Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Evinde kal ‘Türkiye’m...

28 Mart 2020 Cumartesi 12:14 Güncelleme : 28 Mart 2020 Cumartesi 12:14

Evinde kal Türkiye’m.

‘Ne olur evinde kal’ diye diye mahvolduk bütün hafta. Ancak ülkemin her şehrinde öyle manzaralar ile karşılaştık ki pes dedik. Dünya devletleri içinde belediye başkanları dahi çaresizce vatandaşlarını uyardı. Bıktılar.

*

Ülkemizde salgını önlemek için ‘evlerinizde kalın aman çıkmayın’ diye bakanlar, uzmanlar resmen yalvarıyor halka.

Aman çıkmayın diye yırtınıyor hekimler.

Temas yok diye bas bas bağırıyorlar.

Sosyal medyada öpüşmeyin, el sıkışmayın diye bir sürü slogan, video var.

*

Ancak dinleyen kim, duyan kim.

Umursamaz toplum.

Cahili, cühedası var anladık anladık da okumuşu da aynı çıktı ya ona şaşarım. (Çalışmak zorunda kalanları müstesna tutuyorum. Yürüyüşe, spora, zevkine çıkanlara sözüm.)

Bu bize neyi gösterdi?

Laftan anlamaz olduğumuzu mu?

Yoksa ‘bana bir şey olmaz’ diyen düşünce yapımızı mı?

*

Biz yollarda yürürken ürküyoruz, amcam ise parklarda ‘değmeyin keyfime’ der iken 65 yaş üstüne sokağa çıkma yasağı geldi de ne değişti?

Toplumun yarısı şu fikirde;

İşin alayında olan dedelerimiz onlar için savaştığımızı anlayamadılar da sürekli evden kaçtılar.’

*

Anlamıyorlar evet. Kaçıyorlar. Sürekli inatlaşıyorlar ona da evet.

Ancak 65 yaş üstünden başka bir konu da var ki çok çok düşünmeye değer.

Ülkemizde izinsiz dokunmalar gırla.

Çekiştirmeler gırla. Temasları düşünen yok.

Yahu bu zoraki izin bitince nasıl olacak halimiz merak konusu.

Yaşlılarımıza azarlama bol ancak bulaştırıcı olan gençlere de (çalışan istisnalar hariç) neden oturmuyorsun evde demek de yok mu?

Okul yok anladık da tatildeler mübarek.

*

Peki, izinsiz dokunmaları nasıl önleyeceğiz biz.

Hadi engelledik de evlerine taşıyıcı olan bu zihniyetleri nasıl yeneceğiz biz?

İşimiz çok zor.

Bizde ne yapalım biliyor musunuz?

Her zaman ki gibi idare edelim. Kendi sokağa çıkma yasağımızı kendimiz uygulayalım. Uygulayalım da nasıl olacak?

Bu zihniyetle nasıl olacak siz söyleyin?

*

Ve bütün yaşlısıydı, kaçmışıydı, karantinasıydı, genciydi bir kenara bırakalım ve şu kendi yasağımızı koyacağımız bu günlerde ev ortamında da bol bol düşünelim, kafa yoralım.

Son zamanlarda gelişen bu felaketin nedeni ne olabilir onu düşünelim?

Bir sürü komplo teorisinin ardına da sığınabiliriz ama yine de çuvaldız misali hatayı kendimizde de aramaya başlayalım.

*

Hatamız neydi?

Nerede bozgunculuk yaptık?

O kadar çok ki. Say say bitmez.

Ancak bir yerden başlamak gerek insanlık olarak suçumuzu saymaya.

Önce doğadan çaldık.

Katlettik, yaktık, yıktık, kestik, öldürdük.

Ve doğa bize ceza kesiyor bakın.

*

Sonra, daha lüks hayat için, rahatlık için, konfor için, yine durmadık. Sürekli inşa ettik binaları nefes alamadık.

Sırt çevirmedik mi özümüze?

Ekosisteme?

İşte cevabı.

*

Sonra, çevreyi, iklimi sanayi devrimleri ile yıktık.

Doğallığı unuttuk.

Yapay düzen kurduk.

Hepsi ne içindi? Konforlu yaşam içindi.

*

Küçük bir sevinç için hemen partiler yaptık.

Doğum oldu partilerdeydik.

Çocuk haberi aldık parti.

Evlenme teklifi parti.

Evlendik parti.

Ev aldık parti.

Çocuk okula başladı parti.

Babaanne olduk parti. Bebek geliyor partisi. Diş çıktı, o oldu, bu oldu.

Her şey abartı ve gösterişe odaklıydı.

*

Evleneceğim, konsept ne yapsak?

Bebek partim var konsept ne yasak?

‘Falanca şunu yaptı ben onu geçmeliyim’ düşüncesi, hareketleri nerede?

Askıda.

Şimdi tek düşünülen ne?

Maske.

Temassız yaşam.

İzole hayatlar.

Bulaşma riski.

Hijyen.

*

Bir virüs bozdu alıştığımız o konforu.

Bu musibet bizi salladı.

Yıktı, ezdi, geçti.

Evlere hapsetti.

Mekânlar peşinde koşar iken mekânlara giremez olduk.

Boy boy fotoğraflar ile yediğimiz içtiğimiz cümle âleme gösterilir iken meğerse önümüzü göremez olmuşuz ki marketlerde deli danalar gibi tuvalet kâğıdı peşinde koştuk.

Gelinen duruma bakın.

Gösterişlerin dibini bulmuş iken boş sokaklarda kime ne göstereceğiz?

*

Çok düşüncesizdik, sevgisizdik, acımasızdık.

Dersimizi aldık. (Umarım aldık.)

Ya da şöyle sorayım dersimizi aldık mı?Alır mıyız? Yoksa bu iş bittikten sonra eski tas eski hamam der yürür gider miyiz?

Bunu zaman bize gösterecek.

*

Şimdi ne mi olacak?

Evde kalmaya devam edeceğiz. Kendimize döneceğiz.

Kendi hesabımızı kendimiz keseceğiz.

Eski inançlarımız, düşüncesizliklerimiz yerle bir olacak.

Taptıklarınız yıkılacak.

Yeniden elden geçireceğiz hayatı, doğayı.

Şaşalı hayatlarınız içinde yoksula yardım en önde yer alacak. Kendini düşünen, ego tavan yapmış kişiliklerden sıyrılınacak.

*

Unutmayalım!

Bu kâbuslar bittiğinde hatırlayalım!

Eve kapandığımızı.

Çaresizliğimizi.

Sizi kurtaramayacakları unutmayalım.

Parklara çıkamadığımız, gezemediğimiz, sevdiklerimize sarılamadığımız günleri unutmayalım.

*

İşte bütün bunları düşünecek zamanımız bol bol var.

Evde kalalım.

Ve en iyisi tefekkür edelim.

Neyi?

Her şeyin sahibinin biz olmadığını.

*

Bu hastalığın dini, rengi, sosyal statüsü yok.

Yaşlısı genci yok. Zenginliği, fakirliği hiç yok.

100 yılda bir olan bu felaketin derslerini hepimiz almalıyız.

Dünyada birlik ol, bir ol artık.

Önce insan ol.

İşte bu nedenle unutmayalım!

*

Şimdi otur evde insanlık ve şükretmeyi öğren.

Dal tefekküre nerede hata yaptın bul ve çöz.

Çözmeden de kalkma oturduğun yerden.

Kaçırdığın zamana bak, savaşlarda giden bebelere bak.

Açlığa yenik düşenlere bak.

Doğaya verdiğin zarara bak.

Tüketiciliğine bak.

‘Bak ve doğrul’ artık ölü gibi yattığın yerden.

Diril.

Dirildiğinde göreceksin ki sen sen değilsin...

Dip notlar;

‘Mevlana’dan...

"Bu âlem bir rüyadır. Zanna kapılma ey can!

Rüyada elin kesilse de korkma, elin yerindedir.

Dünya bir rüya ise, başına gelen felaketler de geçicidir.

Neden çok üzülürsün ki?

Her şey üstüne gelip seni dayanamayacağın bir noktaya getirdiğinde sakın vazgeçme. Çünkü orası gidişatın değişeceği yerdir.

Bu âlemin, bu kâinatın kitabı sensin. Aç da kendini oku ey can" Mevlana Celaleddin Rumi

*

Zamanı küçümsemeyin.

Yaşlı insanları ölümcül virüsten korumak amacıyla başlatılan sokağa çıkma yasağı çerçevesinde özellikle gençler tarafından yapılan haddini aşan tepki ve espriler artık son haddinde.

Ülkemiz yaşlıları lütfen küçük düşürmesin.

Onlara karşı takınılan sert ve saygısız tavır hiç hoş değil.

Türkiye’de yaşlıların çoğu genç aile bireyleriyle yaşıyor, burası Avrupa değil, İngiltere hiç değil.

Bizim kültürümüzde büyüklerle birlikte yaşamak var.

Onlar bizim kültürümüzün en büyük parçası.

Sen genç, dışarı çıktığında geri geldiğin yer neresi?

Evine gidiyorsun annene babana, yaşlı dedene.

Bu hastalık veba gibi, insanlığa öğrettiği büyük dersler olmalı bu nedenle zamanı küçümsememek gerek. Zamanı temsil eden yaşlılarımızı ise asla.

Hayvanlarımız unutulmasın...

Yardımsever vatandaşlarımızın olduğunu bilmek güzel.

Sokaklara bırakılan, terk edilen kedi ve köpeklerimiz barınaklara alınıyor. Ancak sorun burada da devam ediyor.

Lütfen bu barınakta ki hayvanlarımızı unutmayalım. Barınaklara mama yardımı yapılmasını teşvik edelim.

Sokakta kalan hayvanları ise hele ki şu dönemde sakın ha sakın unutmayın.

Ev günlerinde olduğumuzdan onlar bize muhtaçlar. İhtiyaçlarını eksik etmeyelim.

Yaptığımız her güzel iyilik ve teşvik gönlümüze geri dönecektir emin olun...

Kınıyorum...

Dünyayı kasıp kavuran korona virüs salgını nedeniyle okullara verilen aranın ardından başlayan uzaktan eğitimde ortaokul öğrencilerine eski başbakanlardan Adnan Menderes'in idam sahnesinin detaylı şekilde anlatılmasını ve (psikolojiyi bozacak detaylarla) idam sahnesinin izlenime sunulmasını kınıyorum.

Uzaktan eğitim sisteminde ortaokul öğrencilerine kim, neden bu şekilde bir ders hazırladı?

Bekleyelim. Görelim.

Yakında çıkar ortaya.

Mutlu kalın...

Fıkra;

Öğretmen öğrencisine sorar:
– Dünya yuvarlak mıdır?
– Hayır!
– Peki, düz müdür?
– Hay
ır!
– Peki, nasıldır evladım?
– Babam karma karışık olduğunu söyler.

Günün sözü;

"Siz uzaktan da olsa yaşlanana kadar birbirinizin hikâyesini izleyebileceğinizi, arada bir birbirinizden haber alacağınızı sanırken, onlar bir zamanlar birlikte oynadığınız bir oyundan aniden çıkar gibi hayattan erken ayrılmışlardır.
Belki de hayat
ımızdan."
Murattan Mungan.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün