Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

İmar affı kentsel cinayettir

30 Mayıs 2018 Çarşamba 12:15 Güncelleme : 30 Mayıs 2018 Çarşamba 12:15

İmar affı kentsel cinayettir

TBMM 26.dönem çalışmasına son verirken gider ayak imar barışı adı altında 13 milyon konutu ilgilendiren imar affını yasalaştırdı.
Bu af yasasıyla bir yandan bütçe açığına destek sağlanması öngörülürken,diğer yandan affın oy getirisinin de hedeflendiği açıktır.
İmar afları iktidarların genellikle seçime giderken başvurdukları bir yol olup,sık sık yapılan imar afları ülkemizdeki düzensiz kentleşmenin temel nedenleri arasında yer almaktadır.
Bugün kentlerimizde yaşanan sosyal,fiziki ve teknik altyapı yetersizliği ,trafik ve otopark,hava kirliliği, gürültü,sel ve benzeri tüm kentsel sorunların temelinde imar afları yatmaktadır.
İstanbul,Ankara ,İzmir gibi metropol kentlerimizin aldığı yoğun ve kontrolsüz göç  sonucu oluşan kitlesel kentleşmeden kaynaklanan gecekondulaşma süreci “barınma hakkı” adıyla süslenmiş ve bu gerekçeyle kentsel arazilerin yağma edilmesine adeta göz yumulmuştur.
Geçmişte kente göç eden alt gelir grupları tarafından işgal edilen hazine arazilerinin seçim dönemleri getirilen imar aflarıyla tapuya dönüştürülmesi, bu kitleleri özendirmiş ve kentlerimizdeki gecekondulaşma kontrol edilemez şekilde yoğunlaşmıştır.
Bir  sonraki adım fiili durumu hukuki hale getirmek için siyasi baskılar sonucu  kuralların zorlanarak imar planlarının yapılması ve bunun sonucunda da mevcut imar durumuna uydurulmaya çalışılan çarpık çurpuk mahalleler ,caddeler ve  sokaklar oluşmuştur.
Bundan sonraki aşamada oluşan arsa rantı doğrultusunda, işgal edilen arsaların daire karşılığında apartmanlara dönüşmesi ve gece kondu sahiplerinin bir anda bir ya da birkaç daire sahibi olma sürecine geçilmiştir.
Özetle bu süreç şöyle işliyor. Açgözlülük ve uyanıklık yaparak kamu arazisini işgal et, gecekondu yap,daha sonra daire karşılığı yapsatçıya ver ve kentsel yağmadan pay al.
Tabi gecekondulaşma sonucu kentsel yağmadan alınan paylar,bu yolla servet edinmiş holdinglerin yanında devede kulak misali olup,asıl büyük rant sağlayıcılar, yapsatçılıktan holdingleşmeye doğru hızla yol almış olan inşaat sektörünün mutlu azınlığıdır.
Bu şekilde holdingleşen inşaatçılar ,ekonomik ve siyasal güçleri sayesinde, imar kurallarını bozmaktan,çıkarlarına göre değiştirmekten asla çekinmezler ve bir süre sonra da ne yapar eder mutlu sona ulaşırlar.
Bir yanda bir ömür çalışıp didinerek başlarını sokacak bir ev için ömürlerini heba eden ve çoğu zaman da bunu başaramayan ve hayal kırıklığı içerisinde yaşamlarını sürdüren dürüst ve namuslu insanlar. Diğer yanda gece kondu uyanıkları ile  nazım imar planlarını altüst eden cam,beton,çelik karışımı  gökyüzünü delen estetikten yoksun gökdelenler, rezidanslar ve  alışveriş merkezleri inşa eden holdingleşmiş yapsatçı şirketler.
Ülkemizdeki mevcut uygulamada yapsatçılar için kural yok,kazanç vardır. Plan notunda yükseklik serbest (H max serbest) notu yer alsa, yapsatçı holdinglerin acımasız rant güdüsü ve gökyüzü bedava çıkabildiğin kadar çık mantığıyla ,oluşabilecek sosyal,teknik ve fiziki altyapı sorunlarını dikkate almaksızın inşaat teknolojisinin sınırlarını zorlayacak şekilde kat çıkmaktan çekinmeyeceklerine eminim.
Az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, hizmetlerin halk için değil; yandaş iş adamı,şirket ve holdinglere kazanç sağlamak amacıyla yapıldığı, halkın da bu hizmetlerden paylarına düşen ölçüde yararlanabildiği, yani bu tür ülkelerde, iktidarların kaynak aktararak kendi zenginlerini yaratmak amacıyla  hizmet ve yatırım yaptıkları bu toplumların acı gerçeğidir.
Son imar affı yasasının artık gecekondulardan ziyade,inşaatçılıktan holdingleşmiş büyük inşaat şirketlerinin imar yasalarına aykırı yapılarının yasal hale gelmesini sağlayacak olup,bu düzenlemeyle hazineye gelir sağlamanın yanı sıra, durgunluk yaşayan inşaat sektörünün canlandırılmasının amaçlandığı da açıktır.
İktidardaki merkezi veya yerel yönetimler bu gelişmelere oy kaygısıyla bir anlamda çanak tutarken, muhalefet partileri de aynı şekilde hem oy kaygısıyla hem de iktidar olurlarsa kendileri de imar affı çıkarmak durumunda kalabilecekleri için bu kentsel yağma karşısında genellikle sessiz kalıyorlar.
Nitekim, mevcut muhalefet partilerimiz son yasal düzenlemeyle oluşan kentsel cinayet karşısında en azından sessiz kalarak bu  düşüncemi doğrulamışlardır.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün