Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Aklıma takılanlar

27 Haziran 2018 Çarşamba 08:32 Güncelleme : 27 Haziran 2018 Çarşamba 08:32

Başbakan Binali Yıldırım mitinglerde sohbetlerde televizyon programlarında 24 Haziran seçimlerinden sonra yapacağı işler konusunda sürekli vaatlerde bulunuyor. Sanırım başbakanımız  seçimden  sonra artık kendisinin başbakan olmayacağını unutmuşa benziyor.

Hollanda başbakanı elinde kahve ile parlamento kapısından geçerken kahve yere dökülüyor. Başbakan  paspasla yerleri sildikten sonra da temizlik beziyle de kapıları siliyor. Orada bulunan temizlik görevlileri de başbakanı alkışlıyor. Merhum Erdal İnönü’yü tebessümle hatırladım.

MHP lideri Devlet Bahçeli, "Çocuk istismarcıları, tecavüzcüler, kadın katilleri, PKK’lılar, FETÖ’cüler hariç olmak üzere, demir parmaklıkların gerisinde özgürlük düşü kuran, zindanda gün sayan, dama düşüp sevdiklerinin ve sevenlerinin hasretini çeken kader kurbanlarını afla taltif etmek niye akıllara gelmez?" sözleriyle af önerisinde bulundu. Bu arada Cumhurbaşkanı'ndan yetkisini kullanarak Alaattin Çakıcı'yı affetmesini istedi ve "Yetkim olsaydı Çakıcı’yı affederdim" dedi. Sanırım Bahçeli, Alaattin Çakıcı’nın çocuklarının gözü önünde karısını öldürdüğünü unutmuş(!)

Ülkemiz vatandaşlığının yanı sıra başka bir ülkenin vatandaşlığına da geçerek çifte vatandaşlık hakkını elde etmiş olanların oy kullanma haklarını demokratik sistemle bağdaştıramıyorum. Yıllardır yurt dışında yaşayan, en çok senede bir iki ay tatil için ülkemize gelen,büyük bir çoğunluğu yurt dışında doğan ve yurt dışında gömülen, çifte vatandaş Türklerin yaşamadıkları ülkede bizlerin kaderini tayini edecek seçimlerde söz ve karar sahibi olmaları bana antidemokratik geliyor. Daha da  ilginç olanı bunlardan (AB) Avrupa Birliği ülkelerinde yerleşik olarak yaşayanların önemli bir kısmının ülkemizin, AB’ne girmesine karşı çıkmalarıdır. Kendin AB’nin  demokratik ve özgürlük  ortamında yaşa ama Türkiye’nin AB’ne girmesine karşı çık.Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu.

Seçimlerden sonra yönetime gelecek başkan ve partiler başta ekonomi olmak üzere, iç siyasetin ve uluslararası ilişkilerin düzenlenmesi konularında çok ağır ve önemli sorunlarla baş etmek zorunda kalacaklar. Dilerim müstakbel başkan ve iktidarımızın bu önemli sorunların çözümü konusunda en azından genel hatlarıyla bir programları vardır. Eğer islim arkadan gelsin yanı önce bir iktidar olalım sonra yapılacakları düşünürüz düşüncesiyle davranılacaksa kendilerinin de ülkemizin de çekeceği var demektir.

Ah seçim sen nelere kadirsin, senin sayende cemevlerine hukuki statü tanınıyor, yıllardır atlara yapılan eziyet nedeniyle yasaklanması istenen faytonlar bir anda yasaklanıyor , hayvanlara karşı işlenen suçlar Kabahatler Kanunu kapsamından çıkarılarak Ceza Kanunu kapsamına alınıyor, Sakarya’da yavru köpeğe uygulanan vahşet karşısında oluşan toplumsal tepki  nedeniyle olayın faili hemen tespit ediliyor ve hukuk zorlanarak  kabahatler kanunu yerine Ceza Kanunu'nun sahipli hayvanlara karşı işlenen suçlarla ilgili  hükümlerine göre tutuklanıyor. Bu arada  hayvan barınağı yapmak yerine sahipsiz sokak köpeklerini toplayıp oraya bırakan Belediye de özellikle gündemden kaçırılıyor.

Sanırım 1976, 1977 yıllarıydı. Konya Alaaddin Camii'nde açık kalan kapı aralığından dönemin Başbakanı Süleyman Demirel'in başında fesiyle namaz kıldığı anın fotoğrafı, "Yılın Fotoğrafı Ödülü"ne layık görülmüş ve ödül, bu fotoğrafı çekmeyi başaran ANKA ajansı muhabiri Zekai Durmuş’a verilmişti.

Oysa bir kısım günümüz politikacıları cuma namazı, mezarlık ziyareti ve bunlar gibi yerine getirdikleri dini vecibeleri medyaya haber vermek yoluyla adeta reklam programı sunar gibi kamu oyunun gözüne sokmaya çalışıyorlar.

Biraz da ironi yapalım .

Kıraathaneler yap işlet devret modeliyle özel sektöre devredilmeli ve müşteri garantisi verilmeli ayrıca müşteri sayılarının artırılması için muhtar toplantıları bölgelerine göre kıraathanelerde yapılmalıdır...

Hatırladığım kadarıyla 1960 ve 1970’li yıllarda Türkiye Radyolarında çok uzun süren “Yalancılar” dizisi yayımlanmıştı. Ben bu dizinin sona erdiğini sanıyordum ama yalancılar dizisi başka bir platformda devam ediyormuş...

Bence yol yapımında dünyanın en başarılı ülkesi Türkiye’dir. Bizim yollarımız asıl işlevinin yanı sıra yağmurlu havalarda sulama kanalı ve gölet olarak işlev gördüğü gibi, otoları su motorlu hale dönüştürerek yakıt tasarrufu da sağlar…

Amerika Birleşik devletleri, Almanya, İngiltere, Fransa ve İtalya, bin odalı başkanlık sarayı yaptırarak Türkiye gibi büyük devlet olabilmek için yakın bir zamanda bizden borç isterlerse şaşırmayalım…

NOT: Bu yazı,  22.06.2018 tarihinde seçimden önce yazılmıştır.

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün