Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Ayvalıklı iki yaratıcı

17 Eylül 2019 Salı 08:59 Güncelleme : 17 Eylül 2019 Salı 08:59

Ayvalık'taki Eskici Ahmet (Topuz), eline geçirdiği her türlü tahtayı/ ahşapı bir sanat şaheserine dönüştürüyor. Yaratıcılık, onun genlerinde olmalı. Demir ütüyü, alüminyum sürahiyi, et kıyma makinesini, damacana şişesini gece lambasına dönüştürüveren Ahmet Bey, bir 45'lik long playi de duvar saati yapabilmekte. Bisiklet cantı onun elinde bir ışık kaynağı olabilmekte. Onun eserleri bugün Milas'ta, Seferihisar'da ve Bayraklı'daki Rasime Şeyhoğlu Aydınlanma Evlerinde de en baş köşede yer alıyor. Sokağa atılmış bir tahta parçası, onun elinde kâh bir kartal oluyor kâh rengarenk bir tablo...
Nesneleri konuşturan/ dillendiren biri Eskici Ahmet. Barbaros Caddesi'ndeki dükkanında ortalık onun yaratılarıyla dolu. 
Barbaros Caddesi'nin adının değişme vakti  geldi geçiyor bence. Bu cadde bundan böyle 'Oğuz Atay Caddesi' ya da 'Ressam Fikret Mualla Caddesi' olarak anılmalı. Ayvalıklılar biliyor ki bu iki sanatçı bir zamanlar burada yaşamlarını sürdürdüler. Değerbilir Ayvalıklıların bunu değerlendireceğini umuyorum. Yeni Başkan Mesut Ergin bu konuda kulak verecektir Ayvalık'ın sanat dostu insanlarına, bundan eminim.
Ayvalık'ın Küçükköyü'ndeki Abdullah İnaler de Eskici Ahmet gibi. On parmağında on marifeti olan biri.
Müzikle yatıp müzikle kalkan bir  havacı astsubay iken 1970'lerde kendi orkestrasını kurmuş/ gitar çalmış ve solistlik yapmış.
20 metrekarelik taş evinde/ sanat evinde onu dinlerken Fikret Kızılıok'u/ Alpay'ı dinliyor gibi oldum.
Mesam üyesi olan Abdullah Bey'in 120'ye yakın bestesi varmış. Çoğu Ayvalık'a özgü... Diren Gezi Parkı, Soma, Zeytinime Dokunma, Ayvalık'ta Aşk onlardan birkaçı...
Bestelerini akustik gitarla yorumladığını söyleyen emekli asker, şarkı sözü yazıyor, şiir ve denemelerinden oluşan kitaplar yazıyor, ahşapa can veriyor.
2006 yılında Erdek'teki yazlığını satıp Altınova'ya yerleşiyor. Emekli öğretmen olan eşiyle  burada sürdürüyor yaşamının geri kalanını.
2015 yılında İstanbul'daki kızının bir telefonuyla da Küçükköy ile tanışıyor. ''Baba, orada taş evlerin bulunduğu bir köy varmış. Eski bir Rum köyüymüş. Gidip görsene... ''
'Arelos Sanat Evi' bu telefonun ürünü. Geliyor, çok beğeniyor ve küçücük bir taş ev alıyor burada. Evinde ürettiği neyi var nesi yoksa hepsini buraya taşıyor. Çalışma masasını tahta kasalardan yapıyor. Yarattıkça yaratıyor. Atölye bu yaratılarıyla dolu... Boşnak nüfusun yaşadığı/ eski adı Yeni Çarohori olan bu köyü çok seviyor. Onlarla kaynaşıyor.
Sanat Evinin önünü de bir avuç cennete çeviriyor. Bu konuda komşusu olan çevreci Adil Bağatır’ın yardımlarını unutamıyor. Adil Bey, Küçükköylü çevreci… Ortaya çıkardığı eserleriyle gelen gidenin de çok dikkatini çekiyor. Konuklarına şiir okuyor, keyfi yerindeyse de şarkı söylüyor gitarıyla.
'Sanat Köyü'ne dönüşmüş olan Küçükköy'de böylesi atölyeler öyle çok ki...
Küçükköy; Eskici Ahmet gibi, Abdullah İnaler gibi yaratıcı yurttaşların atölyeleriyle günden güne gelişmekte. Ressamlar, heykeltraşlar, takı tasarımcılarla günden güne büyümekte...
Güler Sabancı'nın da dikkatinden kaçmamış bu gelişme. Yaratıcı Teknolojiler Atölyesi ile  Küçükköy'e üniversitesini taşımış. Şaka değil, Sabancı Üniversitesi Küçükköy'de.
Köyün çocuklarına yaratıcılığın inceliklerini öğretme adına...
Eskici Ahmet ile emekli astsubay Abdullah İnaler alaylı iken geleceğin mektepli yaratıcıları Küçükköy'den çıkacağa benzer.
Boşnak köyünde yepyeni bir yaşam filizleniyor. Bence bu köye bir de 'Sanat Kütüphanesi' gerek.
Köydeki sanat yaşamının mimarlarından olan heykeltraş Uğur Çalışkan'ın isteği ve girişimiyle bu da olmaz değil.
Selam olsun nesnelere hayat verenlere ve onları bağrına basan Boşnak kardeşlerimize...

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün