;
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Deprem öldürmez bina öldürür!

29 Ocak 2020 Çarşamba 10:59 Güncelleme : 29 Ocak 2020 Çarşamba 10:59

Yine korkulan oldu. Elazığ da 6.8 şiddetinde bir deprem oldu. Yine bütün Türkiye yekvücut oldu. Özlediğimiz duyarlı tablo ülkemizin milli birlik beraberlik ve samimiyeti ortaya tekrar çıktı. Her ne kadar bunu bozmaya çalışanlar olsada, duyarlı vatandaşlarımız izin vermedi. Ölünün dini dili ırkı olmaz. Deprem de dine dile ırka göre yer edinmez oluşmaz. Yer hareketi bir tektonizmadır.
Taziye ve düğünde insanlarımızın yan yana gelmesini sağlayan o duygusal yapımızı korumamız hiçbir güç ve kuvvetin buna engel olmaması dileğimizle ülke de birlik ve kardeşlik cenaze evinde hatırlanmamalıdır. İllaki başımıza bir şey gelince birleşmeyelim gelmeden de birlik olalım.
Bilim adamları yıllardır bu bölgede depremin olacağını hatta depremin şiddetini bile tarif ediyorlardı. Bu konuda gerekli önlemlerin alınması için yetkililere tezlerini sunuyorlardı. Hatta makaleler TV programlarında çıkıp önlemlerin yetersizliğinden bahsediyorlardı. Önlem alınırsa depremin öldürmeyeceğini bütün Yer bilimci ve Yapı mühendisleri bilirler. Halka da bunu anlatırlar.
Deprem konusunda teknoloji ile birlikte bilim adamlarının ortaya koydukları tezler devlet yönetimi için rehber niteliği taşımalıdır. Gerek merkezi yönetim gerekse yerel yönetimler Yer bilimcilerden oluşan ciddi kadrolar bünyelerinde bulundurmalılar. Bu kadrolar depreme hazırlık yapmalılardır. Deprem olduğu an değil deprem olmadan önlemler alınıp hayata geçirilmelidir. Taziye ve yas evine dönmemeliyiz. Deprem ülkesi olarak yapılarımızın sağlamlığı ile övünen Japonlar gibi rahat olmalıyız. Bunu yapabiliriz.
Deprem öldürmez bina öldürür söylemi yüz yıllardır bilim adamlarının cümlesidir. Çünkü yer küre milyarlarca yıldan bu yana hareketlidir. Bu hareket her zaman devam edecektir. Önlem almak korunmak gerekir. Depreme dayanıklı binaların yapılması ile binaların kontrolü sağlanırsa depremlerde oluşan can kaybı minimize edilir. Yüzyıl önce oluşan aynı türden depremde hayatını kaybedenlerin sayısının bu yüzyıla oranlarsak yüzde 80'e yakın azaldığını görürüz. Ancak Japon ya da 7-8 şiddetindeki bir depremde hiç kimsenin burnu bile kanamıyor olması bizde taş taş üstünde kalmaz düşüncesi ile yer değiştirmelidir. Buda deprem için önlemlerin çok sıkı bir şekilde tez elden alınmasını zorunlu kılar. Bu mümkün mü Teknoloji bunu mümkün kılıyor. Sadece burada sorun sistem. Yapıların dayanıklılığı ile ilgili ve planlama ile ilgili sistemin ortaya konması gerekiyor. Seçimlerdeki oy rantına göre imar afları (imar barışları) ile yanlış’ı tescil eden bir anlayış, sistem yaratmayı mümkün kılmıyor. Kaderci bir millet olmaktansa kendi kaderimizi tayin etmenin, Allah'ın bize verdiği aklı kullanarak, mümkün olduğunu bilmemiz, görmemiz gerekir diye düşünüyorum. Sosyal medyada, yok artık dedirten paylaşımlarla, benim duygusal vatandaşıma zulmedildiğini yanlışa sürüklenmeye çalışıldığını görüyoruz. Şarlatanların din eksenli vatandaşı kandırdığını gözlemliyoruz. Depremi ben mi yaptırdım. Veya depremi önleyemeyiz diyen yaklaşımlar, deprem için önlem alınmamasına kılıf uydurmaktan öteye gitmez.  
Sonuç olarak ülkemizde deprem ile ilgili ciddi bir konsey oluşturulmalıdır. Hatta deprem bakanlığı kurulmalıdır. Bilimin gösterdiği yolda depreme karşı önlemler kişilerin ekonomik rantına göre değil devletin ülkenin vatandaşının yaşamının garantisine göre şekillendirilmelidir. Yani deprem etüt merkezleri (olmayan bölgelerde kurulmalı), depreme dayanıksız binaları derhal tespit etmeli ve deprem olmadan yıktırmalıdır. İnsanın canından daha kıymetli bir şey olamaz. Bir devlet için en değerli şey vatandaşının hayatıdır. Depremin öldürmediğini binaların öldürdüğün, unutmayalım. Geçmiş olsun ELAZIĞ! Başımız sağolsun ELAZIĞ! ELAZIĞ SENİNLEYİZ!
 

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün