Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

“Aydınlık ve özgürlük”

13 Temmuz 2020 Pazartesi 10:54 Güncelleme : 13 Temmuz 2020 Pazartesi 10:54

Dünya halklardan ve liderlerden ibaret.

Halk ve lider var ama haksızlıklar ve liderlerin egoları da var.

Çaresiz kalmış halklar da var.

Şiddet var.

Şiddetin meşrulaştırdığı güç de var.

*

Her dinden, dilden insanın ortak bir isteği de var.

Nedir o istek?
“Aydınlık ve özgürlük”

Müslümanı, Musevisi, Hristiyanı, ateisti, şiddete karşı birlik olmalı artık bu istek konusunda.

*

Çok mu zor özgürlüğe gönül açabilmek?

Çok mu zor aydınlık içinde kalabilmek?

Zor.

Neden mi?

Egoların çatışması yüzünden.

Olur mu?

Olur da. Ancak her bir lider, her bir güç sahibi dev egolarını, üstünüm bencilliğini bir kenara bırakabilirse.

*

Aslında olan şu;

Yaratıcıyı arka plana it sonra de ki; ‘Ben üstünüm.’

Ortaya çıkan nedir?

Başkasının özgürlüğünün başladığı yerde biten başka özgürlükler midir farkı kılan?

Diyebilir misiniz ki bir gün ‘üstünlük’ yok?

İşte bunu dediğiniz anda, orada özgürleşeceğiz.

Peki, insanoğlu doğal habitatın özelliklerini aldığına göre, bu üstünlük anlayışı neden ve nerden hortladı?

Özgürlükler neden yok sayıldı?

*

Bir üstünlük ve bir altta olma hali ‘doğal habitata terstir aslında.

Gelişen bilince de terstir.

Demek ki insanoğlu gelişen bilincin değil, hala ilkel güdülerin esiri.

*

Globalizasyonun sonucu keşifler artınca, sonra da sanayi devrimi kapıyı çalınca devletler büyüdü.

Büyüdü ama çapta.

İç âlemde ise hayaller küçülüp özgürlük ve aydınlanma kavramının içi boşaltıldı.

Ne zaman ‘tam eşitlik’ kimlikte, etnikte, dilde, dinde bir olacak işte o zaman biz insanlık tam özgürlükten söz edeceğiz.

*

Evrensel bilincin gelişmesi şahane olur değil mi?

Ancak şu anda baktığımız ve gördüğümüz şu ki evrensel bilinç yerlerde.

Evrensel bilinç kısıtlamalarda.

Evrensel bilinç karatmalarda.

*

İçinde adalet ve özgürlüğün olmadığı bir dünya ülkesinde demokrasi olabilir mi?

Adaletin olmadığı dünya evinde evrensel bilinçten söz edilebilir mi?

Ülkemizde çok iyi bilinen söz: "Adalet mülkün (devletin) temelidir" içimize işlemeli.

İçimize işlemeli ki yokluğu oluşmasın.

Çünkü yokluğu ağır zedelenmeler oluşturur.

*

Adaletin, hukukun ayaklar altına alınmasından söz edilemez bile.

Çünkü hukuk ve adaletin ayaklar altına alındığı bir toplumda düzen ve istikrar olabilir mi sorarım size?

Olamaz.

*

Kısıtlayıcılık bir sınıf veya statü değildir.

Özgürlüklerin bitirilmesi sınıfa üyelik değildir.

Lütfen bunu hatırlayalım.

*

Özgür olmanın önemi malum. Ancak özgürlüğün ne anlama geldiğine bakmak lazım önce.

Sözlük anlamı:

Herhangi bir koşulla sınırlanmama, zorlamaya, kısıtlamaya bağlı olmaksızın düşünme ve davranma durumu.

Felsefi anlamı ise:

İnsanın, her türlü dış etkiden bağımsız olarak kendi istencine, kendi düşüncesine göre karar vermesi durumu.

*

İçimize döndüğümüzde özgürlük ve özgürleşme kendi huzurumuz için şekillenir.

Kendi bildiğini okumak olarak bilinir toplumda ancak değildir.

Kendi huzurumuz için ve kendimiz için kişisel bir noktadan başlamak, şikâyet etmeye gerek duymadan önce kendimizden başlamak en güzeli.

Yani zihnimizden.

*

Dönüşümün bir sürü katmanları vardır.

Örneğin bir şey keşfettiğinizde bir katman ortaya çıkar. Sonra bir katman. Sonra bir katman daha.

Adım adım ulaşırsınız tüm katmanlara.

Keşfedersiniz.

Adım adım gelir aydınlık...

Adım adım gelir özgürlük...

*

 Dilerim ki, hepimiz özgür ve aydınlık bir dünyada, ülkede yaşayalım.

Jose Marti'nin bir şiiri bize yalın anlatır bunu:
 

“Aynı yalınlıkla ölmek isterim
kırda bir çiçek gibi sakin, gösterişsiz.
Mum yerine yıldızlar parlasın üstümde
yeryüzü uzansın altımda sessiz.

 

Ben aydınlık ve özgürlük delisiyim
varsın hainler gizlensinler soğuk bir taş altında.
Dürüstçe yaşadım ben, karşılığında
yüzüm doğan güneşe dönük öleceğim.
(Çeviren: Ataol Behramoğlu)

Dip notlar;

Köy, dağ ve çiftlik evleri revaçta...

Corona birçok kişiyi tek başına veya çok az kişi ile zaman geçirme konusunda çok yol kat ettirdi.

Bu konuda ki en büyük girişimler ise insanlardan uzaklaşmak için köy, dağ ve çiftlik evlerine yönelişler oldu. Son dönemde köy, dağ ve çiftlik evlerine yatırım gündemde.

Çiftlik evlerinin, köy evlerinin ve dağ evlerinin fiyatları ortalama 20 – 25 bin TL’den başlıyor. 5 milyon ve 8 Milyon TL üzerine kadar da çıkabiliyor.

“Metropol yaşamın stresi, karantina günlerinde sıkışmışlık, trafik, kalabalıklardan uzaklaşmak için tercih edilen bu yatırımlar elbette ki yüksek fiyatları sebebi ile belli alıcıların gündeminde.

Fakir vatandaş ise daracık evlerde, sıkışmış şehir hayatında pandemi de olsa çalışmaya devam edecek.

Bir de derler ki bu pandemi eşitlik getirdi.

Eşitlik bunun neresinde.

Kırlangıçlar...

İlk yaz sıcağını haber veren minik ve kıvrak bedenli kırlangıçlar.

Simsiyah bedenleriyle o kadar hızlı uçarlar ki bir anda gökyüzünün o güzelim maviliğinde gözden kaybolurlar yetişemezsiniz izlemeye.

Hayat gibi.

Bir daha bakarsınız ardından görmek için. Göremezsiniz.

Bir daha bakarsınız sonra yine aniden tam göremeyeceğinizi sandığınız anda birden uçuverir yanı başınızda.

Hayatta ki istekleriniz gibi.

Minik yavrularını besler sürekli. Hayatın bizi beslediği gibi.

Bıkmaz.

Ya biz.

Bıkan, usanan, sürekli şikâyette bulunan varlıklar olarak yerimizi biliyor muyuz?

Şekersiz yaşam...

Şu sıcak günlerde lütfen sevdiklerinize şekerli yiyecekler ikram etmeyin.

Ana hedef; şekersiz yaşam…

Şekerin hiç bir besin değeri yok. Sadece enerji kaynağı.

Sürekli ölüp yenilenen hücreler ile insan bedeni bitmek bilmeyen bir değişim içindedir.

Özellikle hamilelerde hormonsal açıdan bu değişim çok daha ağır yaşanır.

Bebeklerin ihtiyacı olan gıdalar kordon aracılığıyla annenin kanından temin edildiğinden dolayı şekersiz yaşam öncelikle onların uygulaması gereken bir yaşam tarzı.

Özellikle şu sıcak aylarda unlu, şekerli ve yağlı gıdalardan uzak durabilirseniz hem ideal vücut ağırlığınızı koruyabilirsiniz hem de şekerin tüm olası yan etkilerinden korunursunuz. Ve sıcak ayların olmazsa olmazı dondurmanın da lütfen şekersiz ve doğal, katkısız olanını tercih edin derim.

Mutlu kalın...

Fıkra;

Temel çevresini saran gençlere cesaret aşılıyordu.

- Siz isterseniz her işte başarılı olursunuz.

– Mesela, pen Ay’a çiktuğum zaman…

Gençlerden biri kendini tutamayıp kıs kıs gülünce;

-Ama haşimdik ayıp edeysunuz . İnanmaysanuz, çikun Ay’a bakun. Eğer kırk beş numara ayakkabim izi yoksa gelın habu yüzüme tükürun.

Günün sözü; Zenginlik, dünya köleliğinden âzâd olmaktır… Hasan-ı Basri

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün