;
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Kuran’da Kadın ve Erkeğin Yaratılışları, Birbirlerine Üstünlükleri, Dört Kadınla Evlilik

18 Mayıs 2020 Pazartesi 02:56 Güncelleme : 18 Mayıs 2020 Pazartesi 02:56

Kuran’da Kadın ve Erkeğin Yaratılışları, Üstünlükleri, Dört Kadınla Evlilik
Evet Kur'an-ı Kerim’de, yaratılış bakımından kadın ve erkeğin birbirine hiçbir üstünlüğünün olmadığı bildirilir. Ancak, her iki cinsin de birbirinden üstün tarafları olduğu konusuna da yer verilir. Ama bu, erkeğin kadından üstün olduğunu veya kadının erkekten üstün olduğunu göstermez. Tevbe Suresi 71. ayetinde, “Mümin erkeklerle Mümin kadınlar, birbirlerinin velileridir. (Her ikisi de karşılıklı sahip çıkarak) birbirlerine iyiliği emredecekler, kötülükten de alıkoyacaklardır” (Tevbe-71)

Okullarda çocuklara birer veli tayin edilir. Niçin? Öğrenci çocuğa bir sahip çıkan olsun diye veli tayini istenir. Allah tarafından, evlenen eşlerin hiç birisi diğerinden üstün gösterilmiyor. Birbirlerine sahip çıkmakla görevlendiriliyorlar.

Hucurat Suresi 13. ayetine baktığımızda da “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık. (Yaratılış bakımından bir farkın olmadığı bildiriliyor) ve birbirinizi tanımanız için de sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Şüphesiz ki Allah katında en değerli olanınız, O’na (Allah’a) karşı gelmekten en çok sakınanızdır. (Erkeklik ya da kadınlık bir üstünlük alameti değildir. Üstünlük Allah’a yakınlıkta, yani takvadadır deniliyor.)

Görüyoruz ki bir insanın erkek ya da kadın olması onu, Allah katında üstün yaratmaz. Üstünlük Allah’a yakın olabilmektedir.

Kadın Erkek Eşitliğine Dair Kur'an-ı Kerim'de Gösterilebilecek Diğer Deliller

Kuran’da kadın ve erkeğin eşit olduklarına, eşit yaratıldıklarına dair pek çok ayet ve pek çok delil vardır. Biz bunlardan aşağıda ki, delil mahiyetinde olan ayetlerden bazılarını zikretmekle yetineceğiz. Rum Suresi 20. ayetini, bu ayetlerden biri olarak gösterebiliriz. Allah (cc) bu Ayet-i Kerime’sinde: “Sizi topraktan yaratması, O’nun delillerindedir” buyurarak erkeğin de kadının da topraktan yaratıldığını bildirmektedir. Her ikisinin de ilk yapısı topraktır ve her ikisi de, farklı farklı zamanlarda topraktan yaratılmışlardır.Ayetten anlaşılan bu olmaktadır. Yaratılışlarında da bir fark bulunmamaktadır.

Araf Suresi 189. ayetinde de, kadın erkek hepimizin bir tek candan yaratıldığı bildirilmektedir: “Sizi bir tek candan yaratan, ondan da, yanında huzur bulsun diye eşini yaratan O dur.” (Araf-189) buyrulması da bunu göstermektedir.

Kadın ve Erkeğin Birbirlerinden Üstün Olan Tarafları Varmı?

Tabi var. Kuran, bunu da bildiriyor. Erkeğin güç ve kuvvet yönünden kadına göre bir derece üstün yaratıldığını bildiriyor. Bu zaten çok açık bir şekilde de görülüyor. Ama bunu bir üstünlük olarak asla göstermiyor. Kuran, erkeğin güçlü, kuvvetli yaratılmış olmasını, evine ailesine sahip çıkması ve ailenin geçimini sağlaması nedenine bağlamaktadır. “Allah’ın insanlardan bir kısmını diğerlerine göre (erkeği, kadından daha) güçlü yaratması sebebi ile ve mallarından harcama yaptıkları için çalışarak evini geçindirmekle de görevli olması sebebiyle erkekler, kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Saliha kadınlar, buna uyan kadınlardır” (Nisa-34) buyrulması bunu göstermektedir.

Bugün bile bütün dünyada görünen şekli, yukarıda da belirtildiği gibi erkeklerin, eş ve çocuklarının koruyucusu ve kollayıcısı olduğudur. Bu anlayışa dünyada herhalde hiç kimse itiraz etmez. Bugün için artık kadınlar da, erkeklerin koruyucu ve kollayıcılığını kabul eder durumdadır. Bütün ülkelerde şu anda görünüm budur. Amerika’ya ya da Avrupa’ya veya İslâm ülkelerine de gitseniz bu konuda değişen bir şeyin olmadığı görülecektir.

Teknikteki gelişme sayesinde bugün için dünya sanki küçülmüş ve insanlar birbirini her an görebilecek bir duruma gelmiştir. Hangi toplum nasıl yaşıyor, hangi toplumda sıra dışı bir olay olmuş bütün bunlar, nerede ise anında duyulacak ve görünecek duruma gelmiştir. Onun için ve bilinen bir olaydır

Toplumların gelenekleri ve görenekleri nedeni ile ufak tefek farklılıkların olacağı tabidir. Bu durum da, istisna olan ve bu kuralı bozmayacak olan görüntülerdir.

Kuran’da, Kadınlara Verilen Üstün Özelliklerin Olduğu Bildiriliyor

Kuran’da erkeğin güçlü kuvvetli yaratılmış olmasına karşılık, kadınlara da, güzellik, çekicilik ve cazibe gibi fazladan bazı hasletlerin verildiği bildirilmektedir. Ayrıca annelere, cennet daha da yakınlaştırılmış görünmektedir. Çünkü Peygamberimizin, “Cennet annelerin ayağı altındadır” buyurması bunu gösterir.

Ayetlere gelince, “(Kadınlar) Eski cahiliye devrinde olduğu gibi (güzelliklerini göstermek amacı ile) evlerinde oturacakları yerde açılıp saçılıp dolaşmasınlar.” (Ahzap-33) buyrulması, kadınlara Allah tarafından erkeklerde olmayan bazı güzel özelliklerin verildiğini göstermektedir.
C. Allah, kadınlarımızın ağır ve vakurlu, kadınlığına yakışır bir şekilde olmalarını, açılıp saçılmamalarını, yani kendilerini dağıtmamalarını istiyor. (Nur-31) “Gizlemekte oldukları bedenindeki güzellikler anlaşılsın diye (Dikkatleri de üzerlerine çekmek üzere) ayaklarını yere vurmasınlar. Ey Mümin kadın ve erkekler! Hepiniz (Hak yolundan sapmayınız ki) Allah’a da tövbe ediniz ki, kurtuluşa eresiniz.” (Nur-31)

Ayet-i Kerime’deki “Ayaklarını yere vurmasınlar” dan kasıt, kadınların gizledikleri güzelliklerinin, yani zinetlerinin görülmesi için, dikkatleri üzerlerine çekmek amacı ile mübalağalı bir davranış içine, mübalağalı bir yürüyüş içine girmemeleridir.

Eskiden erkekler ve kadınlar, orada olduklarını gösterebilmek için, yani fark edilmeleri için, gösteri için ayakkabılarının altına kabara denilen kalın başlı çiviler çaktırırlar ve ayakkabılarının ses çıkarmasını sağlarlardı. C. Allah, kadınların böyle bir davranış içine girmemelerini sessiz ve kadınlığın vakurluluğu içinde olmalarını, kıyafetleriyle, giyiniş tarzları ile tahrik ve teşhir edici olmaktan da uzak durmalarını istiyor. Anlatılmak istenen budur. Peki kadınlarımız buna uyuyorlar mı? Tabi ki çoğunluğu uymasına rağmen bazı kadınlarımız buna uymuyorlar. Bunun sebebini konunun uzmanları, C. Allah’ın kadına, “Güzelliğini, cazibesini gösterme, kendini fark ettirme” gibi bazı özellikleri vermesine bağlıyorlar. Ve bu sebeple de kadınların, yürüyüşleri, giyinişleri konuşma ve gülüşleri ile bu farklı özellklerini göstermek duygularına kapıldıklarını ve bu sebeple de bazı kadınların ölçüyü kaçırdıklarını söylüyorlar.

Erkeğin güç ve kuvvet yönünden kadına göre daha farklı yaratılmış olması erkeğe, evine ailesine sahip çıkmak, evini geçindirecek çalışmalar içinde olmak, yani aile reisliği görevini ona yüklemek için verilmiş bir fazlalık olarak görülmektedir. Kur’an da, erkeğin bu sebeplerle daha güçlü kuvvetli yaratılmış olduğunu bildirmektedir.

Demek ki Kuran’daki, erkeğin aile reisliği görüntüsü, dünyadaki görüntüden pek farklı değildir. Bu konu ile ilgili olan ayetlere baktığımızda, erkeklerin ailenin reisi, koruyucusu ve evini geçindirmek zorunda olan kişi olarak gösterildiği görülür. Nisa, Bakara ve Tahrim Surelerindeki ilgili ayetlere bakarsak bu görüşün teyit edildiğini görürüz.

Kuran’da, 'HAVVA, Âdem’in Sol Ege Kemiğinden Yaratıldı' İfadesi

İslâm dini adına yorum yapan bazı müfessirlerle bazı yorumcu İslâm bilim adamları, yine bazı İslami yazarlar, Havvan’ın Âdem'in sol kaburga kemiğinden yaratıldığını ileri sürerek kadının erkeğe sanki bir hediye olarak verildiğini anlatırlar. Böyle düşünmelerinin nedeni ise, Araf Suresi'ndeki 189. ayet ile Nisa Suresi 1. ayetindeki “Ondan” ifadeleridir.

Bu ayetlere baktığımızda, Havva validemizin Âdemin sol ege kemiğinden yaratıldığı ile ilgili bir ifade bulunmamaktadır. Havva’nın, Âdemin sol kaburga kemiğinden halk edildiğiyle ilgili ifadeler Tevrat’ ta geçen ifadelerdir. Müfessirlerin Kuran’daki bu ayetlerle ilgili yorumları, Tevrat’a dayandırılarak yapılan yorumlar görünümündedir. Çünkü Kuran’da böyle bir ifade olmadığına göre bu inanış nereden çıkmaktadır. Elbette ki bu ifade, insanı düşündüren bir ifade olmaktadır. Çünkü bu ifade, Tevrat’ta geçen bir ifadedir. Bu da insanı daha da çok düşündürmektedir. Çünkü biz hem Tevrat bozuldu diyeceğiz hem de Tevrat’tan bilgi alacağız. Bunu doğru bulmak da mümkün değildir. Düşündürücü olan budur. Bu durumun daha iyi anlaşılabilmesi için ilgili ayetlere bakalım: “Sizi bir tek candan yaratan ondan da, yanında huzur bulsun diye eşini yaratan O’dur.” (Araf-189) “Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden de birçok erkek ve kadınlar üretip yayan Rab’binizden sakının.” (Nisa-1)

Görüldüğü gibi Kuran’da kadının, erkeğin sol kaburga kemiğinden yaratıldığı ifadesi yoktur. Her iki ayette de, böyle bir ifade, yani sol kaburga kemiğinden yaratıldığı ifadesi bulunmamaktadır. Okuması olan herkes bunu okur ve görür. Ancak buna rağmen bazıları, hâlen Havva Validemizin, Âdem Aleyhisselâmın sol kaburga kemiğinden yaratıldığın da ısrar eder. Bu fikirde ısrar edenlerin ısrarlarının sebebi, her iki ayetteki “Ondan da eşini yaratan” ifadelerine dayanmalarıdır.

Anlaşıldığı kadarı ile bu fikre varmalarının diğer önemli bir sebebi de, yukarıda da değinildiği gibi, Yahudilerin kitabı olan ve bozulduğu Kuran’da da bildirilen Tevrat’da, Havva validemizin, Âdem’in sol kaburga kemiğinden yaratıldığının bildirilmesidir.

Bizce bu, doğru bir şey değildir. Dayandıkları bir diğer önemli dayanak da, Kuran’daki “Ondan” ifadeleridir. Ancak, Kuran’daki “Ondan” ifadesinden amaç, Allah-ü Âlem, Âdem, nasıl toprak’tan yaratılmışsa, Havva da ONDAN yani topraktan yaratılmıştır, olmalıdır. Tekrarlayalım, Âdem nasıl topraktan yaratıldı ise, Havva’ da “Ondan” yani topraktan yaratılmıştır anlamı çıkarılmalıdır. Zaten doğrusu da budur. Çünkü; Allah(cc) Âdem’in’ de, Havva’nın da topraktan yaratıldığını (Rum-20) her ikisinin de bir tek nefesten yaratıldığını, (Nisa-1) ve yine her ikisinin de bir tek candan yaratıldığını (Araf-189) çok açık bir şekilde belirtmektedir. Bütün bunlar ortada iken ve Kur’an’da da Havva validemizin, Âdem Aleyhisselâmın sol ege kemiğinden yaratıldığı ifadesi de yok iken, yine de aynı fikrin savunulması doğru değildir. Bazı yorumları,

Kuran’a ters düşmemek kaydı ile:

1) Akıl ve mantığa uydurmalı.

2) Toplumun ulaştığı anlayış ve zeka düzeyine ulaştırılmalı.

3) Tarihin seyrine de ters düşmeyecek şekilde yapılmalı.

Aksi takdirde, yapılmak istenen dine hizmet anlayışı gelecek bir günde çürür, yok olur. Bir örnekle ne demek istediğimizi anlatmak isteriz.

Bazı din adamları asırlardır Havva Validemiz, erkeğin sol kaburga kemiğinden halk olduğu için, erkeklerin sol kaburga kemiklerinden birisi eksik diyerek geldiler. Halk da buna inandı. Ama bugün Tıp bilimi, erkeğin o tarafında eksik bir kemiğin olmadığını ispat ediyor. Denilmek istenilen budur. Bu tür yorumlar dine hizmetten çok, dine zarar veren yorumlar olur. Böyle yorumlardan kaçınmak gerekir.
Kuran, Dört Kadınla Evlilik İzni Veriyormu?

Dört kadınla evlilik olayının erkekler tarafından kasıtlı olarak yanlış yorumlandığı kanaatindeyiz. Çünkü dört kadınla evliliği getiren Kuran değildir. Kuran nazil olduğu zaman Araplar arasında çok kadınla evlilik zaten vardı. 20 karısı olan kabile reisleri bile olduğu kayıtlarda geçmektedir. Öyleyse dört kadınla evlilik olayı Cahiliye devrinde de var olan bir evlilik geleneğiydi. Bu tür evliliği ortaya çıkaran Kuran değildir. İslam dini bu evliliği devam edip gelen şekliyle sanki kucağında hazır bulmuştur. Ancak aynen içki yasaklanması olayında olduğu gibi. İslamiyet’te önceleri buna ses çıkarılmamıştır. Ayet-i Kerimeler'den de anladığımız budur.

Nisa Suresi 3. ayetinde, “Kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. (Onların arasında) Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir kadınla evlilik yapın. Yahut da sahip olduğunuz cariyelerle yetinin.” (Nisa-3) Bu ayette aslında tek evlilik kuralı getiriliyor; “İkişer, üçer, dörder alın. Ama haksızlık yapmaktan korkarsanız, kadınların arasında adaleti sağlayamayacağınızdan endişe ederseniz bir kadınla evlilik yapın” buyruluyor.

Bir sürü cariyesi 10 karısı, 15 karısı olan bir kabile reisine o dönemde, daha başka nasıl bir hikmetle davet yapılabilir? Objektif düşünen birisi, İslâm’a davetin en güzel şekilde ve bir hikmetle yapılması emri bulunduğu için böyle bir yol izlendiğini anlayacaktır.

Bu Ayet’de önemli olan konu, “Kadınlar arasında haksızlık olacaksa bir kadınla evlenilmesinin isteniyor” olmasıdır. Esas istenen de zaten budur. Çünkü bir erkeğin dört kadın arasında eşit davranmasının imkânı olamaz. Bu mümkün değildir. Bu sebeple de C. Hak, Nisa Suresi 129. ayetiyle de, bir erkeğin dört kadınla evliliğini kaldırmıştır. Ayette,“Üzerine düşüp uğraşsanız da(Bütün gayretinizi gösterseniz de) kadınlar arasında âdil davranmanız mümkün değildir. Bari bir tek kadın üzerine durun (Böylece) diğer kadınları askıya almaktan (İhmal ve haksızlık etmekten) kurtulmuş olursunuz” (Nisa-129) buyuran Allah (cc) bu Âyet-i Kerime ile de erkekleri, tek kadınla evliliğe sevk etmiştir

Ayet-i Kerimeler'den de anlaşılan budur. Görüldüğü gibi, önceleri cevaz veriliyor ama bu, eşler arasında adaletli olma şartı getirilerek cevaz veriliyor. Sonraları da bu müsaade ediş ortadan kaldırılıyor.

Kur'an-ı Kerim'e Göre Evlilik Sebepleri Nelerdir?

Evliliği tavsiye eden Kuran olduğuna göre mutlak onun bir hikmeti vardır. Çünkü C. Allah boş işlerle uğraşmaz. Bunu Rum Suresi 21. ayetinde görüyoruz. Bu ayette C. Allah’ın, “Kendileriyle huzur bulasınız. “Evlenip aileler oluşturasınız ve aranızda da muhabbeti, sevgiyi, şefkat ve merhameti peydah edesiniz diye size kendi cinsinizden eşler halkettim. Evlenin (Nikahlanın) hem bu güzellikleri tadın. Hem de millete devlete hayırlı ve faydalı evlatlar yetiştirin.” (Rum-21) buyurması ile C. Hak insanlara şu üç mesajı vermektedir:

1) Allah-ü Teâla, ister erkek olsun isterse kadın, onların hayatta yalnız yaşamalarını istememekte ve o sebeple de onlara, kendi cinslerinden, hayatı paylaşabilecekleri eşler yaratmaktadır. Yani kadın ise erkeği, erkek ise kadını yaratarak yalnızlıklarını gidersinler istemektedir. Öyleyse bu ayetten anlıyoruz ki, kadın ve erkeğin yaratılması, birbirlerine destek vererek hayatı paylaşmaları ve hayatta karşılaşacakları güzellikleri de zorlukları da beraberce göğüslemeleri içindir. C.Allah eşlerin erkek ve kadının evlenerek hayatı birlikte yaşamalarını istemesi bu sebepledir. Kuran’da eşlerin, birbirlerinin velisi olmalarını, yani birbirlerine sahip çıkmalarını da istemektedir. C. Allah’ın birinci isteği budur. Bu ayetle verdiği birinci mesaj bu olmaktadır.

2) İkinci mesaja gelince, C. Hak, evlenin ki eşler arasında sevgi, saygı, merhamet, şefkat, muhabbet gibi güzel duygular peydah olsun. (Anılan ayetten bu güzel duyguları kendisinin de vereceği anlaşılıyor.) Bu güzellikleri de tadın ve onlarla yaşayın, buyuruyor.

Allah-ü Teâla insanları Ahseni takvim üzerine dediğimiz şekilde yanı canlıların en güzeli olacak şekilde yaratmış ve aynı zamanda da onları duygulu birer varlıklar olarak halk etmiştir. Evlenirseniz bu duyguları da tadarsınız, onlarla birlikte yaşayarak da hayatınızı, ömrünüzü renklendirir, daha da bir güzelleştirirsiniz buyuruyor. Ayetten ikinci olarak anlaşılan budur.

3) Ayette üçüncü olarak verilen bir mesaj da evlenerek, aileler şeklinde yani eş ve çocuklar olacak şekilde yaşanmasının istenmesidir. Burda esas önerilen, aile olan eşlerin millete ve devlete faydalı olacak evlatlar yetiştirmelerinin istenmesidir. Yani Allah-ü Teâla’nın evlenin demesinden çıkarılacak bir sonuçta, insan soyunun devam ettirilmesinin sağlanmasıdır. Başka bir ifade ile söylersek, üremenin amaçlanmasıdır.

Özetlersek, Allah-ü Teâla, insanların, aileler halinde yaşayacak şekilde halk edildiğini, aileler halinde yaşamaları halinde de güzel duygularla bezenen bir hayata kavuşacaklarını, sonuç olarak da, millete ve devlete faydalı evlatlar da yetiştirmeleri gerektiğini bildirmesidir.

Demek ki C. Allah’ın evliliği istemesi, çok önemli sebeplere yani bir hikmete dayanmaktadır.

Kur'an-ı Kerim Evlenmeyi Niçin Emreder?

Kur'an-ı Kerim'de eşler halinde yaşama esası vardır. Zariyat Suresi 49. ve Rum Suresi 21. ayetlerinde insanların eşler halinde ve aileler halinde yaşayacak şekilde yaratıldığı, fıtratlarındaki yaşam şeklinin bu olduğu bildirilir. Dolayısı ile evlilik ve aileler halinde yani eş ve çocuklar şeklinde bir yaşamın teşvik edildiği görülür. Tabi bunda insanların zina gibi şiddetle yasaklanmış suç işlemesinden alıkonulması ve aileler halinde yaşamanın tad ve zevkine varılması, çoluk çocuk sahibi olunması amaçları yatmaktadır. Bildiğimiz ve gördüğümüz gibi, toplumlar hangi ırktan, hangi memleketten olurlarsa olsunlar tümüyle aileler halinde yaşamaktadırlar. Bu anlayışı insanların yapısına yerleştiren hiç şüphesiz ki Allah-ü Zül Celal hazretleridir. C.Hak insanlara toplum halinde yaşamayı ama toplum halindeki yaşamı da, evlenerek aileler şeklinde sürdürmeyü salık verir. Bu bakımdan zamanı gelen gençler evlenmeyi düşünürler ve onun arayışı içine girerler. Ayrıca onların anne ve babaları da evlatlarını evlendirmek ve onların mürüvvetlerini görmek isterler. Bütün bunlar, Allah-ü Teâla’nın, kişilerin fıtratlarına bu duyguyu yerleştirmesinden ileri gelmektedir.

Peygamberimiz bir Hadis-i Şerifi'nde üç şey de acele edilmesini tavsiye eder. Cenazelerin defnedilmesinde, iftarın açılmasında ve gençlerin evlendirilmesinde acele ediniz buyurur. Eğer bu üç tavsiyeyi (Bazı ulema bu hadisi üç iş de değil, beş işte acele ediniz emri olduğunu söylerler.) Tek tek ele alarak incelersek, hepsinin de çok önemli sebepleri olduğunu görürüz. Biz evlilik üzerinde durduğumuza göre, o konudaki ana amacı söyleyelim. Bütün amaç, insanların yalnızlığını gidermek, onları kaynaştırarak arkadaş yapmak,eşler arasında sevgi, saygı, muhabbet, şefkat ve merhamet gibi güzel duyguları peydah ederek o güzellikleri tatmak ve sonuç olarak da topluma, insanlığa faydalı evlatlar yetiştirmektir. Tabi gençleri fuhuş bataklığından kurtarmak, Allah’ın emrini tutmak gibi önemli görevleri yapmak da evlenme amaçları içinde sayılabilir.

AYET

Gerçek şu ki, Allah zerre ağırlığı kadar haksızlık yapmaz. Bu ağırlıkta bir iyilik olursa, onu kat kat artırır. Ve katından da büyük bir sevap verir. (Nisa-40)

HADİS

“Verici el, alıcı elden daha hayırlıdır. (Müslim, Buhari)

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün