Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Aslı'nın dramı

20 Şubat 2017 Pazartesi 11:32 Güncelleme : 20 Şubat 2017 Pazartesi 11:32

Adı Aslı Sönmezler. 36 yaşında. Üniversiteyi Amerika'da okudu. Babası mimar. Annesi bir İsviçre bankasının genel müdür yardımcısıydı. 2 yıl önce annesini boğara öldürdü.

İstanbul'da birlikte yaşadıkları evlerinde, arkasından saldırdı annesine ve yere düşürdü, dizleriyle sırtına oturdu ve boğazını sıktı. Ellerinin arasında, annesi, bir süre sonra nefessiz kaldı. Öldürdüğü annesinin başının altına bir yastık koydu ve ona sarılarak, saatlerce ağladı.

Şimdi cezaevinde.

Aslı'nın yaşam öyküsü oldukça ilginç. Mimar babasıyla, Boğaziçi mezunu annesi bir aşk evliliği yapıyorlar. Bu eğitimli ve başarılı iki insanın yolları, Aslı'nın yetiştirilme tarzı ve başka konular yüzünden ayrılıyor. Çekişmeli bir ayrılığın sonunda baba başka evlilik yapıyor. Aslı da babayla kalıyor. Babanın yeni evliliğinden kardeş gelince ipler kopuyor ve Aslı anneyle kalmaya başlıyor. Çekişme ve karşılıklı suçlamalar sürüp gidiyor.

Aslı'ya Amerika'da eğitim gördüğü süreçte, yaşadığı olaylar sırasında şizofreni teşhisi konuluyor. Ama anne bu konuyu herkesten sakladığı gibi, Aslı da hasta olduğunu bir türlü kabul etmiyor.

Süreç en sonunda annenin ölümüyle sonuçlanıyor.

Aslı 2 yıldır cezaevinde tutuklu. Adli tıptan gelen 4 ayrı bilirkişi raporunun 2'si 'cezai ehliyeti vardır' diyor; diğer ikisi 'cezai ehliyeti yoktur' diyor. Kafası karışık olan mahkeme heyeti, onu bir hastanede tedavi ettirmek yerine cezaevinde tutuyor. Ama cezaevinde de şizofreni tedavisi uyguluyorlar. Başka mahkumlara zarar vermemesi için zaman zaman uyutulduğu ve hatta bağlandığı iddaa ediliyor. Çok çelişkili bir ve tutarsızlıklar dolu bir durum var ortada.

Şizofreni tanısı gibi ciddi bir tıbbi olayın varlığı veya yokluğu, bilimsel olarak muallak olamaz. Üstelik Abd'de konulmuş teşhis ve raporlar da varken, Adli Tıp'ın bu kararsızlığı içler acısı bir durumu da gözler önüne seriyor. Toplumdaki hak ve adalet duyguları da zedeleniyor.

Diğer yandan Aslı'nın dramı, çekişmeli boşanmaların ortaya koyduğu, üzücü sonuçları göstermesi açısından da dikkat çekici. Bir çok sebepten dolayı, ülkemizde boşanma oranları çok artmış durumda. İstatistikler bir yana, okuldaki çocukların durumunu gözlemliyorum; neredeyse her iki çocuktan birinin anne babası ayrılmış durumda.

Bizim ülkemizde maalesef, çiftler boşanıyor ama çekişme sürüyor. İki taraflı olarak da bir çok hata sürüdülüyor ve yanlışlar devam ediyor. Çocukların üzerindeki analık babalık hakları da, yasaların vermiş olduğu haklar da, karşı tarafı cezalandırmak için kullanılıyor. Sonuçta, olan çocuklara oluyor. Kendisini henüz ifade dahi edemeyen, kendisini koruyamayan bu küçük hayatlar; büyük bir savaşın, çirkin bir dünyanın içinde buluyorlar kendilerini.

Öte yandan, sürecin mağdurlarını kucaklayacak sosyal güvenlik kurumlarımız gelişmiş değil. Parasız eğitim, barınma, beslenme, kişisel gelişimi tamamlayabilecek alanlarımız maalesef, çok yetersiz.

Aslı vakası, buzdağının görünen yüzü. Bu dramla, ülkemizdeki çekişmeli ayrılıkların nelerle sonuçlanabileceği, adaletin işleyişindeki aksaklıklar ve sosyal devlet anlayışımızın yetersizliği ortaya çıkmış oldu.  

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün