Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Ne oldu da değiştik?

14 Eylül 2020 Pazartesi 10:23 Güncelleme : 14 Eylül 2020 Pazartesi 10:23

Korkar olduk gölgemizden, korkar olduk kendimizden.

Ne oldu da değiştik.

Ve ne oldu da "hayatın anlamı nedir?" sorusuna takılı kaldık yaşayamadık?

Ne oldu da yanıtlarımızın cevaplarını hiç bulamadık?

*

Bol bol yanıt var.

Bol bol düşünme var.

Fikir var.

Bazılarımız hayatın anlamını ailede bulur.

Bazılarımız iş hayatında.

Bazılarımız aşk içinde.

Bilgi, başarı ve hırs ile de çevrili olabilir.

*

Her birinin ortak noktası aslında insan yüreğidir.

Var oluşun her halidir.

Hayatın anlamını sorgulayanın kalbi yaralıdır.

Hüzünlüdür.

Acı doludur.

Veya tam tersi çok mutludur.

Bu yanıtların ortak noktası, var oluşun anlamıdır aslında.

*

"Hayatın anlamı nedir?" diye sorabiliriz ancak farklı da yaklaşabiliriz bu yolda gidişatımıza.

Bu soru yerine "Hayatın anlamı bende mi gizlidir?” diyerek de dönemeçleri bulabiliriz.

Biz bu gizemi hayata anlam vermekle anlayabiliriz.

Mutsuzluksa şikâyetimiz kendimize dönebilmeliyiz öncelikle.

*

İşte ‘ne oldu da değiştik?’ Sorusunun cevabı burada saklı.

Hiçbir zaman kendimize dönemedik. Oysaki kendimize dönebildiğimizde zamanı anlayabiliriz.

Farklı şeyler keşfedebiliriz.

*

Kendimize ilaç bulabiliriz.

Adına meditasyon diyebilirsiniz. Dua diyebilirsiniz.

Yöneliş diyebilirsiniz.

İbadet diyebilirsiniz.

Arınma diyebilirsiniz.

Fark etmez...

Hepsinin tek yönlü bileti vardır hayat yolunda.

Odaklanırsınız.

Kendiniz olursunuz hepsinde.

Bizzat kendiniz size en uygun gelecek ilacı keşfedersiniz.

*

Kendinizle ilgili geliştirmek istediğiniz nitelikleriniz nelerdir?

Bulun. Hayatıma nasıl anlam katabilirim? Diye başlayan sorularınızın tüm cevapları sizde gizli.

Günlük sorumluluklarınız var elbet ama o sorumluluklar sizi unutturmasın.

Ertelettirmesin yaşamı size.

Yaşamıma nasıl anlam verebilirim? Sorusundan önce nelerin arayışı içindesin önce bu arayışları bul ve hayatın her anında kendini keşfet.

Kendinizle ilgili neleri idrak etmeniz gerektiğini bu şekilde bulabilirsiniz.

*

Yardımcı olabilir mi başka bir kişi size?

Hayır. Sadece bu yolda eşlik edebilir.

Kalbinizin açılmasına bir el atabilir.

Hayatınızı kolaylaştıracak önerileri ile destek olabilir.

Ama idrak sizde açılacak.

Siz derinden bağ kuracaksınız gerçek sizle.

*

Daha önce yaşadığınız anılara bakın.

Nasıl hepsi?

Aynı düzende yürümekteler değil mi?

Keşfettiğiniz belki de ilk bu olacak.

Siz çünkü hep ‘diğer insanları mutlu eden’ kişiydiniz.

Geçmiş anlarınızda neler olduğuna bakarak kendinizle ilgili birçok şeyi keşfettikten sonra yaptığınız her şeyde ‘bu beni gerçekten mutlu ediyor mu?’ sorusunu sorarsınız artık.

 

*

 

Her defasında mutlu anlara değil de size acı veren anlara takılmadınız mı ömrünüz boyunca?

Hep çer çöp ile uğraşmadınız mı?

Çamurları görürken çiçekleri görebildiniz mi?

Hayatının tam ortasına oturabildiniz mi?

Hayır.

 

*

O nedenle; keşfedin.

Katmanları, odalarınızı, evinizi ve kendinizi keşfedin.

Bu şekilde anlamları kalbinizde bütünleyebilirsiniz.

Bir katman, sonra bir katman, sonra bir katman, sonra siz ortaya çıkarsınız tüm çıplaklığınızla.

Her atılan korku sizin kendinize yakınlığınızdır.

Her atılan nefret, öfke kendinizi buldurur.

Zihniniz sakinleşir.

Ve gerçek siz sizi kucaklar...

 

 

Dip notlar;

 

Hayatın anlamı...

"Eski zamanların birinde bir adam hayatın anlamının ne olduğuna takmış kafasını.

Bulduğu hiçbir cevap ona yeterli gelmemiş ve başkalarına sormaya karar vermiş.

Ama aldığı cevaplarda ona yetmemiş. Fakat mutlaka bir cevabı olmalı diyormuş.

Ve dolaşıp herkese bunu sormaya karar vermiş. Köy, kasaba, ülke dolaşmış bu arada zamanda durmuyor tabi ki...

Tam umudunu yitirmişken bir köyde konuştuğu insanlar ona

- Şu karşı ki dağları görüyormusun, orada yaşlı bir bilge yaşar! İstersen ona git belki o sana aradığın cevabı verebilir." demişler.

Çok zorlu bir yolculuk sonunda Bilgenin yaşadığı eve ulaşmış adam. Kapıdan içeri girmiş ve bilgeye hayatın anlamının ne olduğunu sormuş.

Bilge sana bunun cevabını söylerim ama önce bir sınavdan geçmen gerekiyor demiş...

Adam kabul etmiş.

Bilge bir çay kaşığı vermiş adamın eline ve içine de silme bir şekilde zeytinyağı doldurmuş. Simdi çık ve bahçede bir tur at tekrar buraya gel... Yalnız dikkat et kaşıktaki yağ eksilmesin eğer bir damla eksilirse kaybedersin.

Adam gözü çay kaşığında bahçeyi turlayıp gelmiş. Bilge bakmış evet demiş kaşıkta yağ eksilmemiş, peki bahçe nasıldı? Adam şaşkın.

Ama demiş ben kaşıktan başka bir yere bakmadım ki...

Şimdi tekrar bahçeyi dolaşıyorsun kaşık yine elinde olacak ama bahçeyi inceleyip gel, demiş Bilge...

Adam tekrar bahçeye çıkmış gördüğü güzellikler büyülemiş muhteşem bir bahçedeymiş çünkü...

Geri geldiğinde bilge, adama bahçe nasıldı diye sormuş...

Adam gördüğü güzellikler karşısında büyülendiğini anlatmış.

Bilge gülümsemiş, ama kaşıkta hiç yağ kalmamış demiş ve eklemiş:

"Hayat senin bakışınla anlam kazanır ya sadece bir noktayı görürsün hayatın akıp gider sen farkına varmazsın.

Ya da görebileceğin tüm güzelliklerin tam ortasında hayatı yaşarsın akıp giden zamanın anlam kazanır... "

Kısaca, "Hayatının anlamı senin bakışlarında gizlidir".

 

Mevlana’dan...

Beni söylediklerimde arama..!

Ben söyleyemediklerimde gizliyim...
O göremediğin koskoca derya gönlümdür, gördüğün sahil ise dilim.
Kıyılarıma vuran dalgalara şaşma..!

Onlar aşktan gel-git'im.
Beni kendinde, kendimde arama..!

Ben hem bende hem sende bir gizim..!
Beni Mecnun'dan, Leyla'dan sorma..!

Ben yalnız Mevla'dan bir izim..!

 

Mutlu kalın...

Fıkra;

Nasreddin Hoca bir gün bir yolculuk esnasında acıkır ve bir hana girerek karnını doyurmak ister.

Tam o esnada hoca ile beraber başka bir yolcu da girer hana ve ikisi beraber aynı anda yemek isterler.

Fakat hancı bakar yemek yok sadece bir tane balık kalmıştır yemek olarak.

Bu durumda hoca ve diğer yolcuya bakan hancı; ‘yarı yarı yapmanız en uygunudur’ der.

Hoca; ‘Tamam fakat ben balığın başını yiyeceğim’ der.

Bu duruma şaşıran hancı; ‘Neden hoca’ der.

Hoca başlar anlatmaya: ‘Balığın başı zekâyı daha çok ilerletip insanı zeki bir insan haline getirir de ondan’ der.

Bunu duyan diğer yolcu; ‘Yok kabul etmem başını ben yiyeceğim’ der.

Hoca itiraz etmeden ‘Madem öyle istiyorsun peki’ der ve balığın gövdesini yer.

Yemek bittikten sonra yolcu daha aç olduğunu hisseder ve hocaya; ‘Hoca sen karnını doyurdun beni de kandırıp bir zekâ ile aç bıraktın’ der.

Hocanın cevabı hazırdır. 'Bak hemen de akıllandın’...

Günün sözü;

"Benim sorunum yokluk değil, aksine varoluş!" Ressamın Günlüğü, José Saramago

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün