Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Kardeş değil miyiz?

5 Ekim 2020 Pazartesi 10:54 Güncelleme : 5 Ekim 2020 Pazartesi 10:54

Bu ülke birçok ülke ile kardeş.

Bizi çok seven kardeşlerimizin, kardeş ülkelerimizin her daim yanındayız ve olmaya devam edeceğiz.

Dostluklar hep bakidir.

Ancak ülkemizde yaşayan azınlıkların da yanındayız. Onları da gerektiğinde korumasını bileceğiz.

Onların bu ülkede aynı bayrak altında 'Ben bu ülkenin vatandaşıyım' demesi çok şey ifade eder bize.

Türklük değil mesele.

Mesele insan olabilmekte.

Bedel biçilmesi, özellikle devletler arası sorunlar yüzünden halklara, azınlıklara, etnik kökeni farklı olanlara bedeller biçilmesi doğru değil.

*

Mesele kardeş olabilmekte.

Kardeş kalabilmekte.

Sırtımızdan bizi bıçaklayanları da gördü bu ülke.

Ve yine de kapılarını açtı ardına kadar hoşgörü ile.

*

Bu topraklar yüzyıllardır kimleri ağırlamadı ki.

Kimlere kucak açtı.

Toprağın ayrımı yok iken senden olmayanı nasıl ötekileştirebilirsin ki?

Doğanın kucağında sen siyahsın, sen beyazsın, sen şusun, sen busun yok.

Doğanın dengesi içinde iyi-kötü yok. Sadece oluşum var.

*

Biz toplum olarak elimizi vicdanımıza alalım ve düşünelim.

İnancı yokmuş, başka dindenmiş, azınlıkmış, etnik kökeni farklıymış sana ne?

Sen bak kendi gönül evini temizlemeye.

Kalben, gönülen ezilenin yanındayız elbet. Hem de her zaman.

Ama bu demek değil ki ülkemizde yaşayan azınlıkları da ezelim, hor görelim onların dâhil olmadıkları olaylar yüzünden.

Kimseyi inançları yüzünden yargılamayan hoşgörü timsali bir neslin evlatlarıyız biz.

Kalbimiz bizim hoşgörü ile örülü.

Merhamet ile sıvalı. Biz her daim o merhamet diyarında sardık yaralarımızı.

*

Etrafınıza bir bakın.

Kimler var kimler topluluklarınızda.

Yaşadığınız mekânlarda, şehirlerde, mahallelerinizde.

Çeşit çeşit mozaik olmuş renkli toplumuz biz.

İşte bu güzel.

Bu yaşanılası.

Bu merhamet içinde olması gereken düzen.

Bu birbirine saygı.

*

Irkı farklıymış, rengi değişikmiş, dini başkaymış geçin bunları artık.

Değişin.

Ve sizi kışkırtanlara da geçit vermeyin.

Düşmanlık kolaydır.

Zor olan nefreti yenebilmektir. Nefreti alt edebilmek ve sevgiye kapı aralayabilmektir.

*

Birbirimize kalpte yer açmak için acılara gerek var mı?

Acılardan beslenmeye lüzum var mı?

O kendi kitabı hesabı.

Tamam, aynı görüşte olmak zorunda değilsiniz.

Tahammül de göstermek zorunda değilsiniz.

Tamam, her şeyiniz farklı olabilir.

İbadetleriniz farklı olabilir.

İnancınız ayrı olabilir.

Gittiğiniz yol farklı olabilir. Hepsine amenna.

Ama gönlünüz aynı yola çıkıyor.

İnsanlığa.

Ettiğimiz söz bu nedenle önemli.

Taşıdığınız yük bu nedenle önemli.

Cuması, pazarı, cumartesisi özel olanlara dua okuyanlara özde buluşmak düşer.

 

 

Gölgeniz

 

“Bilgide, inanmak isteyenler için yeterli ışık, kör olmak isteyenler için yeterli gölge vardır” der Blaise Pascal.

Kör olmak basittir.

Kapatırsın gözlerini görmezsin.

Görmediğini bilemezsin.

Duydukların yalanla dolu olabilir.

Görmediğin seni hüküm verdiğinde takip eder.

Dünyamız görmediklerimiz ama sadece duyduklarımızla dolu.

Gösterilenleri gördün sayılmaz.

Sana delil olamaz.

Safi gözle bakmak gerek.

Safi gönülle görmek gerek.

Bu nedenle gölgeniz görmedikleriniz ile sizi sınar...

 

 

 

Fıkra;

 

Trabzon civarında küçük bir çiftliği olan Temel, 25 adet besili sığırını satmak için gazeteye ilan verir.
- Telefonum ve yardımcım olmadığı için, bu sığırları almak isteyenlerin yükleme ve götürme kendilerine ait olmak üzere çiftliğe gelmelerini isterim.
Temel ertesi sabah müşterilerini bekletmemek için ahıra iner, bir bakar ki sığırlarının hepsi çalınmış, göze batacak bir yere şu mesaj bırakılmış:
- Dostum Temel! Bizim gibi hırsızların da gazete okuduğunu bilmeni isterim. Ama yine de talimatınıza uyarak sizden yardım talep etmedik, kendimiz yükledik ve götürdük Vesselâm.

Günün sözü

Her kalp, kendi içindeki çiçeğin kokusunu verir. Abdülkadir Geylani 

Yok.

Ancak ille de bir acı mı lazım?

Acı olmadan kardeş olamıyor muyuz?

Yoksa bir keder mi gerekli?

Birbirimizi sevmek için ille de ölümleri mi kucaklamak gerek?

Ve illa bir olay mı olması lazım birbirimize sarılmak için?

İlle de bir deprem mi olmalı koşmak için hiçbir ayırım gözetmeden?

Birbirimize dost olmak için dünyada illa bir felaket mi gelmeli?

Nefreti yok eden salgın, kuraklık, deprem mi olmalı?

*

Yeri geldiğinde dünyayı dize getirir tüm felaketler. Ancak alacağını da alır.

Bırakır ortada bir başına.

İlla kavga edilecek.

İlla ki dalaşılacak.

Oysa tüm dünyada nefret hüküm sürerken unuttuklarımız o kadar çok ki.

*

Uyanın!

Birbirimizi anlamak için felaketleri davet etmeden uyanın.

Kapımızı zorluk, cefa çalmadan uyanın.

Kapımızı çalan merhamet, vicdan olsun.

İnsani duygularınızı bir yoklayın, neredeler?

Lütfen düşünün!

*

Her birimiz farklı etnik kökenden, dinlerden olabiliriz. Dilimiz faklı olabilir.

Fark eder mi?

Kibirlenmeye zaman yok.

Hasede zaman yok.

Öfkeye zaman yok. Üç günlük dünyada yanınıza kâr kalan kalptir, vicdandır.

İlla da sevmiyorsanız bir tek benim ırkım diyorsanız da insani yönden bakarak kalbinizde tartı kurun.

Mizan kurun.

*

Kimseyi itmeyin.

Kimseyi düşürmeyin.

Dost olmayı deneyin.

Yargılamadan.

Yoldaş olun.

Gerisi fark eder mi?

İnsanlık var mı insanlık.

Sen ondan haber ver.

Mutlu kalın...

 

Dip notlar;

 

Size ne, bana ne, sana ne?

 

Camiye gidiyormuş, gitsin size ne?

Cem evine gidiyormuş gitsin size ne?

İstediğine ibadet ediyormuş etsin size ne?

Veya tam tersi ibadet etmiyormuş, inancı yokmuş size ne?

İnanmazmış dinlere sana ne?

İnanmasın.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün