Uğur Derin Dondurucu
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
Yenigün
PAYLAŞ

Yorumu size bırakıyorum

1 Kasım 2019 Cuma 09:17 Güncelleme : 1 Kasım 2019 Cuma 09:17

Bir sinema şeridi gibi çocukluk dönemimin ilk yılları, nostalji perdesine yansıyor.
Rahmetli babam iyi bir futbol tutkunuydu. Aynı zamanda da iyi bir Altaylı.
Bu tutkunun ana nedeni, babamın Altay'ın sembol isimlerinden rahmetli Bayram Dinsel'le mahalle arkadaşı olmasıydı.
Belleğim beni yanıltmıyorsa, 1956 veya 1957 yılıydı. İlkokula adım attığım dönemdi.
Günlerden Pazar ve güzel bir İlkbahar günü.
Annemin “Hayır” ısrarlarına rağmen, rahmetli babam beni ve kardeşim Aytekin'i, Alsancak Stadı'nda oynanmakta olan Altay-Göztepe maçına götürdü. Ben 6-7, kardeşim ise 3-4 yaşlarındaydı.
Yaşı 50'nin üzerinde olanlar, o dönemin Alsancak Stadı'nı çok iyi bilir.
Kömür tozuyla kaplı, toprak bir zemini vardı sahanın.
Kapalı tribünün olduğu yerde balkon yoktu. Eski ve ilkel bir tribün vardı.
Açık tribün de aynı konumdaydı.
Tüm stat toplam 4-5 bin seyirci kapasiteliydi.
Babam, ben ve kardeşim içeriye binbir güçlükle girdik ve açık tribündeki yerimizi aldık.
Bugün bile hayal meyal anımsıyorum.
Altay ve Göztepe taraftarları aynı tribünü paylaşıyor, herkes yanyana maç izliyordu.
Altay'da belleğimde kalan isimler Bayram Dinsel, kaleci Nejat, Faik, Kaya ve Gönen, Göztepe'de ise Sedat Çağlayan, Gürel (Gürsel Aksel'in) ağabeyi, kalede ise yanılmıyorsam Erdoğan...
Sahada müthiş mücadele sürerken, tribünleri dolduran ve yanyana oturan Altay ve Göztepe taraftarları oldukça coşkuluydu.
Ama küfür bir yana, aralarında en küçük bir tartışma bile yoktu...
Maç 0-0 devam ediyordu. İkinci yarının ortalarıydı.
O sırada maçın hakeminin verdiği bir karar sonrası, rahmetli babam ayağa kalkarak, “Yuuuh be hakem” diye bağırarak, kararın ters olduğunu söylemek istedi.
O an da az ileride oturan bir polis, babamın yanına gelerek uyardı.
Bir daha tekrar edilmesi halinde dışarı çıkaracağını söyledi.
Babamın suratı kıpkırmızı olmuştu.
Polis'in uyarmasından çok, bana ve kardeşime karşı mahçup duruma düştüğünü düşünerek üzülmüştü...
Hatta yine belleğim beni yanıltmıyorsa, maçın bitimine 5-10 dakika kala stadı terkedip, evimizin yolunu tuttuk...
O günden sonra rahmetli babam, ne maça gitti ne de bizi götürdü.
Yorumu siz değerli sporseverlere bırakıyorum...

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün