Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

EKONOMİ VE PSİKOLOJİ

27 Mayıs 2018 Pazar 09:55 Güncelleme : 27 Mayıs 2018 Pazar 09:55

EKONOMİ VE PSİKOLOJİ

 

Ekonomimizde son günlerde, TL’nin ABD Doları başta olmak üzere bazı döviz kurları karşısında hızlı değer kaybına tanık olduk.

Parasal istikrarı sağlamakla görevli olan Merkez Bankası,  faiz oranlarını artırmak zorunda kaldı. Ama bu önlem, kalıcı istikrarı sağlamak açısından tek başına yeterli mi?

Modern iktisatta, enflasyonla mücadelede  davranışsal iktisat kavramı ön plana çıkmaya başladı.

Sadece enflasyonda değil, ekonomi ve finansla ilgili tüm alanlarda bu yeni kavram yer bulmaya başladı.
Davranışsal iktisat, insanı rasyonel bir varlık olarak kabul eden ve kararlarını bu doğrultuda verdiğini farzeden bakış açısından farklı olarak, ekonomiye farklı bir düşünce perspektifi kazandırmış düşünce ekolüdür. Davranışsal iktisat, ekonomistlerin temel varsayımlarının gerçek insan davranışlarıyla çeliştiğini iddia eder ve bunun altında yatan nedeni de; insanların ekonomik yaşamlarını belirleyen duygusal, psikolojik ve sosyal nitelikli ‘’ekonomik içgüdüleri’’nin olmasına bağlar.

Günlük hayatımızda konuştuğumuz, dolar çıktı, faiz indi, borsa yükseldi, altın değer kazandı gibi konular davranışsal iktisat alanına girer.

Merkez Bankası da,  düzenli olarak yılsonu enflasyonu hakkında tahminlerde bulunur. Böylece piyasalar ve hükümet bu çerçevede hareket eder. Merkez Bankası’nın yaptığı yılsonu enflasyon tahminlerin doğru çıkması başta hükümet politikalarının uygun olduğunu gösterir.

Bunun yanı sıra, beklentiye paralel gerçekleşmeler piyasaya güven gelmesini sağlar.

Ekonomimizde doların, TL karşısında hızlı değer kazanmasında dolarizasyon da etkili.

Yüksek enflasyonlu ülkelerde, insanlar,  elde para tutmanın maliyetinden çekindikleri ve belirsizlik nedeniyle, elde tutma maliyeti az olan dövize güvenerek döviz alır ve paralarını yüksek enflasyonun negatif etkilerden korumayı amaçlarlar. İşte bu dolarizasyondur. Bu da davranışsal iktisatın alanına giren bir konudur.

Hem hane halklarının, hem de kurumların döviz tevdiat hesaplarının artması bunun bir göstergesidir.

Döviz cinsinden mevduat hesapları 200 milyar dolar civarında, yani toplam mevduatın yarısı döviz hesabında.

Güneşli veya bulutlu havanın bile tüketici davranışları üzerinde etkisi var. Bu deneysel iktisatta kanıtlanmış.

Bizdeki sorun, ekonomi yönetiminin, hanehalkları, kurumlar ve yatırımcılar arasında kuracağı doğru interaktif iletişim kanallarıyla, düzenli bilgilendirmeyle aşılabilir.

Enflasyonla mücadele ve döviz kuru istikrarına biraz da bu açıdan bakmak gerekir.

ABD Merkez Bankası FED’in son iki yıldır, ekonomist kadar sosyal psikoloji uzmanı istihdam etmesi rastlantı olmasa gerek.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün