Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Fobiler hortladı.

16 Kasım 2020 Pazartesi 08:29 Güncelleme : 16 Kasım 2020 Pazartesi 08:29

Bir hata ve bir ölüm.

Bu gibi tetikleyiciler ve insanların değerleriyle bağdaşmayan durumlar sayesinde yine hortlayan hortladı.

Aslında hiç bitmemişti, sadece gizlenmişti.

‘İslamofobi’den söz ediyorum.

Bu defter geçtiğimiz günlerde tekrar açıldı ve bu defter yine düşündürdü.

Bu konuyu ele almak istediğimiz zaman İzmir depremi ile sarsıldık, pandemi vakaları arttı derken konu rafa kalktı.

Ancak yazmanın zamanı yoktur. Bir hata ve bir ölümün sonucunu irdelemek şart.

*

 

İslamofobi yeni bir şey değil.

Ancak ardı ardına yapılan bu denli hatalar ile yeniden hortlatılabilir ve yayılabilir görüşündeyim.

Uzun zamandır Avrupalılar Müslümanları zaten elinde kılıç ile tasvir ediyor.

Ve bağdaştırdıkları yine aynı düşünce tarzı.

Alında kökene indiğimizde bu düşünce ‘Ortaçağ’dan bu yana süregelmekte.

Sürtüşmelerin kökeni çok uzun yıllara dayanıyor.

Aslında bu karşıtlıkların bitmiş gösterildiği çok zaman oldu. Sonra birileri tarafından sürekli hortlatıldı ve pompalandı.

*

 

Avrupa’nın Araplarla olan sorunu büyük.

Hatta Arapların ardında ki din ile olan sorunları büyük ve hiç bitmedi ki.

Kısaca ‘İslamafobi’ şu günlerde ortaya çıkmadı ki.

Geçmişi var.

O geçmişe istinaden de sürekli ara ara yapılan planlı katliamlar ile de bu fobi daha da pekiştirmiştir.

Sanata yansıyan yönleri bile vardır.

Hatta bazı edebiyat dönemlerinde de bu karşıtlık ele alınmıştır.
 

*

Büyük bir korku sinmişse insanların içine temizlemek kolay mı?

Değil.

Hem de hiç değil.

Çünkü o korkuyu gizlediler.

İslamofobi peçe ardına gizli dersek tam yerinde olur.

Hatta kadının peçe ardına gizlenmesi, onun kapatılması, saklanması bu fobiyi sonuna kadar desteklemekte.

Hatta özgürlüklerin yok sayılması ve kadının yok sayılması bu fobiyi daha da arttırmakta.

*

Zihniyetler farklı yönde ilerlemiş olsa da İslam tüm bu anlatılanlardan muaf aslında. Onun yolu derin sevgiden geçer.

Merhametten geçer.

Şefkatten geçer.

Bir karıncayı ezmeyen zihniyettir adı.

*

Burka, çarşaf, peçe, başörtüsü silah, terör vs.vs değil İslam.

Lütfen İslam’ı ‘Kuran-ı Kerim’in gerçek anlamı gözünden bakın

‘İlmü ledün’ gözünden bakın.

‘Mevlana’ gözünden bakın.

O gözle görenlerde farklıdır İslam.

İslam’ı bir ‘Şems’ gözünden bakın.

Onun gözünden görenlerde farklıdır İslam.

*

Hatta ve hatta bir ‘Ömer Hayyam’ gözünden görenlerde daha da farklıdır.

Bizim erenlerimiz bir ‘Yunus’umuz bir ‘Hacı Bektaş-ı Veli’miz ile bakmak farklı.

Pir Sultan Abdal ile bakmak farklı.

Anadolu erenleri ile bakmak farklı.

Bu fark ile bakıldığında kadın baş tacı.

Türklükten gelen şamanizimden gelen de aslında kadının değerli bir varlık olmasıdır.

Bu gözlerle bakıldığında İslam bambaşka.

 

*

Ancak Avrupalı için İslam sadece Arap kültürü.

Arap kültüründe de erkek egemen baskısı en önde.

Kapatılmış, hapsedilmiş kadın önde.

Terör önde.

Kafa kesmek önde.

Kadını ‘erkeğin malı’ olarak olarak gören zihniyet ile eşdeğer İslam onlar için.

Onlar İslam’ı öldürmek olarak ele alıyor, hoşgörü olarak değil.

*


Avrupalı maalesef ki böyle düşünüyor.

Avrupalı kadınlar böyle düşünüyor.

İslamifobinin yayılmasında hemfikirler.

Ve hatta destekçiler.

 

*

İslam dediklerinde akıllarına örgütler geliyor.

Kadınların sokağa çıkmasını yasaklayanlar geliyor.

Düne kadar yalnız seyahat edemeyen kadınlar geliyor.

Onlara anımsattığı sevkat değil, silah, hapsolmuş kadın ve yasaklar.

 


*

Suudi’si, İranlısı ve birçok Müslüman kadının mücadelesi geliyor akıllarına.

İslam’ın görünür yüzü onlara göre bu.

Laiklik akılarında değil.

Bizim ülkemizde ki farklı kültür mozaiğini çoğu Avrupalı bilmiyor.

Onların düşüncesinde korku hâkim. Avrupa’da yaşayan 15-20 milyon Müslüman onlara korkuyu anımsatıyor.

Hele ki Avrupa’da yaşlı nüfus göz önünde bulundurulursa bu oranın iki katına çıktığını düşündüklerinde korkuları daha da büyüyor.

*

Ancak, başka korkuları da var Avrupalının. Yaşam tarzlarının eskisi gibi olmayacağı korkusu.

Fransa Araplardan korkuyor.

Almanya Türklerden.

Ve hızla çoğalan mültecilerden tüm Avrupa derin bir korku içinde.

Artıyor, bitmiyor.

Yükleri, sorunları, dertleri bitmiyor.


*

Onlar korkularını ilk çıkardıklarında aslında İslam’a karşı geliştirdikleri dışlama bu korkunun daha da büyüyerek kendilerini çaresiz bırakacağını düşünemediler.

Dışladılar ve dışladıkları da gettolaştı.

Gettolaştılar çünkü dışlandılar.

Kısırdöngü bu.

*

Çaresi nedir?

İslam’a karşı olmak mı?

Yoksa tüm insanlığın din özgürlüğü çevresinde buluşması mı?

Hep zıtlar birbirini daha da zıtlaştırmıştır yeryüzünde.

Biz anlatamadık gerçek İslam’ı onlara.

Erenlerimizi hoşgörümüzü anlatamadık. Din özgürlüğü tüm insanlık için ilaçtır.

Bu bağlamda asıl çare, İslam’ın asıl gerçeği yani hoşgörü ve barış dini olduğu benimsenmeli ve iyi anlatılmalıdır.

Kadın erkek eşitliği insanlık bazında ele alınmalı ve cinsiyet ayrımcılığı bitirilmelidir.

İnanç özgürlüğü çerçevesinde her olayı, her durumu ve yaşayışı ele almalıyız.

*


Bu tartışma bitmeli.

Bu kavga bitmeli.

Yaşam tarzı ve özgürlükler ile beraber tüm insanlık barış çemberinde birleşmeli.

Yoksa o fobi, bu fobi diyerek ayrıştırılmak, ötekileştirilmek derin yaralar açar.

Bir yanda birileri refah içinde yaşatılırken birilerinin de bomba altında tutulması affedilemez.

*

‘İntikam" ile olmaz.

‘Dişe diş’ ile olmaz.

Bu sözler islamafobiyi daha da arttırır.

Önüne geçilemez sonuçlar doğurur. Ayrıştırır birleştirmek yerine.

İşte o zamanda eline bir alet alan cezacı kesilir.

İslam’da olmayan kin pompalanır.

Düşünceler içinde gizli şiddet ortaya çıkar.

İşte asıl tehlike bu...

*

Kısaca; bu konu tanrısal boyuttadır.

Yaşam özgürdür.

Gerçek din yaşamdır.

Öz merhamettir.

Öz sevgidir. Sevgide buluşmak dileğiyle...

 

 

 

Dip notlar;

İslamofobi nedir?

 

İslamofobi, kelime anlamı olarak "İslam korkusu" demektir. Müslümanlara karşı duyulan nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve kin besleme anlamına gelir.

Tarihsel, dini, siyasi, ekonomik, ve sosyolojik nedenleri olan İslamofobi maalesef ki 11 Eylül olaylarından sonra hızla artışa geçti.

Ve gelinen nokta da korkutucu.

Müslümanlara yönelik ayrımcılık, nefret, sözlü ve fiziksel saldırıları tetikliyor.

Ve kişilerde kaygı, korku, stres ve güvensizlik gibi psikolojik etkiler hızla artıyor.

Ve bu şiddetin getirisi yine karşılıklı şiddete dönüşüyor. Bitmek bilmeyen döngüye giriliyor.

İşte bu döngüden maalesef ki çıkmak çok zor.

 

Doğal iksirimiz...

 

Malum kış ayları yaklaşıyor ve corona artışları çok fazla.

Bu nedenle doğal iksirimiz olan limonu hayatımıza daha fazla sokmalıyız.

Limonun faydalarını hepimiz biliyoruz tabiî ki.

‘Limon’ dediğimizde aklımıza ilk gelen, ‘C vitaminidir.

Ancak diğer yararlarını da unutmamak gerekir.

Limon, kan dolaşımını hızlandırır. Canlı, dinamik yapar. Cildinizi besler.

İşte size doğanın mucizesi, c vitamini deposu, corona günlerinde doğal yardımcımız.

Hastalandığımızda ‘C vitamini’ diye sarıldığımız limon günlerini ihmal etmeyin lütfen.

Artı D vitamini desteği ile de daha dinç bu süreci atlatabiliriz.

 

 

Mutlu kalın…

 

Fıkra;

 

Birinci Dünya Savaşı sıralarındaydı. Seferber edilen bir bölük erlerine subay, vatani dersler veriyordu. İlk olarak da padişahın kim olduğunu öğretiyordu:

– Halifei ru-yi zemin Sultan Mehmet Han Hamis Hazretleri.

Belki 100 kez bunu tekrarladıktan sonra bölük efradına belleyip bellemediklerini sordu. Erler hep bir ağızdan
“Belledik komutanım” diye yanıt verdiler.

Bunun üzerine subay birer birer tüm erlere sormaya başladı. Fakat belledik
diyenlerden hiç birisi padişahın adını tekrarlayamadı.

Arka sıralarda duran Temel parmağını kaldırdı.

Subay geniş bir nefes alarak ona döndü; Söyle bakalım, dedi.
Temel derin bir soluk alıp göğsünü kabartarak söyledi:

– Hamsi hazretleri komitanım.

 

Günün sözü;

“İnanç, parçalanmış bir dünyanın ışığa çıkacağı güçtür.” Helen Keller

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün