Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Allah Herşeyi Bilir Mi?

13 Mart 2020 Cuma 10:17 Güncelleme : 13 Mart 2020 Cuma 10:17

Kuran-ı Kerime göre her şeyin yaratıcısı olan Allah, eşi emsali olmayan, ezeli ve ebedi olan ve insanın ne konuşacağına ne düşüneceğine varıncaya kadar her şeyi bilen yüce bir yaratıcıdır. Bizim içimizde olan ve bize şah damarımızdan daha yakın bulunan Allah, Gizli de yapsak, kimseye göstermeden de suç işlesek yine de bilir. Mülk Suresinde bu durumu şöyle bildirir:”(siz) sözünüzü ister içinizde gizleyin, ister açığa vurun, (Allah için)hepsi birdir. Çünkü Allah gönüllerin künhünü dahi bilir. O, Yarattığı mahlukunu hiç bilmez olur mu?”(Mülk-13,14) Bu Ayet-i Kerime’den de anlaşılacağı gibi insan olarak biz, düşüncelerimizi, konuşacaklarımızı içimizde saklasak dahi O, bunların tümünü bilir.
Aslında inanan ve Kuran’ın Allah katından geldiğini kabul eden birisinin, hiçbir şeye ihtiyaç kalmadan Allah’ın her şeyi bilebileceğini kendi düşüncesiyle çözmesi mümkündür. Çünkü İçimizde ki ruh dediğimiz cevher, öz varlığımız, O’nun bizdeki varlığıdır. Biz, O’na ait olan o içimizdeki cevherle birlikte yaşıyoruz. Bizi canlı yapan, yürüten, konuşturan, sevdiren, o güçtür, o kudrettir. Öyleyse kabul edelim ki içimizdeki o güç ve kudret, C. Allah’ın affına sığınarak söylüyorum; O’nun kamerasıdır. Böyle olunca Allah-ü Teâla bir insanın ne yaptığını ne konuştuğunu hiç bilmez mi? Elbette bilir. Çünkü O, bize bizden daha yakın ve O’na ait Öz içimizde.“Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin kendisine fısıldadıklarını dahi biliriz. Ve biz ona şah damarından daha yakınız.(Kaf-16) C. Allah Bu Ayet’i Kerime’de de bunu açıklıyor
Araba kiralıyoruz. Bize verilen o kiralık arabaya takılan bir âletle nerelere gittiğimiz, ne yaptığımız, şu anda nerede olduğumuz belli olmuyor mu? Tabi ki oluyor. Şimdi düşünelim. Arabada bizi kontrol altına alan neticede bir insan. Buna karşılık bir de Evreni yaratan Yüce Yaratıcı gibi sonsuz bir gücün sahibini düşünelim. İnsanın her şeyini bilemez mi?
C. Allah sadece, İnsandaki olanları değil, Evrende olan küçücük bir hareketten dahi haberi olan bir yaratıcıdır. Yunus Suresi 61. Ayet’inde bu durum açıklanmaktadır.
“Sen ne zaman bir işte bulunsan, Yeryüzünde veya Gökyüzünde zerre ağırlığınca bir hareket olsa Rabbinden uzak ve (gizli) kalamaz.” (Yunus-61)Yine Bakara Suresi 231.Ayet’inde;”Bilesiniz ki Allah her şeyi bilir” denilerek bir vurgu da bu Ayet’te yapılmaktadır.
Ayet’lere dikkatlice bakarsak, sürekli şekilde Allah Teâla’nın her şeyi bildiğinden, her şeyi bilebileceğinden bahsedilmektedir. Bir İslâmi yazarımızın yazdığı bir yazıda okumuştum. Yazarın ifadesi ile “Her şey dediğiniz zaman, artık her şeyin dışında hiçbir şey kalmamaktadır” Bu, C.Hakkın olan veya olacak olan her şeyi bildiğini gösterir.
Yine Kuran’dan anlıyoruz ki, Allah, bir şeyin olmasını isterse sadece “OL” demesi, düşünmesi yeterlidir. Enam Suresi 73. Ayet’i ile Bakara Suresi 117.Ayet’inden de bunun böyle olduğunu öğreniyoruz: bilmediği bilemeyeceği hiçbir şeyin olamayacağı anlamına gelmektedir. Ki gerçekte böyledir. Bu görüşü güçlendirici bir iki Ayet’e daha bakarsak her halde konu daha iyi anlaşılacaktır.
“Her dişinin neye gebe kalacağını, rahimlerin neyi eksik, neyin ziyade edeceğini Allah bilir. O’nun Katında her şey bellidir.”(Rad-8) Görüldüğü gibi Ayette yine Her şey ifadesi ile anlatılmaktadır. Ve ayrıca bu Ayet de önemli bir konu hakkında da bilgilendirilme yapılmaktadır. Bugün biliyoruz ki Dünyada kadın ve erkek sayısı hemen hemen aynı sayılar da devam etmektedir. Ve asırlardır da bu dengede, bozulmadan sürüp gelen bir dengeleme vardır. Dünyada kadın sayısı veya erkek sayısı kat kat diyeceğimiz bir oranda artış gösterse veya azalsa yaşam dengesi bozulmaz mı? Elbette bozulur. Yani mesela kadın sayısı tahmin edemeyeceğimiz kadar azalsa ne olur bir düşününüz.
Bugün toplumlarda görülen kadın kız kavgaları, Devletlerarası kavgaya dönüşmez mi? Şimdiye kadar devletler veya kavimler arasında bu gibi veya benzeri bir kavga, bildiğim kadarı ile olmamıştır. Niçin olmamıştır. Allah, kadın erkek sayısındaki oranı kavgaya dönüşecek şekle getirtmemiştir de ondan olmamıştır.. Yukarıda zikredilen Rad Suresi 8. Ayetinden anlıyoruz ki C. Allah, ana rahmine bile hâkim ve dengeyi bozdurmayacak kontrole sahiptir.
Kuran-i Kerimden anlıyoruz ki, Allah Teâla Evreni ve Evrende olan her şeyi kontrol altında tutuyor. İnsanlar bilimde mesafe aldıkça, bunun böyle olduğunu da görüyorlar. Ve yine anlıyoruz ki, insanların, Meleklerin, peygamberlerin dahi bilemeyeceği her şeyi O biliyor. Mesela İnsanı yaratacağı zaman Meleklerin buna, İnsanların Dünyayı karıştıracağı, kan dökeceği düşüncesi ile karşı çıkarak, “Ya Rabbi biz yetmez miyiz diye bir serzenişte bulunmuşlardı.(Buna karşılık da) C. Allah: Sizin bilemeyeceğinizi her halde ben bilirim.”(Bakara-30) buyurarak Meleklerin de her şeyi bilemeyeceğini bildirmişti.
Evrende ve Dünyada öyle sırlar ve öyle önemli bilgiler vardır ki onların bilgileri sadece Allah’a aittir. Başka hiç kimsenin bilmesi mümkün değildir. Bunlara gaybı mugayyebat denir. Mesela kıyametin kopuşu, sadece O’nun katında saklıdır. Ayet’i Kerime’de de bunu açıkça bildiriyor: “Kıyamet vakti hakkındaki bilgi, ancak Allah’ın Katındadır. Yağmuru O yağdırır. Rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını, başına ne geleceğini bilemez. Yine hiç kimse nerede ve nasıl öleceğini de bilemez. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir.”(Lokman-34) Ayet’i Kerime’den anlıyoruz ki, bizim bilmediğimiz şeyleri de bilen O’dur. Ve bütün bunlar da Levh-i Mahfuzda kayıt altına alınmış durumdadır. “Biz her şeyi Levh-i Mahfuzda tek tek yazdık” (Yasin-12)

ALLAH İLE KONUŞMAK MÜMKÜN MÜ?
Kuran’dan anlıyoruz ki, C. Allah insana önem ve değer veriyor. Yeryüzünü onun için düzenliyor ve yine insan için her türlü nimeti ile de yeryüzünü donatıyor. Ama buna rağmen değer ve önem verdiği insana, kendisi ile doğrudan konuşma imkânı vermiyor. Ancak vahiy yolu ile, perde arkasından veya gönderdiği elçiler vasıtası ile ya da verdiği ilhamlarla, kişinin kalbine indirdiği telkinlerle konuşma fırsatı veriyor.
Kuran’dan anladığımız kadarı ile Peygamberlere seslenerek konuştuğu anlaşılıyor. Hz. Musa bunlardan birisidir. Araf Suresi 143.Ayet’indeki C. Allah’ın: “Musa tayin ettiğimiz vakitte (Tur dağına) gelip de Rabbi onunla konuşunca” ifadesinden anlıyoruz ki Allah Celle Celalühü perde arkasından Hz. Musa ile bizzat konuşmuştur.
Peygamberimizin de aynı şekilde Miraç esnasında perde gerisinden Allah ile konuştuğu biliniyor. İslâm Uleması, Hadislerin yorumu sonucunda peygamberimiz ile Allah arasında geçen konuşmanın ilk başında şu şekilde ceryan ettiğini naklederler: Tabi bu,Hadislere dayanarak yorum getiren İslam ulemasının görüşüdür.Bu görüşe göre Peygamberimiz Huzura kabul edildiğinde “Ettehiyyatü lillahi vessalavatü vetteyyibat(Hertürlü ibadet saygı Allah içindir) dedi. C. Allah da cevaben: “Esselamü aleyke eyyühennebiyyü ve rahmetullahi ve berekatühü(Ey peygamber! Selam, rahmet ve bereketim senin üzerine olsun)dedi. Peygamberimiz de “Eşhedü enla ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden abdühü ve resulühü” diyerek Allah’ın varlığı ve birliğiyle kendisinin de onun kulu ve resulü olduğuna şehadet etti. Mümin kardeşlerimizin Namazlarda, oturulduğu sırada okudukları Ettehıyyatü duası bu konuşmanın metninden alınan bir duadır. Demek ki peygamberimiz de sütre gerisinden ve vasıtasız konuşan diğer bir peygamberdir.
C.Allah’ın konuşmasının ancak bu şekilde olabileceği Kuran’da da belirtilmektedir. Sur Suresi 52.Ayet’inde: “Allah bir insanla ancak vahiy yolu ile veya perde arkasından konuşur. Yahut da bir elçi gönderip izni ile ona dilediğini vahyeder.”(Sura-52)
ALLAH KONUŞUR MU?KONUŞURSA NASIL KONUŞUR?
Ayetlerden C. Allah’ın bizler gibi normal sade vatandaşlarla, ilham ve değişik şekillerde yaptığı telkinler aracılığı ile konuştuğunu anlıyoruz. Mesela Sura Suresi 52.Ayetinde C. Allah’ın: “Fakat biz kullarımızdan dilediğimizi doğru yola eriştirdiğimiz” ifadesinden anlıyoruz ki, Allah Teâla dilediği kullarını telkinleri ile (Telkin şeklindeki konuşma tarzı ile) doğru yola eriştirebilmektedir.
Konuşma olayına, Kaf ve Enfal surelerindeki aşağıda zikredilen iki Ayet’i de göz önüne alarak bakarsak Allah-ü Zül Celal Hazretlerinin, dolaylı yollardan da olsa dilediği kulları ile konuşabileceğini anlarız. “Biz insana şah damarından daha yakınız”(Kaf-16) , “Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer.” (Enfal-24)anlamındaki bu Ayetler sayesinde, anlıyoruz ki, C. Allah, yüce güç ve kudreti ile yanımızda, yakınımızda hatta içimizdedir. Böyle olunca kişi, göremediği ama gücünü, azametini yanında kalbinde hissettiği Allah ile konuşabileceğini, hatta sıkıntılarını ve İsteklerini O’na doğruca, aracısız iletebileceğini anlar.
Demek ki insanın Yaratanı ile dolaylı da olsa konuşabileceği kesindir. Hatta Allah-ü Teâla Kuran’da dua edene, derdini söyleyen kullarına karşılık bile vereceğini açıklamaktadır. Bakara ve Neml Surelerinde, kulum benden bir şey isterse ona cevap veririm, sıkıntısını gideririm buyururken Adeta kullarına konuşma fırsatı da verdiğini bildirmektedir. Anılan bu Ayet’lere bakarsak, konu daha iyi anlaşılacaktır. :
“Ey Resulüm! Kullarım beni sana soracak olursa, muhakkak ki Ben(Onlara) pek yakınınım. Onlar bana dua ettiği zaman dua edenin duasına cevap veririm.”(Bakara-186)
“Darda kalan, yardım isteyen bu sebeple (bana)dua edene karşılık verir ve (başındaki)
sıkıntıyı gideririm.”(Neml-62) buyuran Allah-ü Zül Celal Hazretlerinin bu Ayet’lerinde kulları ile konuşabileceğini dua edilerek istek de bulunulması halinde de cevap vereceğini, konuşmasının da, kulun isteğine karşılık vermek, sıkıntısını gidermek şeklinde tecelli edeceğini anlatmaktadır. Ayet’i Kerime’lerden anlaşıldığı kadarı ile Kulların Yaratanı ile konuşabileceği kesinlik kazanmaktadır.
 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün