Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Kuran’da, Ciddi Uyarılar Var, Şükretmeyi Unutmayalım

22 Mayıs 2020 Cuma 01:47 Güncelleme : 22 Mayıs 2020 Cuma 01:47

Kuran’da, Ciddi Uyarılar Var, Şükretmeyi Unutmayalım

Evet C. Allah Kuran’da şükretmeyi düşünenin az olduğunu bildiriyor. İnsanoğlunun her şeyi kendisinin yaptığı düşüncesiyle şükretmeyi hatırına getirmiyor. Bu bakımdan Allah’a şükreden az olmaktadır. Bunu da Kuran Sebe Suresi, 13. ayetinde, “Ve Galilün min ıbadiyeşşekür” (Kullarım içinde şükreden az” buyurarak bu durumu bildirmektedir. Şu anda bile dünyadaki görüntü budur. Allah’a şükreden gerçekten çok azdır. Kuran’da bu konu ile ilgili uyarılar var.

Kuran, Şükredenlerin Az Olmasını Neye Bağlıyor

Evet Kuran, Allah’a şükredenlerin az olduğunu bildiriyor. Ve yine Kuran Allah’a şükredenlerin az olmasını da insanların gerçeği göremeyerek yanlış düşünme içinde olmasına ve şeytana bağlıyor. Şeytanın Cennetten kovulmasına insanoğlu sebep olduğu için, şeytan insanları ebedi düşman olarak görmektedir. Ve onları kandırabilmek, Allah yolundan çevirebilmek için her yolu denemektedir. İnsanların sağından solundan önünden arkasından geçerek onları muhakkak kandıracağını söylemektedir. Ve Allah’tan da ahirete kadar müsaade isteyerek, “Ya Rabbi! Kullarınızın çoğunu, Salih kullar hariç, hepsini Allah yolundan çevireceğim. Hepsinin cehennemlik olduğunu size göstereceğim” diye Allah’a söz vermiştir.

Şeytan Allah’a verdiği bu söz üzerine, Kuran’ın ifadesi ile, insanlara kötü şeyleri iyi göstererek onları aldatabildiğinden, kandırabildiğinden bahseder. Mesela, Neml Suresi 24. ayetinde, “Şeytan insanlara amellerini güzel gösterir.” buyrulduğu gibi, yine mesela Nahl Suresi 63. ayetinde, “Ey Resulüm! Senden önceki ümmetlere de peygamberler gönderdik. Ancak şeytan onlara işlerini süslü gösterdi de, o yüzden iman etmediler.” Aynı benzer ifadeler Araf Suresi 15,16,17,18. ve 21. yetlerinde, “İnsanlar şeytana uyuyorlar. Andolsun ki şeytan, insanlar hakkındaki tahminini doğru çıkardı. Kullarımın çoğu şeytana uyarak yanlış yapıyorlar” (Sebe-20) “Halbuki, Şeytanın insanlar üzerinde hiçbir nüfusu yoktur. Ancak imanı zayıf olup da şüphe içinde olanı ayırt edelim diye şeytana öyle bir yetki verdik. Ama görüyoruz ki şeytana uyanlar fazla, şükredenler az.”(Sebe-21)

Ayetlerden de anlaşılabileceği gibi şükredenlerin sayısı zaman geçtikçe azalmaktadır. Bu durumu da C.Hak, insanların şeytana uymalarına bağlamaktadır. Bu, tabi ki önemli bir uyarıdır. Bu vesile ile hatırlatmakta fayda görüyoruz.Allah’a şükretmeyi asla unutmayalım ve tabi ki bizi yoldan çıkartmak için uğraşan şeytana da uymayalım.

Allah’a Şükretmenin Kişiye Kazandırdıkları Nelerdir?

Peygamberimiz, “Aza şükretmeyi bilmeyen çoğa da şükretmez. İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez. Her nimetin Allah’tan olduğunu bilmek bir şükürdür. Allah’tan olduğunu bilmemek ise, nankörlüktür” buyurarak, bu hadisi ile, az da olsa, ona şükretmeyi bilen bir kişinin, Allah’ın emrini tutmuş olacağını, aynı zamanda kanaat sahibi olduğunu, Allah’a göstermiş de olacağını bildirmektedir. Ve tabi ki böyle bir kişinin, az ile yetinmeyi bilen, çok fazla ve lüzumsuz bir hırsa kapılmadan rahat, huzurlu bir yaşamı da tercih eden bir kişi olacağını, başka bir ifade ile, böyle kişilerin, mutluluğu yakalayan bir kişi olacağını anlatır bizlere.

Demek ki şükrün altında yatan, kişinin mutluluğu yakalamasıdır. Esas sebeplerden birisi, az ile yetinerek, aza şükrederek onunla yetinmesini bilebilmektir. İnsanları mutluluğa götürecek yollardan birisi de bu yoldur. Yukarıdaki Hadis-i Şerif bir yönü ile bize bunu anlatıyor.

Allah’a şükreden kişinin elbette ki Allah katında hem dünya için hem de ahiret için kazançları olacaktır. Kuran’a göre bu kazançların ne olacağını değerlendirirsek şunları söylememiz gerekir.

1) Her şeyden önce Allah’ın emri yerine getirilmiş olacaktır. Bu da o kişinin Allah’ın rızasını kazanma-

sına vesile olacaktır. Bilindiği gibi İslamiyette Allah’ın rızasını kazanmadan daha önemli hiçbir şey yoktur. O bakımdan Şükür, kişiye C. Hakkın rızasını kazanma imkânı verecektir.En önemli kazancı bu olacaktır.

2) Kuran’a göre Allah’a şükür etme, nimetlerin daha da artmasına sebep olacaktır.İbrahim Suresi 7.ayetinde C.Allah, “Şükrederseniz size olan nimetlerimi artırırım.” buyurarak şükredenlere verilen nimetlerin daha da fazlalaşacağını bildirmektedir.Aynı zamanda,şükredenlere, Allah Nisa Suresi 147.ayetinde,“Eğer siz Allah’ı anarak O’na şükrederseniz, mükâfatlar verilecektir.”( Nisa-147) buyuran C.Allah, şükreden kişini, Dünyada ve Ahrette önemli bazı mükafatların sahibi olacağını da bildirmektedir.

Müfessirler, nimetin artırımından amacın,daha yeni yeni nimetlerin verileceği, insanların dünyada ve Ahirette huzur ve mutluluk dolu bir yaşama kavuşturulacağı anlamına geldiğini bildirmektedirler. Fazladan verilecek bu nimetler neler olabilir diye düşünürsek, şükreden bir Müslüman’ın, Allah tarafından az ile yetinecek bir anlayışa ulaştırılacağı, kanaatkâr olmayı kazandıracağı, kişiyi hırs küpü olmaktan çıkararak, daha az ile yetinecek bir anlayışa, yani bir yönü ile mutluluğa kavuşturacağı gibi önemli özelliklerin kazandırılacağı anlaşılmaktadır.

İnsan Nelere Şükretmeli?

1) Her şeyden önce insan olarak yaratılmamıza şükretmeliyiz. Bizlerin dünyaya gelişlerinde, hiç birimizin bir dahil, yani arzusu, isteği bulunamaz. Bizi yaratan Allah’tır. Onun için bizi insan olarak yaratmasına şükretmemiz gerekir. Çünkü hayvanları yaratan da Allah’tır. Ya hayvan olarak yaratılsaydık ne olacaktı hâlimiz. Şimdi bilmem hangi otlakta, karnımızı doyurmak için otlar vaziyetinde olacaktık. Önce bir insan olarak yaratıldığımıza şükretmeliyiz. Bu konuyu ciddiye almayanların çıkacağını da tahmin ediyorum. Ama ben de biliyorum ki Kuran’a göre önemli bir konudur. Onun için zikredilmiştir.

2) Kişinin sağlığı yerinde ise buna şükretmelidir. İnsan, ufak tefek hastalıklar geçiriyor olabilir. Ama hepsi çok çabuk geçiyor ve sağlıklı bir şekilde hayatını sürdürüyorsa buna şükretmelidir. İnsanlar sağlıklı iken sağlıklı olmanın, bunun Allah’ın verdiği bir nimet olduğunun farkına bile varmazlar. Ama ne zaman sağlığını kaybederlerse, ancak o zaman sağlığın, verilen bir nimet olduğunu anlarlar. Tabi bu yanlıştır. Çünkü Allah tarafından istenilen, sağlıklı iken şükretmeyi bilmesidir.

3) Üçüncü bir şükür yolu da, hareket ve davranışlarımız ile şükretmektir. C. Allah bize sağlık vermiştir. Dertten kederden uzak tutmaktadır. Bizleri korumaktadır. Hasta değiliz, dert sahibi değiliz. Bunun kadrini bilerek O’na karşı bir şükür ifadesi olarak daima güzel davranışlar yapmalıyız. Elimizden dilimizden herkesin emin olduğu bir kimse olmalıyız. Ahlakımızı O’na şükrün bir ifadesi olarak düzgün tutmalıyız. Yani beden ve bedensel olarak da bir şükrün içinde olmalıyız.

Allah-u Teâla’nın Şükretme Üzerinde Durmasının Sebebi Ne Olabilir?

Kuran’da şükretme üzerinde o kadar fazla duruluyor ki şaşırmamak mümkün değil. Şükretmek sanki namaz gibi, oruç tutmak gibi, kelime-i şehadet getirmek gibi görülerek üzerinde duruluyor. C. Allah neden şükretme konusu üzerinde ısrarla durmuş bunu çözmeye çalışalım.. Şükretmeye bu kadar önem verilmesine Kuran ve hadislerin ışığında baktığımızda önemli iki sebebin bulunduğunu anlıyoruz.

1) Birinci sebep: Allah’a şükreden insan sayısının çok az olmasının birinci sebebi, her şeyi kendimizin yaptığını sanmamızdır.Önümüzdeki nimetlerin hepsini kendimizin, Allah-ü Teâla’nın hiç bir destek ve yardım olmadan kazandığımızı zannetmemizdir. Yani o kapıları açanın C. Allah olduğunu unutmamızdır. Bu, Haşa Allah’ın da unutulduğunu gösterir ki bu da Kuran’a uymayan bir düşüncedir.

Bizim, insan olarak yaratanın, el, ayak, göz, kulak, akıl, fikir, iş, güç, sağlık verenin o olduğunu unutarak her şeyi kendimizin kazandığını düşünmemiz, şükrü unutmamızın birinci sebebi olabilir. C.Allah Kuran'da, “Şükreden ne kadar az” buyururken bunları bize hatırlatmaktadır. Israrla şükür üzerinde durulmasının birinci sebebi kişinin her şeyi kendisinin yaptığını zannetmesi ve bu konuda şeytanın verdiği vesveseye fazlaca kapılmasıdır.

2) Allah’a şükretmenin zımnında yatanın ne olduğunun, şükretmenin öneminin ne olduğunun bilinmemesidir. Şükredersek ne kazanırız. Şükrü unutursak neler kaybederiz, bunların bilinmemesi, yani şükretmenin neleri kapsadığının bilinmemesidir. Tabi ki şükretmenin altında az da olsa, az ile yetinme, kanaat sahibi olma, hırstan kaçınma gibi insanların huzurlu ve mutlu bir yaşam sürmelerini sağlayacak değerler yattığının da düşünülmemesi yine sebeplerden birisi olarak görülmektedir. Ve nitekim peygamberimiz bu konuya, Numan b. Beşir’ ile Ahmet b. Hanbeli’den nakledilen bir Hadisin de değinerek, “Aza şükretmeyi bilmeyen çoğa da şükretmez. İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez. Her nimetin Allah’tan olduğunu bilmek bir şükürdür. Allah’tan olduğunu bilmemek ise, nankörlüktür” buyurarak, şükretmeyi bilen bir kişinin kanaat sahibi olduğunu, az ile yetinmeyi bilen bir kişi olduğunu ve dolayısı ile de çok fazla ve lüzumsuz bir hırsa kapılmadan rahat, huzurlu bir yaşamı tercih ettiğini, yani mutluluğu tercih ettiğini anlatır bizlere.

Öyleyse, Allah’a şükretmek, O’na teşekkür etmektir ama, bu teşekkür yanı sıra, içinde bulunulan durum ile yetinmek gerektiğini, kanaat etmek gerektiğini, fazla hırsa kapılmamak gerektiğini de anlatır. Bu duygular ise bize, Allah’a şükreden bir kişinin huzurlu ve mutlu bir yaşam içinde olacağını gösterir. Demek ki C. Allah, şükretmeyi emrederken, insanların inançlı, mutlu ve huzurlu bir yaşam içinde olmalarını da sağlamak istemektedir.

Kuran Hangi Nimetlerin Verildiğini Söylüyor?

Düşünen bir insan, Allah’ın verdiği sayısız nimetleri görür ve bilir. İnsanın, dünyaya getirilişi, dünyada yaşam hakkı verilmesi, dünyanın güzelliğini görmesi, tatması ve hastalıklardan, dertlerden sıkıntılardan uzak tutularak sağlıklı bir yaşam verilmesi, insanın annesinin babasının olması, insanın evlatlarının olması,bütün bunları anlayabilen bir insan için birer nimettir, birer mutluluktur. Biz bunların farkında olmuyoruz. Ancak ne zaman bunlardan birisini kaybedersek ancak o zaman onun bir nimet olduğunu anlıyoruz. Aslında önemli olan bunu zamanında anlayabilme ve ona göre de tedbirini alabilmektir. Ama Kuran’da bunca uyarıya rağmen yine de insan olarak onu tam kavrayamıyoruz.

Kuran’da verildiğinden bahsedilen ayetlerden bir kaçını görelim. “Gökten suyu indiren O’dur. O sudan da size hem içeceğiniz, hem de yiyeceğiniz bitki, sebze ve meyveler hazırlanmaktadır. Aynı şekilde diğer canlıların da yiyeceği, içeceği verilmektedir. Size her türlü rızkı veren Allah’tır.” (Nahl-11) “Sizi dünyaya getiren, size sağlık, sıhhat veren Rabbinizdir.” “Dünyayı ve dünyada olan her şeyi sizin için yaratan O’dur” (Lokman-20) “Allah size kendi nefislerinizden eşler yarattı. Eşlerinizden de sizlere oğullar, torunlar veren odur” (Nahl-72) “Allah, şükredesiniz diye size, kulaklar, gözler ve kalpler verdi” (Nahl-78) “Allah’ın nimetlerini saymaya kalksanız, saymakla bitmeyecek kadar fazladır.” (Nahl-18)

Bu beş ayetten de anlıyoruz ki Allah bizlere sayısız nimetler vermiştir. Ancak bu nimetlerin kadrinin bilinmesi istenmektedir.

Toplumlarda Allah’ın verdiği nimetlerin farkına varmayan ve bunun zararını çeken çok insan vardır. Bu sebeple de olacak işleri olmayan, sürekli tersliklerle karşılaşan pek çoktur. Hatta Allah tarafından verilen nimetlerin farkında olmayan kavimler, devletler bile vardır. Bu durumdaki kavim ya da devletler, her şeyin ters gitmesinin şükür yapmamalarından ileri geldiğini düşünemiyorlar bile. Ama şu şekilde veya bu şekilde bir gün o nankörlüğe varan anlayışsızlıklarının cezasını çekiyorlar. Bu konu ile ilgili olarak Kur'an-ı Kerim’den bir iki örnek vermekte fayda görüyorum. Mesela Sebe Devleti. Allah o devlete ve o devletin halkına o kadar geniş imkânlar vermiş ki anlatılacak gibi değil. Neticede de Sebe Devletiyle ilgili Kuran’daki kıssadan anlıyoruz ki, nankörlükleri dolayısı ile önce ellerindeki imkânlar gidiyor. Yine de işin farkına varamamaları ve şükretmemekte ısrar etmeleri dolayısı ile hem ellerindeki imkânların tamamen kaybedilmesine, hem de helaka uğramalarına sebep oluyorlar

Kuran’da Hiç Şükretmemesi Sebebiyle Helak Olan Kavime Örnek, Sebe Kavmi Gösterilir

Evet Sebeliler, servet içinde yüzdükleri halde şükür olayı hiç akıllarına gelmemiş. Yani Sebe Devlet mensuplarına ve Sebe halkına Allah güç vermiş kuvvet vermiş bağ bahçe vermiş ama Sebeliler Allah’ı hiç hatırlamamışlar. Bir hırsa kapılmış gitmişler. Hep de durumları öyle gideceğini zannetmişler.

Sebeliler’in teknikte de oldukça üst seviyelerde bulunması nedeni ile yaptıkları önemli işler yanında bir de sulama baraı yapmışlardır. Bu bölgeyi inceleyen araştırmacılardan aktarılan bilgilere göre, 60 metre genişliğinde, 622 metre uzunluğunda ve 20 metreye yakın da yükseklikte bir baraj yaptıkları hemen hemen bütün tarihi kayıtlarda geçer. Teknikte de gelişme imkanına kavuşturulmuşlar. Ama Allaha şükretmek, bir kere bile olsun akıllarına gelmemiştir. Yaptıkları bu barajı sulamada da kullandıkları için verimli ve münbit bir ekim arazisi elde ettikleri için, sulamalı tarım yapma imkânı da bulmuşlardır. Dolayısı ile, halkın büyük bir çoğunluğu yaşamlarını bağlar bahçeler içinde sürdürme imkânı buldukları, zengin ve gösterişli bir yaşama sahip olmuşlardır. Sebeliler’in bu avantajlı durumları yanında ayrı bir avantajları da, bölgenin ticaret merkezinde de bulunmasıydı. Bunlara C. Allah hertürlü imkanı bahşetmiş durumdaydı. Kuran’ın bildirdiğine göre, bütün bunlara rağmen, şükrü ve dolayısı ile de Allah’ı tamamen unutur bir vaziyete gelmişlerdi.

Sebe Devleti Şükretmeyi Unutması Sebebiyle, ArimSeliyle Helak Edilmiştir

Sonuçta da Sebe Devleti bunca nimet ve lütfa rağmen bir kere bile şükretmemeleri ve Allah’ı unutmaları sebebi ile Arim Seli denilen sel ile helak edilmişlerdir. Sebe Suresi 16. ayetinde de belirtildiği gibi Sebeliler, Arim seli denilen korkunç bir sel ile ile helak edilmişlerdir. “(Her türlü nimetle nimetlendirildikleri halde) Onlar yine de yüz çevirdiler. Şükretmediler. Bu yüzden üzerlerine Arim selini gönderdik. Onların iki bahçesini, (Sebe-15’de bahsi geçen, kişilerin sağ ve sollarındaki bahçelerini) buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki harap bahçeye çevirdik.” (Sebe-16) “Nankörlük ettikleri için onları böyle cezalandırdık. Biz Nankörden başkasını cezalandırır mıyız.” (Sebe-17) buyuran C. Allah, bu Ayet-i Kerime ille güneşe taptıkları, nankörlük yaptıkları ve hemen hemen tümünün şeytana uyarak, şeytanı haklı çıkarırcasına bu konuyu ileriye taşıdıkları için, korkunç bir Sel olan Arim Seli ile helak edilmişlerdir.

Öyleyse Müslümanlar Allah’a şükretmeyi asla unutmamalıdılar. Yeri ve zamanı geldikçe de C.Mevlaya şükretmelidirler. İnsanlarımız şükretmeyi önemli bir konu gibi görmezler ve bu konuda işi de pek ciddiye almazlar. Halbuki C.Allah, Kuran’dan anladığımıza göre kendisine şükredilmesini, verilen nimetlerin öneminin bilinmesini istemektedir. Anlaşılan şu olmaktadır. Bizi Dünyaya gönderen, sayısız nimetler veren, sağlık ve sıhhat içinde yaşatan Allah’ın asla unutulmaması bir yaratanın olduğunu ve O’nun da bazı isteklerin bulunduğunu unutmamak gerekiyor.

İnsan bir ömür yaşar da Allah’ı bir kere hatırlamazsa, bir kere şükretmezse tabi ki olacağı Sebe Devletinin başına gelenler gibi olur.Ve en azından işleri hep ters ters gider. Başı dertten kurtulamaz. Her şeyi çok daha güzel olması gerekirken kendi eliyle bunu bozar. Öyle bir durum da Arim selinden farklı olmaz. O bakımdan diyoruz ki, elinizde, dilinizde o imkân varken. Allah’a şükretmeyi unutmayalım. Çok sık bir şekilde O’nu analım, zikredelim.

Allah’a Şükür Nasıl Yapılmalıdır?

Allah’a şükür bir kaç çeşit yapılabilir. İslam uleması Kuran ve hadislere dayanarak üç şekilde Allah’a şükredilebileceğini bildirmektedirler.

1) Dilimiz ile Allah’a el açıp dua ederek şükredebiliriz. Bu tür şükre, dil ile şükür diyoruz. Müslümanlar C. Allah’a bu şekilde şükredebilecekleri gibi,

2) Kalben de şükredebilirler. Yani insan bunca verilen nimeti düşünerek, düşüncesi ile Allah’a kaşı memnuniyetini duygu halinde olarak yapabilir. İçinden zihnen ve kalben Allah’a şükretmek de bir çeşit şükür olarak görülür. Kur'an-ı Kerim'de C. Allah Lokman Suresi 20. ayetinde. “Allah’ın, göklerde ve yerdeki nice nimetleri sizin için yarattığını, lütuf ve nimetlerini açık ve gizli olarak bolca verdiğini görmediniz mi?” (Lokman-20) buyurarak dünyadaki her şeyi insanlar için yarattığını, onları birer nimet olarak insanlara verdiğini açıklamaktadır. Ancak bunun karşılığında da sadece bunun bilinmesini istemektedir. Yani, para, pul, hizmet falan istemiyor. Nimetler verildiğinin bilinmesini istiyor. Müslüman da inşallah bunun farkında olacak ve yaratana şükredecektir.

3) Üçüncü bir şükür yolu da, hareket ve davranışlarımız ile şükretmektir. C. Allah bize sağlık vermiştir. Dertten kederden uzak tutmaktadır. Bizleri korumaktadır. Hasta değiliz, dert sahibi değiliz. Bunun kadrini bilerek O’na karşı bir şükür ifadesi olarak daima güzel davranışlar yapmalıyız. Elimizden dilimizden herkesin emin olduğu bir kimse olmalıyız. Ahlakımızı O’na şükrün bir ifadesi olarak düzgün tutmalıyız. Yani beden ve bedensel olarak da bir şükrün içinde olmalıyız.

Demek ki lisanımız ile şükredebileceğimiz gibi, kalbimiz ve düşüncelerimiz ile de şükredebileceğimiz gibi. Davranış ve hareketlerimiz ile de şükredebileceğimiz anlaşılmaktadır. Ama kesin olarak bileceğimiz, Allah’a şükretmemizin şart olduğunun bilinmesidir. C. Allah da bunca lütuf ve nimetine karşılık şükredilmesini istemektedir. Ayet-i Kerime de, “Verdiğim nimetleri hatırlayarak bana şükredin, nankör olmayın” (Bakara-152) buyurması bu sebepledir.

AYET

Şüphesiz Allah, kâfirlere lanet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır.” (Ahzâb, 64-65)

HADİS

Mümin kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.” (Al-Tirmidhi, “Birr”,58,59

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün