Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Artık yaz geldi sıcaklar bunaltmaya başladı…

3 Temmuz 2019 Çarşamba 07:12 Güncelleme : 3 Temmuz 2019 Çarşamba 07:12

Nereye gitmeli neyle gitmeli otellerde yer varmı  ya birde ekonomi, işte bütün insanların sıkıntısı….
İnsanın en değer verdiği şey HÜRRİYET’tir. Bunu kazanmak için tarih boyunca büyük savaşlar bile yaşanmıştır. 
Bugünün dünyasında HÜRRİYET ekonomiyle ifade ediliyor. Yani paranız varsa lüks otellerde konaklar, dilediğiniz ülkeye VIP avantajlarıyla gidebilirsiniz. Peki, bu mu HÜRRİYET?
Yani beni param var; Bir ünlü havayoluna kimsenin ödemediği ücreti ödeyip Business Class da seyahat ediyorum ama kabin memurunun otoritesi altında. Yedi yıldızlı bir otele ulaşmak için taksi şoförünün otoritesi altına giriyorum. Büyük paraları ödeyip, otelin kontrolüne giriyor, uyarı levhalarını okuduktan sonra havuza giriyorum. Yemek saatlerine uymazsam aç bile kalabiliyorum. Bu hürriyet mi? Tatil mi? İkisi de değil ama ben adeta soyuluyorum.
İŞTE BU SORUNUN TEK CEVABI  “KARAVAN”
Tek ihtiyacım çeki demirli bir araç. Çeki demirini bilemem ama bugün aracı olmayan yok gibi. Amacım kendi Hürriyetimi yaşamaksa, bi zahmet çeki demiri de taktırmalı, ruhsatıma işletmeliyim. Öyle değil mi?
Karavan…
Evimde yatak odam var, mutfağım, tuvaletim. Bu ortamlarda TV, bilgisayar benim yaşamımın parçası. Eeee, ya Karavan?
Arka tarafta kokusuz bir WC, orta bölümde meşrubatlarımı ve sabah kahvaltısında yiyeceğim peyniri, hatta mangalda pişireceğim sucuğu sakladığım buzdolabı. Dışarıdaki büyük tüpe bağlı dört gözlü ocak. Kettle, bulaşıklarım için evye… Tavandan inen TV, önümde laptop, yanımda şarj olan telefonum. Kapının önünde gölgelik, altında misafirimi ağırlayabileceğim portatif piknik mobilyaları ve sevgili şezlongum. Ben neredeyim? İstediğim yerde. Ormanda, deniz kenarında, dağda… İstediğim yer neresiyse orada. Bana komut veren yok. 
ÖZGÜRLÜK…
En son uyarı levhasını az önce ayrıldığım karayolunda gördüm. Eh! O kadar da olsun. Balık av setimi kullanıyor, denize oltamı atıyorum. Amaç büyük balık yakalayıp yemek değil. Bu keyfi de yaşamak. Görüntülü aramayla konuşabiliyorum. TV sürekli açık ve yarışma programına arada bir takılıyorum. Çevrede cırcır böcekleriyle bazı kuşların sesleri var. Bir de rüzgarın gücüne bağlı olarak sallanan ağaçlardan gelen hışırtılar. Hava tertemiz çünkü esintili bir yamaçtayım. Dalga sesleri de var. Eşim akşam yemeğini hazırlıyor, iki çocuğum akıllı telefonla ilgilenmeyip ağaçlar arasında oynuyorlar. Ülkem… Canım ülkem. O kadar güzel ki. Ve Hürriyet. Ve Karavanım…

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün