Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Suçlu kim?

14 Aralık 2019 Cumartesi 00:57 Güncelleme : 14 Aralık 2019 Cumartesi 00:57

Ara ara tekrar eden gündem nedir?
Kadınların şiddete uğraması.
Haftalardır süregelen gündem nedir?
Cinayete kurban gitmeleri.
Suçlu kim? 
*
Yıllardır kadınların uğradığı haksızlıklarla ve kadın cinayetlerindeki artışlarla ilgili yazılmayan kalmadı yazılı basında. Söylenmeyen kalmadı görsel basında.
2012 yılında onaylanan "Kadına Yönelik Şiddet ve Ev içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi' bile var.
Ne değişti? 
Koca bir hiç. 
Cinayetlerin önlenebilmesi için daha kaç kadın gitmeli?

*
Şiddetin önüne geçmenin yollarından biri kadın- erkek eşitliğinin anlaşılması deniyor, maalesef yaşanan şiddet ve işlenen kadın cinayetleri durmadan artıyor.
Kadına karşı şiddetin önlenmesi için imzalanan İstanbul Sözleşmesi'ne uyuluyor mu?
Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi (CEDAW) gibi uluslararası sözleşmeler uygulanabiliyor mu?
Nerede eşitlik politikası?
Toplumsal cinsiyet eşitliğini her tabanda kabul edildi mi?
Ayrımcılık bitti mi?
Bitmedi ve olan şu ki, kadınlarımız 3. sayfa haberi olarak hala gazetelerde, televizyonlarda.
*
Kadına şiddet ve cinayetlerde çözüm için şartlardan biri uluslararası sözleşmelere uymaktır.
Çözüm için diğer şart şiddete karşı bilinci arttırmaktır. 
Ancak ne oluyor?
Sözleşmeler uygulanmıyor, kadın cinayetleri artıyor, sürüyor, bitmiyor.
Bakış değişti mi?
Hayır.
*
“Kadına şiddete tepkiyi en iyi kadınlar verir!” sloganı yanına “erkekleri en iyi anneler yetiştirir” de eklenmeli.
Erkeklik ile övünen toplum kim? 
Erkek evladım oldu diye övünerek kız evladına hor bakan kim?
Toplumda anneler ne yapıyor?
Şiddet seslerine erkek çocuklarına ‘paşam ’diyerek kulaklarını tıkıyor. 
Ancak şiddet seslerine kulağınızı tıkadığınızda o ses sizi er ya da geç bulur.

*
Bu toplum kutsal anne rolü biçiyor.
Ama o rol bile erkekler tarafından empoze ediliyor.
Kutsalsın deniliyor, ardından ‘söz dinleyeceksin’ diye dikte ediliyor.
‘Annesin, cennet ayaklarının altında’ deniliyor, ‘sıran gelmeden konuşma’ diye ağzı kapatılıyor. 
Ve kadın erkekler tarafından, toplum tarafından biçilen rolden cayarsa, çark ederse yok ediliyor.

*
Kadının hayatı, yaşaması, giyeceği, yiyeceği, içeceği ölümü bile öyle bir tahakküm altında ki.
Eziyet mi eziyet.
Cezalandırma sahibi erkekler.
Bedene eziyet etme şereflisi erkekler.
Gün geliyor ve namus adı altında o bedeni ortadan kaldırma haklarını da kendilerinde bulabilen de yine erkekler. 
Adı sevgi.
Adı ‘öldüresiye seviyorum’. Aslı ‘kıskançlık’, aslı ‘otorite yitimi.’

*
Erkekler için kolay uygulanan tahrik indirimleri var.(Giysisi, konuşması, tavrı vs. vs.)
Kadınlar için yok.
Cinsiyetçi algı var, caydırıcı önlemler yok.
Erkekleri kollayan o tahrik indirimleri neticesinde kadın öldüğünle kalıyor erkek ise az bir ceza ile dışarıda.
Sistem bu.
Tepki, cinayetlere karşı toplumsal tepki değil bu sistemin işleyiş evresinde de olmalı.
*
Kadın cinayetleri bireysel değil, kadın cinayetleri toplumsaldır.
Sebep kadına atfedilen görevler.
Sebep ona söylenen kutsiyetler.
Sebep sahiplenmeler.
Sebep "koruma" sistemleri.
Sebep görevlerini yerine getirmeyen kadınlar.
İşte bunlar yüzünden kadının öldürülmesi hak görülüyor.
Bu toplumun ayıbı.
"Kocandır -babandır döver" diyerek çocuk yetiştiren anneler yüzünden.
Kurbanı katile teslim edenler yüzünden.
Erkek kafası yüzünden.
Seyircisi toplum olan, baskısı toplum olan, planlayıcısı toplum olan her sistem yüzünden.
*
O nedenle suçlu kim?
Suçlu sadece suçu işleyen midir?
Tek kusurlu katil mi?
Bir kadınla ilişkisinde sırtı sıvazlanan erkek, bir erkekle ilişkide taşlanan kadın.
Suçlu kim?
Toplum da bu cinayetlerden sorumlu.
Erkek çocuklarına değerli gözüyle bakanlar da sorumlu.
“Erkek adam ağlamaz, erkek adam şöyledir, böyledir” diye dayatanlar da sorumlu.
“sen erkek adamsın, erkek adam duygusuz olur” diyen de suçlu.
*
Yemek yapmayan, su bile ayağına gelen ‘aman oğlum’ diye büyümüş bir birey,
“ayıp, günah” ile baskı altında büyütülen kız çocukları ayrı bir birey.
Ne kadar zıtlar.
‘Nasıl olsa erkek’, her şeyi yapar.
‘’Nasıl olsa eksik etek her şeyi sineye çeker.
Ve birde  “töre” devreye girdi mi bitti kadın.
*
Peki, töreyi yaratan toplum değil mi? 
“Erkeksin sen, yap” diyen toplum değil mi?
Siz yetiştirmediniz mi onları?
 “Namusumu temizledim” diyenleri siz yetiştirmediniz mi?
Onlara siz “helal olsun” demediniz mi?
Ona siz rol biçmediniz mi? 
Mahallevi baskı uygulamadınız mı?
En başta psikolojik şiddeti aile uygulamaz mı? En sevdiklerin tarafından uygulanmaz mı?

*
Kadın cinayetleri, erkek şiddetinin bir sonucudur ama başta kaba kuvvet ve şiddet 
İle bütünleşmiş ataerkil toplumun sonucudur. 
Ataerkil bir toplumun içinde büyüyen kadının özgürce yaşama hakkı, boşanma hakkı, elinde mi?
*
“Ölmek istemiyorum” diyen bacınız, anneniz, arkadaşınız, 
Boğazınızda bir düğüm var. Evet, titreyen sesleriniz var.
Evet, travmalarınız var.
O nedenle evcilleşmeliyiz.
*
“Kadınları koruyan” yeni yasalar erkekler tarafından çıkarılıyorken ahlaki gözetim nasıl olacak?
Eğitim şart.
Peki, eğitecekleri kim eğitecek? 
Bugünkü eğitim sistemi erkek egemen değil mi?
Yasalar değişsin ama o yasalar neden demez, sonuca bakar. Ve sonuç değişti mi?
Ve bizzat yasalar yine erkek zihniyetinde değil mi?
*
Bu nedenle erkeklerin egemen olduğu devlet zihniyeti değişmeli.
Erkeklerin egemen olduğu parti zihniyeti değişmeli. 
Yapmacık dayanışma söylemleri yerine çözüm üretilmeli. 
Kadınların üzerindeki baskı ve sömürüyü ortadan kaldırmak için çözüm üretmek şart.
Uzun vadeye yayılmış olsa da şart.
Temelden değişim için mücadele şart. 
Artık yeter!


Dip notlar;

Kadınlar korkuyor
Bir kadın kendisine fiziksel veya ruhsal bir zarar verileceğinden korkuyor.
Gülmeyi unutuyor.
Tedirgin, asık suratlı taciz korkusuyla yürüyor. 
Nasıl davranması, ne giymesi, nasıl konuşması gerektiğini dikte edenlere sesi çıkamıyor.
Her cinayetten sonra daha da korkuyor. 
Töre, örf, adet, anane peşlerini bırakmıyor.
Sahip değil, eş istiyor.
Ancak güvenemiyor, korkuyor.
Kadınlar korkularından değil zihniyetten korkuyor.
Ahlaki ve nasihatçi önerilerden korkuyor.
Hukukun yetersizliğinden korkuyor.
Erkeklerin egoları ile mücadeleden korkuyor.
Erkek egemenliğini içselleştirmekten korkuyor.

Veriler…
‘Dünya’da ve ‘Türkiye'de 2016-17-18 yıllarındaki kadın cinayetleriyle ilgili istatistiki bilgilerden bir kaçı;
2009-2010 verilerine baktığınızda bir günde ölen kadın sayısı, beş.
Geçtiğimiz yıl, 12 ayda ölen kadın sayısı 440.
Bu yıl ise ölen kadın sayısı 423.

Cinayet sebepleri:
Sebep bağnazlık.
Sebep kendini geliştirememe.
Sebep zihniyet aktarımı.
Sebep namus. 
Sebep boşanma.
Ölen kadınların medeni durumları; evli 58,5%, boşanmış 16,1%
Eğitim durumları; ilkokul mezunu 46,1%, ilköğretim/ortaokul mezunu 17,9%
Meslekleri; nitelik gerektirmeyen meslekler 30,2%, işsiz 26,9 %
Sabıka durumları; yok 86,5%
Verilere bakıldığında çarpıcı bir tablo ile karşı karşıyayız ne yazık ki.  
Mutlu kalın…

Fıkra;
Adamın biri kitap satışı yapılan bir markete giderek tezgâhtaki bayanla dalga geçmek için sormuş:
– Pardon bakar mısınız, “Evin reisi erkektir” isimli kitap sizde var mı acaba?
– Maalesef beyefendi, masal kitabı satmıyoruz biz.


Günün sözü; 
Aşk; bir bakıma sobaya dokunmak gibidir. Bir defa yanarsın, izi kalır. Sonra bir daha dokunmazsın sadece yanına yaklaşırsın... Sunay Akın…
 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün