Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Hanginiz gerçek?

10 Ağustos 2019 Cumartesi 10:06 Güncelleme : 10 Ağustos 2019 Cumartesi 10:06

Alamos Gold: ‘Ağaç kesimi için 5 milyon dolar ödedik, hükümet kesti.’
Çanakkale Kirazlı’da (Kaz Dağları) altın madeni çıkarmak için çevreyi katleden Kanadalı şirketin CEO’su John McCluskey’in sözleri bunlar. 
İngiliz ‘Reuters’a konuştuğu sözler. 
McCluskey, protesto gösterilerini “siyasi amaçlı dezenformasyon” olarak nitelendiriyor üstelik.
*
Kendi ülkenizde olsaydı ne diyecektiniz? 
Siyasi amaçlı mı, insan hakları mı?
Tek ağaç kesilmeden yapılan ‘Capiliano köprüsü’nde ki Kanada mı gerçek?
Altın için ağaç kestiren Kanada mı gerçek?
Hanginiz doğru, hanginiz gerçeksiniz? Hangi yüzünüz bize dönük?
Kaz Dağları’nda resmi kaynaklara göre 13 bin, çevre örgütlerine göre 195 bin ağaç kesildi diye açıklamalar var.
Hangisi gerçek?
Üstelik ‘5 milyon dolar ödedik, biz kesmedik’ diyerek de kurtulamazsınız bu işten.
*
Bazı kişiler, ağaç kesiminin Kaz Dağları'nda yapılmadığı söyleyerek konuyu farklı yönde değerlendiriyor. Ancak konu, dağda ve yakınında konusu değil, konu ağaç kıyımı.
Konu, kesilen ağaç sayısının 195 bin ya da 13 bin olması değil, konu ağaç kıyımı.
Konu, 2 farklı noktada hatıra ormanı oluşturulması değil, 14 bin fidanın dikimi değil, konu ağaç ve bir çok canlının kıyımı.
Konu binlerce göstericinin, ‘bu ağaçlar kesildiğinde nerdeydiler’ diye dışlanması değil, geçde olsa gelen mücadele ruhu.
Konu milletimizin duruşu.
Konu tam da bu.
*
Konu Alamos Gold ‘Türkler taş taşımakta çok iyiler’ mi demiş, yoksa ‘hafriyatta ne  kadar gelişmiş bir ülke’ olduğumuzu mu anlatmış oda değil. Sözler çarpıtılsa da, çarpıtılmasa da konu ağaçlarımız. 
Topraklarımız.
Konu milli mesele.
*
Bu skandal bir açıklamadır.
 “Ağaçların kesilmesi için 5 milyon dolar ödedik, Türk hükümeti birimleri kesti” demek biz masumuz mu demek şimdi?
Şirketi aklama mı?
Şirketinin değil hükümet birimlerinin kestiğini belirtmek ölümlere ortak olmamak mı? Daha da beteri.
Üstelik para vererek kestirmek daha da beteri değil mi?
*
Kanada'da bırakın ağacın kendisini, dalını kesmek-koparmak bile suç iken ‘ağaçkırım’ suçunu işleyen Kanadalı şirket, ‘izin aldım’ diyerek kurtulamaz.
“Bunun için parayı önceden ödedik. Anlayışla karşılamanız gerekir ki, ormancılık izinleri kapsamında, bu izinler için 5 milyon dolar ödedik. Bu ücretin büyük unsuru yeniden ağaçlandırmak için” ifadelerini kullanarak kurtulamaz.
Manevi ah var orada.
O kadar ağacın ahı var o madende.
O kadar hayvanın ahı var o madende. 
*
 “10 yıl içinde yeniden bir ormana benzeyecektir” demek kesilenlerin acısını bitirecek mi?
Doğayı katletmek, sonra da ‘yerine dikeceğiz’ demek sizi yüceltecek mi sandınız?
Yanıldınız.
McCluskey, “Altı buçuk yıl içerisinde, bu alanın tüm merkezi yeniden ekilecektir. 10 yıl içerisinde biraz daha fazlası yapılacak ve yeniden bir ormana benzeyecektir”demek sizin vicdanınızı mı okşuyor?
Günah mı çıkarıyorsunuz?
*
McCluskey, “Yabancı işçi çalıştırmıyoruz” ifadelerini kullanırken aklında ki nedir?
Bizi para ile elinde tutma gayretinde ki zihniyet, iş istihdamı olacak diyerek kölelik sistemini başlatma derdinde.
Biz ‘Türk’lerin sadece harfiyat işinde, taş taşıma işinde iyi olduğunu zannetmesinler. Biz taş taşıyan değil, destan yazan milletiz.
Biz ne derse tam itaat eden sürü değil, doğasını seven, koruyan ülkesini canı pahasına savunan milletiz. 

*
Madeni çıkarmak için kullanılacak siyanürün ‘sızıntı tespit sistemi’ ile asla çevreye sızmasının mümkün olmadığını iddia ediyorsunuz.
Nasıl inanalım?
Ağaçların kesildiği Kaz Dağları’ndaki Kirazlı mevkiinin altı buçuk yıllık proje sonunda eski haline getirileceğini ifade ediyorsunuz nasıl inanalım?
Türlü oyunlarla bu aşamaya kadar gelinmiş. 
Nasıl inanalım?
Ancak konu ‘sıfır siyanür’ ise, biz bu ifadenin takipçisi olacağız.
Bu hepimizin vazifesi.
*
 Ve sonra da resmi kaynaklara göre 14 bin mi? Çevre örgütleri göre 195 bin mi? ÇED raporuna göre de 45 bin ağacın kesimi mi? Hayati su kaynakları ve su havzaları üzerinde bulunan ve Türkiye için oksijen kaynağı olan bu bölgede böylesine kapsamlı bir ağaç katliamının nedeni, altın mı, uranyum mu? Her ne gerçekse tam, doğru açıklama yapılsın ki sosyal medya da ki haber kirliliği yaşanmasın. İş altın mı, uranyum mu bir gün gelip ortaya çıkar elbet.

*
Ve şu soru hiç gelmedi mi aklınıza?
Neden elmas ve altın madenlerinin bol olduğu Afrika ülkelerinin halkı aç? 
Yeraltı kaynakları zengin iken ülkeler neden fakir?
Peki, biz hangi kategorideyiz? 
Bu coğrafyayı bize bedel ödetmeden, posasını çıkarmadan, sömürmeden bırakacaklarını mı sandınız?
*
Bu kıyıma göz yuman ve taraf olanın bu ülkenin hiç bir güzelliğine, değerine, insanına  zerre sevgisi ve saygısı yoktur nazarımca.
4 milyar dolarlık altının hepsi bu ülkeye kalacak olsa bile bu tahribata göz yuman da zerre sevgi, saygı yok nazarımca. 
Kıyım yapan her kimse, her ne çıkarı varsa, her ne düzen içindeyse, rabbim de tuzak kuranlara tuzak kuracaktır.
Bu biline...
Ölüm var...

Dip notlar;

Savunma...
Ak Parti Grup Başkanvekili, Çanakkale Milletvekili Bülent Turan sosyal medya da.
“Kesilen ağaç sayısı asla 195 bin değil, 13 bin, şimdiden 2 farklı noktada 14 bin yeni fidan dikildi diyor. Tüm sahanın sözleşme gereği yeniden ağaçlandırılmasını tüm hemşehrilerimizle beraber yakından takip edeceğiz diyor. CHP üyesi işadamlarımızca 8 bölgede maden arama, 11 farklı bölgede kömür, 40’ın üzerinde ise mermer ocağı çalıştırılmakta. Yol, baraj, gölet, elektrik hattı gibi hemen hepsinde de benzer ağaç kesimi olmasına rağmen neden bir tepki gösterilmedi? Diyor.” “Türkiye, dünyada üretilen 90 madenin 77'sini ticari olarak üretebilecek bir rezerve sahipken, sadece altın ithalatına geçen yıl 8,5 milyar dolar ödedi. Sahip olduğumuz yeraltı ve yer üstü zenginliklerimizi milletimizin hizmetine sunmayacaksak kimin için saklayacağız? Diyor.” 
Diyor da diyor.
Bunlar altının savunması. 
Altın için orman katliamını savunmak bu olsa gerek.
"Dışarıdan delilik olarak görülebilen şeyler, içine girildiğinde hak verilen durumlar haline gelebiliyordu bu hayatta. Sadece bakış açınızı değiştirmeniz yeterliydi." Diyen Akilah Azra Kohen ne haklı söz etmişsin...
Destek verin bize artık...
Altın madeniyle ilgili olarak hükümet:
“Söz konusu madenin Kaz Dağları’na 40 kilometre mesafede olduğunu, çevre meseleleriyle ilgili olarak çok yüksek bir hassasiyete sahip olduklarını, Mimarlar Odası üyesi, CHP'den defalarca milletvekili adayı olmuş bir şahıs tarafından SİT izninin kaldırılmasının sağlandığını, burada kesilen ağaçların tamamının fazlasının başka bir alana dikildiğini,13 bin civarında ağaç kesildiğini, burada işlem bittikten sonra yeniden ağaçlandırılacağını. ÇED raporuna aykırı bir duruma kesinlikle müsaade edilmeyeceğini, siyanür konusunda söylenenlerin doğru olmadığını, izinlerin iktidarlarının öncesinde, 2001 yılında verilmiş olduğunu vs vs.” Der.
Ya bizim o şuçlu, bu şuçlu diye bir mücadelemiz yok ki.
Biz sadece ağaç kıyımına dur dedik.
Ülkemin talan edilmesine son dedik.
Bir destek de halka ‘siz’ verin artık...
  
Bayram gelsin, ‘ama acısız gelsin’... 

Bayram, coşku, sevinç, paylaşım, ziyaret ve tatil demek.
 Lütfen ana temamız, ‘iyi bir yolculuk ve iyi bir dönüş’olsun.
 ‘Bayram coşkusu ve sağlık’ ikisi bir arada olsun...
Acele, endişe, aşırı hız, dikkatsizlik günü değil. Getirdikleri, götürdüklerinden fazla olan günler olsun.
Bilinçli, dikkatli, stressiz ve acele etmeden geçireceğimiz anlarımız olsun.
Geleneklerimiz, ikramlarımız nasıl güzel ise, gerçekten aç kalanların hatırlandığı, fakirlerin düşünüldüğü anlar olsun. Otellerde açık büfe ikramlar ile kendinizi kaybetmediğiniz, israfların olmadığı zamanlar olsun.
Hastaları, yaşlıları, evsizleri, muhtaçları düşünün. Açları düşünün. 
Güzel anlarımız, hoş sohbetlerimiz ve sevdiklerimizle birlikteliklerimiz daim olsun. 
Kanmayın!
Unutmayın!...
Paylaşmayı unutmayın!
Mutlu kalın...

Fıkra;
Temel aldığı bir daktiloyu bozuk diye geri götürdü. Satıcı;
- Neresi bozuk, dün aldığında sağlamdı.
Temel:
- İki tane "a" yok, saat yazamıyorum.

Günün sözü; 
Bütün uyuyanları uyandırmaya, bir tek uyanık yeter... MalcolmX

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün