Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Şiddetin ana sebebi depresyon mu?

24 Ağustos 2020 Pazartesi 00:04 Güncelleme : 24 Ağustos 2020 Pazartesi 00:04

Şiddet; ne yazık ki her geçen gün gittikçe artan bir olgu.

Hayatımızın her alanında karşılaştığımız durum.

Bir bakıyoruz trafikte öfke, kin, küfür saçılıyor.

Bir bakıyoruz haneler kana bulanıyor.

Bir bakıyoruz genç kızlarımız kurban ediliyor.

Kısaca salgınla birlikte depresyon vakaları iki kat arttı.

*

Gün geçmiyor ki bir kadın ya namus cinayetine, ya da ‘neden ayrılıyorsun’ baskısına kurban gitmesin.

Geçtiğimiz günlerde yine sokak ortasında trafikte şiddet, öfke, aşağılanmalar yaşayan kadındı?

Gözden kaybolup giden gencecik kızlardı.

Sokak ortasında dayak atılıp kurşun sıkılan erkeklerdi.

Olaylar gitgide daha da zorlaşıyor.

Ve unutmayalım ki, bu sadece bizim değil bütün dünyanın sorunu.

*

Alkol, uyuşturucu kullanımındaki artış

Pandemi kaynaklı öfke patlamaları, stres artışı.

Tüm yaşananlar artan depresyonun eseri mi?

Şiddet artık bir deşarj yöntemi mi?

Sorgulayın!

*

Neden şiddet ve cinayet son yıllarda hızlı bir artışta?

Gizlenen şiddet artık gün yüzüne daha fazla çıkmaya başladı sebebi ne olabilir?

Sorgulayın!

Kendinden güçsüz bir başka kişiye hükmeder olundu.

Neden hükmeden ve hükmedilen kişiler olmak zorunda?

Sorgulayın!

*

Özelikle ülkemizde kadınlarımızın şiddete maruz kalması psikiyatri hekimine gidip tedavisini yaptıramayan erkekler yüzünden sınırı çoktan aştı.

‘Erkeklik’ baskısı yüzünden bunalan erkekler depresyonda.

Ve bu gerçekler ile de ne yazık ki yüzleşemiyorlar.

Depresyon kadınlarda hüzün, üzüntü ve içine kapanıklık yaratırken, erkeklerde öfke, zarar verme, kendine güvende azalma, aşırı sinirlilik veya sinir patlaması şeklinde yaşanıyor.

Ve sinir patlamalarının ardından gelen şiddet artık tamamen gün yüzünde.

*

‘Erkek adam şöyledir, böyledir’ kelimeleri ile şekillenenler kadına saldırarak, üstünde güç denemesi yaparak toplum baskısını üzerinden atma derdinde değil mi?

Daha çocuk yaşlarda aşılanmaya başlanan ‘büyük ego’ ile bütünleşen erkekler neden zayıflık karşısında aslan kesilirler?

Üstelik hukuk açıkları da tuzu biberi ülkemizde kadının katledilmesinin.

*

Şiddetin ve cinayetin bir şekilde ortadan kaldırılması için kadının toplumsal cinsiyet eşitsizliğinden kurtulması şart.

Hatta şiddetin getirisi ‘cinsel istek kaybı’ da kadının boynunda bir halka.

Bir yandan cinsiyet eşitsizliğine maruz kal, bir yandan da cinselliğini yok etmelerini izle.

*

Şiddete uğramış kadının en büyük sorunu sizin eserinizdir.

Cinsel istekler konusunda kapalı bir toplumuz ve bu zaten bir dezavantaj iken kadını şiddetin içine atanlar onun kadınlığını unutabilecek, utanabilecek düzeyde bir problemle de karşı karşıya bırakıyorlar ne yazık ki.

*

Ve şiddet öfke ve cinayetlerin tümünü birleştirerek ele aldığımızda önümüze yasaklamalar, bastırılmış öfke, üzüntü, suçluluk duygusu çıkıyor.

Çocukluk döneminde başlayan yasaklar, bastırılmış duygular çıkıyor.

Karşılanmayan cinsel değerler çıkıyor.

Ve ardından da acı deneyler çıkıyor.

*

Görmek istemediğin acı gerçeklere zorla baktırılmak seni yorar.

Yaşamdan kaçmayı amaçlayan ruh hali olan ve insanın içine yavaş yavaş sızan depresyon unutturur.

Düşündürür.

Yorar.

Sıkar.

Ve zarar vermeni sağlar.

*

Genelde psikolojik nedenlerle artan ve azalan tüm olaylar bizi nefrete götürür sonunda.

İnsana karşı nefrete dönüşebilen hissizlik başlar.

Ve sonuç olarak; nefret gelirse sevgi biter.

Ardından kendinden kaçarsın, kendine acırsın ve kendini yargılarsın.

Kendinden korkarsın.

Sonucu ise yine senden korkana, senden güçsüze öfke patlamaları. Ardından ise travmalar şiddet ve cinayetler.

En son durum ise parçalanan, yıkılan hayatlar.

Yok olan aileler.

Acı içinde yanan anneler.

Değer mi?

Dip notlar;

Nedir depresyon?

Psikiyatrlara göre üç çeşit insan depresyona düşer.
-Kendine güveni olmayan.
-Sorumluluk duygusu olmayan.
-Yaşamın sürprizlerine açık olmayan.

Peki depresyon nedir ve nedenleri nelerdir?

Sözlük anlamı, ‘Psikolojik, biyolojik ve sosyal faktörlerin sebep olduğu nasıl hissettiğinizi, nasıl düşündüğünüzü ve nasıl davrandığınızı olumsuz etkileyen yaygın ve ciddi ancak tedavi edilebilen tıbbi bir hastalık.’ Gerçek anlamı hayatı zehir eden sürekli üzüntü halinde olmaya ve zevk veren durumlardan keyif almamaya, aldırmamaya yol açan durum.

Başlıca belirtileri ise;

‘Sürekli üzgün ve yorgun hissetme...

Değersiz ve suçlu hissetme...

İlgi ve zevk kaybı...

Konuşmada ve hareketlerde yavaşlık...

Konsantrasyon kaybı, karar verme zorluğu...

Uykusuzluk veya aşırı uyuma...

Aşırı yeme veya iştahsızlık...

Öfke patlamaları...

İntihar eğilimi’ dir.

Kısaca; bir kez bulaşıldı mı çabuk tekrarlayabilen ve her tekrarda daha da şiddetlenebilen hastalık adı.

Ve acının, duygunun eksik olma halinin nelere gebe olabileceğini hemen hemen her gün izliyoruz...

Yapacak çok işim var...

“Bir gün yaşlı bir münzeviye sorarlar:

‘Sürekli yalnız olmaktan bıkmıyor musun?’

Münzevi cevap verir:

‘Yapacak çok işim var. İki şahin eğitmem gerekiyor. Ve iki kartal. İki tavşan sakinleştirmek ve yılanı eğitmek. Eşeği motive etmek ve aslanı evcilleştirmek.’

‘Ama senin etrafında hiç hayvan göremiyoruz! Neredeler?’

Münzevi cevap verir:

‘Onlar içimizde yaşayan hayvanlar.’

‘İki şahin gördükleri her şeye saldırıyor. İyi-kötü, faydalı-zararlı. Onlara ayırt etmeyi öğretmeliyim. Çünkü onlar benim gözlerim.’

‘İki kartal dokundukları her şeyi mahvediyor, yaralıyor, parçalıyor. Onlara hizmet etmeyi ve zarar vermeden yardım etmeyi öğretmeliyim. Çünkü onlar benim ellerim.’

‘Tavşanlar her zaman kaçar, korkar ve saklanır. Onları sakinleştirip, zor durumlarla başa çıkmayı öğretmeliyim, beladan kaçmayı değil. Çünkü onlar benim ayaklarım.’

‘En zor kısmı yılanı izlemek. Sıkı bir kafeste, güvenli bir şekilde kilitli olsa da, her zaman saldırmaya, sokmaya, yakın olan herkesi zehirlemeye hazır. Bu yüzden onu takip edip, disiplinli olmalıyım. Çünkü bu benim dilim. ’

‘Eşek herkesin bildiği gibi çok inatçı, sonsuza kadar yorgun ve işini yapmak istemiyor. Bu yüzden ona şükretmeyi ve akışta olmayı öğretmeliyim. Çünkü bu benim vücudum. ’

‘Ve sonunda kral olmak ve herkese emretmek isteyen bir aslanı evcilleştirmek istiyorum. Gururlu, kibirli ve dünyanın kendi etrafında dönmesini istiyor. O aslanı terbiye etmeliyim. Çünkü bu benim egom.’ Alıntı...”

Mutlu kalın…

Fıkra;

“Temel, arkadaşına hakaret suçundan yargılanıyordu.

Hâkim:

-Sen buna hakaret etmişsin, doğru mu? diyerek davacıyı gösterdi:

-Yok, hâkim bey, yok. Ben kendüsina sadece heyvan dedum.

-İyi ya hakaret etmişsin işte.

-Ne demek hâkim bey… Yanlış anlaşılıyı… İnsan kurnaz olursa tilkidur. Kutnazlukta ileru gidersa kurttur, pek cesur ve heybetlu olursa aslan, uysal olursa kuzi, korkak olursa tavşan, inatçı olirsa eşek, güzel sesli olursa bülbül, mercan gözli olursa hamsi.

Velhasili kelam, hâkim bey, insan hiç bir zaman heyvanluktan kurtulamaz…”

Günün sözü;

"Sevginin kotası olmaz! Birini sevmek için diğerinden nefret etmen gerekmez." (Barda)

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün