Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Sandalye ve tabure üzerinde namaz kılmak

10 Ocak 2020 Cuma 10:02 Güncelleme : 10 Ocak 2020 Cuma 10:02

Değerli okuyucularım,
  Gazete Yenigün’ün okuyucularından aldığımız şikayetlerin çokluğu nedeniyle Diyanetin, Camilerde tabure ve sandalye üzerinde namaz kılma konusundaki genelgesiyle ilgili olarak Halkımızın görüşlerini, genelgenin şikayete neden olan yönlerini, halkın bu konudaki istek ve arzularını  hem okuyucularımızla paylaşmak hem de çok  önemli gördüğümüz bu konuyu,halkın bir sesi olarak ilgili yerlere  iletmek istiyoruz. 
  Yüksek Din Kurulu'nun da görüşüne dayanarak  tafsilatlı bir şekilde hazırlanan 16 Aralık 2019  tarihli bu genelge, tabi ki yetkili makam tarafından görevi içinde görülmesi nedeniyle yayınlamıştır. Diyanet bu konuda haklı olabilir. Ama genelgenin ya tam anlaşılamaması ya da insanların ibadet şekline müdahale edilmesi yani genelgenin Allah ile kul arasına girilmesi şeklinde yorumlanacak şekilde olması, halkın bazı şikayetlerine  neden olmaktadır. Bu iki şikayet konusu yanında, Genelgenin zımnından “Camilerde namazınızı ya bizim istediğimiz gibi kılarsanız ya da kılmayın der gibi“ bir anlayışın çıkarılması da, şikayet konusu olan nedenlerden birisidir. Genelge ile ortaya çıkan bir değişik şikayet konusu da, İnsanların camilerde ibadet yapmalarının, Diyanet tarafından zora sokulmuş olmasıdır. Bu durumların da insanları camilerden uzaklaştırmaya sebep olabileceği endişesinin bulunmasıdır. Ayrıca bir dikkati çeken tavır da, “genelgedeki tabure cami cemaatlarına karşı az da olsa sert denilebilecek ifadelerin”  yer aldığı iddiasıdır.

DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI'NIN 16.12.2019 
TARİHLİ GENELGESİNDE OLANLAR NEDİR?

  Son yayınlanan 16 Aralık 2019  tarihli Diyanetin son  genelgesine baktığımızda, Diyanet İşleri Başkanlığınca, tabure/sandalye ve sabitlenen sıralarda namaz kılmanın, aşağıda dört madde halinde zikredilen rahatsızlıkları doğurduğu bu sebeple de anılan genelgenin gönderildiği anlaşılmaktadır. Diyanet’in ifadesi ile  uygun bulunmayan hal ve hareketlerin şunlar olduğu görülüyor.
  1) “Cami düzeninin dışında veya gerisinde namaz için belirli mekanlar oluşturulması,cami adabına ve Cemaat ruhuna uygun bulunmamıştır.”
  2) “Bu durum bir taraftan Cami cemaati arasında bir takım huzursuzluklara ve tartışmalara sebep olurken diğer taraftan da cami içi estetiğe uygun olmayan görüntüler ortaya çıkarmıştır.”
  3) “Özellikle cami içinde sabit oturaklardan müstakil mekanların oluşturulması, cami doku ve kültürüyle bağdaşmamıştır.”
  4) “Diğer taraftan ima ile  namaz kılma şekli de tartışmalara sebep olmuştur.”
“Bütün bunlar göz önüne alınarak Tabure/sandalye üzerinde ima ile namaz kılınması hususu tekrar değerlendirilerek Yüksek Din Kurulu'nca yeni bir karar alınmıştır” denilerek zikredilen bu dört husus üzerinde durulmuştur. Tabure/Sandalye üzerinde namaz kılma ile ilgili genelge yayınlanması bu gerekçelere dayandırılmıştır.

DİYANET’İN TABURE İLE NAMAZ 
KILANLARDAN İSTEDİKLERİ NELERDİR?    

  Şimdi de Genelgede bildirilen şikayet konularının  düzeltilmesi ile  ilgili olarak  Diyanet İşleri’nin yaptığı  tavsiyelere  özet olarak bakalım.
  1) “Hafif rahatsızlıklar mazeret kabul edilmemektedir. Rahatsızlıklarının kişinin kendi vicdanını rahatlatacak derece de bir mazeret olması gerektiği” bildiriliyor.
  2) “Namazı normal şekli ile ayakta kılmaya gücü yetmeyen kimse için asıl olan, namazı oturarak kılmaktır” denilerek böyle hallerde namazın oturarak kılınması tavsiyesinde bulunuluyor.
  3) "Ayakta durabilen ve yere oturabildiği halde secde edemeyen kimselerin namaza ayakta başlamaları, rükudan sonra yere oturarak ve oturdukları yerde secdeleri ima ile yapmaları” isteniyor.
  4) ''Ayakta durabildiği halde oturduktan sonra ayağa kalkamayan,aynı zamanda devamlı da oturamayan  kişilerin namaza ayakta başlamaları, Rükudan sonra tabure veya sandalyede ima ile namazlarını tamamlamaları gerektiği” bildiriliyor.

CEMAATİN, DİYANETCE YASAKLANAN 
KONULARLA İLGİLİ  ŞİKAYETLERİ NELERDİR?

  Diyanet İşleri Başkanlığı, yukarıda zikredilenleri, yol göstermek için genelgeye dahil ettiği anlaşılıyor. Ama aslında Müminler bu durumlarda nasıl namaz kılacaklarını,yaptıkları araştırmalarıyla, taşra teşkilatındaki din görevlileri ile yaptığı konuşmalardan öğreniyorlar. Bu sebeple biz halkımızın, genelgede tenkit ettiği,şikayet konusu yaptığı konular üzerinde duralım.
  1) Genelgede,hafif rahatsızlıkların mazeret kabul edilmediği, vicdanını rahatlatacak mazeretin olması gerektiği hatırlatılıyor. Diyanet’in bu ifadesi, tabi ki Müslümanlara bir hatırlatmadır ama, kişilerin ibadetlerine  bu derece müdahale edilmesi,ifadenin içinde, “Aslında  siz normal şartlarda da namazınızı kılarsınız ama işin kolayına kaçıyorsunuz” gibi bir anlayışın çıkarılabilecek şekilde olması, bu durumdaki cami cemaatını, kendilerine inanılmamış gibi bir ifadeye  yer verilmesi, az da olsa üzdüğü  anlaşılmaktadır. 
  2) İkinci madde de namazın oturarak kılınması tavsiye ediliyor. Yani oturarak kılmaya doğru bir yönlendirme yapılmak isteniyor. Bu da ibadetlere  müdahale ediliyormuş havasını doğuruyor. Kişi oturarak kılabilse zaten öyle kılacak. Ama dizlerdeki ağrı sebebi ile oturamıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın, kişilerin sağlık durumlarını, kişiden daha iyi biliyormuş gibi bir davranış içinde olması, cemaatın, “Diyanet hem ibadet şeklimize hem de sağlığımıza  müdahale ediyor” şeklinde düşünmesine yol açıyor. Dolayısı ile “Diyanet kul ile Allah arasına giriyor”  şikayetine neden oluyor. Gelen şikayetlerden anladığımız kadarı ile, Diyanet’in bu tutumu da üzücü bulunuyor. 
  3) Genelgede yasaklandığı bildirilen konulardan birisinin de,tabure üzerinde ima ile namaz kılanlar için cami içinde ayrı ve müstakil bir yer ayrılması ile,cami içinde sabit sıra ve oturaklara yer verilmesi uygulamasına son verilmesidir. Bu duruma göre, bundan böyle camilerde   tabure ve  sandalye olmayacak ve sadece kişilerin getireceği katlanır tabureler olacaktır. 
  Yine aynı genelgede kaldırıldığı bildirilen bir diğer konu da, katlanır taburelerde namaz kılacak olanların saf tutan cemaatin dışında mesela müezzin mahfelinde veya Cemaat safının çok gerilerinde  bir yerde namaz kılmalarının da kaldırılmasıdır. Bu şekilde namaz kılacakların,saflara dahil olmaları ve namazlarını diğer cemaatle birlikte ve  yan yana durarak  kılmalarının istenmesidir. Tabure üzerinde namaz kılan cemaat, Diyanetin bu isteğinin, saflardaki cemaat birlik ve düzenini bozacağı kanaati ile yeniden gözden geçirilmesinin faydalı olacağı kanaatindedirler.
  4) 16.12.2019 tarihli genelgeden anlaşıldığı kadarı ile özellikle üzerinde durulan konunun cami içinde sabit sıra ve masaların oluşturulması olduğu anlaşılmaktadır.(genelge 3.Maddesi) Bu durumun camileri, kiliselere benzeteceği endişesini doğurması nedeniyle, halkın da bunu istemediği, bu konuda Diyanet ile beraber oldukları anlaşılmaktadır. Ama diğer konularda halk, ibadet şekline müdahale ile taburelerin kaldırılışına tepki göstermektedir.

TABURE İLE NAMAZ KILMAK ZORUDA 
KALAN CEMAATIN, DİN GÖREVLİLERİNDEN
İSTEDİKLERİ NELERDİR?

1) Diyanet İşleri Başkanlığı genelgesinden, Camilerde taburelerin de kaldırıldığı,kişilerin   namazlarını,yanlarında getirecekleri katlanır taburelerde ve saf tutan cemaatın yanında ancak kılabilecekleri anlamı çıkarılmaktadır.  Şikayetini bildirenler,(herkes camiye gelirken üzerinde namaz kılacağı halıyı, kilimi yanında mı getiriyor ki taburesini de getirsin) görüşünü  dile getiriyorlar. 
  Biz Genelgeden anlaşılması gerekenin bu olmadığı kanaatindeyiz. Diyanet’in düşündüğünün bu olmaması gerekir. Eğer gerçek böyleyse yanlış  olur. O zaman Diyanet’in şöyle söylediği kanaati ortaya çıkar. ''Namazınızı kılacaksanız taburelerinizi yanınızda getirin ve bizim dediğimiz gibi kılın. Yoksa kılmayın.” İbadet konusunda böyle bir tavrı kimse gösteremez. Böyle olursa, Diyanet ibadetlere müdahale etmiş olur. Ve Allah ile kul arasına da  girmiş olur ki, İslam Dininde Allah ile kul arasına kimsenin giremeyeceği anlayışı vardır. Kanaatimizce Diyanet’de bunu istemez.Bu konuda bir yanlış anlama olabilir.
  2) Eğer katlanır tabure dışında hiçbir şey camiye sokulmayacaksa, sandalye ve tabure getirenler camiden çıkarılacaksa,(ki tamamen yanlış) katlanır tabureler cami içinde herkesin görebileceği ve herkese yetecek miktarda hazır tutulması zorunluluğunu getirir. Cami cemaatınca, bu durumun  mutlaka halledilmesi isteniyor.
  3) Yeni uygulama sırasında konulan bu yeni kurallar, kadın erkek bütün cemaata kırıcı ve horlanmayacak şekilde, kimseyi üzmeyecek  şekilde anlatılmalıdır. Ne şekilde namaz kılınırsa kılınsın, cami cemaatı  asla camiden soğutulmamalıdır. Cemaatin bir isteği de budur.
  4) İlk zamanlarda,taburelerle namaz kılacaklar, saflar arasına katılmadan arkada bir yerde kılıyorsa veya katlanmayan taburelerde namazlarını kılıyorlarsa, camiden çıkarılmamalıdır. Bu konuda hiçbir kişi üzülmemeli ve kırılmamalıdır. Bu geçiş, düzgün bir şekilde yapılmalıdır. Bu konu hafife alınacak da bir konu değildir. C.Allah’ın da Kuran’da, “Allah yoluna davette hikmetle, güzel sözlerle davet et. Davet ettiklerinle de en güzel yöntemle mücadele et” buyurduğu unutulmamalıdır.
  Camiye gelen cemaate sahip çıkılmalıdır ve “Bizim istediğimiz gibi namaz kılmıyorsan camimize gelme” şeklinde bir konuşma veya tavır kimsenin hakkı değildir. Camiler diyanetin değil, Allah’ın evleridir. Diyanet İşleri Başkanı bile hiçbir Müslümanı camiden çıkaramaz. Bu, unutulmamalıdır.
  Müslüman halkımızın yeni uygulamalarla ilgili olarak genel anlamı itibarı ile diyanetten, il ve ilçe müftülükleri ile cami görevlilerinden bekledikleri, istedikleri bunlardır.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün