;
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Türbe ve Kabir Ziyaretleri Buralarda Yapılacak Dua Şekli

21 Mayıs 2020 Perşembe 12:14 Güncelleme : 21 Mayıs 2020 Perşembe 12:14

Türbe, yatırlara ait kabirlerdir. Genelde bu türbelerin üzerleri örtülüdür, bazıları kubbeli durumdadır. Müslümanlar, biraz da İslâmiyet’ten önceki tabi oldukları dinlerin de etkisinde kalarak hükümdarlarına, veli olduğunu düşündükleri kişilere, büyük komutanlarına türbe haline getirdikleri odalar yapmışlardır. Aradan geçen yıllar ve halkın zaman geçtikçe artan ziyaretleri, bu türbelerin kutsiyet de kazanmasına sebep olmuştur.

Zaman içinde türbe ziyaretleri, hemen hemen bütün İslâm Âlemin de, çok sık yapılır hâle gelmiştir. Halk içinde dolaşan tevatür haberlerle de o yatırlara gösterilen kutsiyet çok çok artmış ve yatırların Çanakkale savaşı gibi kahramanlık arz eden savaşlara katılarak, Müslümanların saflarında savaştıklarına kadar kudsiyet arzeden haberler yayılmaya başlamıştır. Ve tabi bütün bunlar da, halkın türbelere koşarak onlara dua etmelerine, onlardan bir şeyler istemelerine neden olmuştur.

Yatıra dua edilmesi ondan bir istek de bulunulması İslâmî kurallara göre insanı şirke götürür. Yani kişiye, affedilmeyecek büyük günah işletir. Şirk koşmak Allah’a ortak koşmak demektir ki bu, affedilmeyecek günahlar içine girer. O bakımdan türbe ziyaret edilecekse, usulü çerçevesinde ziyaret edilmelidir. Peygamberimizin isteği de budur. Bir Hadis-i Şerifi'nde: “Kabirleri, türbeleri ziyaret edin. Ama oralarda, İslâm’a uymayan söz etmeyin. (dua etmeyin)”(Camiüs Sağır)

Yatırdan istek de bulunulması, Kuran’a tersdir. C. Allah Ali İmran Suresi 150. ayetinde bu konu ile ilgili olarak: “Oysa sizin Mevlanız Allah’tır. O, Yardımcıların en hayırlısıdır (Başkasından nasıl yardım isteyebilirsiniz.)” (Ali İmran-150) buyurarak kendisi dışında hiçbir kişiden, hiçbir tanrıdan yardım istenmemesi gerektiğini bildirmektedir.

TÜRBE VE KABİR ZİYARETLERİ NASIL OLMALIDIR?

Önce şunu belirtelim: Kabir ve türbe ziyaretleri sevaptır ve faydalıdır. Türbe ve kabir ziyaretleri İslâm’a uygun olarak yapılırsa bunun bir sakıncası yoktur. Hatta dinimizde türbeler için değil ama, kabirler için ziyaret tavsiyesi vardır. Bu tavsiyeye uyarak kabirleri ziyaret edenler, Allah katında belli bir sevaba da kavuşurlar.

İslâm’a uygun ziyaret nasıl yapılmalıdır, ona bakalım. Türbe ziyareti, kabir ziyaretinden başka bir şey değildir. O bakımdan türbelerin ziyaretleri de aynen kabirlerin ziyaret edilmesi gibi olmalıdır. Türbeleri ve kabirleri ziyaret, peygamberimizin ifadesine göre sevaptır ve faydalıdır. Ancak yukarıda da denildiği gibi usulüne göre ziyaret olursa faydalıdır.

Peygamberimiz, ilk zamanlarında kabir ziyaretlerinin usulü çerçevesinde yapılmadığını gördüğü için tamamen yasaklamıştı. Ancak geçen zaman içinde bu ziyaretlerin nasıl yapılması gerektiği öğretildiği ve Müslüman halk bu konuda daha bilinçli hâle getirildiği için, daha sonraları kabir ziyaretleri serbest bırakılmıştı. Hem serbest bırakmıştı, hem de usulü çerçeves içinde ziyaret edilirse, faydalı da olacağı bildirilmişti. Peygamberimiz kabiri ziyaretinin, ziyaret eden kişiye ölümü hatırlatacağı için, pek çok kötülüklerden caydırıcı olabilceğini bildirerek, kabir ziyaretlerinin faydalı olacağını bildirmiştir. Bir hadisinde, “Sizlere, (yaptığınız bazı yanlışlar yüzünden) kabir ziyaretleri yasaklanmıştı.(Bilinçlendiniz)artık kabirleri ziyaret edebilirsiniz. Usulü çerçevesinde yapılacak kabir ziyaretleri, size sevap getirir ve size Âhireti de hatırlatır. Kötü gidişlere engel olur.” (Camiüs Sağır) buyurması bu sebepledir.

Ancak bazı Müslümanların günümüzde bile, kabirleri ziyaret ederken, yapmaması gereken hareketleri yaptığı ve yatırlara, yardım görme, şefaat dileme maksadıyla dua ettiği görülmektedir. İslam dininde Allah’tan başka kimseye hatta peygamberlere bile dua edilmesi doğru bulunmaz. Dua ancak C.Allah’a yapılır. Başka türlü düşünmek insanı günaha sokar. Hele bazı yerlerde kim olduğu bilinmeyen,yatır olarak tanınan ölülere dua edildiği onlardan yardım istendiği görülüyor. Böyle bir tutum,başta da söylediğimiz gibi, insanı şirke götürür.Ölüden ne menfaati beklenebilir. Ayetel Kürsi'de, Allah’ın izni olmadan hiç kimsenin ki buna peygamberler de dahildir, şefaat etme hakkı yoktur. Öyleyse yatıra ne diye dua edilecektir? Kuran bunu yasaklamaktadır.

Tabi şunu demek istemiyoruz. Kabirlerin ya da türbelerin ziyareti sakıncalıdır. Hayır.Bu tür ziyaretler faydalıdır. Peygamberimizin hadislerinden de anlaşılan bu olmaktadır. Ama İslami usül çerçevesi içinde olmak şartı ile faydalıdır. Bütün hocalarımız kabir ziyaretlerini, türbedeki yatırların ziyaretini anlatırlar. Uyulması gereken kaide ve kuralları bildirirler ama buna rağmen İstanbul'un Eyüp Sultanı'ndan, Erzincan'ın Terzibabasından, Ankara’nın Hacı Bayramından halkımızın yardım istemesi sürer. Bugün bile aynı yanlışlığın yapılması sürdürülmektedir.

Bu tür ziyaretlerde dua, Allah’a yapılmalıdır. Eğer o kabir sahibi yatırın, Allah`ın veli bir kulu olduğu inancı varsa o sebeple dahi yatıra asla dua edilmemeli ve yatırdan hiçbir istekte bulunulmamalıdır: C. Hak, bu konu ile ilgili olarak Âli İmran Suresinde, “Oysa sizin Mevlanız Allah’tır. O, yardımcıların en hayırlısıdır (Başkasından nasıl yardım isteyebilirsiniz.)” (Ali İmran-150) buyurması bu sebepledir.

Bazı İslam âlimleri, dua edilen o veli kulun hatırına diye dua edilir, bir istekte bulunulursa böyle bir duayı çok mahzurlu görmezler. Ama bunu bile doğru bulamayız. Çünkü yatır önce kendisini kurtarabilecek mi? Bu bile belli değil. O bakımdan doğrudan yatıra dua olmaz, olamaz. Ancak yukarıda dediğimiz gibi düşünülürse o takdirde, türbeler, yatırlar ziyaret edilebilir. O kabirde yatan kişiye, kendisini kurtaracak birisi olarak bakıp da ona bu düşünce ile dua ederse bu, İslama aykırı bir ziyaret, İslama aykırı bir dua olur.

Türbe türü bazı mezarlara çabutların, bezlerin bağlandığı da görülüyor. Bütün bunlar, bazı eski dinlerin kalıntılarından, cahiliye devrinden kalma adetlerdendir. İslam’a göre yasaklanan hareket ve davranışlardandır. Bazıları da türbeye mum yakmaktadırlar. Mum yakmak Hristiyanlık dini geleneklerindendir ve bütün bunlar Peygamberimizce yasaklanmıştır. Yapılacak tek şey, İslama göre kabir ve türbe ziyaretlerinde bulunmak olmalıdır.

TÜRBE VEYA KABİRE VARILDIĞINDA SÖYLENECEKLER VE OKUNACAK DUALAR

Yapılan ziyaret, türbe ziyareti veya veli bir kişinin kabir ziyareti ise, türbeye veya kabire girişte, “Esselamün aleyküm ya veliyyullah” (Ey Veli kişi, Allah’ın selamı senin üzerine olsun)denilmelidir. Ziyaret edilen normal bir kabir ziyareti ise, “Esselamün Aleyküm ya kabir ehli” “Ey kabir ehli! Allah’ın selamı sizler üzerine olsun.” gibi benzeri bir ifade ile veli kişi veya kabir ehli selamlanabilir. .

Türbelerde de, kabirlerde de okunacak dualar aynıdır. Bir Fatiha ile üç İhlas Suresi'nin (Elham ile Gulhü) okunması yeterlidir. Bazı İslâm bilginleri, bir Fatiha ile on bir İhlas Suresi'nin (Elham ile Gulhü) okunmasının daha faydalı olacağını söylerler. Bu, kişinin takdirinde kalan bir konudur. Kişi dilerse Yasin-i Şerifi de okuyabilir. Okuma bittikten sonra da şöyle dua edilmesi gerekir: “Ya Rab’bi, okuduğumuz Kuran’ı kabul et. Hâsıl olan sevabı, öncelikle sevgili peygamberimizin ruhuna, sonra da diğer peygamberlerin nebilerin, velilerin ve şehitlerin ruhlarına hediye ediyoruz. Sen onlara ulaştır ya Rab’bi. (Kabire kimler için gidilmiş ise onların isimleri zikredilerek) Örnek: Ya Rab’bi, Özellikle Annemin, babamın kardeşlerimin ruhlarına da hediye ettik. Sen onlara da ulaştır. Mekânlarını cennet eyle ya Rab’bi” şeklinde dua edilmelidir.

Burada şunu da belirtmemiz herhalde faydalı olacaktır. Kabirde dua edecek kişinin yukarıda belirttiğimiz kalıp içine girmesi de şart değildir. İslam’da önemli olan niyet olduğu için kişi şirkten kaçmak şartı ile, istediği gibi dua etmekte serbesttir. Dilediği şekilde dua etmek de tamamen özgürdür. Kul, Allah’a istediği, dilediği şekilde, istediği konuşma ile, istediği lisan ile ulaşmak isteyebilir. Bu, Mümin kişiye Allah tarafından verilen bir haktır. Bakara-186,Rum-22 ve Hucurat-13. ayetlerinde Müminlere bu hakkın verildiği görülür.

Yukarıda da belirttiğimiz gibi,bazı İslâm âlimleri, yatırlara dua edilirken, “Onların yüzü suyu hürmetine” ifadesinin kullanılmasında bir sakınca görmezler. Ama kanaatimce bu ifade bile yanlış olur. Çünkü, yüzü suyu hürmetine diyerek yardım istediğimiz yatır, acaba kendini kurtarabilmiş midir? Bu durum bile şüphelidir. O kişi önce kendisini kurtarsın bakalım. İkinci bir konu da, yatır dediğimiz kişinin şefaat etme hakkı da yoktur. Şefaat etme sadece Peygamberimize aittir. Öyleyse yatır, kula nasıl yardımcı olabilecektir?

Kısacası kabir ve türbe ziyareti yapmak hem sevaptır, hem de faydalıdır. Ancak yatırlardan bir istek de bulunmak, yatırlara dua etmek şirke girme gibi bir tehlikeyi doğuracağı için, o yola gitmemek şartı ile faydalıdır, sevap kazandırıcıdır. Bu unutulmamalıdır.

Türbe ve kabirleri ziyaret etmenin sevap olduğunu söylüyoruz. Ancak kişi, hangi davranışı ile sevaba ulaşacağını düşünebilir. Sevabın, bu ziyaret işinin neresinde olduğunu düşünebilir. Kabir veya türbe ziyaretinin sevabı, ziyaret edildiği zaman Müminin, ölümü hatırlamasında, Âhireti düşünmesinde ve sonuç olarak da Allah’a yönelerek dua etmesindedir.

Kısacası kişinin kabir ziyaretinde kazanacağı sevap, Allah’ı hatırlamasında ve O’na dua etmesinde ve de Bakara Suresi 186. ayetinde vadedildiği gibi, duasının kabul edilecek olmasındadır.

KADINLARIN KABİR ZİYARETİNDE BULUNMALARI SAKINCALI MIDIR?

Bazı kabir ziyaretlerinde, erkeklere göre daha yufka yürekli olan kadınlarımızdan bazıları, İslâm`a uymayan âdetleri devam ettirerek, kabir adabına uymayan bağırış çağırışlarla ölüleri de dirileri de rahatsız ettikleri görülmektedir. Hatta bazıları üstünü başını bile yırtıp parçalamaktadır. Bunları gören peygamberimizin bu şekilde davranışlar içinde olan kadın kabir ziyaretçilerine, “Allah kabirleri ziyaret eden kadınlara lânet etmiştir.” Buyurduğu nakledilir. Ancak bazı kaynaklar bu hadisin sahih bir hadis olmadığını da söylerler. Bu hadis sahih hadis bile olsa, yasaklama kabir ziyaretinde gereken âdâb ve erkâna uymayan kadınlar için konulmuş olabilir. Yoksa İslamiyetin kadın olsun erkek olsun adabı ile kabir ve türbe ziyaretinde bulunmak isteyenlere asla bir yasaklama getirilmiş değildir. Yeter ki, usûl ve kâidelerine riayet edilsin. İstenen budur.

MEZAR ZİYARETLERİNDE DİKKAT EDİLECEK TUTUM VE DAVRANIŞLAR

Selam verilerek girilen kabirde, İslam uleması, merhumun kabrine ayak ucundan yaklaşılmasını tavsiye ederler. Ama kişiye, daha da yaklaşmak isterlerse tabi ki yaklaşabilirler. Kabrini temizler. Güzel çiçekler dikilebilinir. Ayakta veya oturarak da ziyaretini tamamlayabilirler.

Ziyaret sırasında, mezarların çiğnenmemesine dikkat edilmelidir. Peygamberimiz ve İslam ulemasına göre mezarların çiğnenmesi kötü olarak, yani mekruh olarak görülür. O bakımdan mezarların üzerine basmamaya çalışılmalıdır. Ancak mecbur kalınması halinde, besmele çekerek, dua ederek ve hafifçe basmaya gayret edilir.

Peygamberimzin, bir Hadis-i Şerifi'nde, bu konu ile ilgili olarak, “Mezar üstüne basarak mezarı çiğnemek ateş üzerine basmaktan daha kötüdür” dediği biliniyor.

Kabir üzerinde biten kirlilik yaratan otların yolunmasında br sakınca görülmez. Ancak güzel yeşilliklerin, çiçeklerin yolunmaması gerekir. Dinimizde, mezar kenarlarına gölge olacak ağaçlar dikilmesi, mezar üzerine de köksüz çiçeklerin dikilmesi müstehap olarak görülür.

Bazı şikayetlerden öğrenildiğine göre, mezar üzerindeki çiçeklerin, mezarlığa Kuran okunması için çekilen kablolarla, hoparlörlerin çalındığı, bilgisi bulunmaktadır. Bunlar hırsızlıktır. Kul hakkı yemeye girer ve büyük günah sayılır. Çekilen kabloların, konular hoparlörlerin amacı, mezar ziyaretçilerinin Kuran ile karşılanmasını sağlamaktır. Çalan, buna da engel olduğundan hırsızlık dışında da suç işlemiş olur. Kişilerin yaptığı hayırları heder etmemek gerekir. Bu şekilde mezarlıklarda çiçek, hoparlör gibi mezar ziyaretini daha da bir kutsallaştıracak güzelliklerin çalınması hem günahtır. Hem de çok çirkin bir davranıştır.

Ekilen çiçeklerin, ağaçların kurumaması temin edilir. Kuruyan ağaçlar ise kesilebilir. Yeşil ağaçları kesmek kati surette mekruhtur.

KABİRLER NE ZAMANLAR ZİYARET EDİLMELİDİR

Kabirler her zaman ziyaret edilebilir. Ancak, perşembe yahut cuma, yahut da haftanın veya ayın muayyen günlerinde ziyaret edilmelidir. Ama Arefe veya bayramlarda ziyaret, asla ihmâl edilmemelidir. Muayyen günde veyahutta perşembe, cuma günlerinde kabir ziyareti imkânı bulamayan kimseler, bu dua hediyesini bulunduğu yerden de dua ederek yapabilir. İnsanlar geçmişleri için İhlas ve Fatiha Surelerini ya da Yasin Suresini okuyabilir. Yeter ki Dünya meşguliyetine iyice dalıp geçmişini, ölen yakınlarını unutmasın. Bir gün kendisinin de öleceğini kişi hiçbir zaman unutmamalıdır. Ne yapıyorsa kendisine de onun yapılacağı daima akılda tutulmalıdır.

ÖLEN KİŞİ ADINA İYİLİK YAPMAK SADAKA VERMEK DUA ETMEK CAİZ MİDİR?

Evet ölen kişi için de olsa, İslamiyet’te iyilik yapılabilir, dua edilebilir, sadaka verilebilir. Bu caiz olarak görülür. Müslümanlar arasında ölen yakınları için iyilikler yapmak, sadakalar vermek, kurbanlar kesmek adeti vardır. Özellikle ülkemizin bazı bölgelerinde bunun çok çok yaygın olduğu görülen İslami davranışlardandır. Mesela İzmir ve yöresinde çok aileler lokma dökme geleneğini sürdürürler. Bu tutum, vefat eden yakınlarına en azından “Allah razı olsun” duasını yaptıracaktır. İnsanları sevindirerek kişi hakkında güzel düşünüşmesini sağlayacaktır. Tabi diğer bir yönü ile de hayır yapan kişi ya da aileyi psikolojik de olsa, rahatlatacaktır. Yapılan bu tür işler birer hayırdır ve doğru atılan bir adımdır.

Bu konu ile ilgili olarak peygamberimize şöyle bir soru yöneltilmiştir. “Yâ Resulâllah, biz ölülerimiz için sadaka veriyoruz, dua ediyoruz. Bu ona erişir mi” diye. Peygamberimiz de “Evet, erişir. Onlar onunla sevinirler. Tıpkı birinizin kendisine hediye edilen bir tabak yemeğe sevinmesi gibi” buyurmuştur.

Demek ki ölülerimiz adına yapılacak iyilikler, sadakalar, yapılan hayırlar ölen yakınımıza gitmektedir. Hayır yapan kişi de doğru bir hareket yapmaktadır. Ve büyük ihtimalle, Allah-ü âlem sevaba da girmektedir. O bakımdan ölen yakınlarımızın benzer yollarla hatırlanması, faydalı ve sevap kazandırıcı hatırlamalarıdır.

ÖLENLERİMİZE BİR İBADET OLAN DUA NİÇİN YAPILIR?

Bilindiği gibi dua, Allah rızasını kazanarak bir istek de bulunmak için ya da bir isteğimizin gerçekleşebilmesi içi ya da görünür görünmez kaza ve belalardan korunmak için yapılan bir ibadettir. Kişi, gücünün dışında gördüğü ama çok istediği bir şeyi elde edebilmek içinde inandığı yüce yaratıcıdan yardım ister. Başına gelen bir dertten, bir sıkıntıdan kurtulabilmek için de aynı şekilde Yüce yaratıcıdan yardım ister. Dünyasını ve Âhiretini kazanabilmek için de O’ndan yardım ister. Tabi Allah’tan bu tür isteklerin yapılması, dua ile mümkündür. Yani Allah’a başvurulması ile mümkündür. Kur'an-ı Kerim’de, hadislerde bizlere gösterilen yol, dua yoludur. Öyleyse dua, Allah’a yönelme, Allah’a başvurma, Allah’tan bir istekte bulunmadır. Daha başka bir ifade ile dua, Allah ile irtibata geçme durumudur.

Peygamberimiz duaya, “Duayı, ibadetin özü olarak gösteriyor.” (Tirmizi) Tabi ki kabir ziyaretinde ya da türbe ziyaretinde bulunan kişi de yakını için edeceği duanın yerini bulmasını ister. Ayet ve hadislerden anladığımız, yakınları için edenlerin de dualarının yerine ulaşacağı şeklindedir.

Bir Hadis-i Şerif'te, Cehennemde olan bir babanın çocuğunun Besmeleyi öğrenerek, Allah’a “Allah’ım, annemi babamı cennetinle şereflendir. Sen affedicisin, affetmeyi seversin. Annemi babamı affet ya rabbi” diyerek yaptığı dua yüzünden babası Cehennemlik olmaktan kurtularak Cennetle şereflendirildiği anlatılır. Demek oluyor ki ölenlerimiz için de olsa dualar geçerlidir ve yerini bulacaktır. O bakımdan ölenlerimiz için de dualarda bulunmamız gerekir. Kabirlerini ziyaret ederek yapılacak dualar tabi ki onları, unutulmadıklarını göstermek açısından daha da yararlı olacaktır.

KABİR VE TÜRBELERDE DUALARIN SADECE ALLAH’A YAPILMASI UNUTULMAMALIDIR

Bilindiği gibi dua, sadece Allah’a yapılır. Başka hiçbir kişiye, hiçbir yere dua edilemez. Kur’an’da bu konuda açıklayıcı ayetler vardır. Mesela Furkan Suresi 77. ayet’inde: “Ey Resulüm! Müminlere söyle: onları değerli kılan, yaptıkları dualarıdır.” buyuran C. Allah, Müminlerin kulluk yapmalarına, dua etmelerine çok önem ve değer verdiği bilgisi bulunmaktadır.

Bakara Suresi 186. ayetinde de: “Ey Resulüm! Kullarım sana beni sorduklarında (Onlara söyle) Ben onlara çok yakınım. Bana dua ettiklerinde dileklerine karşılık veririm. O halde (Kullarım da) Dua etsinler ve bana inansınlar ki doğru yolu bulsunlar” (Bakara-186) buyuran Allah-ü Teâla, kendisine dua edilmesini ister ve dua ile dilekte bulunanların dileklerine de karşılık vereceğini vaadeder.

Şuara Suresi 213. ayetinde de: “Sakın Allah ile beraber başka tanrılara kulluk edip, onlara dua etmeye (kalkmayın) sonra azap edilenlerden olursunuz.” Buyuran Allah, yatırlara velilere dua etmeyi yasaklamaktadır. Bu, unutulmamalıdır.

Rad Suresi 14. ayetinde de: “El açıp dua etmeye layık olan Ancak Allah’ tır. O’nun dışında el açıp dua ettikleri, onların istediklerini hiçbir şekilde karşılayamaz. (Rad-14)

Yukarıda zikredilen ayetlerde de, C. Allah, kendisinden başka hiç bir tanrıya dua edilemeyeceğini, sadece kendisine dua edileceğini, aksi durumun da, cezayı gerektireceğini bildiriyor. Bu unutulmamalıdır.

Kısacası, mezar ve türbe ziyaretlerinde yatırlara dua edilmemelidir. Bu, Kuran’a uymaz.

Kabirlerde yatanlar, yapılan dualardan, ziyaretçilerden haberdar olur mu?

Peygamberimizin hadislerinden ölülerin, yapılan dualarla konuşmalardan haberdar olduğu anlaşılmaktadır. Bedir Savaşı'ndan sonra savaş meydanında ölen Mekkeli müşriklerin cesetleriyle konuştuğu görülmüştür. Mekkeli ölülerden bazılarına peygamberimiz “Şimdi gerçeği gördünüz mü”? gibi bir konuşma içinde olduğu görülünce,Hz. Ömer, Peygamberimize, (Ya Resulullah! Bunlar ölü. Sizin konuşmanızı duyabilirler mi?) diye bir soru yöneltiyor. Peygamberimiz de “Ölüler de duyarlar, dirilerden farksızdırlar. Ama izin verilmediği için konuşamazlar” buyurmuştur. Yine peygamberimiz kendisine yöneltilen sorular üzerine bir hadisinde, "Herhangi bir kişi, sağlığında tanıyıp bildiği bir kişinin mezarının yanından geçer de ona selâm verirse, mezar sâhibi onu tanır ve sevinçle selâmını alıp iade eder" buyurmuştur.

AYET

Rabbimiz! Bize dünyada da ahirette de iyilik ver, iyilik nasip et. Ve bizi ateş azabından koru.” (Bakara-201)

HADİS

Ey ümmetim! Benden İslam’ın ahkamını öğrenin. Sonra gelenler de sizden öğrensin. Daha sonra gelenler de onlardan. Bu böyle kıyamete kadar devam etsin.” (Ebu Davut)

 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün