Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Yok ediciyiz...

12 Ekim 2020 Pazartesi 13:47 Güncelleme : 12 Ekim 2020 Pazartesi 13:47

Dünyaya evrimleşmek üzere gelen ruhlar tek hücreden bitki, hayvan insan olma yolunda hızla ilerliyor değil mi?

Bu bir zincir ise o zincirde insan maalesef hala yerini bulamadı bana göre.

Dünya ve onun kaderini paylaşan bizler unuttuk.

Şuurumuzda saklı olan özümüzü unuttuk.

Bir fizik yapının içinde sadece maddi ortamda yuvarlanıp gidiyor insanlık.

Ve maddiyata da ölesiye köle.

*

 

Yeryüzündeki bir insanın benzemek istediği ne?

Evrimleşmesi nasıl?

Her biri birbirinden farklı varlıklar olarak tekâmülümüzde ki plan ne?

Çok soru var.

Ancak cevabı bu yerküre üzerinde verebilen az.

*

Oysaki bizler özün temsilcileriyiz.

Dünyanın kendine göre olan yapısı içinde olan bir enerji türüyüz.

Bir auramız var.

Bir evrenimiz var.

*

Dünyaya evrimleşmek üzere gelen ruhlarsak şayet bizi yücelten hayvanlardan ne istiyoruz?

Ağaçlardan ne istiyoruz?

Neden aç güzlüyüz?

Doymuyoruz.

Bitiriyoruz.

Yok ediyoruz.

*

Tek hücreden, bitkiden, hayvandan insana doğru uzayan büyük bir planın deneyiminde maalesef ki acımasızlıkta var.

İnsan ruhunun evrimi acımasızlıklarla ve acılarla dolu.

Maddeye bağlı tükenmiyor insanlığın.

*

Siz maddi boyutun kölesi olduğunuz müddetçe acılar da bitmeyecek.

Örneğin kobaylar...

Düşünen hayvan ‘deneysel hayvanlara’ neler yapmıyor neler?

Kobay olan zavallı hayvanların acısı üzerine kurulu bir güzelleşme endüstrisi var dünyada. Ve ilaç endüstrisi var. Giderek daha da artan ve içimizde büyüyen büyük sorun hayvanların deney olarak kullanılmasına maalesef göz yummaktır.

*

Hisleri olmadığını zannediyoruz.

Görmezden geliyoruz.

Güzelleşmek uğruna onların kurban edilmesine sessiz kalıyoruz.

Yüzünüze sürdüğünüz bir çok krem de hayvanların eziyeti var.

Bu oyunlar sizin bir parçanız.

*

Tüketici toplumda ki alet olan bir denekte ne yazık ki sizsiniz.

Her yıl hayvan deneylerinde 15-70 milyon arası hayvan eziyet çekiyor.

Dünyada her saniye 33-34 hayvan test laboratuvarlarında can veriyor ve kanunlar yetersiz.

PETA'nın hazırladığı listelere lütfen bir göz atın. İnceleyin.

 

*

Başka acılar da var yerküremizde.

Hem de en büyüklerinden.

Dünyanın kaderi savaş mı?

Savaş acısı mı?

Olmamalı.

Acı üstüne hiç bir şey kurulmamalı.

Oysa kuruluyor.

Acıdan besleniyor silah endüstrisi.

*

Ve kadınlarımız.

Çilekeş kadınlarımız çocuklarımız acının en büyük parçası.

Savaşta, yoklukta, kıtlıkta hep en öndeler.

Acıda en ön sıradalar.

Bitmiyor çileleri.

*

Doğanın çektiği çile ise bizden o kadar büyük ki. Kelimelere sığmıyor.

Boğazımda diziliyor her biri.

İntikamını güzel alsa da aç gözlülüğümüz onun sonunu getiriyor yavaş yavaş.

Ancak akıllanacak sandığımız toplumlar başlarına ne gelirse gelsin akıllanmıyorlar.

Hala fütursuzca katliamlarına devam ediyorlar.

Acımadan yakıp yıkıyorlar.

*

Bitmez çekilen çileler.

Bitmez ezilenlerin, hor görülenlerin çilesi.

Bitmez açgözlü endüstri simsarları.

Bitmez rantçılar.

Kabul edin yok edicisiniz.

*

Tek çaremiz rabbimizin adaleti.

Ama öyle böyle değil.

Sözle, konuşmayla değil.

Mazlumların ahını alan zalimlere gelen o rabbin hakkaniyeti ile.

 

Dip notlar;

 

Sosyal medya...

Hayırlı olsun.

1 Ekim 2020 tarihi itibariyle yürürlüğe girdi içinde Türkiye’de temsilcilik açma zorunluluğu olan sosyal medya yasası.

Temsilcilik açmayan sağlayıcılara da kademeli olarak yaptırım uygulanabilecek artık.

Yasaya göre, 1 milyondan fazla kullanıcısı olan Twitter, Facebook, Instagram gibi şirketler Türkiye’de temsilcilik açmak zorunda kalacaklar. Türkiye’den günlük erişimi 1 milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcıları en az 1 kişiyi Türkiye’de temsilci olarak belirlemek zorundalar.

Temsilcilik açmayanlara ise, para cezasından reklam yasağına uzanan bir yaptırım zinciri var. Hatta bant daraltılması da uygulanabilecek.

Şimdi sırada bir sürü kişi var sosyal medya temsilcisine başvurmak için bekleyen.

Kişilik hakları ihlal edildiğini belirtenler içeriğin kaldırılması için bu sosyal medya temsilcisine başvurduklarında temsilci en geç 48 saat içinde başvuruya olumlu ya da olumsuz cevap vermek zorunda.

Kısaca; yeni düzenlemelerle beraber sosyal medya platformları artık daha fazla kontrol edilecekler gibi. Amaç kişilik haklarına saygı olarak lanse edilse de tam tersi fazla kontrol ile tek taraflı mecra olarak dönüşüme uğraması da büyük risk olur...

İnşallah böyle olmaz.

 

 

Hayvanları Koruma Günü.

 

1931 yılından beri her yıl 4 Ekim'de yani geçtiğimiz hafta bir gün kutlandı.

Dünya Hayvanlarını Koruma Günü.

Doğa bizim evimiz olsa da ev sahipleri olan hayvanların günü.

İşgalci bizleriz.

Önce bunun bilincinde olmak lazım.

Bu günün tarihçesine kısaca baktığımızda tarih 1822 yılını gösteriyor.

Hayvan dostları ilk kez İngiltere'de 1822 yılında; hayvanları korumak, insanların hayvanlara iyi davranmalarını, daha iyi koşullarda beslenme ve korunmalarını sağlamak amacıyla Hayvanları Koruma Birliği'ni kurmuş ve ancak ülkemize bu oluşum

Hayvanları Koruma Derneği olarak 1908 yılında gelmiş.

Ve bu tarihten çok uzun yıllar sonra 1931 yılında ise 4 Ekim’i Hayvanları Koruma Günü ilan edilmiş tüm dünyada.

Evrende insanlardan başka canlılar da var. Ana prensip bu.

Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler.

Onların yaşam alanlarına müdahale etmemeliyiz.

Onların yaşamına saygı duymalıyız. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir.

Hayvanlara merhametli olmalıyız. Onların da hakları var.

Sonra da eve giren her hayvanın sorumluluğunu bilmeniz lazım. Onun birey olduğunu kabul etmeniz lazım.

Avcılığın bir spor olmadığını, kullandığınız her üründe hayvan deneyleri yapılıp yapılmadığını bilmeniz lazım.

Öyle kuru kuruya hayvan sever olunmuyor.

Sorumluluk almadan kırk kere düşünmek lazım.

Soyu tükenen hayvanları düşünmek lazım.

Hayvanlar insanların eğlencesi değildir ve hiçbir hayvana acımasız ve zalimce davranılamaz.

Ve son söz; insan ve hayvan canının değersiz olduğu bir ülkede yaşıyoruz maalesef.

Onları koruyalım, sahip çıkalım günleri çoktan bitti. Sürekli onlara şiddet ve tecavüzün yaşandığı bu ülkede doyurmak, korumak masum kaldı.

Ağzı var dili yok olan bu masumlara devlet sahip çıkmalı. Onlara eziyet edip işkence ve tecavüz yapanlara büyük cezalar gelmeli.

Küçücük şefkat beklentisi ile yakalanan ve çirkin emelleri için kullanılan boncuk gözlülerin artık çileleri bitsin.

 

Mutlu kalın...

 

Fıkra;
Bir gün çok ünlü bir ressamımızın yolu, önemsiz bir hastalık nedeni ile Karadenizli doktorumuz Temelin muayenehanesine düşmüş.

Dr. Temel para almamış, küçük bir resmi tercih edeceğini söylemiş.

Ressam bir süre sonra koca bir tablo ile gelince:
-"Uyy, pu çok değerli, kapul edemem."
Ancak ressam alması için ısrar edince:
-"Peçi öyleyse, size bi fituk ameliyati borcum olsun."

 

Günün sözü; Kişilikli olmak, kimse görmediği zaman da doğru olanı yapmaktır. J. C. Watts

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün