Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Yas…

9 Kasım 2019 Cumartesi 09:47 Güncelleme : 9 Kasım 2019 Cumartesi 09:47

Sağlık durumu kötüye giden Atatürk’e 1938 yılı başlarında siroz teşhisi konuldu ve Avrupa'dan doktorlar getirilmesine rağmen tüm tedaviler sonuçsuz kaldı.
Ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu, 10 Kasım 1938 Perşembe sabahı saat 09.05’te İstanbul Dolmabahçe Sarayı'nda hayata gözlerini yumdu.
*
Yarın 10 Kasım.
Yine bir ‘On Kasım’ daha geldi.
Tüm dünyada eşi benzeri olmayan bir saate sahip gün geldi.
Yine önsezileri ve güçlü zekâsıyla büyük yaralara parmak basan nadide insanın
hüznü geldi.
*
Atatürk’ün;
“Erkek her şey olabilir. Fakat onun olmadığı bir şey vardır ki dünyada erişilecek en büyük kuvvet ve şeref onda mevcuttur. Efendiler, erkek her şey olabilir, yalnız ana olamaz... Onun için kadın erkekten evvel gelir. Onun için medeni cemiyette erkek, daima kadına hürmetle mükelleftir” diyen hitabını alıp kabul eden analar…
Geldi yas gününüz.
*
‘Atamızı daha iyi anlamaya çalışıyoruz’ ancak hala anlayamıyoruz.
Her geçen gün daha da iyi anlamaya çabalıyoruz ancak, yine de ucundan köşesinden yakalayamıyoruz.
“Atatürkçülük bağımsızlık demektir. Atatürkçülük devrimcilik demektir. Atatürkçülük ulusal onur demektir. Atatürkçülük sürekli yenilenme demektir.” diyen Uğur Mumcu şu halimizi tanık olsa nasıl kelimeleri dizerdi acaba.
*
Peki, biz ne yapıyoruz?
Atamızı daha iyi anlamaya çalışıyoruz da ne yapıyoruz?
Devrim mi?
Yenilenme mi?
Ulusal onur mu?
Bağımsızlık mı?
Biz hala sadece ve sadece ‘anlamaya’ çalışıyoruz…
*
Cehalet diz boyu.
Korkular diz boyu.
Ne yapıyoruz?
Ulu Önder Atatürk'ün ölüm yıldönümü 10 Kasım olan ‘yas’ günü ile avunuyoruz.
*

Ben o sabah ve o saatin verdiği hüznü Atatürk'ü daha iyi anlayarak yenmeye çalışıyorum. Sadece yas tutarak değil, anlayarak.
Ve en zor zamanlar da yine ülke olarak ulus olarak en sağlam dayanağımız olan Atatürk’e dayanıyoruz. 10 Kasımların hüznü ile hep ona sarılıyoruz. İşte bu onu anlamaktır.

*
Zaman geçiyor ve başka değişiyor hayat.
Yaşamın içindeki ümitsizlik de değişiyor.
Zor dönemlerde.
Çok yıl geçse de, milyonlarca Türk hala onu yâd ediyor ve edecek.
Dolmabahçe Sarayı’ndaki o odanın görüntüsü hala dimağımızda.
Hala gözlerimiz doluyor.
*
Saygıyla ama daha da önemlisi bitmez sevgiyle kalbimizde yeri değişmeyecek.
Onur dolu gözyaşları onun için akmaya devam edecek.
Ve bu yaşlar devam ettikçe bu topraklar hep güvende olacak.
Ve umut bu ya ‘bir daha gel Samsun’dan diyeceğiz hep.

*
Sevgili Ata’mın siren seslerinden rahatsız olanlar var.
Onlar, Menemen’de gencecik bir asteğmeni katledenlerin torunlarıdır.
Siren seslerinden rahatsız olan Cumhuriyete savaş açanlardır.
Cahil kalmamızı isteyenlerdir.
Yobazlar ve gericilerdir.
Hurafelerle, vaatlerle, boş inançlarla avunanlardır.
Hâkimiyet kuranlardır.
Uyuyanlardır.
Sömürenlerdir.
Kitlelerin uyanmasından büyük korku duyunlardır.
Din perdesini kullananlardır.
Bu milleti mahvetmek isteyenlerdir.
“Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyen zihniyeti küçümseyenlerdir.
Çiftçimizin, köylümüzün eğitilmesini, bilinçlenmesini engelleyenlerdir.
Yenilenmezler.

*

Biz sadece Mustafa Kemal’in anısına değil o siren sesini onun devrimlerine, kişiliğine, dâhiliğine, silah arkadaşlarına, fedakârlığına, tüm verdiği savaşlara, şehitlere, gazilere kurtuluşa diye duyuyoruz.
1 dakika boyunca bunları anıyoruz.
Sadakati anıyoruz.
Özveriyi anıyoruz.
*
Dünyanın hiç bir yerinde, hiç bir ülkenin bir devlet adamına, bir lidere bu denli sevgi olmamıştır.
O nedenle, bunun idraki içinde olmayanlar Atatürk sevgisini layıkı ile anlayamaz, yaşayamaz. Onu anlayan arabasından inip saygı duruşunda bulunuyorsa bu tüm sevgisi iledir.
*
Birliği, sevgiyi, saygıyı gör yarın 10 Kasım’da.
9'u 5 geçe, ''bir'' olduğumuz bir andır…
Bu günü Atatürk'ün ölümünü anıştan ziyade, bir toplumun aynı anda tek yürek oluşu gibi gör.
“Ey Türk gençliği: Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir…” işte bunu hissederek saygı duy.
Ve bunu hissederek yaşa.

*
Büyük adamlar, kuşaklarının başıdır. Onlar yenilenmenin başıdır.
Dünya tarihinin yaşamış en büyük karizmatik lideriydi Atatürk. O politika ve savaş alanlarında yılmadı. Yurtseverdi.
Ve aynı zamanda stratejisti.
Ve aynı zamanda en hümanist öğretmendi.
Adını Türk tarihine altın harflerle yazdırdı.
*
Onu kaybettik ama, inançlarını hedeflerini, vardığı birliği, görüşlerini devraldık.
O nadide şahsiyeti ile Türk Milleti’nin kalbinde ebedi yaşayacak.
Der ki Atatürk’üm;
“Bir gün benimde naçiz vücudum toprak olacaktır. Ancak Türk Milleti ve Devleti ilelebet yaşayacaktır...”


Dip notlar;

Anadolu'yu dinlediniz mi?
“Acı işgal günlerinde, önemli devlet adamlarının da hazır bulundukları toplantıda herkes, Türkiye’nin düştüğü acıklı duruma kendisine göre bir çare arıyor; Amerikan, İngiliz himayesinden dem vuruluyordu.
Bir aralık, Mustafa Kemal Paşa’ya da sordular.
Atatürk şu kısa yanıtı verdi:
- Efendiler, hepiniz konuştunuz, arzularınızı beyan ettiniz ve birbirinize sordunuz, hepinizi dinledik. Fakat...
Anadolu’ya bir şey sordunuz mu?
Anadolu’yu dinlediniz mi?
Ona da soralım, bir de onu dinleyelim efendiler!”
(Kemal Arıburnu, Atatürk, Anekdotlar, Anılar)

Atatürk’ü duymak
Ulu rüzgâr esmedikçe, yaşamak uyumak gibi.
Kişi ne zaman dinç;
dalgalanırsa bayrak bayrak gibi.
Ne var şu dünyada ekmekten daha aziz?
Sürdüğün tarlalara sevginle serpildik.
Ekmek olmak için önce buğday olmak gibi.
Silinir sözcüklerden sen hatıra geldikçe cılız sözler:
Uzanmak, yorulmak, durmak gibi.
Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene, her ışık-kaynak gibi.
En yakınlar zamanla yüzyıllarca uzak gibi.
Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz,
Daha da yakınsın, daha da sıcak, bıraktığın toprak gibi.
Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz.
Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi.
Ancak senin havanda sağlıklar esenlikler:
Olmaya devlet cihanda Atatürk’ü duymak gibi.
Behçet Necatigil…

Mutlu kalın…

Fıkra;
Bir Kayserili, bir Çorumlu, bir Ankaralı trende giderken;
Kayserili kalkmış bir top pastırmayı trenden aşağı atmış.
‘Ula ne yapıyorsun pastırma atılır mı?’ demişler...
Kayserili; Bizim orda bundan çok demiş...
Bunun üstüne Çorumlu kalkmış bir sepet leblebiyi trenden aşağı atmış.
’Ula sen ne yaptın leblebi atılır mı?’ demişler.
Çorumlu; Bizim orda bundan çok demiş...
Bizim Ankaralı düşünmüş ben ne atsam diye...
Kalkmış Çorumluyu tuttuğu gibi trenden aşağı atmış.
’Ula ne yaptın adamı niye attın;
Ankaralı kendinden emin: Bizim orda da bundan çok...

Günün sözü;
"Adam olmak cinsiyet meselesi değil, şahsiyet meselesidir." Gazi Mustafa Kemal Atatürk…

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün