Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

PEYGAMBERLER NİÇİN GÖNDERİLİR? HER ÜMMETE PEYGAMBER GÖNDERİLMİŞ MİDİR?

19 Temmuz 2019 Cuma 07:21 Güncelleme : 19 Temmuz 2019 Cuma 07:21

C. Allah insanları kendisini tanıması ve kendisine kulluk yapması için yaratmıştır. “Ben Cinleri ve insanları ancak beni tanısınlar, bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat-56) Ayeti kerimesi ile bunu çok açık bir şekilde bildirmektedir. C. Hak,  kendisinin  nasıl tanınacağı, kulluk görevinin nasıl yapılacağı konularında da insanlara  belli görevler vermiştir. Kişi her ne kadar düşünerek yaratanı bulabilecek olsa da, verilen bu görevlerin ne olduğunu, neler olduğunu tek tek bilemez. Bu sebeple Allah-ü Teâla, bunların insanlara bildirilmesi için peygamberler göndermiştir. Eğer Peygamberler gönderilmemiş olsaydı, hiçbir milletin, hiçbir insanın sorumluluğu da olmazdı. “Resul göndermediğimiz müddetçe hiçbir kavme azap edici değiliz.” (İsra-15) buyuran C. Allah’ın bildirdiği de odur. Yine Nahl Suresinde C. Allah: “Andolsun ki biz, her millet için, Allah’a kulluk edin, Tağuttan (Şeytandan) sakının diye, her ümmete bir peygamber gönderdik.” (Nahl-36).” Her ümmetin bir peygamberi vardır.” (Yunus-47) Demek ki Allah'a giden yolun gösterilmesi için her ümmete bir peygamber gönderilmiştir.  

PEYGAMBERLER DE ALLAH TARAFINDAN SINAVA TABİ TUTULURLAR MI?

    Peygamberlik görevi, çalışarak veya para sarf ederek kazanılacak bir görev de değildir. Çünkü Peygamberler, Allah tarafından ve insanlar arasından ve bizzat Allah tarafından seçilir. “Allah, kime risalet görevi vereceğini en iyi bilendir.” (Enam-124) buyuran Allah-ü Teâla, bunun kendi takdirinde olduğunu bildirmektedir. Peygamberler üstün vasıflı, Kur’an Ahlakı ile ahlaklanan kişilerdir. Diğer insanlardan farklı olan tarafları, Allah tarafından güzel vasıflarla bezenmiş olmalarıdır.
    Kur’an’dan anladığımıza göre, C. Allah, peygamberlikle görevlendireceği kişinin, soyunun sopunun da temiz ve iyi olmasını arar. Ve yine Peygamber olacak kişi, daha çocuk iken hazırlanmaya başlanır. 
    Peygamber olmadan önceki hayatı içerisinde de Allah tarafından bazı imtihanlara tabi tutulur. Peygamberleri, yalnız C. Hakkın seçtiği ve en iyi seçicinin de o olduğu Kur'an-ı Kerim'de zikredilen konulardandır. Kuran-ı Kerim yine, peygamberler tarihinden anlaşıldığına göre Peygamberlik görevlerinin de o iş için hazırlanan kişinin, genel olarak bir imtihandan geçtiği ve genellikle 40 yaşına gelmesinden sonra da peygamberlikle görevlendirildiği anlaşılmaktadır.   
    “İbrahim’i, Rabbi bazı kelimelerle imtihana tabi tuttu. O da bunları başarı ile tamamladı. (Bunun üzerine) Allah şöyle buyurdu: Seni insanlara önder yapacağım.” (Bakara-124)
    Bu Âyet’ler’den anlıyoruz ki sıradan bir insanın, hele hele toplumsal beğeniyi kazanmayan “Elinden, dilinden herkesin emin olmadığı bir insanın peygamber olarak görevlendirilmesi mümkün değildir.” 
    
ALLAH’IN ELÇİSİ KABUL EDİLEN NEBİ RESUL VE PEYGAMBER KİMLERE DENİLİR?

Bilmemiz gereken diğer bir konu da Allah tarafından kitap verilerek gönderilen her peygamber, ya yeni bir din, yeni bir şeriat getirmiştir. Ya da daha önce gelen peygamberlerin şeriatı üzerine peygamberlik yapmıştır. 
Hz. Musa’nın Museviliği, Hz. İsa’nın Hıristiyanlığı, peygamberimizin de İslâmiyet’i getirdiği gibi. 
Ancak bazı peygamberlere kitap indirilmediği için o peygamberler, kendinden önceki kitap veya sahifeler hâlinde Mushaf inen peygamberlerin şeriatlarını (Dinlerini) devam ettirmekle görevlendirilmişlerdir. Bu şekilde görevlendirilen peygamberlere Nebi ismi verilir. Kendisine kitap indirilen peygamberlere ise hem nebi hem resul denir. Ancak ister nebi ister resul şeklinde görevlendirilsin, hepsi de Allah’ın elçileri ve peygamberleridir. Yani onlar, C. Allah tarafından görevlendirilen Allah’ın  elçileridir ve O’nun peygamberleridir.      
Peygamberlere Resul de denilir. İlk Peygamber, Âdem (as), son peygamber de Peygamberimiz Hz. Muhammed’dir. Âdem (as) ile Peygamberimiz Hz. Muhammed arasında 124 bin, bir başka rivayete göre 224 bin peygamberin gelip geçtiği bilgisi vardır.
Kuran-ı Kerim’de geçen peygamber sayısı ise 25’tir. Bazı İslâm âlimleri, Lokman, Üzeyir, Zülkarneyn, İşmoil, Hızır, Yuşa ve Şemun gibi salih kişileri de İsrail kaynaklarına bakarak peygamber görürler. Ama bazı ulema da bu kişileri, Peygamber değil de Allah’ın sevgili kulları, hikmet ve ilim verilen velileri olarak görür.  

PEYGAMBERLER ARASINDA FARK VAR MIDIR? ULÜL AZM PEYGAMBERLER KİMLERDİR? 

Peygamberlikle görevlendirilenler, elbette ki Allah’ın birer elçileridir. Hepsi de peygamberdir. Ancak, kendisine suhuf verilenler vardır, kitap verilenler vardır. Kendisine hiçbir şey verilmediği halde, kendisinden evvel gelen ve Suhuf veya kitap verilen peygamberin dini üzerinde görev yapan peygamberler de vardır.
Peygamberler arasında bir de Ulül Azm ismi ile isimlendirilen peygamberler vardır. C. Allah’ın Suhuf ya da kitaplar gönderdiği bir şeriat üzerine olan, yani bir dinin sahibi olan, Allah’ın emirlerinin yerine getirilmesi konusunda da ısrarlı olan, bu konular da çok büyük gayret göstererek sabır ve metanetle görevini sürdüren bu peygamberler, diğer peygamberlere göre daha bir üstün vasıflı olarak görülür. Ulü’l Azm peygamberler olarak; Hz. Nuh, Hz. İbrahim, Hz. Musa, Hz. İsa ve Hz. Muhammed gösterilir. Bu beş peygamberin, diğer peygamberlerden bazı konularda ayrıldıkları, sabır ve  gayret konusunda farklılıklarının olduğu kabul edilir. Bu bakımdan Ulül Azam peygamberler olarak isimlendirilirler. Ancak bazı İslam uleması bu beş peygamber dışında, Hz. İsmail, Hz. Yakup, Hz. Yusuf ve Hz. Davud gibi peygamberleri de Ulul Azm peygamberler arasında sayarlar. Bazı müfessirler ise bütün peygamberleri Üstün azim sahibi olarak görürler. Ancak genelde, önce zikredilen beş peygamber konusunda bir birleşme vardır.
Kuran-ı Kerim’de de bu konuda bahis vardır: “Ey Resulüm! O halde, Ülül-azm (Azim ve sebat sahibi) peygamberlerin sabrettiği gibi, (Sen de) sabret. Ve onlar (inkâr edenler) hakkında acele etme. Onlar Va’d olunup durdukları (azapları) görecekleri gün, sanki (dünyada) sadece gündüzün bir saati kadar kalmış gibidirler. (Bu) bir tebliğdir. Hiç fasıklar topluluğundan başkası helâk edilir mi?” (Ahkaf-35) İslâm ulemasının dayanaklarından birisi de bu Âyet’i Kerime’dir.

KADIN PEYGAMBER GÖNDERİLMİŞ MİDİR?

Hiçbir yerde insanların aydınlatılması ve Allah yoluna davet edilmesi için kadın peygamber gönderildiği vaki değildir. Kuran-ı Kerim’de de bunun böyle olduğu bildirilmektedir. Nahl Suresinde C. Allah: “Ey Resulüm! Senden önce de kendilerine vahyeder olduğumuz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik.” (Nahl-43) buyuran Allah-ü Teâla peygamberimizden önce de sonra da kadınlardan peygamber gönderilmediğini bildirmektedir.
Elmalılı Hamdi’nin tefsirinde bu konuya yer verdiği görülmektedir. Elmalılı, tefsirinde, Peygamberlik görevini, çok çalışma isteyen, büyük mücadeleler içine girmeyi gerektiren ağır bir görev olarak gördüğü için, kadınların; biyolojik yapılarının, mizaçlarının, peygamberlik görevi için uygun olmadığını, bu sebeple de kadınlara peygamberlik görevinin verilmediğini anlatır. Buna karşılık da kadınlara C. Hakkın, çekicilik, güzellik ve cazibe gibi farklı ve güzel özellikler vererek, onu kadın olarak yarattığını, o bakımdan peygamberlik verilmediğini anlatır.  
Bazı müfessirler ise, kadınlara peygamberlik verilmemiş olsa da Nebilik verildiğini savunurlar. Bilindiği gibi nebilik, yeni bir din ve kitap verilmeyen ve kendinden önceki din üzerine Allah’ın emirlerini insanlara ulaştıran elçiler olarak tanınır. Bu düşünce ile bazı İslâm Âlimleri Kadınlara resullük verilmemiş olsa da, nebilik verilmiştir derler. Mesela İmam-ı Eşari’ye, C. Allah’ın, kadınlara ilham vererek Nübüvvetlikle görevlendirdiği olmuştur diyerek Hz. Meryem’i, Hz. Asiye’yi, Hz. Havva’yı, Hz. Sare’yi, Hz. Musa’nın annesini, Hz. Hacer’i nebilere örnek olarak gösterir. Tabi bu düşünce herkes tarafından kabul edilen bir düşünce, bir görüş değildir.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün