Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Avutulma…

11 Ocak 2020 Cumartesi 10:34 Güncelleme : 11 Ocak 2020 Cumartesi 10:34

Herkes teknolojinin içinde. 
Her türlü doğru bilgiye sahip.
Her türlü kirli bilgiye de sahip.
Empoze bilgiye de açık.
Her türlü yazılanı görürsünüz. 
Her türlü davranışı süzersiniz.
Kimse artık tiyatrolara kanmaz.
Avutamazsınız.
Kandıramazsınız. 
*

Gözyaşlarınız kurudu artık. 
Teröre verilen kurbanlardan kurudu.
Avutulmalardan kurudu.
Siz avutulurken gözlerindeki zehri akıtacak güç peşindekiler tarafından kurutuldu.
Dur demeler yararsız hale getirildi bilerek.
*
Bile bile acı yaşatacaklar var yeryüzünde.
Dur demelerin yararsız değil mi? 
Gittin insanoğlu güce, paraya sığındın.
Kırıldın.
Yaranı sardın. 
Anlamadın yeryüzünde yeni bir zaman diliminde yine güce sığındın. 
Unuttun özünü.


*
 Hayal kırıklıkların sardı etrafını.
‘En iyisi çekip gitmek’ diyenlerle doldu etrafın.
Gelip gelmediğini anlayamadığınız düzene teslimsin.
İşte o nedenle avutuldun.
Şimdi yabancısın artık sevgiye.
İşte yeni düzen.
Avutulanlar, kandırılanlar, kandıranlar, avutanlar.
*
Ayağının tökezlemesi güçsüzleşmenden mi? 
Ya da güçsüzmüş gibi hapsedilmenden mi?
Ne kadar komik değil mi?
Trajikomik bir dünya.
Sevinen var acıdan, ah edende.
Naralar atılıyor intikam diye.
Uyruk önemli mi?
Acı acı değil mi?
Tek değil mi?
Hissedilen duygu aynı duygu değil mi?
Kimi evladına, kimi eşine, kimi dostuna. Kimi de anasına babasına güç savaşları yüzünden ah yakmadı mı?
*
Acı aynı acı. 
Ülkesi, dili, dini, ırkı yok.
Bir kelime acı.
Umut olmadan asla işe yaramaz.
Sanki bir işe yararmış gibi. Elveda der her yürek yitirdiklerine.
Acı kelimesinin bile dile gelmesinin bu kadar acı olduğunu biliyor musunuz?
Bazen gitmek acıdır.
Bazen de acıyı kucaklamak yitip gitmektir.
Kişinin kendisine anlamlı gelen hissi yaşaması onun gönlüne satırlar, dizeler, şiirler not ettirir.
*
Tarih tekerrürler zinciri.
Kime ne kadar ne gerekli ise sunar.
O kadar uzun süre sessiz kaldı ki bu tekerrürlerde vicdan.
Varlığı nerede ise unutuldu.
Yazıldı senaryolar silah tüccarları, din tüccarları, ilaç tüccarları güç sevdalıları tarafından.
*
Vicdan.  
Varlığını unuturdu.
Günaha demir atıldı.
Kana susamışlar ıslattı dudaklarını.
İstedikleri ceset torbaları.
İstedikleri son tebessümler.
Pişmanlıklar hiç yok.
*
Gücü yokken ağlar avutulanlar.
Haykırırlar belki de korkusuzdurlar ama avunurlar.
Çaresizliktir ve hiçbir zaman "anne, baba” diye seslenemeyen çocuklarıdır özlemler. Yavrum diye seslenemeyen anaların babaların acılarıdır özlemleri.
Sevgilim diye seslenemeyen yürekleridir sevdalıların özlemleri.
Bir savaştan arta kalan ise sadece yalnızlıklardır.

*

Daha güzel ölmek için mi haykırışlar?
Tüm mutlu yüzleri, avucunda tutmak mıdır çaresizlik.
Kanla ısıtmayın bedenlerinizi.
Toprak susamadı kanlarınıza.
Kanlı ellerinle yüzleşenler vicdanla temizleyecek bir gün gelecek ruhlarını.
Yıkayacak günahlarını avuçlarıyla.
Sevgiye, ışığa sahip olan neleri temizlemez ki?
Sadece sevginizle uyandırın yüreğinizi.
*

İhanet etmeyin özünüze.
İhanet etmeyin sevginize.
Yüzleş kendinle.
Pişmanlık duymayacağın şekilde yaşa.
Vicdan şimdilik uyusa da er geç seni bulacak unutma!
Nefret yüzüyle sevgi yüzünü yüzleştir. 
Korkma!

Dip notlar;

Eleştiren eleştirene…
‘Acaba ben bu bilgiye sahip miyim?’
‘Acaba ben eleştiri yeteneğine sahip miyim?’ gibi soruları kendimize soruyor muyuz?
Hangimiz eleştiri yapabilecek kapasiteye, bilgiye sahibiz?
İşte bu soruları önce kendimize sorduğumuz an kandırılmayacağız.
Sorduğumuz an tiyatrolar ile avutulmayacağız. 
İşte ülkemiz sisteminde ‘şeffaf, açık, oyunsuz’  bir duruma gelindiğinde bütün huzur sinelerimize gelecek.
İliklerimize kadar da bunu hissederiz emin olun. 
Sadece eleştirmek değil, yapıcı olarak sisteme dâhil olduğunuzda o şeffaflığı talep edin.

‘Arthur Schopenhauer’dan…
“Şu dünyayı Tanrı yarattıysa, onun yerinde olmak istemem doğrusu. Çünkü dünyanın sefaleti yüreğimi parçalar. Yaratıcı bir ruh düşünülürse, yarattığı şeyi göstererek ona şöyle bağırmak hakkımızdır: “bunca mutsuzluğu ve bu üzüntüyü ortaya çıkarmak uğruna, hiçliğin sessizliğini ve kıpırdamazlığını bozmaya nasıl kalkıştın?”

Gitme vakti
Daha önce gittin mi kimseden?
Veda ettin mi?
Ya da kaç defa geçtin bu yollardan.
Senli zamanlarda ayaklarım yere bile değmezdi adeta. 
 ‘Herakleitos’ der ki;
“Her şey akar hiçbir şey kalıcı değildir o yüzden aynı dereye iki kez girmek mümkün değildir; Çünkü dereye bir kez daha girdiğimde hem ben hem de dere değişmiştir.”


Gerisini siz düşünün…

Mutlu kalın…

Fıkra; 
Kiracı boynunu büktü ve ev sahibine:
-Çok üzgünüm ama ben bu ay ev kirasını ödeyemeyeceğim.
-Tam beş aydır, her aybaşı aynı şeyi söylüyorsunuz.
-Eee ben sözümün eri insanım.

Günün sözü;
“Niçin hep birlikte barış ve uyum içinde yaşamayalım? Hepimiz aynı yıldızlara bakıyoruz, aynı gezegenin üzerindeki yol arkadaşlarıyız ve aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz.” Aunius Aurelius Simachus

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün