Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Zihniyetler kirleniyor...

6 Temmuz 2020 Pazartesi 01:18 Güncelleme : 6 Temmuz 2020 Pazartesi 01:18

Dünya hızla kirleniyor.

Kolektif olarak hepimizin birbirine bağlı olduğu bir zaman diliminde kalplerin kirlenmesi, dünyanın da kirlenmesine yol açıyor...

Bir yerde bir ağaç katledildiğinde bilin ki dünyanın başka bir yerinde mutlaka bir can yanar.

*

Çevremiz kirli.

Dünya kirli.

Ve tabi ki insanlık daha da kirli.

Ne beklenir?

İşte bu nedenle önce zihin temizlenmeli ki sonra sıra hepsine gelir.

Önce insanlık arınarak geri gelmeli.

Akabinde çevre, dünya hepsi kirlerden arınır.

*

Yerel, ulusal ve küresel çevre sorunlarının, bencilliklerin, güç paylaşımlarının giderek büyüdüğü gerçeğini artık biliyoruz.

Bu nedenle yeryüzündeki bu kirlilikler derinlerimize, genetiklerimize işleniyor.

Milyonlarca insanda genetik kirlenme çoktan başladı.

Dünyamızla birlikte beyinler, bedenler ve zihinlerimiz kirlenmiyor mu?

*

Önce iş kabullenmekten geçer.

Hücrelerimize işleyen bu kirliliği kabullenmedikçe gelecekte nasıl temiz bir dünya görebiliriz ki?

Biz insanlık ancak doğa ile bir olduğumuzda, toplumlarla barışık olduğumuzda ve sosyal-ekonomik sistemlerimiz düzeldiğinde temiz bir dünyadan söz edebiliriz.

*

Kirli bir dünyada mutluluktan söz edilebilir mi?

Edilemez.

Teknolojimiz gelişmiş dahi olsa, gezegenlere yolculuklar dahi yapsak, başka galaksileri keşfetsek nafile. Zihnimize yolculuk yapamadıktan sonra gerisi boş.

*

Zamanda yolculuk gerçekleştirmek için çabalayan insanlık önündeki kirleri temizleyemiyor ne yazık ki. Kaynaklarını hoyratça savuruyor, tüketiyor.

Havasını, suyunu kirletiyor.

Toprağını yok ediyor.

*

Aslında özünde uyumlu olan doğa ve insan şimdilerde uyumlu diyebilir miyiz?

Dengede diyebilir miyiz?

Yoksa dengeyi bozan şey insanın elinde oyuncak mı?

*

Dengesi bozulan doğa, neler yapabiliyor görmüyor musunuz?

Felaketleri, su taşkınlarını, toprak kaymalarını, selleri, fırtınaları görmüyor musunuz?

Her türlü kirliliği, her fırsatta ortaya koyan insan bu işin neresinde?

Akıl sahibi herkes insanın bu işin en tepesinde olduğunu bilir.

*

Zihinde kalan kişilerde zihin, bedende kalanlarda beden, ruha yönelende de ruh gelişir. Dünyamız gibi kalabalık bir ekosistemde evrimine devam eden insanlık adına alınabilecek en büyük dersler sanırım bunun üstüne kurulu.

*

Bizler kirliliğin içinde şekillenmeye başladık.

Bir sevgi dengesini sağlayacak değişim ve dönüşümü beklemek hayal mi oluyor yoksa?

Anlam ve yarar çıkarmaya çalışmak boşuna artık.

Peki, elimizde geriye ne kalacak?

Ne kalıyor?

Dünyaya, çevreye, kendimize nasıl davrandığımıza bakmak, ne yaptığımızı görmek ve kendimizi istekli hesaba çekmek, vicdanımızı sorgulamak kalıyor.

*

Geç değil.

Tüm bunlar için geç değil.

Fırsat var daha önümüzde.

Bu fırsat kaçırılmaz ise değişimi başlatırız.

*

Her canlı sevgi dolu bir dünyayı hak ediyor.

Her canlı iyi ve temiz bir dünyada yaşama hakkına sahip olmalı.

Her canlı dengeyi bozmadan, tüketmeden, çevreyle birlikte yaşayabilmeli.

Kirlettikleri ile birlikte yaşamları sönen varlık olmamalı.

*

Ülkemize baktığımızda siyaset kurumu içerisinde, meslek kuruluşlarında, kurumlarda, basında yok mu zihniyetleri bozuk insanlar.

Olmaz mı? Dolu.

Saklı ve gizli.

Veya aşikâr.

Ama var.

*

Aslında özünde insan kirli değildir;

Kirlenir.

Kirli olan; elinde bulundurduğu güçtür.

Kirli olan paraya tapmasıdır.

Kirli olan rant peşinde koşmasıdır.

Kirli olan kirlenen düşüncelerdir önce.

*

Kirli olan; zorbalığa çalışan beyinler ve zihniyetlerdir.

O nedenle bütünde her şey maalesef ki kirli beyinlerin ellerinde kirleniyor.

Kişisel hırs ve menfaatleri uğruna kirleniyor.

*

Topluma yanlışı doğru olarak vermek nedir?

Doğruyu yanlış olarak göstermek nedir?

Kirlenmek değil midir?

*

Yaptığı işte yalan dolan ile para kazanan, vergi kaçıran kirlenmez mi?

Fesatların adı nedir?

Kirli olan, beyinler ve zihniyetler değil midir?

İşte bu nedenle, insanlıkla birlikte düşünceler de kirlendi.

Bu kirlilik sürdükçe değişim asla olmaz.

Ve bu zihin genetik kirlilik olarak yeni bedenlere taşınır. Böyle sürer gider. Bilinenleri tekrarlama bırakılamaz.

*

Temiz bir gelecek, temiz zihinler, temiz dünya ve çevre umudumuz.

‘Elbiseleriniz eski de olsa, kalpleriniz yeni ve temiz olsun.’ demiş Hz. Ali (r.a)

Şimdi kalpleri temizleme zamanı.

Lütfen başlayalım.

Dip notlar;

Şifa veren düşünceler nelerdir?

- İnanıyorum!
Mucizelere, korunduğuma, sadece doğru olanın hayatıma geldiğine ve doğru olmayanın kendiliğinden gittiğine inanıyorum.

- Şükrediyorum!
Görebildiğim ve henüz göremediğim tüm iyilik ve güzelliklere şükrediyorum.

- Seviyorum!
Hayatı karanlık ve aydınlık yanlarıyla, insanları karanlık ve aydınlık yanlarıyla, kendimi karanlık ve aydınlık yanlarımla seviyorum.

- Kabul ediyorum!
Zor durumlardan dersler çıkarmayı, öğrenmeyi ama tüm bunlara ve geçmişe takılıp kalmamayı kabul ediyorum.

- Hak ediyorum!
Ben hayatımda mutluluğu, bolluğu, sevgiyi ve sağlıklı olmayı hak ediyorum.

- Affediyorum!
Geçmişi bir yük olarak taşımamak için, kendimi özgürleştirmek için, kalbimi yormamak için affediyorum.

- Seçiyorum!
Benim için doğru olanı, üzmeyeni, kırmayanı, içimi aydınlatanı, huzur vereni, yolumu kolaylaştıranı seçiyorum.

- İzin veriyorum!
Güzelliklere, neşeli olmaya, gelen iyilikleri almaya izin veriyorum.

- Davet ediyorum!
Hayatıma daha fazla bilgeliği, anlayışı, eğlenceyi, seyahati, yeni dostlukları, heyecan verici deneyimleri davet ediyorum.

- Serbest bırakıyorum!
Gitmesi gerekenleri, bitmesi gerekenleri, süresi dolanları yenilere yer açılması için serbest bırakıyorum.

Ve bedenim, hücrelerim, organlarım şifa veren düşünceler ile şifa bulacak.

Derinden inanıyor ve kabul ediyorum. (Alıntı)

Usturuplu soru sorma sanatı...

Soruları sorabilmek çok önemli ama esas olan aldığın cevap değil, sorduğun sorudur.

Ve asıl soru sorduğundaki beceri ise, almak istediğin yanıtı alabileceğin sağlam soru sormaktır.

Bu konuda kıssadan hisse:
“İki arkadaş hararetle tartışıyormuş:

Tartıştıkları konu, sigara içerken İncil okunup okunmayacağı imiş.

Sonuç alamayınca Papa’ya sormaya karar vermişler.
Papa'nın yanına gidip sırayla sorularını sormuşlar.

Biri olumsuz cevap alırken diğeri, izin almayı başarmış.
İzin alamayanın sorduğu soru :
- Papa hazretleri, İncil okurken canım sigara içmek istiyor, içebilir miyim?
- Oğlum, İncil okunurken Tanrı ile ilgilenmen lazım. O sırada dikkatinin dağılmaması lazım. O yüzden İncil okurken sigara içilmez.
İzin alanın sorduğu soru ise :
- Papa hazretleri, sigara içerken canım İncil okumak istiyor ama sigara içiyorum diye İncil'i elime alamıyorum, sizce okuyabilir miyim?
- Oğlum, her nerede ve ne koşulda olursan ol, İncil okuma isteği duyarsan okuyabilirsin.”

Fıkra;

Hoca bir gün, yol kenarındaki hayrat ağaçlardan birine çıkmış, incir yemeye başlamış. Yanından geçen bir yolcu seslenmiş:
- Hey! Sen kimsin? Ne yapıyorsun orada ?

- Ben bülbülüm,demiş Hoca.

Adam :
- Öyleyse öt bakalım, deyince, hoca karga gibi acayip sesler çıkarmış.

- Bu ne biçim bülbül sesi yahu, demiş adam. Bülbül hiç böyle mi öter?

- Ne yapalım demiş Hoca, ‘acemi bülbül bu kadar öter!’

Günün sözü;

“Bir adam bir nehrin öteki tarafında yaşıyor ve onun lideri, benim liderimle kavga etti diye (biz aramızda kavga etmediğimiz halde) birbirimizi öldürmeye kalkışmamızdan daha aptalca bir şey olabilir mi?” Blaise Pascal ...

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün