Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Araplarla İsraillilerin sürekli savaşmasının Kuran'daki görüntüsü nedir?

18 Ekim 2019 Cuma 10:54 Güncelleme : 18 Ekim 2019 Cuma 10:54

Bilindiği gibi Araplarla İsrailliler, yıllardır savaşarak gelirler. Bu savaş bugünkü görünümü ile  dinler arası bir savaş gibi görünse de aslında dinler arası bir savaş değildir. Toprak elde etme  savaşlarıdır. Yahudiler Rableri tarafından kendilerine vaat edilen kutsal toprakları savaşarak bir gün mutlaka alacakları inancındadırlar. Bu savaşların altında yatan kutsal toprak vaadidir. Allah katından Tevrat’tan sonra indirilen kitabımız Kuran’da da bu toprak vaadi yer alır. Kuran, kutsal toprak vadinin, İsraillilerin Rablerine verdikleri sözleri tutmamaları sebebiyle ortadan kaldırıldığı, o hükmün artık geçersiz olduğu bildirilmektedir. Ancak Yahudiler ne Kuran’ı ne de Hz. Muhammed'i tanımamakta ve vaadin Tevrat’ta yazıldığı şekli ile bir gün mutlaka gerçekleşeceği inançlarını sürdürmektedirler. Hatta vaat edilen toprakların bir kısmını da son yaptıkları Arap-İsrail savaşlarında aldıklarını iddia ederler. Ancak Araplardan Sina Yarımadası, Golan Tepeleri gibi bazı yerleri aldıkları doğrudur. Onun için bu savaşlar bitecek gibi görünmüyor. Kanaatimce bitmez de.  Bugünkü yazımızda, kutsal toprak vaadi nasıl ortaya çıkıyor, bunu ilk ortaya atan Yahudi peygamber kimdir? Buna karşılık Kuran’daki ayetlerde neler söyleniyor onları anlatalım istiyoruz.

YAKUP PEYGAMBERIN GÖRDÜĞÜ
RÜYA VE KUTSAL TOPRAK VAADI

Yahudiler, Yakup Peygamberi ataları sayarlar. Kutsal toprak vaadini ilk ortaya atan Hz. Yakup’tur. İsrailiyat kaynaklarında Yakup Peygamberin Harran’a dayısının yanına giderken yolda konakladığı bir yerde gördüğü bir rüya bu kutsal toprak vaadini ortaya çıkarmıştır. 
Tevrat’ın Tekvin bölümünde de geçen bu rüyaya göre, ki bütün bunlar M.Ö. olan olaylardır. Yorulan Yakup (as) bir yerde konaklar ve şöyle bir rüya görür: Yerden göğe doğru yükselen ve üzerinde meleklerin de inip çıktığı bir merdiven vardır. Ve bu merdiven arşa kadar uzanan bir merdiven gibidir. Melekler, Hz. Yakup’u bu merdivene davet ederler. Bu davet üzerine o merdivenlerden Yakup (as) da çıkar. Sanki başı, göklere kadar erdiği bir sıra da Rablerinin, Hz. Yakup’a aşağıda nakledildiği şekilde seslenerek bazı bilgilendirmeler yaptığı bildirilir: Rablerinin Hz. Yakup’a şunları bildirdiğine inanılır: “Ey Yakup! İbrahim’in ve baban İshak’ın Rabbi olarak (sana) söylüyorum. Üzerinde yattığın o diyarı sana ve senin zürriyetine(İsraillilere) vereceğim. Gün gelecek senin zürriyetin toz gibi dağılacak ve doğuya, batıya, kuzeye ve güneye yayılacak. Ve yeryüzünün bütün kabileleri, senden ve zürriyetinden mübarek kılınacak.”(Tekvin)
Yahudiler bu rüyaya çok önem verirler. Onun için anlatmadan geçmek istemedim. Çünkü bu rüyada, Rableri tarafından Yahudilerin atası olarak görülen Hz. Yakup’a üç önemli vaatte bulunulmaktadır. Birincisi, “Yakup Peygamber’e, üzerinde yattığı o diyarın(Filistin ve Kudüs ve Şam bölgesi) Rableri tarafından Yakup(as)’a ve Yakup Peygamberin zürriyetinden gelen İsraillilere verileceğinin vadedilmesidir.”
Tevrat’ta geçen bu rüya ile yapılan ikinci önemli vaat ise “Gelecek bir gün de İsrail oğullarının, Filistin’in doğusuna, batısına, kuzey ve güneyine bir toz gibi dağılacakları ve o bölgenin tamamen İsraillilerden oluşacağı vadidir.” Yani Rableri diyor ki Filistin, Filistin’in doğusu, batısı, kuzeyi güneyi hem toprak olarak hem de nufus olarak sizin olacaktır. İsrail din adamları Hahamlar, bu rüyayı gizlice şöyle yorumluyorlar. (Tabi bu gizli tutuluyor ama bir gün mutlaka olacağına inanılıyor.) Rableri gelecek bir günde büyük İsrail’in kurulacağı müjdesini veriyor. Bu rüyanın altında yattığına inanılan budur.
Üçüncü vadedilen ise çok ama çok düşündürücüdür. Rüya olayında Hz. Yakup’a Rableri, “Yeryüzünün bütün insanları senden ve soyundan gelen insanlardan (O, o günkü görünümü göz önüne alarak Kabilelerden diyor) oluşacak ve sizin soyunuz ebediyen mübarek ve seçkin kılınacak” diyerek bir gün gelecek, herkes sizden olacak ve sizden olan o insanlar da seçkin olarak varlığını sürdürecek deniliyor. Üçüncü vaat de bu oluyor.
Yakup Peygambere atfedilen bu rüya, dikkatlerden kaçmaması gereken konuları ortaya seriyor. Bu bakımdan üzerinde durulması, İsrail’le ilgili her konunun takip edilmesi gerekiyor. Siz ama bu rüyada, rüya olarak görülen bir olay değil mi? diye düşünebilirsiniz. Böyle düşünülürse çok yanlış olur. Çünkü Kuran’da da Tevrat’ta da Peygamberlerin gördüğü rüyalar, sahih rüyalardır. Vahiy gibi kabul edilir. Onun için İsrailliler bunu bir rüya olarak görmüyorlar. Yakup Aleyhisselam ile ilgili olan bu toprak vadi olayı, İsrailiyat kaynaklarında ve kitaplarında yer alır. 
Ancak Yahudiler’deki bu toprak vadi olayı Hz. Musa zamanında da vardır. Ve Hz. Musa zamanında geçen Yahudilerdeki bu toprak vadi olayı, Kuran'ı Kerim’de de konu edilir. Hz. Musa ataları Yakup(as) zamanından beri bu kutsal vaadinin, savaşılmadığı için yerine getirilemediğini bildirerek Kavmini uyardığı da bilinir. Savaş, Tevrat’ta da şart koşulmaktadır.
İnanışlarına göre Rableri Yahudilere, Arz-ı Mev’udu (Filistin, Kudüs ve Şam bölgesini, Fırat'ın doğusunu) kendilerine vereceğini bildirdi. (inanışlarına göre ilk bildirim Hz. Yakup zamanında olmuştur) Bu durumu Hz. Musa zamanında da gündeme geldiği için Hz. Musa kavmine bu durumu ile Kuran’da geçen şekli şöyle hatırlattı: “Ey Kavmim! Allah’ın size lütfettiği nimetlerini hatırlayın. Zira o, içinizden peygamberler çıkardı. Ve sizi hükümdarlar kıldı. Âlemlerde hiç kimseye vermediğini size verdi.” “Ey Kavmim! Allah’ın size vatan olarak yazdığı mukaddes topraklara girin ve arkanıza dönmeyin. Yoksa kaybetmiş olarak dönersiniz.” (Maide-20,21)
Hz. Musa bu vadi yapmıştı ama Kavmi, “Ya Musa! Orada zorba bir toplum var(Amalikalılar kastediliyor)Onlar oradan çıkmadan biz asla oraya girmeyeceğiz. Eğer onlar oradan çıkarsa ancak o zaman gireceğiz.” (Maide-22)
Kuran’dan öğrendiğimize göre Hz. Musa zamanında Amalikalıların ne durumda olduğunu öğrenmek ve bir keşifte bulunmak için Hz. Musa o bölgelere on iki kişiyi grup başkanı seçerek gönderdi. İkisi hariç (bunlardan birisi Hz. Yuşa kabul edilir) diğer bütün gönderilenler Amelikalı’larla savaşılamayacağını bildirerek, savaştan kaçınılması gerektiğini söylediler. Ama bu konuşmaları halkı korkutmuştu. Ve Amalikalılarla savaş ancak Hz. İşmoil’in tayin ettiği Talut zamanında oldu. Talut’un ordusunda bulunan Hz. Davut vasıtası ile de Amalikalıların zâlim komutanı Calut öldürülerek o bölgeye giriş sağlandı.

YAHUDİLERE TOPRAK VADİ VE 
KUR’ANIN BU KONUDAKİ GÖRÜŞÜ:

Kur’an-ı Kerim’de C. Allah tarafından Yahudilere, toprak vadinin, Firavun'un zulmünden kurtularak Tih sahrasına hicret ettiklerinde, yapıldığına inanılır. Kuran’a göre yapılan bu vaad doğrudur. Ama bu vaad şartlı yapılan bir vaaddir. Ancak C. Alah’a verdikleri sözde durmayışları, Tevrat’ı bozmaları ve hak yolundan çıkmaları sebebi ile bu vaadin artık ortadan kalktığı, toprağın ancak iyi ve Allah yolunda olanların hakkı olduğu, Kuran’da çok açık bir şekilde bildirilir. İlgili Âyet’e bakarsak bu görülecektir.
“Andolsun ki Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. (Kefil olarak) içlerinden on iki de başkan göndermiştik. Allah onlara şöyle demişti: Sizlerle beraberim. Eğer namazınızı kılar, zekâtınızı verir, Peygamberlerime inanırsanız, onları desteklerseniz ve Allah için (güzel şekli ile, faizsiz) borç verirseniz andolsun ki sizin kusurlarınızı örterim.”(Maide-12) Kuran-ı Kerim, anlaşmanın bu şartları taşıdığını bildiriyor. Yine Kuran, Maide 13. Ayetinde de  “Ancak İsrailoğulları sözlerinde durmadılar. İbadetlerini yapmadılar. Kitaplarını tahrif ettiler. Kendilerine öğretilen Tevrat’ın da önemli bir bölümünü unuttular. Bu sebeplerle toprak vaadi artık ortadan kaldırılmıştır. (Maide-13)  

İSRAİLLİLERİN TOPRAK VAADİ, HER ZAMAN 
SAVAŞ ÇIKMASINA SEBEP OLMAKTADIR
 
İsraillilerdeki bu kutsal toprakların vaadi ve buraların da savaşla alınması gerektiği inancı, aslında her devirde tehlikeli olmaktadır. Bu bakımdan bu konunun sürekli takibi gerekir. Pekî, bu olayları, İsrail’in takibi olayını, tek başına Araplar yapabilir mi? Bunun mümkün olmadığını, olamayacağını zaten tarih göstermiştir. Hiç şüphe edilmesin ki İsrail’in bütün kavgaları, savaşları bu vaatlerle ilgilidir. Aslında bunlar, Yahudiler’de devlet sırrı gibi saklanan konulardır. Ama biz burada, duyurmakta yarar görüyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün