Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Gördük...

27 Temmuz 2020 Pazartesi 00:26 Güncelleme : 27 Temmuz 2020 Pazartesi 00:26

Düşün!

Kimleri gördük kimleri.

Erkek egemen toplumda kadınları aşağılayanları.

Her gün kadına tecavüz şiddet ve ölüm haberlerini.

Ve erkeğin hafif darp etmesini meşrulaştıranları.

Kıskançlıkları özümseyenleri.

Erkeğin üstünlüğünü kimi yerlerde övünç kaynağı olarak gösterenleri.

Dedelerle çocukları aynı karede helalleştirenleri gördük.

Aşkını, sevgisini paraya satanları, onurunu mezara gömenleri gördük.

*

Gördük.

Acıları.

Yaraları.

Yoksulları.

Zenginleri.

Büyümeyenleri.

Ezenleri gördük. Ayrıştıranları, ayrıştırılanları, damgalananları gördük.

Birleşemedik.

*

Susanları.

Tam ortasında duranları.

Nefes alırken ölenleri gördük.

Gördük çünkü baktık.

Baktık ve gördük. Sadece baktığımızı görmedik. Gördüğümüzün aslına bakarak bildik.

*

Neler gördük neler?

Kimleri gördük kimleri?

Keşke görmez olaydık dediğimiz pek çok sevimsizlikler gördük.

Keşkeler nereye kadar taşır bizi?

Omuzlarımızdaki yüklerle o keşkeler birleştiğinde nereye kadar gidebiliriz?

Hiçbir yere.

*

Keşke hiç büyümeseydik dizlerimiz kanasaydı da, kalbimiz hiç kanamasaydı dedik hep. Dedi hep analar.

Neden?

Bu ülkede kız evladı olmak suç gibi, ceza gibi, acı gibi de ondan.

*

Bilseydi insanlık bu denli bozulacağını büyür müydü?

Büyümezdi.

Merhametin yerine zorbalıkların yerleşeceğini bilseydi büyür müydü insanlık?

Büyümezdi.

*

Büyümezdik.

Büyüdük ve gördük.

Bildik ve üzüldük.

Üzüldük ama elimiz de hep bağlı kaldık.

Yerimizde saydık.

*

Bizi nasıl kandırdılar?

Bizi nasıl inandırdılar?

Gerçekler nasıl da yalanmış özünde.

Gerçek sadece içimizde saklanmış. Bunları da artık gördük.

*

"Toprağı bilirim" dedi usta: "Toprak insanların ve hayvanların dışkılarını alır ve bu onu hiç rahatsız etmez. Buna karşılık kirlilikleri temizler ve tarlaları verimli kılar."

"Suyu bilirim" dedi usta: "Seldeki suyu bilirim. Su kendi kendini temizler."

"Ateşi bilirim" dedi usta: "Ateş tahtanın ışığa dönüşmesini sağlar. Ben saflaştıran ve yanan ateşi bilirim."

"Rüzgârı bilirim. Rüzgâr; tohumları toprağa serper, ateşin daha hiddetli yanmasını sağlar, su her şeyin üzerine düşsün diye bulutları iter."

Ve usta der ki;

"Eğer toprağın sabrına, suyun saflığına, ateşin gücüne, rüzgârın adaletine sahipsen özgürsündür."

Bu ülkede kadınlar sabırlı, saf. Ancak ateşin gücüne, rüzgârın adaletine sahip değiller. Özgür değiller.

*

Kadın...

Özgürlüğü özlüyor kalbi kadının.

Özlemek diyorsunuz ya hep.

Oysa her şey bize özgürlüğü hatırlatıyor.

O yok aslında.

Ama onu var gibi yaşattık düşlerimizde.

*

Kelimeler sonbahar hüznünü taşıyor hep sıcak yüreğinde.

Yağmurlar yağıyor günlerine, gecelerine, sabahlarına, sensizliğine, uykularına.

Şimdi öyle bir şey ki bu yaşadığı kadılarımızın, cesaret edemedikleri cümlelerle bezenmiş yürekleri ile geliyorlar artık.

Hayat buluyor ellerinde cesaretleri.

İşte budur, yakarışları.

*

Severler nedense onların olmayanları.

Ve izlerler başka ellerle önlerinden geçişlerini.

Kimse anlamasın diye gülmeyi sergilerler.

Kaderleridir.

Ama aslında ağladığını hissettirmemek içindir çabaları.

İmkânsızı, olumsuzu görse de bedenleri izler gözyaşlarını.

Ve nefreti tadar aslında gizlice.

Ama en derinde aslında sever.

Masum aşkı ve imkânsızı sever.

Sonra da güler geçer. Sanki canı acımıyor gibi.

Oysa fırtınaları karşılayan yürek, her acıya tahammül göstermez mi?

İşte bu yürek sever acılarla güçlenmeyi. Ve adı kadındır.

*

Ve hayata bir kutu dolusu sevgi gönderir hep.

Yaşamla birlikte sade kırmızı bir kurdeleyle süslenmiş sevgisini.

Çöz hadi kurdeleyi ve yavaşça kaldır kutunun kapağını.

Şaşırma!

Kocaman bir yürek ve alabildiğine renk koymuştur içine.

Yüreğinin rengârenk resmini yapmıştır.

Aslında bekler o resmin içine girmeni, o resimde yer almanı.

*

Bütün hüzünlerin içindedir kadın.

Açmıştır kapılarını sessizliğe.

Bölmüştür hayatı.

Çarpmıştır yalnızlığınla kaderi.

Toplamıştır hatıralarını.

Çıkarmıştır her kötüyü anılarından.

Umutlarını biriktirmiştir hep.

Gözlerinde sevgisini büyütmüştür.

Titreyen ellerinde hayatı kucaklar kadın.

Bin ayrılık hisseder kalbinde.

Her soluğunda kurcalanır kalbi.

Aşk kokar aslında elleri.

Suskunluğunun ortasında kalmış ruhunla başbaşa sohbet eder hep.

Ve kaderini konuşur yine.

Neler gördü kadın neler?

*

"İnsan da ağaca benzer, ne kadar yükseğe ve ışığa çıkmak isterse, o kadar yaman kök salar yere, aşağılara, karanlıklara, derinliğe, kötülüğe..." der Nietzsche.

Kadınları çekiyorlar derinlere, aşağılara oysa o nasıl da rüzgârda süzülen bir ağaca benzer. Barındırır bedeninde kuşları, böcekleri yaşam için savaş verenleri.

Neler gördü bu kadınlar neler?

Dip notlar...

Bir bilene sor...

Sormuşlar bir bilgine:

"Hayat ne?" diye.
Demiş bilgin; "İki yönlü bir yol devam eder bilinmeze.
Sen görmemezlikten gelsen de vardır bir yoldaş her köşesinde.
Bazen çıkarsın zorlukla dar bir yokuştan,
bazen de aşarsın dertleri sanki uçuyormuş gibi inerek buradan."

"Peki, sevgi nedir?" demiş biri.
"Kalbine sığmayacak kadar geniş.
Dedikodusunu yapamayacağın kadar temiz.
Kokusunu alamayacağın kadar uzak.
Hayal edemeyeceğin kadar yakın…" demiş bilgin.

"Ya korku nedir" diye atılmış diğeri.
"Bir yağmur damlasındaki barut kokusu.
Belki de saklanılan bir hayal yontusu.
Ya bir miniğin haykırışı,
ya da yüreği yaralı bir kuşun feryadı…"

"Peki ya umut nerededir?" diye atılmış bir umut avcısı.
"Bilinmezde değildir bilirim, demiş yerini kaygılı ve tasalı.
Aradın boşuna her yeri ama unuttun en kolay yeri besbelli."
Bunu derken işaret etmiş insanın en derinden yaralanan yerini…

"Peki, dost kimdir?" diye sormuş biri.
Demiş; "Paylaştın mı sevgini, korkunu, ümidini ve yenilgini, verdin mi desteğini, sordun mu halini, yolladın mı yüreğini, ağladın mı onun gibi?"

"Hissettin mi dostluğu?" demiş diğeri.
Bilgin demiş: "Karşılığı olmadan verilir mi hiç yürekteki sevgi?
Dostluk dediğin; tek bir ruhun, iki ayrı bedende dirilmesi…"

Gerçek bayram

Önümüz bayram.

Düşünelim.

Kırgınlıklar varsa gönülde bayram, bayram mıdır?

Sevmeyi öğrenemeyen bizlere bayram nedir ki?

Can değerli değilken, insanlar öldürülüyorken boyuna. Şiddet sarmış iken kadınların çevresini, çevre katlediliyorken bayram, bayram mıdır?

Sevgi yanlış ellerde kullanılıyorken bayram nedir ki?

Yenilik yapın artık!

Sevgiyi gönlünüze ağızdan değil, yürekten ekin.

Ekin ki bayram bayram olsun.

Bayramdayız demek marifet değil, gerçekten sevmek marifettir.

Ön yargısız sevebiliyor musunuz?

İşte gerçek bayram.

Ve gerçek bayramı yaşayanlara selam olsun...

Mutlu kalın...

Fıkra;

Temel cinayet suçundan yargılanıyordu.

Hâkim:
– Arkadaşını vurduktan sonra karayemiş dalına asmışsın, neden yaptın bunu? Anlat bakalım.
Temel:
– Üyy haküm bey, asmayaydım da çakallar mi yiyeydi oni?..

Günün sözü;

"Karanlıktan korkan bir çocuğu hoş görebiliriz. Yaşamdaki asıl trajedi; yetişkinlerin aydınlıktan korkmasıdır." Platon...

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün