Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Bayramı unuttuk! 

2 Haziran 2019 Pazar 17:19 Güncelleme : 11 Haziran 2019 Salı 15:22

Bizim çocukluğumuzda bilgisayar sayısı bu kadar fazla olmadığı, sosyal medya bu kadar yoğun kullanılmadığı için “bayram”ın yaklaştığını, evdeki temizlik hareketlerinin artması ve değişmesi ile anlardık…
Evin tül perdeleri sökülür, halılar silkelenir, hangi mevsim olursa olsun tüm camlar açılarak evin havalandırılması sağlanırdı. Bu hazırlıkların bitmesini büyük bir sabırsızlıkla izlerdik…
Çünkü bu temizliğin sonu, “bayramlık giysiler”in alınması için çarşı gezilerinin başlangıcıydı…
Bizim çocukluğumuzda böyle çok katlı mağazalar, içinde çok sayıda dükkanların bulunduğu alışveriş merkezleri yoktu. Bunun için, en az bir hafta öncesinden Kemeraltı’nın yolu tutulur, mağaza mağaza, pasaj pasaj gezilir, saç tokamızdan, elbisemize, çorabımızdan, ayakkabımıza kadar yeni eşyalar satın alınırdı…
En keyiflisi ise ayakkabı alışverişi olurdu; öncelikle "rugan" bir de şansın varsa rengi "kırmızı". Bayram sevincine; ayakkabılarım ile başucumda uykuya daldıysam, giysilerimin renkleri ile gözümle, mis gibi kokularıyla burnumla, yumuşacık yüzlerini elimle okşayarak tenimle, kısacası bütün duygularımla hazır olurdum… 
Nihayet bayram sabahı geliyor. Esas telaşe başlıyor…
Ailece yapılan kahvaltının ardından saçlar özenle taranır, örülürdü…
Bayramın tadı ise yeni elbiseler, yeni çoraplar, yeni ayakkabılar tek tek giyilirken başlardı. Bu arada annemin sesini ilk günkü gibi hatırlıyorum; “Sakın bunları kirletme!” ile başlardı söze, daha sonra bayram ile ilgili nasihatlerini sıralardı…
Şimdi, sırada evde büyüklerimizin ellerini öpmek vardı. Bayramın ikinci keyfi burada başlıyordu. Annemizin elini öptüğümüzde, kenarları işlenmiş, içinde bayram harçlığı olan beyaz, ütülü mendiller ceplerimizde yerini alırken, “ben bu harçlıkla neler neler alabileceğimin hesabını yapmaya başlıyordum…”
Sabahın ilerleyen saatlerinde, komşularımız, akrabalarımızla evimizin büyüklerinin birbirlerine ne kadar büyük bir sevgi ile sarıldıklarına hasretle bakıyordum…   
Bayram günleri boyunca, tatlı ve çikolata yemekten, akşama kadar sokakta oyun oynamaktan yorgun düşerdik. Benim çocukluğumda “bayram” demek “mutluluk” demekti. 
Şimdi bunları yazarken bile gözlerim buğulanıyor; “Ne güzel bir dünyaymış” diyorum kendi kendime…
Oysa çocuklarımıza bu günleri yaşatmak yerine sadece anılarımızı anlatıyoruz...
Geçen cuma günü gazetemizde, arkadaşlarımızla ve İzmir’e ara sıra gelen, ancak bu güzel günde aramızda olan patronumuz Ümit İlker Tangal ile o kadar güzel, o kadar sevgiyle birbirimize sarıldık ki; adeta tüm kötülüklere meydan okuduk…   
Birbirimizi sevgi ile iyileştireceğimiz, tatlı yiyerek, tatlı tatlı konuşacağımız bir bayram
diliyorum…

HAİN SALDIRI

Bayram hazırlıklarına başladığımız sırada, Iğdır'dan gelen 3 şehit haberi göğsümüze ok gibi saplandı. Milletçe birbirimize sevgi ile sarıldığımız bu günlerde yapılan hain saldırı "Türk Milleti'ni ayrıştırmayacak "tam tersine" daha çok kenetlenmesi"ni sağlayacaktır. Hainler de bunu çok iyi biliyor...
Başta şehit aileleri ve yakınları olmak üzere tüm ulusumuzun başı sağolsun...
Haftaya buluşmak dileğiyle…  

Genel Müdür / Sibel Durur 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün