Yenigün
Gazete Yenigün
Son Dakika
Gazete Yenigün
PAYLAŞ

Stalklasak da mı saklasak, stalklamasak damı saklasak?

11 Aralık 2019 Çarşamba 10:06 Güncelleme : 11 Aralık 2019 Çarşamba 10:06

Stalklamak, sosyal medyada bir kişinin başka bir kişiyi araştırması, sosyal medya hesaplarından gizlice takip etmesi, gözetlemesi ve paylaşımlarını incelemesi anlamına geliyor. Sürekli bir başkasını stalklayan kişiye stalker denir. Facebook, twitter ve instagram gibi sosyal medya ağlarının gücü arttığı için buna bağlı olarak birçok kişinin sosyal medya aracılığıyla kendi hayatlarında olanı biteni internete aktarması, insanoğlunun doğasındaki merak duygusunu da evrilterek stalkerlık kavramını hayatımıza dahil etti. İlk etapta masum bir gözlem olarak düşünülen ve genelgeçer olarak kabul edilen stalkerlık kavramı yavaş yavaş taciz olaylarıyla anılmaya başladı. 
Kabul edelim ki hepimizin içinde bir yerlerde bir stalker yatıyor. Bunu bazen boş zamanlarınızda veya internet denilen engin denizde farkında olmadan attığınız kulaçlarla yapıyorsanız sorun yok. Ancak amacınız, başka birinin hayatını an be an takip edip, onun attığı her adımdan haberdar olmaksa, o noktada işler sarpa sarabiliyor.
Sosyal medya, ilk dönemlerde haberleşmenin ve bilgi edinmenin en etkin aracıyken, bir anda insanların birbirini takip ettiği, yaşamının her anına karşı tarafın rızasıyla hakim olduğu bir mecra haline geldi. Burada en büyük ilgi, takipçi sayısı milyonları bulan ünlülerde gibi görünse de açık profiller birçok kişinin başka yaşamları takip etmesine olanak sunuyor. Birçok gizli profil ise kim olduğu belli olmasın diye açılan sahte hesapların takibi altında. 
Gelelim stalk ve stalklamak kelimelerinin karşılığı olan bu tablonun psikolojik açıdan değerlendirilmesi, nedenleri, niçinleri ve kişinin kendini bundan kurtarabilmesinin yollarına…
İnsanlar neden başkalarının hayatlarını merak ederler? Günümüzde yaşayan insanların en büyük (dez)avantajı meraklarını gidermeye yarayacak çok sayıda olanağın bulunmasıdır. Bunlardan biri internet ve sosyal medyadır. Merak ettiğimiz her şeyi kolaylıkla görebiliyor ya da öğrenebiliyoruz. Bu durum iki tür soruna yol açıyor. İlki, her isteğin veya arzunun bu kadar kolay duyurulması, ki bu bebekliğinden bu yana ilişki kurduğu nesnenin yokluğunu deneyimleyerek, “diğerine” ilişkin içsel nesne tasarımını oluşturabiliyor. Yokluğun hiç olmadığı veya arzunun karşılandığı her durum bizim dış dünyaya ait olan nesneleri içsel olarak tasarımlandırmamıza engel oluyor. Artık insanların “ötekine” ait bir tasarımı yok. Diğer problem ise doyumsuzluk ve beraberinde gelen mutsuzluk hatta depresyona kadar uzanan süreçtir.   
Bazı şeyler insanlar için yeni gibi görünse de aslında var olduğumuzdan beri form değiştirerek devam ediyor. Bu merak sadece bugüne ya da bu yüzyıla ait değil. Merak, öğrenme, görme çok ilkel olmakla birlikte halen günümüzde canlılığını koruyor. Sadece bunları karşılama yollarımız değişiyor. Eskiden bir yere gidileceği zaman haber verilirdi, şimdi ise hikayeye koyulur. Gören görür, hikayeden takip etmeniz yeterli. İletişime gerek kalmadı artık. Hesaba bak, “like” tuşuna bas ve geç. Hiçbir iletişim ve içselleştirme yok. 
Sadece ünlüler stalklanmıyor, eski sevgililer, iş arkadaşları, komşular, yakın çevre de stalktan nasibini alıyor. Merak, kıskançlık ve daha birçok duygu buna neden olarak gösterilebilir. Örneğin ayrılık sonrası kişiler neden hala birbirini takip edip stalklar? Ayrıldığınız kişiye hala ilgi duyduğunuzu söyleyemediğiniz için ayrılık sonrası genellikle stalk işine başvuruyorsunuz. Buradaki tehlike, ayrılık sürecinin ve bunun ardından yaşanması gereken yasın uzaması hatta bazen tamamlanamamasıdır. Hal böyle olunca, kişinin zihninde, biten ilişki obsesif biçimde devam ediyor. Kişi, diğerini stalklayarak hem kendi değerini sorgulamaya başlıyor hem de ayrılık zihinsel olarak sonlanamıyor. Yani bu durumdan eski sevgili değil, ilişkiyi kafasında bitiremeyen taraf zarar görür. Öncelikle ayrılığı kabul etmeli ve ne olursa olsun karşı tarafın sosyal medya hesaplarının takibi bırakılmalıdır. Ayrılmış olmak sizin değersiz ya da yetersiz olmanızla değil, ilişkinin bitmesiyle ilgilidir. Ayrılığın ardından gelen depresif duygular yaşamınızı çok zorluyorsa ve işlevselliğinizde bozulmalar varsa psikolojik destek alabilirsiniz. Bazen de sevilmeyen belki de nefret edilen kişi takip edilir. “Sevginin karşıtı nefret değil, kayıtsızlıktır” der Freud. Nefretle takibi sürdürüyorsak, aslında bilinçdışı bir şekilde ona olan hayranlığımızın, sevgimizin ya da aşkımızın bazı nedenlerle ve yaşananlarla başka duygusal ya da dürtüsel forma dönüştüğü ortaya çıkıyor. Bazen de kişi hiç tanımadığı birinin yaşamını da merak eder. Aslında takip ettiği kişinin kim olduğu çok mühim değil, çünkü o artık “öteki” değil. O sosyal medya hesabı sadece kişinin olmayı istediği, kendisini konumlandırdığı bir hayattır. Kişi o hesapla bir özdeşim kurarak onu takip ediyordur. Bu durumun riskli tarafı, gerçeklik algısının zedelenebilmesidir. İç gerçeklik ile dış dünyanın gerçekliği birbiriyle örtüşmediğinde psikolojik olarak ciddi sorunlar ortaya çıkabiliyor. Sadece stalkladığı için kişi bu duruma düşmez ama psikolojik olarak yatkınlık, geçmişte buna benzer ruhsal sorunlar varsa “stalklamak” bunu tetikleyebilir. Örneğin, paranoid tür bir bozukluğu olan kişi takip ettiği için paranoid olmuyor. Zaten paranoid bozukluğu bulunuyor ve bu nedenle gizlice takip ettiği birini saplantı haline getiriyor. 
Stalkerlığın çok büyük incelikleri de var tabi. Yanlışlıkla arkadaşlık isteği yollama, kazara iki kez dokunarak beş sene önceki fotoğrafını beğenme gibi şeyler yapmamak lazım. Fotoğrafların zoomlanması, kanıt aranması, internetten bütün seceresinin dökümünün çıkartılması, gece gündüz stalklamak sonucu bilgisayarın kafayı yemesiyle format atılması… 
Siz siz olun gene de çok şey yapmayın hiç gerek yok böyle şeylere…

Yazarın Diğer Yazıları
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN
Gazete Yenigün