Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

İslam dini, felsefe ve dünyanın fizik ötesi boyutları

25 Eylül 2020 Cuma 09:37 Güncelleme : 25 Eylül 2020 Cuma 09:37

Felsefe, genelde nedenin nedenini, başka deyişle ilk sebebini arayan, İslam’a ters düşen sorgulamalar yapan bir bilim olduğu için, İslam âlimleri Felsefe bilimine soğuk bakarlar. Bir örnekle anlatırsak herhalde daha iyi anlaşılacaktır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi Felsefe bir şeyin nedenin nedenini arayan ve ilk nedene ulaşmak isteyen ve her şeyi serbestçe sorgulayan bir bilimdir. Onun için, sorgulama yönü itibarıyla, İslam âlimleri arasında tartışma konusuna sebep olur. Mesela Tanrı vardır tezini, sorgulamaya açarak, “Tanrı var mıdır, yok mudur? Tanrıyı yaratan kimdir”, Tanrı ne zamandan beri vardır” gibi İslam’a ters düşen sorgulamalara girer. Bu sebeple İslam uleması felsefeye soğuk bakar. Yine bu sebeple İslamiyet’te felsefe yerine Kelam bilimi devreye sokulur. Kelam bilimi de sorgular ama bunu, İslami kurallar içinde kalarak yapar.

 

KELAM İLE FELSEFENİN SORGULAMA FARKLILIĞI

Aslında Kelam da sorgulama yapar ama onun sorgulaması Felsefeden farklıdır. Bu farkı şöyle izah edebiliriz. Aynı örnek üzerinde durarak anlatırsak işimiz daha kolaylaşacaktır. Kelam da, “Allah var mıdır, yok mudur, tek midir, yoksa birden fazla mıdır?” sorularını sorar.Ama Kelamda esas olan, önce Allah’ın varlığını birliğini kabul etmek ve O’na yürekten inanmak vardır. Önce inanılacak, sonra yok olmasının mümkün olma- yacağı, iki tanrı olmasının da mümkün olamayacağı sorgulamasına geçilir. Demek ki Kelam'da sorgulama, Allah’ın varlığının, birliğinin ispatı için, başka bir durumun olamayacağının gösterilmesi için yapılır. Kelam, hiç bir zaman başka bir alternatif durumun olabileceği fikrine yol açacak sorgulama yapmaz. Yani Kelamın sorgulaması, felsefe gibi bağımsız değildir. Kelamın sorgulama yapmaktaki amacı, dini kuralların, Allah’ın varlığı ve birliği gibi inançların doğruluğunu ispatlamaya yönelik bir amaçtır.

Kelam, vahiyle nazil olan nakli bilgilerin doğruluğunu ispatlamak için sorgulama yaparken, felsefe serbest bir düşünme şekli ile sorgulama yapar. Felsefede, Kelamda olduğu gibi Allah’ın önceden varlığını birliğini kabul etme gibi bir düşünce yoktur. Bu bakımdan diyoruz ki, Felsefenin sorgulaması bağımsız bir sorgulamadır. Öyleyse, Felsefe ile Kelamın önemli ayrılık noktalarından birisi, sorgulama yöntemleridir.

Bütün bunlara rağmen, Felsefe son yıllarda İlahiyat Fakülteleri'nde İslam Felsefesi, ya da Din Felsefesi, Din Sosyolojisi gibi bilimler yer almaya başlamıştır. Ve halen de bu dersler okutulmaktadır. Demek ki İslam Dini'nin, Felsefeye soğuk bakışı, bazı törpülemeler yolu ile giderilmeye çalışılmaktadır. Ama tabi yine de bu derslerde, Kelam biliminin tuttuğu yol esas alınır.

 

METAFİZİĞİ İNCELEYEN İSLAM FELSEFECİLERİ

Metafizik sahaya baktığımız zaman, metafiziğin esas konusunun ne olması gerektiği konusunda filozofların, tam bir mutabakat içinde olmadıkları görülür. Metafizik, fiziğin üstünde, ötesinde ya da dışında sayılan düşünce ile ilgili sahadır. Bu konu üzerinde ciddi olarak İlk kez Aristo, Platon gibi Eski Yunan düşünürleri durmuşlardır. Daha sonraları İslam filozoflarından, “Düşünmek ruhun kendisiyle konuşmasıdır.” diyen Farabi (X. Yüzyıl) ile İbn-i Rüşd, Gazzali, İbn-i Haldun ve İbn-i Sina gibi İslam filozofları da metafizik konusu üzerinde durmaya başlamışlardır.

 

KUR'AN VE HADİSLER DÜNYANIN DÖRT BOYUTU OLDUĞU İZLENİMİNİ VERMEKTEDİR

Dünyanın maddi ve manevi boyut sayısının dört olduğunu söylerken tabi mümkün olduğu kadar delilleri göstererek bu sayıyı verdiğimizi de söylersek, herhalde daha isabetli olur. Şimdi sırayla bu boyutlara bakalım.

1) Dünyanın birinci boyutu olarak, insanların ve diğer canlıların yaşadığı dünyanın fiziki boyutunu, yani maddi boyutunu gösterirler. Ki bu boyut, dünyadaki bütün canlıların yaşadığı, denizleri ile dağları, şehirleri ile var olan ve gözle görülen dünya boyutudur. Biz bu boyuta, maddi yapıdaki dünyamız olarak bakarız.

2) Dünyanın ikinci boyutu ise, cinlerin, şeytanların yaşadığı bizim göremediğimiz ama onların bizi gördüğü, izlediği doğaüstü boyutudur. İslam’a göre cinler ve şeytanlar dünyada ama dünyanın bir başka boyutu olan ve farklı bir zaman boyutu olarak kabul edilen ilk mâna boyutunda yaşamaktadırlar.

Bunu, Kur'andan anlıyoruz. Kur'an-ı Kerim'de “Cinler, şeytanlar ve kabileleri, sizin onları göremeyeceğiniz yerden sizi görür ve seyrederler” (Araf-27) buyrulması böyle bir boyutun varlığını gösterir. Bu ayetten şunu anlarız. Cinler, bizim göremeyeceğimiz bir yerden, ama bizi görecekleri, bize yakın bir yerden bizi seyrediyorlar. Bu ifadeler, cin ve şeytanların bize en yakın olan bir dünya boyutunda oldukları izlenimini vermektedir. Demek ki dünyanın diğer bir boyutunda, yerin hemen üzerindeki ruhani özellikli atmosfer boyutunda yaşıyor olabilirler. Çünkü Kur'an’da “Sizin onları göremeyeceğiniz yerden onlar sizi seyrederler” buyruluyor. Böyle olunca cinlerin, dünyanın insanları seyredebilecek, dünyanın insanlara yakın olan bir boyutunda, yaşamaları gerekir. Öyle olmasa, cinlerin insanları görmesi herhalde mümkün olamaz.

Yine Kur'an-ı Kerim'den anlaşıldığına göre cinler ve şeytanlar, insanların arasında da dolaşıyorlar. Yeryüzüne de iniyorlar. Ama cinler devamlı olarak insanların evinde yatağında banyosunda yaşayamaz. Çünkü Kur'an’da bildirildiğine göre onlar da aileler halinde yaşıyorlar. Kehf Suresi 50. ayetinde, “Cinlerin yiyip içtikleri, erkeklik ve dişilikleri olduğu üredikleri, doğum olayı ile çoğaldıkları ve aynen insanlar gibi sonunda öldükleri anlatılır.” Zariyat Suresi'nin 56. ayetinde, “Ben cinleri ve insanları beni tanısınlar, bana kulluk etsinler diye yarattım” buyurması, cinlerin insanlardan farklı bir yaşam içinde olmadıklarını, belli sorumluluklarının olduğunu o amaçları için yaratıldıklarını göstermektedir. İslam alimlerinin görüşü de bu yöndedir. Bu ayetlere göre dünyada yaşayan ve cin diye bilinen ruhani varlıklar, dünyanın insanlara en yakın boyutunda olmaları daha bir doğru düşünce olmalıdır.

3) Dünyanın üçüncü bir boyutu ise, Hz. İlyas ile Hz. Hızır’ın yaşadığı kabul edilen doğaüstü dünya boyutudur. Dünyanın bu boyutunda da, İslam âlimlerinin görüşüne göre C. Allah tarafından insanların dar zamanlarında onları kurtarma görevi ile görevlendirilen Hızır (as) ile İlyas Peygamber yaşamaktadır. Yine Bir kısım ulemanın görüşüne göre Hızır (as) karadaki insanların kurtarılması ile ilgilidir. İlyas peygamber de denizlerdeki insanların kurtarılması ile ilgilidir.

Hızır ve İlyas (as) ile ilgili bazı İslam ulemasının görüşüne göre, kabul edilen bir görüş de, C. Hakkın izin ve müsadesi ile bu iki Allah’ın sevgili kulunun, her sene 5 Mayıs'ı 6 Mayıs'a bağlayan gece bir araya gelerek Hıdırellez bayramını kutlayan Müslüman’lara tuttukları dileklerinin kabul olması için dua ettikleri inancının olmasıdır. Bu olay sebebi ile de baharın geliş müjdesi olarak kutlanan o bayrama, Hıdırellez isminin verilmesi bu sebepledir.

Bu olaylar ve inanışlar sebebi ile ayrıca, Cumhuriyetin yetiştirdiği A.Hamdi Aksekili Tefsirin de Elmalılı ve Hasan Basri Çantay gibi değerli din adamlarımızın tefsir ve kitaplarında. “Dünyada dört kişi yaşamını hâlen sürdürmektedir. Bunlardan ikisi (Hz. İsa ve Hz. İdris) gökyüzünde yaşamlarını sürdürürken, diğer ikisi olan Hz. Hızır ve İlyas Peygamber de yeryüzünün değişik bir boyutunda yaşamlarını sürdürmektedirler.” denilmesi sebepleri ile Hz. Hızır ve İlyas Peygamberin dünyanın bir diğer boyutunda yaşadığına inanma vardır. O bakımdan biz de Hızır ve İlyas hazretlerinin yaşadığı bir üçüncü boyut olduğu kanaatine varıyoruz. Öyleyse bize göre dünyanın üçüncü boyutu da bu boyut olmaktadır.

4) Dördüncü boyutu ise, Hz. İsa ile İdris Peygamberin yaşadığı yer olarak kabul edilen Sidretül Münteha boyutudur. Kur'anda da, hadislerde de Sidretül Münteha ifadesi geçmektedir. Bu iki peygamberin yaşadığı dünyanın dördüncü boyut olan Sidretül Münteha boyutu, peygamberimizin İsra ve Miraç mucizelerinin gerçekleştiği anda gördüğü boyuttur. Yine peygamberimizin bildirdiğine göre gökyüzünün 6. katıdır ve varlıklar âleminin de son katı olarak kabul edilir. Sidretül Münteha boyutu, son sınır olarak kabul edilen ve bir kiraz ağacı ile onun sediri vasıtası ile de yedinci kata (Allah katına-Arşı âlaya) geçişin yasaklandığı dünyanın ve varlık âleminin son noktası,son sınırıdır.

Ayrıca bu Sidretül Münteha boyutu, melekler âleminin de, Cebrail(as)’in de Cennetül Meva’nın da bulunduğu boyuttur. Peygamberimizin, İsra ve Miraç mucizesi olayında, aynı boyutta olan cennet ve cehennemin de kendisine gezdirildiğini anlatması, cennet ve cehennemin de bu boyutta olduğu bilgisini vermektedir. Dünyanın ve evrenin son boyutu da bu boyuttur.

 

İslam’a göre dünyanın fizik ötesi boyutu

Tekraren söyleyelim, fizik ötesi âlem dediğimiz âlem, Mâna âlemi ya da doğaüstü âlem dediğimiz âlemdir. Bir başka ifade ile dinen var olduğuna inanılan, filozoflarca da inceleme konusu yapılan ruhani âlemdir. İslam ulemasına göre, nasıl üzerinde yaşadığımız gözle görebildiğimiz, elle tutabildiğimiz dünyamızdaki bu maddi varlıklar âlemi varsa, bir de yine dünyada ama dünyanın diğer boyutlarında bulunan ve varlığına kesin inanılan Mâna âlemi dediğimiz doğaüstü âlem vardır. Bazı İslam âlimlerine göre dünyadaki bu doğaüstü âlem, bir tane de değildir. Katlardan ve kademelerden oluşan birbirinden farklı farklı boyutlar şeklinde bir görüntü içinde olan bir âlemdir.

Doğaüstü âlem dediğimiz bu âlem, Kur'an ve hadislere ve de tabi İslam ulemasının görüşlerine göre şekillendirilen bilgilerdir. Tamamen, düşünceye, yoruma ve inanca dayanan ve yine tamamen doğa üstü bir görüş olarak kabul edilen âlemdir.

Genelde dünyanın fizik ötesi sahasındaki boyut sayısı din ulemalarının görüş ve yorumlarına göre farklı farklı sayılarda gösterilir. Dünyadaki Mâna âlemi boyut sayısını, 2 olarak kabul edenler olduğu gibi, 14 olarak kabul edenler de vardır. Biz konuyu incelediğimiz de dünyanın fiziki boyutu ile beraber dört boyutunun (dört mâna boyutunun) olduğu kanaatine vardık. Tabi bu kanaate varılmasının sebebi, Kur'an ve hadislerdeki verilen bilgilerdir. Biraz sonra bu bilgilendirmeleri yapan ayet ve hadisleri de göreceğiz.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün