Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Kadınların ziynetlerini korumaları

27 Aralık 2019 Cuma 10:19 Güncelleme : 27 Aralık 2019 Cuma 10:19

Allah(cc), kadınlara, bazı önemli özellikleri bahşetmiştir.  Güzellik, çekicilik, cazibe gibi. C. Allah istiyor ki kadınlar, erkeklere göre kendilerine fazladan verilen ve bir zinet olarak görülen bu özellikleri, erkekleri tahrik edecek şekilde sergilemesinler. Bu sebeple Kuran bu konuda kadınların dikkatini çekiyor. Kadınların tahrikkâr davranışlar içinde bulunmalarını, iffetli bir kadına yakışan tavır olarak görmüyor.
Kuran, kadın güzelliğini, cazibesini kullanır, tahrikkâr bir şekilde gezer ve insanları birbirine düşürürse, bunun ahlaklı bir davranış olmadığını, böyle bir durumun hem toplumsal ahlakı bozacağını hem de erkek ve kadının Dünyada ve Ahrette bundan zarar göreceğini bildiriyor. Buna meydan verilmemesi için de zamanı geçmeden kadınları ciddi şekilde uyarıyor. 
Ahzap ve Nur Surelerinde C. Allah, hem uyarı da bulunuyor hem de kurtuluşun ve selametin, vakurlu, iffetli davranışta olduğunu gösteriyor: “(Kadınlar) eski cahiliye devrinde olduğu gibi  (kendini göstermek amacı ile) evlerinde oturacakları, işlerinde olacakları yerde açılıp saçılıp dolaşmasınlar.” (Ahzap-33) buyuran C. Allah, kadınlarımızın ağır ve vakurlu, kadınlığına yakışır bir şekilde olmalarını, erkeklere göre bir lutuf olarak fazladan verilen özellikleri, suç olacak ve insanları birbirine düşürecek şekilde kullanmamalarını istiyor. Yani kendilerini dağıtmamalarını, vakurlu hallerini korumalarını istiyor. (Nur-31) “Kadınlar, gizlemekte oldukları bedenindeki güzellikler anlaşılsın diye (Dikkatleri de üzerlerine çekmek için) ayaklarını yere vurmasınlar. Ey Mümin kadın ve erkekler! Hiçbiriniz hak yolundan sapmayın. Allah’a itaat edin ki, O’nu dinleyin ki kurtuluşa eresiniz.”
Ayet-i Kerime’deki “Ayaklarını yere vurmasınlar” dan kasıt, kadınların gizledikleri güzelliklerinin, yani zinetlerinin görülmesi için, dikkatleri üzerlerine çekmek amacı ile mübalağalı bir davranış içine, mübalağalı bir yürüyüş, mübalağalı bir giyiniş içerisine girmemelerini istiyor. Ayaklarını yere vurmasınlardan amaç budur.
Eskiden erkekler ve kadınlar, orada olduklarını, yani kendilerini gösterebilmek için, fark edilmelerini sağlayabilmek için, daha doğrusu gösteri için ayakkabılarının altına kabara denilen kalın başlı çiviler çaktırırlar ve ayakkabılarının ses çıkarmasını sağlarlardı. C. Allah, kadınların böyle bir davranış içine girmemelerini, sessiz ve kadınlığın vakurluluğu içinde olmalarını, kıyafetleriyle, giyiniş tarzları ile tahrik ve teşhir edici olmaktan da uzak durmalarını istiyor.  Anlatılmak istenen budur. 

TOPLUMLARIN OLAYA 
BAKIŞI NASILDIR?

Önce, kadında var olduğu bildirilen zinet nedir, kadında zinet deyince anlaşılması gereken ne olmalıdır, ona bakmamız gerekiyor. Ancak, konumuz Kuran’a göre işleneceğinden öncelikle ilgili ayetlere bakmamızda ve ondan sonra da zinet hakkında fikir yürütmemizde fayda olacaktır. Nur Suresi 31.Ayeti bizim için konumuzu daha iyi anlamamıza yardımcı olacağı için önce bu ayete bakalım istiyoruz. Bu ayette C. Allah şöyle buyuruyor: “(Ey Resulüm!) Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar. Namus ve iffetlerini esirgesinler. (yüz ve el gibi) Görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini (Vucut güzelliklerini) teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler. Kocaları, babaları. Kocalarının babaları,  kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları, ellerinin altında bulunan köleler, erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi ve benzeri kişiler, yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına zinetlerini göstermesinler.” (Nur-31) 
Ayet-i Kerimede de gördüğümüz gibi, ”görünen kısımlar hariç, zinetlerini teşhir etmesinler” buyruluyor. Bu ifadeyi yorumlayan çoğu İslâm bilim adamları, “görünen kısımlar hariç” ifadesinden hareketle, görünen kısımları el, yüz ve ayak olarak yorumlayıp bayanların bütün vücudunu, kadının zineti olarak göstermişler ve neticede de kadını, bütün vücudu ile birlikte örtünün altına sokmuşlardır. Bütün bu yorumlar, görüşler dolayısı ile de, kadının bütün vücudu zinet olarak görülür hâle gelmiştir.Bugün İslam âleminin hemen hemen %90 ının görüş ve inanışı budur.
Neticede de, kadının tanınması için zorunlu olarak açıkta bırakacağı yüzü, elleri ve ayakları dışında kalan bütün vücudunu gizlemesi gerektiği asırlardır savunulup gelmiştir. Ve bu sebeple de bütün İslâm Ülkeleri bu görüş ve tutum içinde kalmış ve kadının elleri, yüzü ve ayağı dışındaki bütün vücudunu, zinet olarak görmüştür. Bu görüş Şeriatla idare edilen İslâm Devletlerinde yasalarla da teminat altına alındığı için hiç kimse de ses çıkaramayacak hale getirilmiştir. Ses çıkarsa hem günaha gireceği tehdidi ile karşılaşacağı hem de, yasalar karşısında ceza alacak olması onu susturmuştur. Bugün şeriatla idare edilen ülkeler de, sadece ülke içinde yaşayan kadınlar değil, dışarıdan o ülkelere  girecek kadınlar dahi örtünmeden o ülkelere giremez durumdadır.Örnek verirsek, İran’ı,Suudi Arabistan’ı,Bengaldeş’i, Afganistan’ı gösterebiliriz.Bir kadın isterse muhabir olsun, isterse başka bir devletten görevli gelen bir kadın olsun, İran ya da Suudi Arabistan’a başı açık olarak giremez. Başını örtse de pasaportundaki resmi başı açık olsa yine de o ülkelere ve benzeri şeriatla yönetilen ülkelere giremez.

ZİNET KONUSUNDA Kİ 
FARKLI GÖRÜŞLER NELERDİR?

Kadının bütün vücudunu zinet gören görüş dışında değişik görüşler de vardır. Özellikle son yıllarda bazı dinî yorumcuların görüşlerine göre ise, kadındaki zinet konusunda değişik görüşler ileri sürerek kadının zinetinden amacın bütün vücudu olmadığını, zinetten maksadın kadının taktığı, gerdanlık, küpe, kollara takılan bilezikler, ayak bileklerine takılan halhal gibi takı ve zinetleri ile, kadının süslenmesine ait takma kirpikler, kaş ve göz sürmeleri ile, bütün dikkatleri üzerine çekecek ve vücudunu sergileyecek şekilde giydiği tahrikkâr elbiselerdir, diyenler de vardır.
Bu sebeple de bu görüşün sahiplerine göre zinetin korunmasından amaç, kadının gerdanlık, küpe, bilezik hal hal gibi takıları şaşalı bir şekilde takarak göğüs hizasını ve hatlarını göstermemesi ve vücudunu da teşhir edecek türde elbiseler giymekten kaçınmasıdır. Onlara göre davetkâr olmayan, teşhir edici olmaktan uzak elbiselerini giyen ve Allah korkusu taşıyan kadınlar, zinetlerini korumuş olacaklardır.
Özetlersek, bu konuda ortada iki görüşün olduğunun söyleyebiliriz:
1) Kadının bütün vücudunu zinet olarak görenler
2)Kadının zinetinden amacın vücudu değil, taktığı gerdanlık, küpe, bilezik gibi süs eşyalarını taktığı göğüs hizasıdır, gerdanlık kısmıdır diyenlerin görüşü.
Şimdi de bunlara, hassasiyet arzetmelerinden dolayı kısa kısa bir kere  daha bakmakta yarar görüyoruz:
1-) Kadının eli, ayağı ve yüzü dışında kalan bütün vücudunu zinet olarak görenler: Bu görüş sahibi din adamları, kadının bütün vücudunu, zinet olarak gördüklerinden, bütün vücudunun örtülmesi, örtü altına alması gerektiğini savunurlar. Bu görüş, İslâm âleminde benimsenen ve asırlardır da sürdürülüp gelen bir görüş olduğu için iyice yerleşmiş, kökleşmiş ve bugünkü şartlar altında da değiştirilmesi hemen hemen hiç mümkün olmayan hale gelmiştir. Böyle düşünenlerin ezici çoğunlukta olduğunu da söylememizgerekiyor.
Bu görüşte olanlar, Hıristiyan ve Musevilerde de örtünme olduğu halde bu dinin mensuplarının konuyu dinlerindeki örtünme emrine rağmen çözdüklerini göz önüne almadan katı görüşlerini sürdürürler.Kadının bütün vücudunu zinet olarak gören görüş sahipleri, diğer Semavi Din Mensuplarının bu konuya nasıl çözüm getirdiklerine bakmadıkları gibi, Araf Suresi 26.Âyet’i ile Nur Suresi 60. Âyet’ini de dikkate almazlar.
2-)Diğer bir görüş de, zinetten maksadın, kadının takılarıdır, diyenlerin görüşüdür. Bu görüşte olanlar, kadının bütün vücudunu zinet olarak görmeyen ve zinetten maksadın, kadının gerdanlık, küpe, bilezik ve halhal gibi süs eşyaları ile, Tahrik edici ve davetkâr görünümlü elbiseler olduğunu söyleyenlerdir. 
Bu ikinci görüşte olanlar, kadının içini göstermeyecek, tahrikkâr olmayacak bir kıyafet içine girmesini, Allah korkusu zırhı içinde olmasını yeterli bulurlar. Bu görüşte olanların sığındıkları Âyet’ler, Araf Suresi 26.Âyet ile Nur Suresi 60.Âyet’tir. Ancak bunlar, mutaassıp çevrelerce kâfirlikle suçlanmaktan korktukları için de fikirlerini rahat rahat savunamazlar.Bu konularda  14 asırdır devam edip gelen, yaşanma şekli halk içinde iyice yarleştirildiği,aksi durumun insanı günahkar yapacağı  düşüncesi kabul edildiği için ve aşırı bir şekilde de bir mahalle baskısı bulunduğu için öyle kısa bir süre içinde, kadının zineti konusunda yumuşatıcı bir değişiklik beklemek hayal olur.
Ancak Türkiye gibi ülkelerde, halk kendisi, özellikle genç kızlar kendiliğinden zinet konusunda mahalle baskısını hiçe sayarak  yürümeye devam ediyorlar.Yani görünen o ki, dediğim gibi özellikle gençler zaman içinde o düşüncedeki din adamlarının görüşlerini bir tarafa bırakarak modern yaşamı tercih edeceklerdir. Görünen budur. Bu bakımdan, tarihin de seyrine ters düşen görüşlerinde hem din adamlarımızın hem de bazı baskıcı çevrelerin bu konudaki zorlayıcı baskılarına bir ayar getirmeleri daha faydalı olur gibi geliyor. Aslında kıyafet konusunda  ne örtünme ne de açılma konularında kişilere baskıcı olmamak, herhalde en doğru yol olacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün