;
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

İslamda Yaşam Biçimi

28 Şubat 2020 Cuma 13:46 Güncelleme : 28 Şubat 2020 Cuma 13:46

Yazıma böyle bir başlık atmamın sebebi şudur.İnsan olarak bizler çevremizdeki insanlara,topluma uyarak hayatımızı sürdürdüğümüz için pek çok şeyi, düşünmeden,herkeste gördüğümüz şekli ile yaparız. Dünyadaki bütün insanlar böyledir.Örneklersek her halde daha iyi anlaşılacaktır.Dikkat ederseniz bütün Dünya milletleri toplumlar halinde,aileler şeklinde,hısım akraba ilişkileri içinde,komşuluklar hâlinde ve arkadaşlıklar kurarak yaşarlar.Ama hiçbir ülkenin insanı “Yahu biz niye bu şekilde yaşıyoruz diye düşünmez.
Düşünmeye de gerek bile duymaz.” Çünkü hemen önünde annesi, babası, akrabaları,arkadaşları kısacası herkes öyle yaşamaktadır.O da önündeki gördüklerine uyarak  aynen onlar gibi yaşamaya  devam eder.
    Ama Allah Teâla Kıyame Suresi 36.Ayetinde, “İnsan kendisinin başıboş olarak yaratıldığını mı zanne- der.” İfadesi ile Kıyame Suresi 37. Ayetinde ki, “İnsanı yaratıp her şeyini şekillendiren Allah’tır” ifadesinden anlıyoruz ki,İnsanlar yaşamlarında kendi hallerine bırakılmamıştır.Yine Rum Suresinde, “Sizleri farklı ırklarda farklı renklerde , farklı lisanlarda kabile ve kavimler şekli ile toplumlar halinde yaşamak üzere yarattık" buyrulması  bize, Allah Teâla’nın insanlara istediği hayatı yaşatmakta olduğunu göstermektedir.  Şimdi  C. Allah’ın istediği o yaşam biçimlerinden olan  toplum hâlinde yaşamın Dini açıdan ne olduğuna bakalım.

TOPLUM HALİNDE HAYAT
    Dikkat edilirse, bütün Dünya insanlarının,Dünya milletlerinin toplumlar halinde yaşadıklarını görürüz.
Bunun en önemli sebebi,C. Allah’ın toplumlar halinde yaşamamızı istemesidir.Hucurat Suresi 13. Ayetinden bunun böyle olduğunu anlıyoruz. Bu Ayette Allah-ü Teâla  “Ey İnsanlar! Biz sizi,bir erkekle bir dişiden yarat- tık.Birbirinizi tanıyasınız, tanışasınız diye de  sizleri kabile,Kavim ve toplumlar halinde halk ettik.” (Hucurat-13) buyurması bunun delilidir.  Kuran’dan vereceğimiz diğer bir delil de,Rum Suresi 22.Ayetidir. Bu
Ayette de C.Allah, “yerleri gökleri yaratan Allah’ın,  sizleri de farklı renkte toplumlar ve farklı lisanda  ırklar halinde yaratması, O’nun delillerinden birisidir.”(Rum-22) buyarak, toplumların siyah renkte,Sarı  yada  be- yaz renkte  yaratılmış olmasını,yine toplumların lisanlarının da farklı farklı olmasını kendisinin yarattığını bil-
dirmektedir.Bu Ayetlerden anladığımız,insanların ayrı ırklarda, ayrı renklerde ve ayrı ayrı lisanlarda ama toplumlar halinde  yaşamak üzere yatılmış olmalarıdır. Öyle olmasa,bütün Dünya insanları toplumlar halinde yaşar mı?Demek ki bu şekilde yaşam insanların değil Allah’ın takdiridir.Kuran’ın bildirdiği de budur.
     Ayetlerden anlaşıldığı kadarı ile, C. Hak İnsanların yapısına,fıtratlarına ”toplum hâlinde yaşama duygusunu yerleştirerek” insanların yaşamlarına o şekilde bir yaşam şeklini vermiştir.İnsanları, gelişi güzel bir yaşam şekli içinde bırakmamıştır.Kıyame Suresindeki “İnsanı yaratıp her şeyini şekillendiren Allah’tır “ buyrulması da bunu göstermektedir.
Demek ki  insanın  yaşam programını ,toplum halinde yaşam şeklinde  yaratan Allah’tır ve o sebeple de bütün Dünya toplumları, toplumlar halinde yaşamaktadır.Toplum halinde yaşam,insanın verdiği bir karar değildir.Tamamen C. Allah’ın verdiği bir duygudur.
    
YAŞAM SERBESTLİĞİ
Hiç birimiz şundan şüphe etmeyelim ki,eğer C. Hak, insanları su içinde veya toprak altında yaşayacak şekilde yaratsaydı, bütün insanlık o şekilde yaşamak zorunda olurdu ve öyle yaşardı. Ama insanlar için öyle bir yaşam biçimi değil de bugünkü   yaşama şekli seçilmiştir. O sebeple de  bütün dünya insanları  toplum halinde yaşamaktadır. Allah tarafından insanın içine,fıtratına  yerleştirilen duygu budur.O sebeple de toplum halinde yaşamaktadır ve öyle yaşayacaktır. Kuran-i Kerim bunun böyle olduğunu bize Ayetlerle anlatmaktadır.Ama C.Allah insanın bu duygu dışındaki eylem ve işlemlerine karışmamaktadır. Yani insan, istediği şehirde, istediği apartmanda ,istediği  şekilde yaşayacaktır. Ve ya ne bileyim istediği işte çalışarak,istediği şekilde dinlenebilecektir.Yani toplum halinde yaşamak şartı ile  diğer konular da insanın bir yaşam serbestliği   vardır.
Ancak Allah,insanlara yaşatmak istediği yaşam biçimi duygusunu fıtratına yerleştirmesi dışında,insanın çevresindeki şartları da   toplum halinde yaşamasını sağlayacak şekilde yaratır.Yani insanın önüne ve çevresine toplum halinde yaşma  zaruriyetlerini  koyar. Allah, koyduğu o şartlarla da insanı,toplum halinde yaşamak zorunda bırakmıştır.Kişinin kaleme,kağıda,silgiye,elbiseye veya benzeri şeylere ihtiyacı olsa, ki hepsine ihtiyacı vardır, o zaman da kişi, bütün bunların  hepini karşılayabileceği toplum halinde yaşamayı seçmek zorunda kalacaktır.  İşte bu tür zaruriyetleri  yaratan da, Allah olmaktadır.Demek ki İnsan,toplum halinde yaşamı kendiliğinden seçmiş değildir.Ona, o tür yaşamı seçtiren Allah’tır.Bunu, bir taraftan fıtratına yerleştirdiği duygularla,bir taraftan da önüne ve çevresine  yerleştirdiği zorunlu şartlarla sağlamaktadır.
İnsanın sosyal yaşam ile  ilgili yönünü inceleyen Sosyoloji  bilimi o sebeple  İnsanı  tanımlarken, “İnsan sosyal bir varlıktır” diye tanımlar.Yani Sosyoloji insanı,toplum halinde yaşayan, diğer insanlarla 
yaşamını paylaşan,toplum halinde  yaşamak zorunda olan bir varlıktır, diye tanımlar.

AİLE ANLAYIŞININ İSLAMDAKİ YERİ
    C. Hak’kın insanlar için seçtiği ikinci bir yaşam biçimi de aileler halinde yaşam biçimidir.Bu bölümde yine Kıyame Suresi 37. Ayetini hatırlatmak zorundayız. Bu Ayet-i Kerim de Allah Teâla  “İnsanı yaratan ve her şeyini şekillendiren Allah’tır” (Kıyame-37)buyurarak, insanları aileler halinde yaşama şekline doğru itenin  kendisi olduğunu  bildirir.
        Bazı Ayetlerde bu konu ile ilgili olarak çok daha net  bilgilendirmeler vardır. Mesela  Zariyat Suresi 49.A- yetinde C. Allah,”İnsanlar için eşler halinde  yaşamayı yarattık “   buyurarak, insanların eşler halinde  ve aileler şeklinde  yaşamak üzere yaratıldığını bildirir.Ayet-i Kerimelerden şunu anlıyoruz.Sadece insanların değil,bütün canlıların  eşler halinde yaşayacak şekilde yaratıldığı ve bu duygunun da canlıların yapısına işlendiği bu sebeple de  bütün canlıların eşler ve çocuklar halinde, yani aileler şeklinde yaşadıkları anlaşılmaktadır.Bu-
nu bir  örnekle anlatırsak her halde daha iyi anlaşılacaktır..Bir kurk tavuğu  yumurtalar üzerinde 21 gün yatar ve civcivleri çıkarır.Şöyle bir düşünelim “Yumurtanın üzerinde 21 gün yatınca civcivlerin çıkacağını tavuğa kim öğretir.Tavuğa ders vererek böyle bir şeyi anlatmak mümkün mü? Elbette değil. Ama tavuk yumurta üstünde kendiliğinden 21 gün yatarak civcivleri çıkarmaktadır.Tavuğun  böyle yapması,Allah’ın,onun yapı- sına  o duyguyu işlemesinden, tavuğu o şekilde programlamasından ileri gelmektedir.
    Anlaşılan o ki, C. Allah insanların eşler ve  çocuklardan teşekkül eden aileler halinde yaşamasını iste- mektedir. Kuran’da da  istenilen budur. Rum Suresi  21. Yetinde  Allah Teâla, “Allah,Kaynaşmanız için(Evlenmeniz için) size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ eder.Bu, O’nun varlığının delillerindendir”(Rum-21)  buyuran C.Allah, Araf-189 Ayetinde de, Her  iki tarafın da  huzurlu bir yaşama kavuşması, “Eşlerin birbirine huzur dolu bir yaşam vermesi için  erkek ve kadının  birbirine eş olarak yaratıldığı bildirilerek evlilik,dolayısı ile de aileler halinde bir yaşam tavsiye edilmektedir.(Araf-189)  
Demek ki Allah,insanların evlenmesini, aileler hâlinde yaşamasını istiyor. Ve insanların yapılarını da, ona göre programlıyor. Bu Ayet-i Kerimelerle C. Hak, “Aranızda,sevgi,saygı, merhamet ve şefkat gibi güzel duyguların peydah olması için aileler halinde yaşayacak şekilde yaratıldınız.Bu,   benim varlığımın da bir delilidir”, buyurarak insanların eşler halinde yani aileler hâlinde  yaşamasını uygun bulduğunu bildirmektedir.
    Ailelerin düzgün ve güzel gitmesi için de Tahrim Suresi 6. Ayetinde C. Hak,  “Ey İman eden anne ve babalar,Kendinizi ve ehliniz altında olan eş ve çocuklarınızı, yakıtı taş ve insan olan  Cehennem ateşinden ve (Dünya kötülüklerinden) koruyun.”emrini vermektedir.Kısacası Allah istiyor ki insanlar toplum halinde yaşasınlar.Ama toplum da aileler halinde yaşamını sürdürsün.Bu emirlere göre toplumun en küçük  birimi aileler  olmaktadır.Bir başka ifade ile Aile,toplumun yapı taşı görevini sürdürmektedir.
    Özetlersek,hiçbir kimse,hiçbir toplum  kendiliğinden dilediği şekilde bir yaşam tarzına sahip değildir.Toplum halinde yaşam da,aileler halinde yaşam da  C.Allah’ın koyduğu düzen gereğidir.Ama bizler bunun böyle olduğunu bile fark etmeden  toplumda gördüğümüz  şekilde yaşamamızı sürdürmeye devam ederiz.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün