Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Eskişehir son değil

9 Nisan 2018 Pazartesi 09:21 Güncelleme : 9 Nisan 2018 Pazartesi 09:21

Eskişehir son değil

Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi'nde bir psikopatın düzenlediği silahlı saldırıda dört akademisyen hayatını kaybetmişti. İlk başta, “sorunlu bir kişiliğin cinnet hali” gibi anlaşılan bu katliamın detayları görüldükçe, altından şaşırtıcı olaylar çıkmaya başladı. 

Bu olayın gün yüzüne çıkardığı en önemli şey, asılsız ihbarlarla bir çok masum insanın hayatının karardığı gerçeğiydi. Katilin uzun süredir, çevresindeki herkesi ihbar ettiği, ihbar edilen kişilerin üniversiteden ihraç edildiği, tutuklanıp hapis yattığı ve neticesinde beraat ettiği ortaya çıktı. Buna rağmen, asılsız ihbarlarla bir çok insanın hayatını karartan bu psikopatın herhangi bir ceza almaması ve bu faaliyetinin engellenmemesi, katliama giden süreci hızlandırmıştır.

Bu durum, toplumdaki korku ve duyarsızlığı gözler önüne seriyor. Bu ihbarlar sonucunda meslekten ihraç edilen, hapis yatıp beraat eden bir akademisyenin; uğradığı iftiradan dolayı yaptığı suç duyurusu, takipsizlikle sonuçlanıyor. Gerekçesinde ise, bu ihbarların vatandaşlık görevi olduğu ifade ediliyor. Şimdi bu katliamın tek suçlusunun, bu psikopat olduğu söylenebilir mi? Bir maille, bir çok insanı üniversiteden attıran, göz altına aldırıp hakim karşısına çıkaran, cezaevine attıran kişi kadar, bu yanlış idari ve hukuki kararları verenler de, bu katliamda suç ortağı sayılmalıdır.

Diğer yandan, bilim yuvası olması gereken üniversitelerimizin geldiği noktayı görmek gerçekten üzücü. Bir mahkeme dosyasında, Amerika’da cemaat evlerinde kaldığını itiraf eden, insanlara sayısız iftirada bulunan problemli biri, nasıl olur da, üniversitede bir akademisyen olarak barınabilir? Oradaki öğrencilerin halini hiç düşünemiyorum bile. Böyle bir katliam gerçekleşmediği için bilgi sahibi olamadığımız, kim bilir hangi olaylar, hangi mağduriyetler yaşanıyor diğer üniversitelerde? 

Üniversiteler özerk ve demokratik yapıya kavuşmadığı sürece; bilimle, felsefeyle, sanatla ilgilenen kurumlar olamayacaklardır. Akademisyenlerin kanıyla duş alacağını söyleyenlerin, ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaştığı ülkemizde, bilimsel özerklik ve akademik özgürlük katledilmeye devam ediliyor!

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün