjını dikkate almadan, kalkıp tavan fiyat, kıyma da 32 TL, Kuşbaşı ette 34 TL olacak denilmesi sizce hangi akla, mantığa sığmakta!

Devlete ait Et ve Süt Kurumu bile, dana kıymanın kilosunu 25 lira 75 kuruştan, dana kuşbaşının kilosunu 29 lira 40 kuruştan satarken, kasap esnafımıza kalkıp, siz bir iki yıl sabredin eti 15 TL den satın, milletin alkışını alın denilmesi ise işin tam da traji komik yanı…

Anlaşılan tüm kasaplarımız; dükkân kirasını, işçilik ücretlerini, vergisini velhasıl tüm masraflarını para ile değil, alkış ile ödeyecek…

Siz önce; şu son 13 yılda yerle bir ettiğiniz tarımı bir kalkındırın, hayvancılığı geliştirin, et üretimini bir arttırın ve de fiyat artışına neden olan aracıları sistemden bir kaldırın, ondan sonra kalkıp fiyat işini konuşun.

Bir Avrupalı yılda kişi başına 77 Kg dan fazla et tüketirken, benim vatandaşım ne yazık ki 33 Kg dan az et tüketmekte…

Halkın gereği gibi beslenmesini sağlamakla yükümlü olan iktidarlar, eğer bugüne kadar doğru dürüst bir tarım politikası uygulasaydı, şimdi biz bunları konuşmazdık.

Gelinen noktaya baktığımızda ne yazık ki, kendi kendini bile besleyemeyen bir ülke olduk…

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün