Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

İslam Dini ve Diğer Semavi Dinlerdeki Vahiy Anlayışı

27 Mart 2020 Cuma 11:49 Güncelleme : 27 Mart 2020 Cuma 11:52

 Vahiy, gizli konuşma, fısıldamak anlamlarına geliyor. Ancak Allah, Kuran’ın vahiy edilmesi konusundaki vahiy şeklini bu anlamlarda görmüyor. Allah Teâla, Kuran’da vahiyi,Cebrail ile Peygamberimiz arasında gerçekleşen özel bir haberleşme şekli olarak gösteriyor.Vahiy ya bu şekilde Cebrail aracılığı ile  oluyor.Ya da direk Peygamberimizin kalbine aklına yerleştirmek şeklinde oluyor.Ama kesin olan şudur ki, Vahiy, Allah katından gelen emir ve yasaklar ve dini bildirilerdir. Vahiy konusunda İslam Dini, diğer semavi dinlerden olan Musevilik ve Hristiyanlıktan ayrılır. İslamiyet’te Kuran, her yönü ile vahye dayanır. Allah’ın, Cebrail vasıtası ile veya doğrudan Peygamberimizin, akıl ve kalbine yerleştirdiği emir ve yasaklardan ibarettir. C.Allah Kuran’da “Elbette ki Rabbülâlemin, Elbette ki Ayetleri(Kuran’ı) Cebrail aracılığı ile senin  kalbine yerleştirmiştir.” buyurarak  bu durumu bildirmektedir.

   Hristiyanlık bu şekilde doğrudan kalbe indirme veya Cebrail vasıtası ile vahiy gönderme şeklinde değildir. Onların inançlarına göre Hristiyanlıkta vahiy, Ruhul Kudüs’ün verdiği vahiy ve ilhamlarla gerçekleşen bir olaydır. Bu şekildeki  farklılıklar nedeniyle İncil sayısı bir ara 103'e ulaşmıştır. Zaman içinde de bu sayı Hristiyan din adamları vasıtası ile 27 ye indirilmiştir. M.S. 325 yılında yapılan İznik konseyinde de 4 e indirdiği bilinmektedir. Ve şuanda da kitap sayıları dörttür.Ama görüldüğü gibi İncil’i yazanlar kişilerdir.Ancak,Hristiyanların iddiaları,İncillerin hepsi de, Ruhul Kudüs’ün bildirdiklerinden,Ruhul Kudüs’ün vahiylerinden başka bir şey değildir.Yazan kişiler(Bir yönü ile peygamberler)Ruhul Kudüsden gelen vahiyleri, kendi kelime dağarcığındaki kelimelerle,kendilerine ait sözlerle yazmışlardır.Anlamı tamamen Tanrılarına ait olmasına karşılık,sözler  farklı kişilerce yazıldığı için farklı olmaktadır.İddialarına göre farklı sözlerle de izah edilse,izah edilen aynıdır.

 

HRİSTİYAN VE YAHUDİLERDE

VAHİY ANLAYIŞI

 

   Vahiy, Allah’ın insanlarla ya rüyada, ya doğrudan kalbe İlhami ile ya da vahiy meleği vasıtası ile veya perde gerisinden konuşma şekli ile emir ve yasaklarını gönderdiği haberleşme şeklidir. Yani Vahiy, C.Hakkın insanlarla ilişki kurma şekline verilen isimdir. Semavi Dinlerde, C.Allah’ın insanlarla kurduğu bu haberleşme şeklinde farklılıklar görülür. Yahudilerde,İslamiyet’te olduğu gibi Vahiy meleğine yer verilir.Ama sadece Melekle değil başka başka şekillerde de haberleşme olduğu inancı vardır.Bu konu Yahudilerde  Musevilik dininin kutsal metinlerle ilgili bütün külliyatına verilen isim olarak geçen Tanah’ta konu edilir. Bu Külliyatta, Hz. Musa’nın Rabbi ile Tur dağında temasa geçtiği ve ilk vahyinin, Rablerinin taş üzerine yazılı olacak şekilde gerçekleştiği, daha sonraları ise,Hz. Musa’nın Rableri ile konuşma şeklinde irtibata geçtiği, bazen de Rableri katından gönderilen Vahiy meleği ile de vahyin gerçekleştiği inancı vardır. Ama Tevrat’ın,bozulması ve kaybolması dolayısı ile Hz. Musa dışında başka Yahudi Peygamberleri tarafından da tekrar tekrar yazılmış olması,Tevrat’ın anlamının Rablerine ait olduğunu ancak sözlerin ise, Kaleme alan peygamberlere ait sözler olduğunu göstermektedir.Yani Musevilik inancına göre, onların vahiylerinde sözler peygamberlere aittir. Ama anlam ve ifadelendirmeler, yani verilen emir ve yasaklar tamamı ile Rablerine aittir.  

   Hristiyanlarda ise vahiy konusu ile ilgili durum daha da farklıdır. Vahiy Melek Cebrail vasıtası ile gelmez. Onlardaki inanç, İncili yazan kişiler,yani peygamberler, Kutsal ruhun esinlemesi sonucunda, Rablerinin emirlerini yasaklarını kendi sözleriyle kaleme alırlar.Kutsal kitaplardaki bilgiler Rablerine ait bilgilerdir. Ama, ifadelendirme şekli,yani  ifadelendirilmek için sarf edilen sözler kutsal kitabı yazan,kaleme alan kişilere aittir.Ancak kutsal kitaptaki o sözlerin anlamı,o sözlerle ifadelendirilmeler, emir ve yasaklarla ibadete ait bilgiler, tamamen Tanrılarına ait emir ve yasaklardır.Hristiyanlardaki Vahiy, Kutsal Ruh ismini verdikleri Rablerine ait bildirimler, Rablerine ait bilgilerdir. Demek ki Hristiyanlıkta Cebrail, aracı olarak kabul edilmez. Ama Yahudilerde kısmen de olsa kabul edilir. Hristiyanlık inancında, Kutsal Ruh insanlara ilham ederek  Allah’ın emirlerini onlara sadece anlatır ve duyurur. Kaleme alma da, kişilerin kendilerine ait sözlerle olmaktadır.

   İslamiyet’te ise  vahiy anlayışı daha farklıdır. Hristiyanlar her ne kadar Cebrail’den bahsetmeseler de, Kutsal Ruh dedikleri İslam’a göre Cebrail’den başkası değildir. Bu bakımdan vahyin peygamberlere iletilmesindeki melek konusunda  beraberlik vardır. Kuran-ı Kerim’den anladığımız budur.Ama Hristiyanlık'daki Kutsal Ruh, Allah’tır. Halbuki İslam’a göre Cebrail Allah değil sadece melektir.

   Onlarda, sadece on emrin bizzat Allah tarafından  taş üzerine kazınarak vahyedildiği, diğer   kutsal kitapların ise, Rableri ile sürekli konuşan Hz. Musa tarafından yazıldığını kabul etme vardır. Ancak Tarihin seyri içinde Tevrat’ın da zaman zaman insanlık hayatından çıktığı,sonradan gelen Yahudi peygamberlerin ise Tevratı tekrar  yazdığı İsrailiyat kaynaklarında da geçmektedir.  

 

İNCİL VE TEVRAT KİMLER 

TARAFINDAN YAZILMIŞTIR?

 

   Tevrat’ın, Rabbin emri üzerine Hz. Musa tarafından yazıldığı inancı vardır. Dört İncil ise şu kişiler tarafından yazılmıştır.

  • Matta İncili, Havvarilerden Matta tarafından yazılmıştır.

  • Markos İncili, Markos tarafından yazılmıştır.

  • Luka İncili, Doktor veya ressam olduğu söylenen Luka tarafından yazılmıştır.

  • Yuhanna İncili ise Yuhanna tarafından yazılmıştır.

 Ancak kitaplarındaki Ayetler, Kutsal Ruh tarafından  peygamberlere ilham edilen Allah sözleridir. Ama  Tanrı sözlerinin kelimelerle ifadelendirilmesi, yani kurulan cümleler,seçilen kelimeler tamamen peygamberlere veya kişilere aittir. Ayetlere, İslamiyet’te olduğu gibi,noktasına virgülüne varıncaya kadar Allah’a ait olarak bakmazlar. Dediğimiz gibi anlamını Allah’a ait olarak görürler.Sözlerin peygamberlere, ya da yazanlara ait olduğunu kabul ederler.İncil de bu durum şöyle izah edilir. “Kutsal yazılarda bulunan hiçbir peygamberlik sözü, Kimsenin özel yorumu değildir. Çünkü hiç bir peygamberlik sözü, insanın isteğinden kaynaklanmadı. İnsanlar kutsal Ruh tarafından yöneltilerek Tanrı'nın sözlerini ilettiler.” (Petrus-1/4 20,21) Piyasa da farklı farklı İncillerin  olmasını ve bütün İncillerin de aynı ve benzer olmalarını, buna delil olarak gösterirler.

   Kısacası, Hristiyanlık ve Musevilikte kutsal kitaplar peygamberlerin, kişilerin yazdığı kitaplardır. Ama İslamiyet’te durum çok farklıdır. İslamiyet’te Kuran, tamamen Allah’ın sözleridir. Peygamberin bir tek kelime ve harf ilavesi bile olamaz. Ayetler, sözü ile de anlamı ile  tamamen Allah’a aittir. Kuran’ın bir harfi bile peygambere ait değildir. Cebrail veya C. Allah, Ayetleri, Peygamberimizin hafızasına ve kalbine indirir. Ve indirilen Ayetin de Allah tarafından peygamberin ezberlemesi sağlanır.Kuran’da, “Elbette ki Rabbülâlemin, Elbette ki Ayetleri (Kuran’ı) Cebrail aracılığı ile senin  kalbine yerleştirmiştir.” buyrulması bunu anlatır.

   Tekrar söylersek,Hristiyan ve Yahudiler de,sözlerin anlamı Tanrılarına aittir.Ama o anlamdaki sözler peygamberlere ve kişilere aittir.Yani Onlara göre peygamber,Tanrının bildirdiklerini kendilerine göre, başka başka kelimelerle izah edebilirler.İslamiyet’te ise noktası,virgülü, tek bir harfi bile Allah’a aittir.

  Demek ki,diğer Semavi dinlerdeki kitapların indirilişi yani vahyi ile İslamiyet’teki Vahiy anlayışı, çok farklıdır.

 

İSLAMİYET’TEKİ  

VAHİY  ÇEŞİTLERİ 

   
  İslamiyet’te Vahiy Allah katından, Cebrail vasıtası ile veya doğrudan peygambere  gelen emir ve yasaklardan ibarettir. Allah katından gelen bu emir ve yasakları da, üç grupta toplayabiliriz.

 

  • Cebrail(as)’in  insan şeklinde görünerek vahyi iletip dönmesi şeklinde olan vahiyler.

  • Veya Cebrail(as) görünmeden getirdiği vahyi doğrudan peygamberimizin kalbine ve aklına yerleştirip dönmesi şeklinde olan vahiyler.

  • Bir üçüncü şekli de C. Allah’ın aracısız, doğrudan Peygamberimizin akıl ve kalbine vahyetmesi şeklinde olan vahiyler. Kuran ve hadislerden anladığımız budur.

 

VAHİY SIRASINDA PEYGAMBERİMİZDE 

BİR DEĞİŞME OLUYOR MU?
 

  Vahiy geldiği zamanlarda peygamberimiz de değişme oluyor mu? Sorusu akla gelebilir.Tabi oluyor. Üç değişikliğin olduğu hemen anlaşılıyor.

1) Birincisi, sanki dünya ile irtibatını kesmişcesine  vahye yönlendirildiğinin görülmesi. 

2) Titrediğinin,terlediğinin görülmesi.

3) Üçüncüsü ise, Vahiy sırasında Peygamberimizin, Ayetleri hafızasında zapt etmek amacı ile sık sık dudaklarını kımıldattığı, sanki karşısındaki birisi ile konuşuyormuş gibi bir tutum içine girdiğinin,heyecanlandığının  görülmesidir. 

Bu durumla ilgili olarak Kuran’da, durmadan dudaklarını kımıldatması sebebiyle de, Allah(cc) tarafından  uyarıldığı görülmektedir. Kıyamet Suresi 16 ve 18.Ayetlerin de C.Allah Peygamberimize  hitaben, “Vahyi çarçabuk almak için dilini kıpırdatmaonu toplamak ve hafızanda tutmak  bize aittir. Onun için(Cebrail) sana Ayetleri okuduğu zaman sen onu dinle ve ona uy. (Çok telaşlanmana gerek yok)” (Kıyame-16,18)

 

VAHİY GÜNDÜZ MÜ,GECE Mİ GELİYOR?

UYURKEN DE GELDİĞİ OLUYOR MU?
 

   Peygamberimizden öğrendiğimize göre Vahyin gerçekleşmesi, bazen rüyada bazen uyanık halde 

iken de oluyordu. Ancak Cebrail(as) bazen bir delikanlı şeklinde yani  genç bir insan şeklinde görünüyordu. Bazen da görünmeden vahyolunan ayet ve sureleri, peygamberimizin kalbine unutmayacağı şekilde  intikal ettiriyordu. Bu durumu da Şura Suresi “Rabbülâlemin, Elbette ki Ayetleri(Kuran’ı) Cebrail aracılığı ile senin  kalbine yerleştirmiştir.” Ayetinden anlıyoruz. Bu Ayet bize, vahiylerin genelde Cebrail ile geldiğini bildirmektedir. Anlıyoruz ki,vahyin esas cereyan ettiği şekli, Cebrail(as) ile gerçekleşen şeklidir. Peygamberimize gelen vahiylerin büyük bir kısmı bu şekilde gelen vahiyler olmuştur. Ve Yine peygamberimizden öğrendiğimiz kadarı ile Vahiy gündüz de, gece de rüyada iken de gelmiştir. Özellikle peygamberimizin ilk 6 ayında vahiyler, hep rüya halinde iken gelmiştir. Ama vahiylerin  en çoğu, gündüz ve Cebrail ile gelen vahiylerdir.

 

PEYGAMBERİMİZE VAHİY 

GELDİĞİNİ GÖRENLER VAR MI?

   
  Evet Peygamberimize vahiy geldiğini görenler olmuştur.En çok Eşi Hz. Aişe,Vahiy Katiplerinden  

Zeyt Bin Sabit ve Hizmetlisi Hz. Enes görmüştür. Nakledilen hadislerden ve rivayetlerden anlaşılan budur. 

   Hz. Aişe, çok soğuk bir gün akşamında gelen vahiy sırasında Peygamberimizin yanında iken vahiy geldiğine şahit oldum.Vahiy kesildiği zaman gördüklerinin de  kendisini çok şaşırttığını şöyle ifade eder. “Ben gerçekten Peygamberimize soğuğun şiddetli olduğu bir günde vahyin geldiğine şahit oldum. Vahiy kesildiği zaman Peygamberimizin Şakakları şapır şapır terler durumdaydı.” (Tirmizi)

   Hz. Aişe validemizin bildirdiğine göre,yine vahiy katiplerinden  Zeyd bin Sabit bir vahiy sırasında peygamberimizin durumuna şahit olanlardan olduğunu bildirerek şunları söylüyor. “Ben Peygamberimizin huzurunda vahiy yazıyordum. Vahiy  geldiği zaman Resulullah’ı şiddetli bir sarsıntının kapladığını gördüm Şakakları inci taneleri gibi  ter dökmeye başladı. Peygamberimizin açılması ancak vahyin kesilmesinden sonra mümkün oluyordu.” (Buhari,Müslim Tirmizi)

   Yine  Beyhaki’den rivayet olunan bir Hadis’te de Hz. Aişe’nin  “Resulullah efendimize vahiy geldiği zaman, üzerine bindiği devesi vahyin ağırlığı sebebi ile  yere çökerdi. Şakaklarından da ter dökülürdü. Çok vahiyde Peygamberimizin yanında oldum. Bu durumları sürekli görürdüm. Soğuk bir günde olsun. Aynı durumlar görülürdü.” (Beyhaki)

   Bu nakledilenlerden anlıyoruz ki, vahiy zamanında eşi Hz. Aişe’nin daha çok orada olduğu, peygamberimizin yanında bulunduğu, Hz. Aişe dışında da yanında bulunanların olduğu anlaşılmaktadır. Öyleyse  vahiy zamanında peygamberimizi görenler vardır.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün