Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Ömer Hayyam

8 Ekim 2019 Salı 09:52 Güncelleme : 8 Ekim 2019 Salı 09:52

İran'a ikinci kez gittiğimde Tebriz'deki Şairler Mezarlığını, Erdebil'deki Şah İsmail'i (Hatayi), Nişabur'daki Ömer Hayyam ve Feridüddin-i Attar'ı, Meşhed'teki Nadir Şah ve Ferdowsi'yi, Tahran'daki Burcu Milad ve müzeleri ziyaret etmezsem çatlardım herhalde.
İlkinde Khoy'daki Şems-i Tebrizi, Tebriz'deki müzeler, Isfahan'daki köprüler ve parklar- ünlü Nıfs-ı Cihan Meydanı, Şiraz'daki Hafız ve Sadi'nin türbeleri ve Urmiye'deki gülistana öncelik vermiştim.
Rubailerini okuduğum Ömer Hayyam'ı özellikle çok merak ediyordum.
Horasan'ın yıldızı, İran ve iki Irak'ın dehası, feylesofların şahı Nişaburlu Ömer'i...
Meşhed'teki Great Khorasan Museum ziyaretimde tanıştığım bir mimar "İlla görmelisin Khayyam'ımızı'' demişti.
Bir gün sonra Nişabur'daki ''Saray hayatı bana göre değil, benim tek düşüm/ tek isteğim günün birinde bir gülistanın içine kurulmuş bir rasathaneye sahip olmak ve elimde kadehim, yanımda bir dilberle kendimden geçmiş bir halde gökyüzünü seyre dalmak.'' diyen Ömer Hayyam'ın türbesindeydim. "Geldim ya Ömer!" deyip mimari bir şaheser olan türbeye dokunup yüz sürdüm. Türbe değil de sanki bir uzay cismini anımsatan bir anıttı gördüğüm.
1048'de doğan 1131'de ölen Hayyam'ın çocukluğu Nişabur'da, gençliği ise Semerkant'ta geçmiş. Ünlendiği şehir ise Isfahan. İran'ın Selçuklular yönetiminde olduğu dönemde yetişen Hayyam, ünlü Selçuklu veziri Nizamülmülk ve dünyaya dehşet saçan Hasan Sabbah ile aynı dönemde yaşıyor.
Fizik, matematik, metafizik, astronomi, tıp ve şiir... Bu alanlarda isim yapmış. Sayısı 200'ü bulan rubaileri bugün dünyanın dört bir köşesinde okunmakta.
Feylesofluğu ise o dönemlerin bilinen bir başka gerçeği. Diyor ki "İnsan yaşadığı sürece gerçektir. Dünyanın ötesinde ikinci bir dünya yoktur. Gerçek olan yaşanandır. En şaşmaz ölçü iman değil akıl ve sağduyudur. İnsan aklıyla vardır. Gerçeğe ancak akıl yoluyla ulaşılır.''
Yataktan geç kalkan, aç karna geleneksel sabah kadehini ağzına götüren, daha sonra da masasına geçip yazıp çizen Hayyam, soyunu sürdürme konusunda farklı biri. "Ne mutlu dünyaya hiç gelmemiş olanlara!'' diyor. Ne aşkı çocuk istiyor ne de Hayyam!
Gücü, akılcılığından ve söz söylemedeki edebi gücünden gelen Hayyam'ın rubailerde işlediği konular genellikle aşk, şarap ve özgürlük...
Rubailer, içerik olarak dünyaya bir meydan okuma denilebilir. Rubailerinde eleştiri oklarını iktidar sahiplerine, adil olmayan kadılara, softalara ve vurguncu zenginlere yönelten Hayyam'ın rubailerine göz gezdirmekte yarar var.

*/*/*

Niceleri geldi neler istediler/ Sonunda dünyayı bırakıp gittiler/ Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi/ O gidenler de hep senin gibiydiler.

*/*/*

İnsan son nefese hazır gerekmiş/ Nasıl ölürse öyle dirilecekmiş/ Biz her an şarap ve sevgiliyleyiz/ Böylece dirilirsek işimiz iş.


*/*/*

Ferman sende ama güzel yaşamak bizde/ Senden ayığız bu sarhoş halimizde/ Sen insan kanı içersin biz üzüm kanı/ / İnsaf be sultanım kötülük hangimizde.

*/*/*

İçin temiz olmadıktan sonra/ Hacı hoca olmuşsun kaç para/ Hırka, tesbih, post, seccade güzel/ Ama Tanrı kanar mı bunlara.


*/*/*

Hayyam'a ait olmayan birçok dörtlüğün de ona maledildiği söylenmekte. Onu da anımsatmış olalım. Bu devirde yaşamadığı için de şanslı sayılabilir.
Dörtlükleri ölümünden sonra birer ikişer yazılıyor. Ancak toplu halde basımı 15. yüzyıldan sonra gerçekleşiyor.
Son nefesinde şöyle diyor Ömer Hayyam: ''Allahım, elimden geldiğince seni algılamaya çalıştığımı biliyorsun. Sana doğru izlediğim tek yol senin hakkındaki bilgim oldu. Bu yüzden bağışla beni.''
Ömer Hayyam 888 yıl önce sonsuzluğa yürüdü. Bir feylesof, şair, astronomi bilgini, fizikçi ve tıp adamı olarak.
870-950 yılları arasında yaşayan Türkistanlı Farabi de fen bilimlerinde/ felsefede, mantık, sosyoloji, tıp, matematik ve müzikte döneminin parlayan yıldızıydı.
980-1037 yılları arasında yaşayan Özbekistanlı İbn-i Sina; felsefe, matematik, astronomi, fizik, kimya, müzik ve özellikle tıpta döneminin yıldızıydı.
1332-1406 yıllarında yaşamış olan Tunuslu İbn-i Haldun, Historiyografi, sosyoloji, iktisat dünyasının öncülerinden... Düşünür, devlet adamı ve tarihçi. Mukaddime adlı kitabı bugünün dünyasında da biliniyor.
Demem şu ki; yıllar/ yüzyıllar önce Asya toprağında öyle önemli bilim insanları ve feylesoflar yetişti ki o günlerin Avrupasını göz önüne getirince Asya'nın üstünlüğünü alkışlamamak olası değil.
Bugünün dünyasında isim yapmış olanlar sadece kimyacı/ sadece doktor ya da sadece matematikçi oluyor. Dikkatinizi çekiyor mu bilmem...
Ben sadece öğretmen değil, besteci/ ressam/ sporcu öğretmenden yanayım.
Sadece doktor değil, yazar/ beste yapan/ felsefeyle ilgilenen doktor istiyorum.
Semerkant romanını okuduktan sonra Ömer Hayyam'ı yazmamak, İbn-i Sina, İbn-i Haldun ve Farabi gibi evrenimizin yüzakı insanlarına değinmemek olmazdı.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün