Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Acil'de acillik olunur mu?

28 Şubat 2013 Perşembe 00:00 Güncelleme : 28 Şubat 2013 Perşembe 00:00

Sağlıkta dönüşüm dediler...¶

Hastanelerde kuyruklar sona erecek dediler.

Koordineyi sağlamak ve hastaneleri daha sağlıklı kullanabilmek adına Kamu Hastaneler Birliği kurdular...

Yani sağlıkta işler tıkır tıkır işleyecek dediler...

Peki, gerçekten sistem tıkır tıkır işliyor mu?

İzmir'in en büyük devlet hastanesinde bir gece yarısı bizzat şahit olduğum, hatta yaşadığım durum ve manzaralar bu kadarına da pes dedirtti.

Tarih 21 Şubat 2013… Perşembe'yi Cuma'ya bağlayan gece...

Annemin gece yarısı tutan böbrek ağrısı ile soluğu önce Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin Acil Servisi'nde aldık.

O da ne... Acil tadilattan dolayı kapalı...

Ana kapının girişinde Acil'in kapalı olduğunu ifade eden bir yazı yok... Acilin girişine geldiğinizde “Tadilattan dolayı hizmet veremiyoruz” yazısını görüyorsunuz.

En yakın hastane; Yeşilyurt Devlet Hastanesi... Diğer adıyla Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi...

Saat 01.00'de hastanenin acil servisine annemin giriş kaydını yaptırdık. İlk girişte işlemler Allah için jet hızıyla yapılıyor.

Sonra mı? İşte asıl mesele bundan sonra başlıyor. İlk doktor muayenesinin ardından beklemeye başlıyoruz. Hem biz, hem de yeni gelen diğer hastalar...

Saat 01.30... Muayeneden 30 dakika sonra idrar tahlili isteniyor. Buna da şükür deyip, idrar numunesini hemen teslim ediyoruz. Deskteki bir görevli, “Şuraya koyun, 3-5 tane daha toplanınca laboratuvara göndereceğiz” diyor.

Yani, getir-götür işlerini yapan personelin azlığından dolayı gelecek 3-5 tane daha hastadan alınacak idrar numuneleri için beklememiz gerekiyormuş.

Saat 02.00... Tahlil için verdiğimiz idrar kutusu hala aynı yerinde... Ne alan var, ne de götüren...

En sonunda dayanamayıp, idrar kutusunu ikinci kattaki laboratuvara kendim teslim ediyorum.

Bu arada, geldikten 30 dakika sonra anneme takılan serum bitmiş, ama hava yapmaması için ne kapatmaya, ne de çıkarmaya gelen var!

“Ya sabır!” diyoruz... Bu arada annem hala şiddetli ağrıdan sedye üzerinde kıvranıyor.

Bizim gibi diğer hastalar ve yakınları da isyan ve patlama noktasında. Çünkü aynı şey onlara da uygulanıyor.

Bu arada, hastane personelinden, hatta doktorlardan bile sayıları fazla olan güvenlik görevlileri; acilin içinde volta atarak, tedavi sırası bekleyen hastaların başlarında bekleyen refakatçi yakınlarına sanki trafikte anons yapan trafik polisi gibi “Bekleme yapmayın, salonu boşaltın” uyarısı yapıyor.

Nöbet için kalan pratisyen doktorlar ile hemşirelerin ellerinden son model cep telefonları düşmüyor. Kimileri sürekli mesajlaşıyor, kimileri ise uzun uzun birileriyle neşeli bir sohbet içerisinde...

Kendi aralarında sohbete dalanların kahkahaları da “Bakı Birimini” çınlatıyor.

Bu durumu cep telefonumun kamerasıyla görüntülemek geçiyor içimden... Aklıma Bozyaka Hastanesi'nin Acil'inde cep telefonu ışığıyla yapılan muayene manzaraları geliyor. Lanet olsun diyorum içimden, burada bir gazeteci gibi değil, sağlık hizmeti almaya gelmiş bir hasta ve yakını gibi davranıyorum ve kayda almıyorum...!

Bu arada saat 03.00... Binbir güçlükle laboratuvara verdiğim idrar tahlilinin sonuçları hala çıkmamış...

Adı Acil ama laboratuvarı bir o kadar da yavaş... Bir saatlik beklemenin ardından tahlil sonuçlarına nihayet kavuşuyoruz ve gece yarısı 2 saat süren hastane maceramızdan sonra doktorun; “Birşeyi görünmüyor, yarın polikliniğe başvurun ve şu ilaçları kullanın” tavsiyesiyle Acil'den ayrılıyoruz.

İşte İzmir'in en büyük sağlık kurumunun acil servisinde bir gece yarısı yaşadıklarımızın özeti. Sağlık hizmetlerinin İzmir'de Avrupa standartlarına geldiğini söyleyenlere itilaf olunur.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün