Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Gıda güvencemiz ne durumda?

10 Ocak 2018 Çarşamba 10:15 Güncelleme : 10 Ocak 2018 Çarşamba 10:15

Gıda güvencemiz ne durumda?

Ülkelerin kendi vatandaşlarını yeterli miktarda, güvenilir, uygun fiyatta ve sürdürülebilir şekilde besleyecek gıda stokuna sahip olması diye tanımladığımız gıda güvencesi, tüm ülkeler gibi bizimde vazgeçilmez gündemimiz.

1970’li yıllarda yaşanan gıda krizlerinin hemen ardından bir kavram olarak ortaya çıkan gıda güvencesi; çevre felaketlerin artması, tarım alanlarının yanlış kullanımı, iklim değişiklikleri vs. nedenler yüzünden önemi her geçen gün daha da artan bir konu. Zira tüm dünyada her gün; yaklaşık 1 milyar kişi gece yatağına aç girerken, yıllık ekonomik yükü 750 milyar doları bulan 1,3 milyon ton gıda ne yazık ki israf edilmekte…
Gıdaya erişim ve beslenme, tabii ki her insan için vazgeçilmez en temel hak. Her insan, gerektiğinde yeterli miktarda ve kalitede, tüm ihtiyaçlarını karşılayacak, inanç ve kültürüne uygun, sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilme hakkına sahip. Ancak bunun mümkün olmadığını bize uluslararası kuruluşların hazırladığı raporlar göstermekte…
Dünya genelinde yaşanan sosyal eşitsizlik, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki yetersiz işbirliği, küresel gıda güvencesizliği sorununa kalıcı çözüm konusunda ciddi bir engel.
Dünyanın pek çok ülkesi, gıda güvencesinin sağlanması konusunu ulusal güvenlik programlarına dâhil etmesine rağmen, bu önemli soruna çözüm konusunda ülkemiz halen yeterli adım atmış değil…
Çünkü bu sorunun temelinde yatan tarım sektörüne verilmesi gereken önemin bir türlü verilmemesi, ülke olarak halen en önemli konularımızın başında gelmekte. Birçok tarım ürününü üretmeyen, eti, samanı, canlı hayvanı ve birçok tarım ürünü ve gıdayı ithal eden dolayısıyla, gıdada egemenliği olmayan bir ülkeyiz. Elbette tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de gıdaya erişemeyen, açlık çeken insanların gıda taleplerinin karşılanması;  sadece tarım değil, aynı zamanda ekonomik, politik ve sosyal alanlardaki sorunların çözülmesi ile mümkün… 

Bu nedenle gerek iktidar gerekse muhalefet ayağındaki tüm politikacıların, bu alanlardaki sorunların çözümü konusunda yapıcı projeler üretmesi şart.  Bilindiği üzere 1996 yılında Roma’da, Dünya Gıda Zirvesi gerçekleştirilmişti. Zirvede; herkesin gıdaya erişiminin insanlık hakkı olduğu vurgulanmış ve o gün 840 milyon olan dünyadaki aç insan sayısının 2015 yılına kadar en az yarıya indirilmesi hedefi konmuştu.  Ancak, dünyada açlık çeken ve yetersiz beslenen insan sayısı, tahmin edilen rakama düşürülemedi, aksine daha da arttı… 

Bilindiği üzere, yaşamın temel kaynağı olan bitkisel ve hayvansal gıda ürünlerinin üretildiği tarım alanları, birçok risk ve tehdit altında.  Örneğin, dünya genelinde ekilebilir tarım arazilerinin bozulması sonucunda, her yıl 14 milyon hektar tarım alanı kaybediliyor. Ülkemizde ise neredeyse iki Trakya Bölgesi kadar tarım alanı ekilemiyor, meralarımız ranta kurban ediliyor…
Para kazanamayan çiftçimiz, zarar edeceğim korkusuyla tarlasını ekemiyor…
Sonra da sanki bir çareymiş gibi çözüm ithalatta aranıyor…
Hâlbuki kooperatifleşmeye gereken önemi versek, çiftçimizi daha fazla desteklesek, tarımsal girdilere gelen zamlara bir dur desek, çiftçimizin alın terinin karşılığını tam olarak versek, tarımda hak ettiğimiz noktaya en kısa sürede ulaşır ve netice itibariyle gıda güvencesi konusunda bir sorunumuz kalmaz. Bu nedenle, ülke olarak en güçlü silahımızın tarım olduğunu bilmek ve tarıma gereken önemi vermek zorundayız.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün