Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Yaşlılarımız…

5 Ekim 2019 Cumartesi 10:23 Güncelleme : 5 Ekim 2019 Cumartesi 10:23

Kültürümüzü, örf ve adetlerimizin taşıyıcıları…
Dünden bugüne köprülerimiz…
Eli öpülesi büyüklerimiz, yaşlılarımız…
Bu hafta başı yani 1 Ekim “Dünya Yaşlılar Günü”nü kutladık.
Yaşlılar adlarına düzenlenen bu günden haberdar mı?
Tabikî çoğu değil.
Hatta bir Allahın kulu kapılarını da çalmıyor.
Ölünce de ah vah ediliyor.
Şöyle değerli, böyle mükemmeldi, şöyle kıymetliydi, böyle iyiydi diye konuşmalar sarf ediliyor.
Asırlık yüreklere vefalı sözler ediliyor o kadar. 
Gerisi yok.
*
Son yıllarda 60- 65 olan ortalama yaşam ömrü, 75 -80’e çıktığından dolayı insanlar artık daha çok sosyal yaşamla içi içe bulunsalar da sanırım daha da yapayalnız kaldılar. Tam her şeyin içindeler gibi, ama tam da her şeyin dışındalar gibi.
Ortası yok.
Ya hayatın içine katılıp yaş almayı hedefliyorlar. Ya da ıssızlık hissi ile yüzleşmeyi.
*
‘Yaşlanmak’da neyin nesi demeyin, sizde bu kulvardasınız.
Yaşlı nüfus içinde yer aldığınızda sağlık problemleri, sosyal haklar, geçim sıkıntısı kapınızı çaldığında, yani nüfusun yaşlanmasıyla birlikte devletin sağlık, bakım hizmetleri, sosyal yardımlar ve emeklilik ücretleri gibi harcamalarının da ciddi oranda artması yaşandığında anlayabilirsiniz belki ne demek olduğunu.
*
Yaşlanıyor muyuz? Sorusu ile gelen acı gerçek ülkemizi kaplıyor yavaş yavaş.
Bu sorunun cevabı Türkiye'nin nüfusunun yüzde 8,8’i 65 yaş ve üzeri diyenlerden geliyor. 2014 yılında 6 milyon 192 bin 962 kişi olan yaşlı nüfus, 5 yılda yüzde 16 arttı. Bu sayının 2050 yılında da yüzde 21’lik oranla 19,5 milyon olması bekleniyor. 
2018’de ki veriler diyor ki; ‘yaşlı nüfus 7 milyon 186 bin 204 kişi oldu ve yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise yüzde 8,8'e çıktı. Bu oranlardan yüzde 44,1'ini erkekler, yüzde 55,9'unu kadınlar.’
*
Tablo şu: 
Ülkemiz 2014 yılı itibariyle ‘Birleşmiş Milletler’ tanımına göre artık yaşlı bir ülke sınıfında iken 2023'te 'çok yaşlı' konumuna düşecek. 
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre ise, 2025'de ülkemiz dünyada en hızlı yaşlanan ikinci ülke olacak.
Diğer tahminler ise şöyle; 
2023 yılında yüzde 10,2. 2030 yılında yüzde 12,9. 2040 yılında yüzde 16,3. 
2060 yılında yüzde 22,6. 
Ve 2080 yılında yüzde 25,6.
*
Dünyaya göz çevirecek olursak şayet, dünya nüfusunun yüzde 9,1'i yaşlı. 
En yüksek yaşlı nüfus oranına sahip ilk üç ülke, yüzde 33,2 ile Monako, yüzde 28,4 ile Japonya ve yüzde 22,4 ile Almanya.
Türkiye ise 167 ülke arasında 66. sırada.
Kısaca nüfusun yaşlanması ile ilgili bilgi veren gösterge ‘ortanca yaş’ yükseldi. 2014 yılında 30,7 iken, geçen yıl 32 oldu.
*
Aslında, ülkemizde, 'yaşlı’ yanında ciddi bir ‘yoksul yaşlı kesim’ var ve sayıları da her geçen yıl artıyor.
Şimdiden bir önlem alınması gerekli ki, sosyal haklara binen ağır yüklerin önü kesilsin.
Fakat ülkemiz bir yandan göç ile bir yandan terör ile bir yandan da mülteci sorunu ile boğuşur iken aslında sinsi sinsi ilerleyen gizli tehlike şu an beklemede.
Yardımlarla ayakta kalmaya çalışan yaşlı nüfus oranı yüzde 76,6 ve çoğu da yardıma muhtaç kadın...
*
Ancak işin başka bir acı yönü var ki, o daha da düşündürücü.
Yaşlıların başlıca sorunu şeker, kolesterol, tansiyon vs. değil maalesef ki ‘Alzheimer ve demans.’
Ve gün geçtikçe de ülkemizde daha da artışta.
Türkiye’de 600 bin civarında Alzheimer hastası olduğu düşünülüyor. Bu rakam iyimser. Hastalıktan etkilenen hasta yakınlarını da saydığınızda, ülkemizde milyonlarca insan Alzheimer ile iç içe yaşıyor.
*
TÜİK’in ölüm nedeni verilerine göre, Alzheimer hastalığından ölen yaşlıların oranı 2010 yılında yüzde 2,7’den, 2012 yılında yüzde 3,4’e yükseldiğine göre 2019’u düşünemiyorum.
Alzheimer hastalığından ölen yaşlıların oranı 5 yılda yüzde 2 artıyorsa bu rakamı ciddiye almamız şart.
Dünyada ise yaklaşık 50 milyon Demans hastası var. Bu rakamın 2050 yılına kadar 130 milyon kişiye çıkması beklenir iken 2013-2017 yılları arasında Alzheimer hastalığından ölen yaşlıların sayısı 13 bin 601.
*
Milyonlarca insan Alzheimer ile iç içe yaşıyor dedik, ancak sonuç yok.
Bu hastalığı tetikleyen sebepler her geçen gün de artıyor. Fazla kilo, yüksek tansiyon, şeker, hareketsiz yaşam sadece bir kaçı…
Şimdi bu ne demek?
Yenidünya düzeninde yaşlılara yer yok mu demek? 
Onlar gözden çıkarılıyor mu demek?
Bu hastalıklar bilinçli mi artıyor demek?
Sesli düşünüyorum.
*
Bu yenidünya düzeni zırvalığında şahit olacaklarımız beni korkutuyor.
Sesli düşünüyorum. 
Hastalıklar ilaçla tedavi yöntemleri ile daha da uyuşturuluyorlar, bağımlı yapılıyorlar ve de ne yazık ki unutturuluyorlar diye düşünüyorum.
İşte bu nedenle; ülkemizde gelecekte en önemli sağlık sorunlarından biri olacak bu hastalık göreceksiniz.
*
Her türlü ilaç, hormon, katkı maddesi ile etkisizleştirilmemiz beni korkutuyor.
İdrakların azalması beni ürkütüyor.
Nüfusumuzun, önümüzdeki 10 yıl içinde daha da yaşlanacak olması beni üzüyor.
Ayrıca ülkemiz de mevcut sisteme göre yaşlılar hak talep etme, talep ettikleri haklara kavuşabilme aşamasında ne yazık ki değiller. Sadece sesli düşünüyorum.

*
Bir kısa hikâye var bu hastalığı çok güzel anlatan:

“Yaşlı bir bey, sabah erken evinden çıkmış, yolda ilerlerken, bir bisikletlinin çarpmasıyla yere yuvarlanmış ve hafif yaralanmış. Sokaktan geçenler yaşlı beyi hemen en yakın sağlık birimine ulaştırmışlar. Hemşireler, önce pansuman yapmışlar ve 'biraz beklemesini ve röntgen çekerek her hangi bir kırık veya çatlak olup olmadığını inceleyeceklerini' söylemişler. Yaşlı bey huzursuzlanmış; "acelesi olduğunu, röntgen istemediğini" söylemiş. Hemşireler merakla acelesinin nedenini sormuşlar.
"Eşim huzur evinde kalıyor. Her sabah birlikte kahvaltı etmeye giderim, gecikmek istemiyorum" demiş.
"Eşinize haber iletir gecikeceğinizi söyleriz" deyince.
Yaşlı adam üzgün bir ifade ile "Ne yazık ki karım Alzheimer hastası hiç bir şey anlamıyor, hatta benim kim olduğumu dahi bilmiyor" demiş.
Hemşireler hayretle "Madem sizin kim olduğunuzu bilmiyor neden her gün
onunla kahvaltı yapmak için koşuşturuyorsunuz?" diye sormuşlar.
Adam buruk bir sesle!
"Ama ben onun kim olduğunu biliyorum." 

*
Bir Aborjin Öğretisi der ki:
‘Biz bu zamana ve yere misafiriz. Geçip gidiyoruz. Amacımız, gözlemek, öğrenmek, büyümek, sevmek ve sonra eve geri dönmek.’
Ancak yenidünya düzeninde gözlemek, öğrenmek şöyle dursun ‘uyuşturuluyoruz.’
Lütfen dikkat! 

Dip notlar;
Yaşlılarda zatürre…
Özellikle yaşlılarda en gelişmiş ülkelerde bile ölümlere neden olan ciddi bir akciğer rahatsızlığı Pnömokok enfeksiyonu.
Halk arasında “zatürre” olarak bilinen ve beyin zarında menenjit gibi ciddi enfeksiyonlara da sebep olan hastalık.
Ve üst solunum yollarında barınan bulaşıcı hastalık.
Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, dünyada her yıl her 1000 kişiden 10-15’i zatürre hastalığına yakalanmakta, Amerika Birleşik Devletleri’nde her yıl 175 bin kişi hastaneye yatmakta, yaklaşık 20 bin ila 40 bin kişi de hayatını kaybetmekte.
Aşırı yorgunluk, soluk beniz, bulanık bilinç, vücut ısısında düşüş, şuur kaybı, sırtta ve göğüste ağrı, 39 derece ve üzeri ateş zatürre eseridir.
Ve unutulmaması gereken bir diğer konuda bu bakteri giderek penisilin ve antibiyotiğe karşı direnç kazanıyor.
Bu nedenle de en önemli korunma yöntemi aşılanma.
Tek doz bir aşı ile 5 yıl gibi bir süre bu hastalıktan korunmak mümkün.
Bu yüzden Dünya Sağlık Örgütü, özellikle risk gruplarına (kronik hastalığı olanlara) 65 yaşını aşmış kişilere, toplu alanlarda yaşayanlara (huzurevi gibi), çocuklara (2 yaşından küçük çocuklarda önerilmez), bu aşıyı önermekte…
Yaşlılarda kalça kırıkları…
Son dönemlerde çok fazla sosyal yaşamla içi içe bulunan yaşlıları bekleyen en büyük risk kalça kırıkları.
Her ne kadar artan teknoloji sayesinde kalça kırığı yaşlıları artık yatağa bağımlı olmaktan, ölüme terk edilmekten, devamlı yatmanın getirdiği akciğer ve kalp rahatsızlıklarından kurtarmış olsa da, onlar için risk kategorisinde yine de yüksek konumda. Geriatri dediğimiz yaşlılık cerrahisi sayesinde bu tür hastalar artık yatağa bağımlı kalmasalar da ilgisizliğe maruz kalıyorlar. Sevgisizliğe yeniliyorlar.
Teknoloji yükseldi, geriatri gelişti ama vicdanlar gelişmedi.
Önemli konu; ‘Kırılmış kemiği yapmaktan çok daha önemli olan, kırılmasına müsaade etmemektir.’
O nedenle yaşlılara bakan bireyler önce sevgi, sonra vicdan dürtüsü ile şu önlemleri alın lütfen.
-Ev içinde eşya düzenini yaşlılara uygun hale getirin…
-Zeminin, halının kaymamasına dikkat edin ve kilim kullanmayın. 
-Altı kayan terlik, ayakkabı, giydirmeyin.
-Islak zemine dikkat edin…
-Kaymamalılar. Düşmemeliler. Boşa adım atmamalılar. 
-Merdiven çıkarken dikkatli olmalılar.
-Banyoda, duşta ve küvette banyo tutanağı yaptırın.
-Kemik erimesi için kalsiyum takviyesi alın.
-Yavaş adımlarla yürüsünler ve gerekirse baston desteği sağlayın.
Yaşlılarımız hazinelerimizdir. Kıymetlerini bilelim…

Beslenme…
Çocukluk döneminde ilk 5 yaşına kadar beyninin ihtiyacı olan besinleri almamız gerekiyorsa, yaşlılık döneminde de beyin kapasitesi, damarlar, yapıları, yıpranması, kan akımının azalması gibi pek çok sebepten düştüğünden dolayı beslenmemiz aşırı önem taşır. Balık yağı, peynir, yumurta sarısı, havuç, brokoli, patates, yeşil yapraklı ve sarı yapraklı sebzeler, tahıllarda bulunan A vitamini, E vitamini, B vitamini, D vitamini alınmalıdır. Ayrıca, Omega- 3 ve bitkisel yağlardan Omega-6 ve dengeli bir şekilde kırmızı et az, beyaz et, balık, süt, yoğurt daha fazla tüketilerek dengeli protein ve az karbonhidrat alınmalıdır.

Yaşlılar için spor…
Birçok yaşlı insan, yaşı ilerledikçe öneminin çok fazla olmadığını zanneder.
Oysa bu bir yanılgıdır.
Erkek ve kadınlarda 20 ile 30 yaşları arasında en üst düzeyde olan kas kuvveti 30 yaşından itibaren azalır, 50 yaşından itibaren kaslar zayıflar, glikojen biter ve karbonhidrat birikir, vücudun aktivitesi azalır. Sabahları kas kasılması problemleri başlar. Aynı zamanda kasların kaslarla, kemiklerle olan bağlantı noktaları ile ve kemiklerin kemiklerle olan bağlantı noktalarına çok daha az kan pompalanır, yırtıklar artar, kemikler incelir ve bantları sertleşince mafsallar 55 yaş üstü alarm verir.
İşte tam bu nedenle, mutlaka 50 yaş üzeri spor şart.
Göreceksiniz ki, hem beden hem de zihnen daha zinde bir yaşam sizi bekleyecek… 
Dayanıklılığınız artacak…
Kas yoğunluğunun azalması yavaşlayacak…
Mafsalların hareket açısını genişletip, kas hacmini koruyarak, sırt ve mafsal sorunlarınız gidecek…
Kemiklerin zayıflama ve erimesini (osteoporozu) gecikecek…
Kan basıncınız düzenli hale gelecek…
Kolesterol tablosu düzelecek…
Bu demek oluyor ki, spor için asla geç kalmadınız!

Mutlu kalın…

Fıkra;
Nasreddin Hoca ile arkadaşları Konya'da bir eve akşam yemeğine davet edilmişler. Ev eski ve ahşap, bastıkça tahtalar gıcırdıyor, hoca laf atmış: 
-Evin tahtaları ses veriyor! 
Adam ukala ya: 
-Bizim ev pek sofudur, ara sıra zikreder! 
Hoca laf altında kalır mı?
-Ya aşka gelip secdeye varırsa? 

Günün sözü;
Güzel gençler doğanın rastlantı sonucu yaratılmasıdır; güzel yaşlılar yaşlanmasını bilen sanat eserleridir. Walter Winchell 
 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün