Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Yakmayın...

19 Ekim 2020 Pazartesi 08:15 Güncelleme : 19 Ekim 2020 Pazartesi 08:15

Bağrımız yandı.

Ciğerimiz yandı.

Her bir ağaç yandığında kalbimiz ağladı.

***

Siz hiç bir ağaçla sohbet ettiniz mi?

Edin ve gönül gönüle konuşun.

İşte o zaman öğreneceksiniz aslında ne kadar bilgisiz olduğunuzu.

Bir ağacın hal diliyle anlatmak istediği o kadar çok şey var ki bize dair, hayata dair.
Ve o ağaç insana ders anlatır.

***

İnsana saygı yok.

Doğaya saygı yok.

Hayvana saygı yok.

Bunları yaşamayan bir topluluk olma yolunda ilerliyoruz.

Hem de hızlı bir şekilde.

***

“Ormanlar yandı, Allah’tan can kaybı yok” dendiği anda tüylerim ürperiyor.

Ormanın içinde yaşayan tüm canlıları unutanlar utansın. Böyle zihniyet içinde ne kadar gelişebiliriz?

***

Ama biz kör insanlık, elimize geçeni yok ederiz.

Bir ağaçtan ders alması gereken bizler kütük gibi değil miyiz?

Oysa biz yakıştırırız o lakabı ona. Sonrası malum.

Şimdi ‘kütük’ olan kim?

Ama kimin umurunda?

***

Doğanın çektiği çile o kadar büyük ki bizim elimizden.

Ne sözle anlatılır ne de idrak edilir.

Aç gözlülüğümüz çevrenin sonunu getiriyor yavaş yavaş.

Hem de kendi ipimizi kendi elimizle çekerek bunu yapıyoruz.

Rant uğruna.

Para uğruna. Ve acımadan yakıp yıkıyoruz.

Fütursuzca katliamlara devam ediyoruz.

***

Alışveriş merkezi yapmak için ağaçları kesen zihniyet ile yakan zihniyet farklı mı?

Ve bir kaçınılmaz sonuç bizi beklemiyor mu? Adı susuzluk olan ve o farklı zihniyetlere göre mi hareket edecek?

Bindiğiniz dalı kesiyorsunuz.

Yapraklarını döküyor diyerek çam ağacını kesen, rant uğruna veya ideoloji uğruna yakan, yıkan yeşil düşmanları susuzluk geldiğinde kaçacak bir yeriniz olmayacak.

***

İnsanı biçimlendiren eğitimdir.

Neyine senin ağaç, neyine senin dağ, neyine çayır çimen diyen zihniyet elbet bir gün sönecek.

Gölgeleneceğiniz bir ağaç dalı kalmadığında o binalarınız sizi kurtarmayacak.

Sizin gibiler yüzünden kuraklığa doğru ilerliyoruz.

Her yaptığımızdan sorumluyuz ve sonuçlarına da katlanmak zorundayız.

Bu sonucu biz insanlık olarak yarattık ve bu insanlık artık acı çekiyor.

Şimdi yapacağımız tek şey yanan bölgelere güneşe dayanıklı iğne yapraklı çam ağaçları ve dayanıklı ağaçlar dikmek, rant için villalar yapmamak. Belki o zaman vicdanen daha rahat oluruz.

***

Bir yerde ağaç çığlıklarla yanıyorsa bilin ki dünyanın başka bir yerinde de bir can yanıyor.

Bir yerde bir ağaç kesiliyorsa bilin ki başka bir yerde başka bir yıkım yaşanıyor.

Ağaç olsa keseriz, yeşil olsa koparır atarız, acımasızca yakar yıkarız çünkü ne de olsa ağaç anlamaz ki bizi.

Oysa doğa eşsizdir ve her ağaç, genlerinde barındırdığı özel şifrelerle hareket eder.

O kendini senden daha iyi bilir.

Nasıl biçim alacağını, güneşi ne zaman alacağını, ışığını, hangi meyveyi ne zaman vereceğini, çiçek açacağı zamanı yapraklarını ne zaman dökeceğini bilir.

Uyumayı da bilir o uyanmayı da ve bin bir çeşitli hayvanata yuva olmayı da bilir.

***

Bir tek sen ey insan kendini bilemedin.

Neden?

Zarar vermek neden kanınızda var?

Kin ile yakıp yıkmak neden kanınızda var?

Ancak lütfen unutmayın!

O ağaçların ve içinde ki canlıların ahı üzerinizde asılı kalacak.

İlahi adalet gelip mutlaka sizi bir gün bulacak.

Mutlu kalın...

 

Dip notlar;

 

Bir ağaçtan on ders...

Bir adam, ağacın gölgesinde, bir felsefe kitabı okuyordu. Sorular adamın kafasını karıştırmıştı. Başını kaldırıp ağaca baktı:
"Keşke ağaç olsaydım, hiç düşünmeden yaşasaydım" dedi. Birden ağaç dile geldi:
"Ben düşünmüyorum belki, ama düşünen insanlara o kadar çok ders verebilirim ki" dedi. Adam heyecanla: "Seni dinlemek isterim" dedi. Ağaç konuşmaya başladı:
"At o felsefe kitabını elinden, şimdi bana bak ve beni dinle! Sana on tane hayat dersi vereceğim" dedi.
Adam heyecanlanarak, "Tamam" dedi.
Ağaç hayat derslerini sıralamaya başladı:
1. Ağaç yaş iken eğilir ya da doğrulur. Her şeyin bir zamanı vardır. Hayat, öğrenme sürecidir ama zamanlaması çok önemlidir. Siz de bilirsiniz ki “yaşlı köpeğe yeni oyunlar öğretilmez.”; “Yaşlı kurda yol öğretilmez.”
2. Düşen ağaca balta vuran çok olur. Onun için, hayatta düşmemeye dikkat etmek gerek; güçlüyken gölgene sığınanlar, düşerken baltayı alıp sana koşarlar.
3. Bizi yok etmeye çalışan baltanın sapı bizdendir. Dış düşmandan korkmayın. İç düşman daha tehlikelidir. Sizin gibi görünüp, size hainlik edecek insanlara dikkat edin. Dişi kıran, pirince en çok benzeyen beyaz taştır.
4. “Ulu çamlar, fırtınalı diyarlarda yetişir” (Cemil Meriç). İnsanı geliştiren, mükemmelleştiren zorluklardır. Büyük adamlar, büyük engellerle karşılaşıp, onu aştıkları için büyük adam olurlar. Büyük devletler, büyük badireleri atlatarak büyük devlet olurlar. Uçurtma, rüzgâra karşı durduğu için yükselir. Engelleri, fırsat bilmelisiniz.
5. Bir ağacın kökü ne kadar derinse, boyu o kadar yükseğe çıkar. Kökleri zayıf olan, büyüklüğü taşıyamaz. Onun için kökünüze sahip çıkmalısınız. Kökünü unutan veya yok sayan bir ağaç, ayakta kalabilir mi? Bir ağaç, gücünü gövdesinden değil, kökünden alır. Sizin bir tarihiniz yoksa nasıl geleceğiniz olabilir? Tarihinizi yok sayar veya unutursanız, geleceği nasıl inşa edeceksiniz?
6. Ağaç yapraklarıyla gürler. Bir insan da ailesiyle, sosyal çevresiyle güzel olur; onlarla tamamlanır. Onlarla varlığını hissettirir. Onun için, sosyal ilişkiler çok önemlidir.
7. Hiçbir ağaç, acaba bahar gelecek mi, çiçek açacak mıyım diye düşünmez. Kök, gövde ve dallar görevini sessizce ve sabırla yaparlar. Siz de, baharın gelmesini bekliyorsanız, görevinizi şamata 

yapmadan, sessizce, hakkıyla ve sabırla yapmalısınız.
8. Meyveli ağacı taşlarlar. Bilgili, becerikli, başarılı insanlara haset eden çok olur. Bir işe yaramayan, vasıfsız, silik insanları kimse umursamaz. Onun için, başarılı insanlar, atılacak taşlara mukavemet edemezlerse, başarılarını sürdüremezler.
9. Her ağaç, kendi toprağında büyür. Ağaç ancak, uygun toprağı bulması halinde, gelişmesini sürdürür. İnsan yetenekleri de öyledir; ağaç, tohumu gibidir. Uygun zemin bulursa gelişir, yoksa çürür gider.
10. Beşikten mezara kadar ağaca muhtaçsınız. Çocukken beşikte, ölünce tabutta bizimle berabersiniz. Bize, hep odun gözüyle bakmayın. Biraz da ibret gözüyle bakın. Sözü şöyle bitireyim, insanların kulağına küpe olsun. “Her şey, bir ağacı sevmekle başlar. Bundan sonra, bir ağacın yanından geçerken durun ve şarkımızı dinleyin.” Adam ağaca tekrar baktı, “Aslında odun olan, bu ağaç değil benmişim meğerse” diye geçirdi içinden.

(Bitkilerle Sohbet. Durdu Güneş)

 

Kiri..

Dünya atmosferindeki 800 bin yıldır 300 ppm seviyesini aşmayan karbondioksit yoğunluğu 400ppm’yi çoktan geçti ve iklim değişikliği açısından güvenli olan değer çoktan aşıldı.

Fosil yakıt kaynaklı karbon salımları ile sanayi devrimi, bizi bu noktaya getirdi.

Ancak dünyayı kurtarabilecek bir ağaç var. Adı ‘kiri’...

Ve bu ağaç dünyada ki herhangi bir ağaçtan 10 kat fazla karbondioksit absorbe ediyor ve yüksek oranda oksijen veriyor. Bu en önemli özelliği.

Mayıs ayında tatlı, kokulu çiçeği açan kirinin yaprakları protein ve nitrojen açısından zengin ve boyu 9 metreyi geçebiliyor. Kiri, kirli toprak ve suda başarılı ve büyürken de yeryüzünü temizliyor.

Bir diğer harika özelliği ise bu ağacın dünyadaki en hızlı büyüyen ağaç olması: Kiri ağacı bir yılda dört buçuk metreden daha uzun olabiliyor. Tohumdan yetişen, sekiz yıllık bir ağacın boyu, kırk yıllık meşe ağacıyla aynı boyda. Budanması durumunda daha iyi ve daha hızlı büyüyen kirinin adı Japonca kesmek kelimesinden geliyor.

Ve yüksek oranda oksijen üreten kiri ağaçları, gelecek yıllarda büyük katkılar sağlayabilir dünyamıza. O nedenle dünyayı kurtarabilecek ağaç dememiz tam yerinde. Ve ilk olarak bu konuda bir girişim var. Teksas’ta “Kiri Devrimi” adı altında bir proje oluşturuldu ve bu proje kapsamında bu ağaçtan 1 milyon tane dikilmesi ana hedef.

İnşallah bu ağaç dünyanın kirlenmesini durdurabilir.

Kim bilir?

 

Fıkra;

Adamın biri, bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş.

Ağaçta bulunan başka biri de onu izliyormuş.

Namazını bitiren adam daha sonra namazının kabul olması için Allah'a dua etmeye başlamış.

- Allahım sen namazımı kabul et.

Ağaçtaki adam: - "Etmem" diye cevap vermiş.

Adam şaşırmış. Tekrarlamış:

-Allahım sen kıldığım namazı kabul et."

- "Etmem."

Adamın şaşkınlığı iyice artmış. Yine,"Allahım sen namazımı kabul et" demiş.

Ağaçtaki adam tekrar: - "Etmem", deyince adam sinirlenmiş.

- "Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım."

 

Günün sözü;

Bir yıllık varlık istersen buğday, on yıllık varlık istersen ağaç, yüz yıllık varlık istersen insan yetiştir. Çin atasözü...

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün