;
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Dijital dünya...

29 Haziran 2020 Pazartesi 00:16 Güncelleme : 29 Haziran 2020 Pazartesi 00:16

Beslediğimiz büyüttüğümüz egomuz ile uzun zamandır başbaşayız.

Çoğalttık zamanında o koca egoyu.

Çoğalttık ve kölesi olduk.

Çağdaş dünya dediler, sundular bize uzun zaman önce bu köleliği.

Onu da kabullendik ve yeni hayatın düzenine adım attık.

*

Yeni düzenlere alıştırıldık.

Yeni düzenlere adapte olduk.

Hepimizin, çocuklarımızın ellerinde son model telefonlar.

Teknoloji adı altında manyetik alan kirlilikleri.

Dijital dünyaya bağlılık dayatmaları kapımızda.

Asıl tehlike belki o.

Biz birçok şeyi anladık ama kapımızı da mecburen dijital dünyaya açtık.

*

Fırsatçılar.

Köşeyi dönme arzusu içinde olanlar da çaldı o kapıyı.

Ve bitmedi onların da büyüme arzusu.

Yenilik adı altında bize dayatılanlar da geldi o kapıdan içeri girdi.

*

Belki insanlara aşı ile bahsedilen nano-çip enjekte edecekler.
Zorunlu bir aşı ile dünya nüfusu kontrol altına alınacak, belki de proje bu.

Sadece sağlık kontrolü değil, kişi eylemlerinin takip edilmesi hedef belki.

Olay belki de sadece dijital kimlik.

*

Virüs salgınının ardından dünyada meydana gelebilecek muhtemel değişiklikler belki bizi sarsacak derinden.

Kim bilir?

İnsan hayatı tarihte öncekilere hiç benzemeyen bir şekilde değişebilir projelerle.

İnsan aklının üstünde yapay zekâ kullanılır ve insan uzaktan kontrol edilebilir.

Belki de bu bir evrim.

Belki de evrim adı altında sinsi planlar.

Kim bilir?

*

Amaçlarının küresel nüfusu kontrol etmek olduğunu açıklayan onca insan var.

Küresel elit adı altında kontrolü sağlayan onca insan var.

Biyo-metrik ağ içinde insanları takip edecekleri planları var.

Küresel sermaye var.

Küresel planlar var.

Derin Devletler var.

İlaç şirketleri var.

*

İnsanları öldüren ve sıkıyönetime iten kötü virüsü sunanlar var.

Kurtarıcı ve iyiliksever adı altında çalışan ekipler var.

Kontrol edilen gıda endüstrisi, sağlık endüstrisi var.

Kolaylıkla güdülebilenler var.

‘Yeni Dünya Düzeni’ adı altında yönetecekler var.

*

Dünyadaki herkesi aşılayıp hastalıklara karşı bağışık hale getirmek mi amaç?

Dünyadaki her insana elektronik bir kimlik vererek takip mi?

İlaçtan para kazanamayanların yeni yolu mu?

Dönüştürmek amaç dönüştürmek.

Adım ise evrim.

*

Yaşamak için buna razı mı olacağız?

Yoksa uluslararası düzeyde dayanışma mı sağlanmalı?

Devletler bağımsızlık mücadelesi vermeli ve bireyler bilinçlenmeli artık.

Teknolojiye karşı değiliz.

Teknolojinin kötü kullanımına karşıyız.

Şiddete, dayatmalara karşıyız.

Küresel sermayenin ülkemizdeki uzantılarına karşıyız.

*

Devlet kurumlarının ve yöneticilerinin bunu görerek bu kuruluşları ülkeden uzak tutması şart.

Üretimde tarımda acil dışa bağımlılık bitirilmeli.

Bir yerden başlamalıyız.

Ülkeyi tam bağımsızlaştırmalıyız.

Belki gün gelecek tüm bunlar unutulacak.

Ancak izleri hep kalacak.

Lütfen sağlığınıza ve özgürlüğünüze sahip çıkın...

*

Ne oldu bize?

Ne oldu insanlığa?

İnsanlığınıza sahip çıkın.

Dip notlar;

Bir bilge hikâyesi...

“Bir bilge, bir göletin başında oturmaktadır. Susuzluktan kırılan bir köpeğin devamlı olarak gölete kadar gelip, tam su içecekken kaçması dikkatini çeker. Dikkatle izler olayı. Köpek susamıştır ama gölete geldiğinde sudaki yansımasını görüp korkmaktadır. Bu yüzden de suyu içmeden kaçmaktadır. Sonunda köpek susuzluğa dayanamayıp kendini gölete atar ve kendi yansımasını görmediği için suyu içer. O anda bilge düşünür:

-Benim bundan öğrendiğim şu oldu, der.

-Bir insanın istekleri ile arasındaki engel, çoğu zaman kendi içinde büyüttüğü korkulardır. Kendi içinde büyüttüğü engellerdir. İnsan bunu aşarsa, istediklerini elde edebilir.

Ama biraz daha düşününce aslında gerçek öğrendiği şeyin bundan farklı olduğunu görür. Asıl öğrendiği şey, insanın bir bilge bile olsa bir köpekten öğrenebileceği bilginin var olduğudur.”

Her insanın bir hikâyesi ve sözü mutlaka vardır…

Yüzleşmek gerek korkularla.

Ticaret...

Bir Bektaşi, merkebine odun yükleyip şehre gelirken karşıdan tüccar kılıklı iki adam peyda olarak: "Şu zındıkla alay edelim!" diye Bektaşi’ye yanaşıp selam verince Bektaşi de durur, merkebi de.

Tüccarlar işaretle:

- Bu eşeğin ne düşünüyor?

Bektaşi:

- Odun taşımaktan yorgun düştü de, artık kasabada ticaret etmeyi düşünüyor!

Mutlu kalın...

Fıkra;

Öğretmen Hayat Bilgisi dersinde ‘Yeni yıl’ ünitesini işlerken bir yılda kaç ay, kaç gün ve kaç hafta bulunduğunu da öğretmişti.

Öğretmen öğrenim seviyelerini saptamak için sınıftaki öğrencilere teker teker soruyordu.

Sıra Temel’e gelince ona da sordu:

– Temel yavrucuğum, söyle bakayım, bir yılda kaç ay vardır?

Temel hiç düşünmeden yanıtlar:

– 13 öğretmenim… Ama oğlum, ben geçen derste 12 ay var demedim mi?

-Demesine dedin öğretmenim ama evde babam da sordi, ben 12 dedim.

-Doğru demişsin.

– Hayır, öğretmenim, doğri demedüm, babam enseme şamari indirup, remezan’ı unutıysın deyip, yılın 13 ay olduğuni söyledi.

Günün sözü;

“Bu yolda yüz bin tane Âdem yüzlü İblis var.
Her insan yüzlüyü sakın insan sanma” (Şems-i Tebrizî)

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün