Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Biz insanoğlu nereye gidiyoruz?

31 Mayıs 2020 Pazar 23:48 Güncelleme : 31 Mayıs 2020 Pazar 23:48

Bu dünyada öyle şeyler oluyor ki, Tanrı'nın neden izin verdiğini merak ediyorum.’ Bu bir film repliği.

Şimdi tam da yaşanan bu.

Kaos.

Bir dünyaya bakalım.

Ortadoğu hep kaynıyor.

Salgın bizi kuşattı. Çin'in tutumu büyük tedirginlik yaratıyor.

Birçok ülke arasında gerginlik hâkim.

Afrika büyüyen bir bomba.

Silahlanma yarışı var.

Ve sonunda da ırkçılık da hortladı. Kısaca tüm ülkelerde, iç huzursuzluklar büyüdü de büyüdü.

Dinsel, ırksal çatışmalar, toplumsal olaylar, güç ayırımı arttı.

Korku derinlerden gün yüzüne çıktı.

*

Çağ atlıyoruz, yıl atlıyoruz, altın yıllara atlıyoruz.

Zihniyet atlayamıyor. Takılıyor.

Örümcek kafalar hapsolmuş o zihniyete.

Lütfen düşünün.

Bu nefret neden?

*

Sözde medeniyet ülkesinden bu denli ırkçı bir davranış çıkması, bu denli kafaların, köken takıntılarının, renk takıntılarının tırmanması çağ atlama değil mi?

Evet, çağ atlama ama geriye.

Klan klan dönemine.

Ülkelerin köken takıntısı ile meşgul olduğuna işarettir bu davranışlar.

*

Küresel bir fotoğraf bu.

Dünya ırkçılığa, ayrımcılığa, hor görülmeye, boyun eğdiği takdirde yanmayan ülkeler de gün gelir o ateşten payını alır.

Hatta daha öteye gidelim o da şudur ki, bazı ülkelerde ırkçılık sevimli görünür konumunda.

Kısaca 2020’ de dünya gündemini meşgul eden hep negatif düzen olacak gibi duruyor. Başlangıcımız salgın.

Başlangıçlarımız insani krizler.

Başlangıcımız savaşlar.

Denizin ortasında ölüme terk edilen göçmenler.

*

Herhangi bir olay olduğunda, bir şiddet baş gösterdiğinde, bir saldırı durumunda bir provokasyon gelir genelde aklıma.

Saldırıların, düşmanlıkların, oyunların ve provokasyonların arttığı bir dönemde olduğumuzdan dolayı bu tür ırkçılık oluşumların artırıldığını düşünmekteyim.

Ve ülkemiz dışında oluşan bu denli büyük ırkçılık olayları, özellikle ABD’yi saran corona etkisinin tırmanış zamanında yaşanan bu son olaylar bana bunu düşündürdü.

*

Tüm olaylarda da sağduyu bekleriz değil mi?

Durup bir düşünme bekleriz, öfkeyi kontrol etmeyi bekleriz. Sürekli yapılan da bir sürü açıklama vardır hep.

Özellikle ABD tam şu anda sağduyuyu geride bırakmak veya sahiplenmek arasında ki sınırda.

Ön yargıların hızla arttığı dönemde.

Etnik gurupların arttığı dönemde.

Büyük oyunların arttığı dönemde.

*

Neye dönüşüyoruz biz?

Ego’ savaşları neden?

Bu nefret ve agresiflik neden?

Tuzak ve provokasyonlar neden?

*

Her şey bir etkileşimdir.

Bu olaylar umarım etkileşim ile tüm dünyaya yayılmaz.

Din, dil, kültür, etnik ayrılığı yapanlar belirli etkileşimlerin etkisi altında kalarak düşünmeden bunu yaparlar çünkü. Gücün verdiği her türlü hak maalesef kötü olarak kullanımda.

Irkçı zihniyet de bu gücün arkasına sığınmıştır ne yazık ki.

Güç’ kimde ise hep bir sindirilen vardır.

Kim azınlıkta ise hep diğerleri tarafından sindirilmedi mi dünya düzeninde.

İşte o sindirme sonucu sindirilen de hep öfke duyar ve o öfke de ABD’de ayaklanma, yağma, yıkma, yakma olarak kendini gösterdi maalesef.

*

Dünyamız hızla şiddete teslim oluyor.

Her türlü saldırıya, ırkçılığa, zorba düzene teslim oluyor.

Dünyanın şiddete doğru gidişatı aklıma manevi olarak nereye gittiğimizi getiriyor.

Dünyanın fiziki olarak nereye gittiği belli.

*

Küreseliz.

Küresellikte ayrımcılığa yer olmamalı artık.

Küresellikte önemli olan insan faktörüdür derken bir de bakıyoruz ki insan yerlerde.

İnsan düşman olmakta. Silahlar gölgesinde yaşamakta.

Şimdilerde panik ve korku var.

Ancak endişe duyulması gereken en önemli konu dünyamızda gittikçe artan şiddet olgusudur.

Şiddet, nefret kalplere kazındı.

İlk yapılması gereken bunun hızla silinmesidir.

Normal bir insan bir anda ırkçı olabiliyor, her şey bir emir dâhilinde gerçekleşiyor.

İnsanca yaşamak ise hoşgörü ve paylaşmaktan geçer.

Madalyonun diğer yüzü nedir?

Nefret, şiddet, paylaşamamak.

*

Bir halkın, bir grup insanın diğer halk ya da insanlardan farkı var mı?

Fiziksel, biyolojik, kültürel, ırksal, ülkesel farkların olması demek üstün mü olması demek?

Peki, ‘ırkçılık’ adında uygulanan nedir?

Hazımsızlık mı, nefret mi?

İnsanoğlunun genetik farklılıkları çok uzun zamandır insanları birbirinden koparmadı mı?

Kopan insanlık korku ile yüzleşmedi mi? Üstün ırk diye övünenler göçmen sorunları ile yüzleşmiyorlar mı?

*

Nefret ile tetiklenmedi mi?

Tarihte ‘acı gerçekler’ onca sayfada yer almadı mı?

Genetik farklılıklar üzerine kurulan ırkçılığı umursamamak yanlıştır.

Kabullenmemek yıkımdır.

İnsanları türlü türlü kategoriye ayırıp kötü zihniyeti yaymak, savaşmak yıkımdır.

Ten rengini, dinini, dilini yok saymak yıkımdır.

*

Güvensiz toplumda yaşamak azap verir.

Birbirlerinden ayrılan çeşitli insan ırkları, dinler, hükmetme, savaş var. Ancak sevgi de var, inanç da var. İşte büyüyen toplumlarda sevgi yok edilip ırkçılık da büyüdü.

Etnik köken büyüdü. Etnik köken ve din ayırışımı büyüdü. Silah yönünden büyüdü ve zenginleşen devleri daha da besledi.

Bol bol zenginleşenler yüzünden değil midir savaşlar, patlamalar, ırkçılık akımları?

Dünya'da silah tüccarları olduğu sürece bu savaşlar biter mi sizce?

*

Irkçılık başkasının omuzlarına çıkmak değil de nedir?

Zayıfı ezerek kendini daha zenginleştirmek değil de nedir?

İmtiyaz kazanmak değil de nedir?

"Lafta kalan sözler" bitmeli.

"Lafta kalan barış sözleri" bitmeli.

Çok uzun yıllardır dünya olarak savaştayız ve yüz binlerce sivil kurbana yol açıldı.

Ama bu savaş bize dokunmasın diyenlere de uğradı, onları da vurdu yeri geldiği zaman.

Kimse kendi topraklarına gelmediğinde umurunda olmadı ölenler, çocuklar.

Şimdi dehşet üzerinde düşünmeliler.

Kaçtığın seni bulur.

*

Ne ırkçılık, ne cinsel ve dinsel şovenizm, ne de aşırı milliyetçilik gibi hezeyanlar, eskisi gibi işlememeye başladı. Yeryüzünü tek bir organizma olarak gören yeni bir bilinç gelişti ve bu bilinç fark etti ki, savaş içerisindeki bir organizma, kendi kendini yok eder. Bu gezegende hepimiz biriz’ diyen Carl Sagan tercümanımız.

Ancak ayırımcı ülkelerin sonunu getiren de kibirdir unutmayalım.

Toplumları yıkan, perişan eden de kibirdir.

Sevgiyi yok eden, ayrımcılığa, ırkçılığa çanak tutan da kibirdir.

Yeri gelir beyaz adam ırkçı, sömürür, ideolojisinde kaybolur.

Yeri gelir kibrinden yok olur...

*

Sözün kısası:

En büyük hastalık olan ırkçılık ne yazık ki karşı ırkçılık ile de çözülmez.

Bu derin konu faklı kapıları aralar.

Öldürmenin şöylesi, böylesi olamaz, ölüme sevinmenin nasılı niçini sorgulanamaz.

Değişelim.

Sömürü düzenine ortak olmayalım.

Sevgisizlik, katliam, vahşet hep bizim yansımamız, kendi yaratımımız...

Şiddet bizim öfkemiz...

Ey insanlık!

Ne kadar sürecek bu kendi kendine zulmün?

Dip notlar;

Kimlik savaşları...

Diğeri...

Öteki...

Özgür olmayan...

Yok edilecek taraf...

Kontrolsüz güç...

Dünyanın her yerinde oluşan kontrolsüz güç ‘kimlik savaşları’ olmuştur.

Kendinden olmayana uygulanan bu kontrolsüz güç karmaşadır.

Kafalar değişmez ise sürer gider bu karmaşa.

Ezen ve ezilen hep bu şekilde var olur.

İslamiyet ırkçılığı kesin ve açık bir şekilde yasaklamıştır. Reddetmiştir... Hz. Peygamberimizin hadis-i şerifleri de mevcuttur. O nedenle kimlik savaşlarının bir parçası olmaz akıllı insan.

Değişen dünya mı insan mı?

Suni yaratılan eylemler...

Komplo teorileri...

Oluşmayan olaylar...

Oluşturulanlar...

Aniden ortaya bir o adla çıkarılan, sonra bir var bir yok olan, silinen olaylar...

Hükümetler arası anlaşmazlıklar olarak lanse edilen durumlar...

Ve dünyayı paylaşanlar...

Sömürüler...

Yıllarca sömürmeye doymayanlar...

Silahlar...

Değişen besinler...

İlaçlar ve dev holdingler...

Lobiler...

Hormonlar...

Sürekli olarak oluşan çevre olayları, depremler, seller vs. vs.

Sorarım size değişen dünya mı yoksa insan mı?

Büyük resme bakın.

Ne gördünüz?

Bu sonucu biz insanlık yarattık...

Ve bu insanlık artık acı çekiyor...

Günümüzün insanı maalesef etikete, mala mülke verdiği önemi, insan gibi insan olmaya verse idi, bu şekildeki kötü olaylarla karşılaşılmaz, şiddet artmaz ve insan olma yolunda güzel adımlarla ilerlerdik...

Mutlu kalın...

Fıkra;

Temel bir gün kahvede oturuyormuş Dursun yanına gitmiş.
-Ula temel sen geçen gece ava gittiydin noldu anlat bakayum baa.
Temel'de cevap vermiş:
-Ormanda gezinirken karşıma bir ayı çıktı ben kaçmaya başladım, ayı tam pençesini salladı kaydı düştü, kaçtım.
Dursun soru sormuş:
-Ula temel ben senin yerinde olsayd
ım korkudan altıma sıçardum daa...
Temel cevap vermiş:
-Ula temel sen ay
ının neye basıp düştüğünü saniyüsün.

Günün sözü;

Irkçılık cahilin sığınağıdır. Bölmek ve yok etmek ister. Özgürlüğün düşmanıdır ve kafa kafaya çarpışıp yok edilmeyi hak eder” Pierre Berton...

 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün