Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Sen istersen olur...

13 Temmuz 2019 Cumartesi 10:59 Güncelleme : 13 Temmuz 2019 Cumartesi 10:59

“Ama barış ağaç değil
Ot değil ki yeşersin.
Sen istersen olur barış.
Sen istersen çiçeklenir.’ der 20.yüzyılın   en etkili   Alman   şairi, oyun yazarı ve   tiyatro   yönetmeni Bertolt Becht.
*
‘Her ananın yüreği yanar yanar gider ile, işin özünde her bireğin yaşam hakkı’ saklıdır.’ Her ağaç gittiğinde de yüreğimiz dağ gibi parçalanır gider.
Ancak sevgili ülkemde son zamanlarda iyi haberler almıyoruz yeşil sevdasıyla ilgili.
Nedir bu yeşil düşmanlığı?
Nedir bu ağaç sevgisizliği?
Yanan, giden ciğerlerimizi dağlayan ağaçlarımıızın haykırışı nedir?
*

Bu ülke de neler yaşandı ya? 
Neler neler yaşandı?
İnşaat mafyası yaşandı.
Yakılıp, yıkıldı.
Peşkeşler çekildi.
Hibritli araziler zaten gırla.
Hormonlar oooo cabası. Katkı maddeleri kol geziyor.
*
Termik santrallerin kirlettiği doğayı ne yapalım?
Seller, zamansız iklim şartları ile iç  içeyiz.
Zamanında ODTÜ arazisinden yol geçirilmesine karşı eylemler de yapılmıştı.
 ‘Ağaç istiyorsan ormanda yaşa’ diye çok konuşulan dönemlerden geçtik biz.
Gün geçmiyor ki koca bir süpriz ile karşılaşmayalım. 
Ve çıktı şimdilerde de cazip cazip ‘yurt’ karşımıza. 
*
Gidip ‘ormanda yaşayalım’ desek de, nafile orman da az.
Ha, o da zamanı gelince yok edilmez ise tabi.
Zaten yanan yanana, her bir yerden yangın haberleri.
Bir de şu var ki, yakın zamanda ne medeni insan, ne medeni yol, ne medeni şehir ne de orman kalacak.
Sahte yeşiller ile avunacağız.
Sahte yemekler yiyeceğiz ve poşetleneceğiz, plastikleşeceğiz.
*
Ve sınırlarını zorlayan, harcayan bir insanoğlu olacak hep karşımızda. 
Dengeyi bozan insanoğlu. Doğa ile karşı karşıya hep.
Hep ezici.
Yıkıcı, yakıcı. 
*
Özellikle 19. ve 20. yüzyıllarda dünyayı maalesef ki, katleden bir toplum var yeryüzünde.
Gelişen teknolojiler ile de tahrip eden bir toplum var.
Ağaçlar kesiliyor, doğa mahvediliyor, bitkilerin genleriyle oynanıyor.
Bitkilere şekil değişikliği yapılıyor vs vs.
*
Yaratanın dengesi genleri bozarak, doğayı katlederek, ekolojik denge bozularak bozuluyor. Doğal yaşam alanları kayboluyor. 
Yeryüzünün doğal dengesinin her bir parçası yavaş yavaş kayboluyor.
*
Kısaca, doğa kurallarına karşı gelinmekte.
Hayat hakkında bilmediğimiz ya da göz ardı ettiğimiz gerçekler ile yüzleşmek istemiyoruz ama o gerçek ‘denge.’
*
İnsanoğlu ve yarattığı tüm sanallıklar, çözüm için mi oldu hep? 
Hayır. 
Hep yıkmak için oldu.
Hangi rantlar güçlendiriliyor?
Ekolojik denge bozulduğunda kim kazanacak?
Küçük hesapları kim yapıyor? Bilinmez.
Ama güç güçtür.
*
Dünya atmosferindeki karbondioksit yoğunluğunun 400 ppm’ye, yani insanlık tarihinin  en yüksek noktasına ulaşmış olduğunu, güvenli olan değerin çoktan aşılmış olduğunu, iklim değişikliğine kapının çoktan açıldığını, fosil yakıt kaynaklı karbon salımları ile sanayi devriminin insanlığı bitirdiğini bilmenize rağmen hala ağaçlara düşmansınız. 
Hala ‘ağaç’ sevmeyensiniz.
*
Küresel ısınmayı sallamıyorsunuz ama, ülkemizi daha da çok etkilemeye başladığını görüyorsunuz. Mevsim değişimlerini, herelanları, sellewri, doludan mahvolan bahçeleri görüyorsunuz, ancak hala ısrarla ağaç kesiyor, ısrarla betonlaşıyorsunuz.
*
Bilirsiniz kaosu, planları.
Bilirsiniz imarları, karmaşayı.
Bilirsiniz kaosun, kazancın kime gittiğini, kimlerin nemalandığını. 
Bilirsiniz tacirleri de, rantçıları da, ama yine de sessizsiniz. 

*
İşte o sessizler.
Onlar, alışveriş merkezi yapmak için ağaçları kesenler.
Büyük binalar için, yurt için, yol için, dev yapılar için ağaçları katledenler.
Onlar hep içimizdeler.
Yapraklarını döküyor diyerek çam ağacını kesen yeşil düşmanları, rant için ağaç katleden düşmanlar, susuzluk geldiğinde kaçacak bir eviniz olmayacak.
*
Duyarsızlıklarımız bize ağır bir biçimde dönecektir günü gelince.
Bilin.
Doğayı korumayanların, ağaçları katledenlerin, sessiz kalanların o ağır bedelleri bir şekilde ödeyeceklerini düşünüyorum. 
Küçük hesap yapanların, büyük hesaplarla karşı karşıya kalacaklarını ve yaptıklarının sonuçlarını göreceklerini  düşünüyorum.
*
İnsanoğlu görecektir yaptığının karşılığını.
Kontrolsüz, kaynaksız, plansız, kaybettiren, çalan insanoğlu yine yenilecektir elbet bir gün doğaya. 
Doğanın yasaları var, dengesi var, planları var çünkü.
Yüzyıllardır kendi kendini onarır o yine de onaracaktır.
Sana rağmen.

*
Unutmayın ki; ‘Bu memleket bizim’yani ‘Halk’ın...
‘Analardır adam eden adamı   
Aydınlıklardır önümüzde gider.   
Sizi de bir ana doğurmadı mı?   
Analara kıymayın efendiler’ der, Nazım Hikmet.
Söz konusu olan ‘ağaç’ da bir anadır. 
Verendir.
Karşılıksız dağıtandır.
*
‘Küçük işleri iyi yapmak, büyük işleri daha iyi yapabilmeye giden yoldur’diye bir söz vardır. Ben bu sözün hayatımıza yön verdiğini düşünürüm hep. 
O nedenle, küçük de olsa bir şeyler başarmalıyız. 
Kendimizce mücadelemizi vermeliyiz. 
Bil ki, ‘sen istersen olur.’
*
Çevresel etkiler vardır.
Ve bireysel etkiler vardır dünyamızı mahveden. 
Biz bireysel etkilerimizi yok edersek şayet küçük işlerden başlarız. 
Ve o küçük iş ise, ülkemizde doğa ile ilgili olup biten ne varsa sessiz kalmamaktır.
Çünkü bu ülke bizim. O nedenle, ‘sen istersen olur.’
*
 “Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse Micheangelo'nun resim yaptığı Beethoven'ın beste yaptığı veya Shakespeare'in şiir yaptığı gibi süpürün. 
O kadar güzel süpürülsün ki, gökteki ve yerdeki herkes durup, burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desin.” Diyen Martin Luter King’e katılmamak mümkün mü?
Nasıl da etkileyici?
Nasıl da kalbe dokunucu?

*
Ülkemizin yaşanabilirliğini sürdürmek için, geleceğimiz için, bilinçli olmak zorundayız.
Bir dur diyen olmalı.
Hikayeyi baştan yazabilecek kişiler olmalı.
Ekolojik dengenin gücünü keşfeden olmalı.
Önemseyen, kötü gidişata son veren olmalı.
*
“Dinlerseniz, size her zaman doğru yolu gösteren bir sesin var olduğunu unutmazsınız” der Thomas Hughes. 
Doğru yolu gösteren ses içinizde, sizinle. 
Takip size kalmış.
*
Duyun ey efendiler!...
Kıymayın masumlara...
Kıymayın ağaçlara...
*
Bazen düşünüyorum da acaba medeniyet tek dişi kalmış canavar mı?


Dip notlar;

Hayal...
Hayal ama belki de bilinçlendikçe gerçek olacak. 
Umut var.
“Çevre zararlarını en aza indireceğiz.
CO2 emisyonunu çok çok azaltacağız.
Çok çok az atık üreteceğiz.
Ağaçları yok etmeyeceğiz.
Fabrikalarımızda daha az su kullanacağız.
Her canlıya yaşam hakkı tanıyacağız.
İş modellerimiz etkileri en az olanından olacak.
Dünya nüfusu orantılı artışta olacak.
Ve artışlar oranında iklim değişmeyecek.
Bir milyar insan aç olmayacak. 
Ve bir milyar insan da obeziteden kurtulacak.
Diğer taraftan, her yıl 1 milyondan fazla çocuk ishalden ölmeyecek.
Su kaynaklarımız azalmayacak.
‘Sürdürülebilir büyüme’gelecekte kabul edilebilir tek büyüme modelimiz olacak.
İnsana yaraşır iyi yaşam koşulları sağlama hedeflerimiz olacak. 
Hem ülkeler, hem de her sektör, ekonomik ve çevresel açıdan dengede olan yeni büyüme modelleri bulacaklar.
Çöl iklimi ve susuzluk yok olacak.
Dünyamızın kaynaklarını tüketmeden harekete geçeceğiz ve bir yaşam planı hazırlayacağız.
Küresel iklim değişikliği değişecek.” 

Olası mı olasılık dışı mı hayaller?
Unutmamalıyız ki; hedefler zorlu, ancak umut ‘her şey’dir. 

Gelecek bizim...
Dünya bizim evimiz, gelecek çocuklarımız ve bu evde onlar daha bilinçli.  
7-14 yaş çocukları arasında yürütülen bir araştırmaya göre çocukların yüzde 66’sı doğayla ilgili...
Yüzde 62’si de çevre sorunlarına eğiliyorlar...
Geri dönüşüme önem verenler yüzde 93...
Yüzde 96’sı insanların dünyaya zarar verdiği konusunda ciddi ciddi endişeli...
Yeşilciler  ise yüzde 64...
Yüzde 35 gibi bir rakam bilim ve sanatla ilgili...
Diş fırçalarken musluğu kapatanlar yüzde 85...
Elektiriği söndürenler yüzde 77...
Çocuklar bilinçli...
İşte bu nedenle umudum yüksek...

Mutlu kalın...

Fıkra; 
Temel'in karısı Fadime çok kıskançmış. 
Temel'in elbiselerini kontrol eder saç bulursa cıngar çıkarırmış. Bir gün Fadime saç bulamamış, yine cıngar çıkarmış:
- Uyy Temel, şimtu kel karularla mi oynaşaysun?

Günün sözü; 
Günümüzde insanlar, yalnızca fiyatı biliyorlar, değeri değil.(Oscar Wilde)


 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün