Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

15 Temmuz ne ilk ne de son saldırıları olacaktır

15 Temmuz 2019 Pazartesi 08:19 Güncelleme : 15 Temmuz 2019 Pazartesi 08:19

Kuşkusuz dünyanın en kanlı coğrafyasında, garp medeniyetlerinin en iğrenç senaryolarına rağmen hayatta kalma mücadelesi veriyoruz.
Birinci Dünya Savaşı ile başlayıp, İsrail’in bölgeye yerleştirilmesi ile devam eden bu süreç, İsrail-Mısır, İsrail-Filistin, Irak-İran ve Körfez savaşları ile devam etti. El Kaide gibi terör grupları ile halklar sindirilip, demokrasiden ve teknolojiden uzaklaştırıldı, soyutlandı. Bölgede en güçlü devlet olan Türkiye de payını, yine garp medeniyetlerinin yarattığı PKK terör örgütü ile aldı. Son otuz yıldır silah seslerinin susmadığı ülkemizde hükümetler insana yatırım yerine silaha yatırıma yönlendirildi. Türkiye-Yunanistan gerilimi hep sıcak tutuldu. Devam eden süreçte, IŞİD terör örgütünün var edilmesi ve ardından Arap Baharı ile birlikte Ortadoğu, tam da batılıların istediği düzey olan “kan gölü” seviyesine çekildi. 
Bugün dünyanın bir noktasından bisikletle yola çıkıp bir süre sonra aynı noktaya varabilirsiniz…
Lakin yolunuz asla ama asla Ortadoğu’dan geçmemeli.
Her şey bir yana insanlara sorunlarını çözebilmesi adına fırsat tanımalısınız. 7-8 bin kilometre uzaktan her salatanın üzerine nane görevi görmeye çalışır, dünyanın jandarmalığına soyunursanız durum asla ama asla bundan düzgün olmaz. Bir nevi karı koca arasına giren, pardon o aradan hiç çıkmayan kötü kaynana rolündeki bu devlet, 150 yıl önce kurguladığı dünya düzenine, sorunsuz bir şekilde yol aldırmak istiyor.
Bunun içinse en önemli formülü;
“Düşman yarat, silah sat”
Bugünün anlam ve önemine girmeden önce, aslında 3 yıl önce bugün başımıza gelen o alçakça olayın failleri noktasında toplumu biraz aydınlatma gereği hissettim.
15-16 Temmuz 2016 tarihleri arasında Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde kendilerini Yurtta Sulh Konseyi olarak tanımlayan bir grup asker tarafından gerçekleştirilen askerî darbe girişiminin üzerinden üç koca yıl geçti. 240’tan fazla vatandaşımızın ölümü ve yüzlercesinin yaralanması ile sonuçlanan olayların ardında bizler için pek bilindik bir sima vardı;
Terörist Gülen çetesi.
Eli kanlı liderleri Fetullah Gülen, Türkiye’de irticanın en önemli sembollerinden biri olmuştur. Gericiliğin ve bilimsellikten uzaklaşmanın savunucusu olan ve örgütlenmelerini bunlar üzerine yapan ve 1980’li yıllardan sonra devlet içerisinden önemli kurumlara atamalarla yerleşen FETÖ, 2010’lu yıllara gelindiğinde uzun yıllar boyunca kurguladığı darbe ve devleti ele geçirme girişimlerini masa üzerine yatırmaya başlamış ve nihayetinde TSK ve Emniyet Teşkilatı üzerindeki etkisinden de yararlanarak, Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına kastetmiştir.
Şu artık net bir şekilde anlaşılmıştır ki;
Türkiye için en büyük felaket noktası bilimden sapmadır. 15 Temmuz bize, terazinin bir tarafında Stephen Hawking, Aziz Sancar, Isaac Newton, Albert  Einstein, Nikola Tesla, Aristoteles gibi biliminsanlarının var olduğunu bile bile bilimin ışığından dönüp bir takım sapkın düşüncelerle, sahte cennet vadeden FETÖ gibi ahmakların peşinden koşmamamız gerektiğini çok iyi öğretti.
Bugün, bundan tam 3 yıl önce geleceğini, banka önündeki ATM’lerde, fırınların kapısındaki ekmek kuyruklarında, çocuklarının yanına gidebilmek için otogarlarda bilet sırasında, benzinliklerin önünde, 1 liralık suya 10 lira ödeyerek arayan bizler için artık bir dönüm noktası…
Darbe girişimlerinin maddi kayıplarının yanı sıra maneviyatta bizlerden neler götürebildiğini çok iyi hesaplayabilmeliyiz. Şu bir ilktir ki, Türkiye ilk defa bir darbe girişiminin karşısında birlik olmayı öğrenip, demokrasi düşmanlarına “Dur” diyebilmiştir.
Bugünden sonra da doğruyu sandıklarda aramak, bilimin ışığından hiç sapmamak, devletin organlarını yasadışı gruplara emanet etmemek, bizlerin en önemli ödevleri olacaktır.
Türkiye bu gibi onlarca darbeyi savuşturabilecek azme, bilince ve kararlılığa sahiptir. Önemli olan bu coğrafya üzerinden farklı planlara sahiplerin varlığını idrak edebilmek…
Önemli olan, bir de büyük fotoğrafı görebilmek. Dostu düşmanı tanıyabilmek.
Ben inanıyorum ki, her olguya kuşku ile yaklaşabilecek bilinci 15 Temmuz’da edindik.
Nitekim bundan böyle, kanmayacağız, teslim olmayacağız, bu güzel vatanı bir takım canavarların sivri dişleri arasında çiğnetmeyeceğiz.
Unutmamalı ki, 15 Temmuz ne ilk ne de son saldırıları olacaktır.
İyi haftalar…

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün